Yargıtay Kararları › Yargıtay 7. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2025/368 E., 2025/1167 K.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/368 E., 2025/1167 K. (27.02.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/368
Karar No
2025/1167
Karar Tarihi
27.02.2025
Konu
Tazminat, Tapu, Miras

7. Hukuk Dairesi 2025/368 E. , 2025/1167 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/117 E., 2021/28 K. Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'ün 07.08.2013 tarihinde vefat ettiğinde terekesinin borca batık durumda olduğunu ileri sürerek; mirasın hükmen reddedildiğinin tespit edilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davanın soyut iddialara dayandığını, mirasın hükmen reddi durumunun miras bırakanın ölümü tarihindeki borçlarının alacak ve haklarından fazla olması hâlinde geçerli olacağını, ölüm anında tereke borca batık olmasa da ölümden sonra herhangi bir ödeme yapılmadığı için işlemiş faizler ile birlikte pasiflerin aktifleri geçmesinin söz konusu olup davanın ispatlaması gerektiğini belirterek; davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı Finansbank A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacıların murisinin, müvekkili Bankaya borçlu olduğunu, murisin ölümü tarihinden itibaren üç ay içerisinde açılması gereken davanın süresinde açılmadığını, mirasın hükmen reddinin şartlarının ise oluşmadığını, zira borca batıklık durumunun mirasın açıldığı anda mevcut olması gerektiğini, ispat yükünün davacıda olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir. 3.Davalı Akbank T.A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacıların murisinin, müvekkili Bankaya borçlu olup davacıların mirasın gerçek reddi için yasal süreyi kaçırdıklarını, mirasın hükmen reddinin istenebilmesi için ise borca batıklığın resmen tespit edilmiş olması gerektiğini ve ispat yükünün davacılarda olduğunu belirterek; davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEMECE VERİLEN İLK KARAR Mahkemenin; 03.03.2015 tarihli 2014/90 E. - 2015/155 K. sayılı kararıyla; "...Mirasın hükmen reddi talebinin süreye tabi olmadığı, murisin vefatı anında terekenin borca batık olduğunun herkesçe bilindiği ve sabit olduğu..." gerekçesiyle; davanın kabulüne, davacıların murisi ...'ün terekesinin borca batık olduğunun tespitine, davacılar tarafından mirasın hükmen reddedilmiş sayılmasına, karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkemenin 03.03.2015 tarihli 2014/90 Esas 2015/155 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı ... A.Ş. vekili ve davalı Finansbank A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. 2.Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi 21.01.2019 tarihli ve 2016/6214 Esas 2019/533 Karar sayılı ilâmıyla; "...Davacı annenin (...) hukuki yararı ile çocuklarının hukuki yararının çatışmakta olduğu, mahkemece Türk Medeni Kanunun 426/2. maddesi uyarınca 20.03.2007 doğumlu ... ve ... için kayyım tayin ettirilerek davanın kayyım tarafından devam ettirilmesi ve gösterdiği takdirde delillerinin toplanması, yargılama aşamasında ...'ün reşit olması sebebiyle davaya ve yapılan işlemlere muvafakatinin sağlanması gerektiği; kabule göre de, mahkemece yapılan araştırma ve incelemelerin hüküm kurmaya yeterli olmayıp mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılmasının gerektiği, icra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğunun kabul edildiği, aksi halde terekenin borca batık olup olmadığının, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak, bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler, tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçlarının zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüte neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekirken, murise ait araç ve ticaret sicil kaydının bulunup bulunmadığı, murise ait kredi kartlarından ölüm tarihi sonrası yapılan harcamaların kim tarafından yapıldığı tam olarak tespit edilmeden, mirasçıların mirası kabul anlamına gelecek davranışlarda bulunup bulunmadıkları araştırılmadan hüküm kurulduğu; ayrıca, davacıların Av.... ...'a verdikleri vekaletnamede "mirasın reddini" içeren özel yetki bulunmadığından davacılar vekiline özel yetkiyi içeren vekaletname sunması için süre verilmesi ve bu eksikliğin tamamlattırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken bu hususun gözardı edilmesi de yerinde olmayıp belirtilen hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece, başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararında; "...Tüm araştırmalar neticesinde; Allianz Yaşam ve Emeklilik A.Ş'den verilen yazı cevabında, muris ... adına kayıtlı 31017720 poliçe numaralı Yaşam Riskleri Sigorta Poliçesi kapsamında mirasçı davacılar ..., ..., ... ve ...'e 07/11/2013 tarihinde 25.033,75 'er TL olmak üzere toplam 100.135,00 TL ödeme yapıldığının bildirildiği, muris adına kayıtlı ... plakalı aracı ise ölümünden sonraki ağustos ayında davacıların kendi üstlerine tescil ettirdiklerinin tespit edildiği, davacıların mirası kabul anlamına gelecek davranışlarda bulundukları, mirası kabul ettikleri ve mirasın hükmen reddi davasının ispatlanamadığı..." gerekçesiyle; ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; müvekkillerinin hayat sigortası ödemelerini almış olmalarının terekeyi kabul anlamındaki davranışlardan sayılamayacağını, zira hayat sigortası tazminatı alacağının hak sahibinin sıfatından doğan bir alacak olması nedeniyle terekeye dâhil olmadığını, bu alacağı kabul etmenin terekeyi benimseme anlamında yorumlanamayacağını, bozmaya uyulsa da bozmanın gereklerinin yerine getirilmediğini, eksik araştırma neticesinde karar verilmiş olup kredi kartları hakkında da yeterli araştırma yapılmadığını, intikal işlemlerinin ise mirasçıların istemi üzerine yapılıp yapılmadıklarının tespit edilmeyip doğru değerlendirme yapılmadığını, ... plakalı aracın ise murisin hissedarı olduğu şirkete ait olup muris adına tescil edildiğini, ölüm sonrasında aracın mirasçılara intikal etmesi üzerine aracın mirasçılarca satılarak parasının yine şirkete verildiğini, tüm bu işlemlerin yapıldığı tarihler itibariyle davacı çocukların tamamının küçük olmaları nedeniyle terekeyi kabul ettiklerinin düşünülemeyeceğini belirterek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kununu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan temyiz incelemesine konu kararda Mahkemece; muris adına kayıtlı 31017720 poliçe numaralı hayat sigortası tazminatının mirasçı/davacılar tarafından kabul edilmesinin terekeyi benimseme anlamındaki davranış olarak yorumlanması doğru bir gerekçe değildir. Ancak gerekçe kısmında yer alan bu husus sonucu itibariyle verilen "ret" hükmünde bir isabetsizlik bulunmadığından hataya Dairemizce işaret edilmekle yetinilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı