Yargıtay Kararları › Yargıtay 7. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/2244 E., 2025/2677 K.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2025/2244 E., 2025/2677 K. (20.05.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2244
Karar No
2025/2677
Karar Tarihi
20.05.2025
Konu
Tapu

7. Hukuk Dairesi 2025/2244 E. , 2025/2677 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2592 E., 2025/550 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bozdoğan Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/335 E., 2022/184 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 109 ve 128 parsel sayılı taşınmazların maliki olduğunu, davalı tarafından 30.10.2018 tarihli satış işlemi ile 108 parsel sayılı taşınmazın satın alındığını, bu taşınmaza davacının 128 numaralı parselinin sınırdaş olduğunu, yine davalı tarafından 31.10.2018 ve 03.12.2018 tarihlerinde 103 sayılı parselin satın alındığını, 103 sayılı parselin de davacıya ait 109 sayılı parsele sınırdaş olduğunu ileri sürerek 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'ndan kaynaklı ön alım hakkı gereğince 103 ve 108 sayılı parsellere ilişkin davalı adına olan tapuların iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 08.02.2022 tarihli dilekçesi ile, 103 parsele yönelik taleplerinden vazgeçtiklerini, davaya 108 parsele ilişkin devam etmek istediklerini belirtmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın yeter gelirli arazi büyüklüğünün üzerinde olduğunu, davaya konu taşınmazlarla davacının taşınmazları arasından asfalt yol geçtiğini ve tarımsal bütünlük arz etmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 103 parsele yönelik davanın geri alındığı, davalı tarafından davanın geri alınmasına açıkça muvafakat edildiği nazara alınarak bu taşınmazın ön alım talebi ile ilgili olarak karar verilmesine yer olmadığına, bu talep ile ilgili tarafların haklılık durumu değerlendirilerek davacının bu talebe ilişkin davasının haksız olduğu sonucuna varıldığından yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verildiği; davacı adına kayıtlı olan 128 parsel sayılı taşınmaz ile davalıya ait 108 parselin sınırdaş ise de keşif mahallinde yapılan incelemeler, düzenlenen bilirkişi raporu ve dinlenen tanık anlatımlarından da anlaşılacağı üzere davacıya ait 128 parsel ile davalıya ait 108 parseller arasında ... asfalt yolunun bulunduğu, bu yolun 1995-1996 yıllarından bu yana fiilen kullanıldığı dolayısı ile 128 parsel ile 108 parselin coğrafik olarak birbirinden ayrı olduğu ve bir bütün olarak birlikte kullanılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle de 5403 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereği taşınmazlarda toprak bütünlüğünün sağlanmasının mümkün olmadığı ve bu kapsamda da davacının şufa hakkına dayalı tapu iptali ve tescil talep edemeyeceği gerekçesiyle bu parsele yönelik talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu 108 parsel (yeni 117 ada, 27 parsel) sayılı taşınmaz bilirkişi raporuna göre kapama incir bahçesi olup fiilen dikili tarım arazisi olduğu, davacıya ait 128 parsel ile davalıya ait 108 parsel sayılı taşınmazın aralarında uzun yıllardır kullanılan asfalt yol olduğu, bu hâliyle taşınmazların sınırdaş kabul edilemeyecekleri, ayrıca dava konusu 108 parsel sayılı taşınmazın fiilen 5403 sayılı Kanun'un 8/3 maddesindeki 0,5 hektardan büyük ve asgari gelirli dikili tarım arazisi olduğu gerekçesiyle bu taşınmaz hakkında önalım hakkının kullanılması için haklı bir sebep bulunmadığından yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu; 103 parsele (yeni118 ada 35 parsel) ilişkin olarak davacı tarafından davasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 123. maddesi gereğince geri alındığı ve davalı tarafından buna muvafakat edildiği, 6100 sayılı Kanun'un 123. madde gereği davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi ve maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu parsele ilişkin olarak karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve nisbi vekâlet ücreti takdir edilmesi yerinde görülmediği, ancak açılmamış sayılmasına kararı yönünden 30.000,00 TL maktu vekâlet ücreti ve davanın reddi yönünden 30.000,00 TL nisbi vekâlet ücreti olmak üzere toplam 60.000,00 TL vekâlet ücreti takdir edilmesi gerekir ise de, istinaf edenin sıfatı nazara alınarak vekâlet ücretinde değişiklik yapılmadığı gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında; 108 parsele yönelik talebin reddine, 103 parsele yönelik davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 103 parsel yönünden nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, 108 parsel yönünden her ne kadar arada yol olsa dahi tarımsal bütünlüğün değerlendirilmesi gerektiğini, ayrıca yolun kadastral yol olmadığını, 108 ve 128 parselin sınırdaş olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 5403 sayılı Kanun'un 8/i hükmü gereğince ön alım hakkından kaynaklı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kunun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Temyiz karar harcı davacı vekili taraftan tam alındığından harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı