7. Hukuk Dairesi 2024/5183 E. , 2025/2724 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/62 E., 2024/2016 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/5 E., 2023/242 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... 1. Noterliğinin 09.06.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki mirastan feragat sözleşmesinin imza tarihinde davacı ...’in saklı paylı mirasçı dâhi olmadığı ve doğmamış hakkından peşinen feragat edemeyeceğinden yok hükmünde olduğunun; sözleşmenin "para karşılığında babalık davasını satın alma." şeklinde olması nedeniyle davacının kişilik haklarına ve ahlaka aykırı olması sebebiyle kesin olarak hükümsüz olduğunun ve edimler arasında çok veya olağanüstü ölçüde açık bir oransızlık bulunması sebebiyle, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi gereğince kesin olarak hükümsüz olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 16.08.2018 tarihinde mirası reddettiğini, yasal mirasçı olmadığından davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini savunmuştur. 2. Diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde; “doğmamış haktan feragat edilmez” kuralının istisnasının mirastan ivazlı feragat sözleşmeleri olduğunu, bu resmî belge içeriğinin taraf iradelerini yansıttığı için de asılsız iddialar ile geçersiz veya yok sayılmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ... 1. Noterliğinin 09.06.2014 tarih ve ... sayılı düzenleme şeklinde ... ile ... ... arasında düzenlenen mirastan feragat sözleşmesi ile; davacının ...'nın vefatından sonra kendisine intikal edebilecek miras payından ve saklı payından ... mirasçıları lehine 58 milyon USD karşılığı feragat ettiği, İstanbul 2. Aile Mahkemesinin 2018/403 Esas ve 2021/156 Karar sayılı dosyada muris ...'nın, ... ...'in babası olduğunun tespit edildiği, İstanbul 2. Aile Mahkemesine bir kısım yasal mirasçılar vekilinin 27.11.2019 tarihli dilekçesindeki beyanlarının, sözleşme dışındaki şahısların sözleşmenin içeriği noktasında metinde olmayan ifadelerle açıklama yapmasının hayatta olmayan murisin iradesini metnin dışına çıkararak sakatlayacağından ve amacından uzaklaştıracağından mahkeme içi ikrar sayılmasının mümkün görülmediği, bu nedenle sözleşme şartlarında 6098 sayılı Kanun'un 27. maddesi ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 23. maddesi kapsamında ahlaka veya kişilik haklarına aykırılık bulunmadığı, ivazlı mirastan feragat sözleşmelerinde somut olayda olduğu gibi feragat edenin aldığı ivaz karşılığında vazgeçtiği miras payının belirsiz olduğu, sözleşmenin kurulduğu anda murisin terekesinin tespitinin mümkün olmadığı, sözleşmede kararlaştırılan ivaz ile gelecekteki miras hakkı arasında farklılık olmasının tek başına aşırı yararlanmaya sebebiyet vermeyeceği ayrıca davacının sözleşme sırasında zor durumda olduğu, düşüncesizlik veya deneyimsizliğinden yararlanılmaya çalışıldığının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; öncelikle davacı tarafından sözleşmenin murisin baskı ve zorlaması sonucu imzalandığı ileri sürülmediği nazara alındığında, sözleşme tarihi itibarıyla davacı ile muris arasında soybağı ilişkisi kurulmamış ise de, davacının sözleşmede "mirastan feragat eden mirasçı" ...'nın ise muris sıfatıyla yer aldığı, davacının sözleşmede belirtilen bedel ve bu bedele ek olarak Türkiye'de tahakkuk edecek veraset ve intikal vergisinin de ödenmesi karşılığında "Miras bırakan ...'nın vefatından sonra, kendisine intikal edebilecek miras payından ve saklı payından ...'nın çocukları lehine ivazlı olarak feragat ettiğini" bildirdiği, sözleşme tarihi itibarıyla yasal olarak soybağı kurulmamış olmasının sözleşmenin niteliğini değiştirmeyeceği, bu sebeple dava dilekçesinde belirtilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2020/15 Esas ve 2021/378 Karar sayılı ilâmındaki nitelendirmenin ilgili dosyada uyuşmazlığa konu soybağı ve tanıma bakımından yapılan değerlendirme niteliğinde kabul edilmesi gerektiği, davacının mahkeme içi ikrar olarak nitelendirdiği davalıların babalık davasına sundukları dilekçelerindeki beyanlarının sözleşmenin niteliğini değiştirmeyeceği, hükümsüzlüğünün tespiti talebinde bulunulan sözleşmede babalık davası açılmasından feragat edileceğine dair herhangi bir hüküm bulunmadığı, edimler arasındaki fahiş orantısızlığın kişilik haklarına saldırı ve ahlaka aykırılık olarak nitelendirilemeyeceği, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalı ... açısından husumet değerlendirmesi yapılmadığını, 2. "Doğmamış bir haktan feragat edilemez" ilkesi uyarınca sözleşmenin geçersiz olduğunu, sözleşme tarihinde davacının yasal mirasçı sıfatına veya miras hakkına sahip olmadığını, 3. Sözleşmenin “para karşılığı babalık davası açılmaması” amacı ile akdedildiğini, bu hâli ile ahlaka ve kişilik haklarına aykırı olduğunu, 4. Mirastan feragat sözleşmesi ile mirasçılar arasında miras payı yönünden fahiş oransızlık yaratıldığını, sözleşmesinin hükümsüz olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, mirastan feragat sözleşmesinin iptali istemine istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! ab02fbd2b0c0abe4 f683239224242e90