Yargıtay Kararları › Yargıtay 7. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/4405 E., 2025/2511 K.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/4405 E., 2025/2511 K. (08.05.2025) – Miras

Mahkeme
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4405
Karar No
2025/2511
Karar Tarihi
08.05.2025
Konu
Miras

7. Hukuk Dairesi 2024/4405 E. , 2025/2511 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1855 E., 2024/2128 K. BİRLEŞTİRİLEN 2019/486 ESAS SAYILI DAVADA BİRLEŞTİRİLEN 2019/535 ESAS SAYILI DAVADA İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/447 E., 2024/197 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. Asıl davada davacı; muris babası ... ...'in ... 1. Noterliğinde 30.4.2018 tarihli vasiyetname düzenlediğini, maliki olduğu 384 ada 4 parsel sayılı taşınmazını eşi olan ...' ya bıraktığını, vasiyetname tanzim edilirken sunulan raporun aile hekiminden alındığını, oysa ki uzman doktordan alınması gerektiğini, murisin tanzim tarihinde 83 yaşında olduğunu ve fiil ehliyeti olmadığını, eşinin zorlamasıyla vasiyetnamenin düzenlendiğini belirterek dava konusu vasiyetnamenin iptalini talep etmiştir. 2. Birleştirilen 2019/535 Esas ve 2019/486 Esas sayılı davalarda davacılar vekili; muris ...'in ... 1. Noterliğinde 30.04.2018 ve tarih 3618 yevmiye No.lu vasiyetmeyi düzenlediğini ve adına kayıtlı 384 ada 4 parsel sayılı taşınmazını Azerbaycan vatandaşı ...'ya bıraktığını, murisin vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte 83 yaşında olup akıl sağlının yerinde olmadığını, lehine vasiyetname düzenlenen davalının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmadığını, mevcut hukukumuz uyarınca Türk vatandaşına mirasçı olamayacağını, davaya konu bu tasarrufla mirasçıların saklı payına tecavüz edildiğini belirterek dava konusu vasiyetnamenin iptaline terdiden tenkisine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Asıl ve birleştirilen davalarda davalı vekili cevap dilekçesinde; murisin ölümünden önce akıl sağlığının yerinde olduğunu, sağlık raporu ve dinlenecek tanık beyanları doğrultusunda murisin akıl sağlığının yerinde olduğunun anlaşılacağını, müteveffanın ayrıca Toros marka arabası olduğunu, vasiyetname kapsamında yer almadığını, müvekkilinin Azerbaycan vatandaşı olmakla mirasçı olamayacağı şeklindeki beyanın yerinde olmadığını, müvekkilinin muris ile resmî nikah suretiyle evlenmekle miras hakkını edindiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin vasiyetnamenin yapıldığı tarihte fiil ehliyetini haiz olduğu gerekçesiyle bu yöndeki iddianın ispat edilememesi nedeniyle asıl ve birleştirilen davalarda vasiyetnamenin iptali isteminin reddine, tenkis talebi yönünden ise davacıların arabadan dolayı kazandıkları miras miktarlarının 4.500,00 TL olarak hesaplandığı, saklı paylarının ise 4.322,47 TL olarak hesaplandığı, bu hâliyle davacıların saklı paylarının ihlâl edilmediğinin tespit edildiği gerekçesiyle birleştirilen davalarda davacıların tenkis isteminin de reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili; 1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, 2. Murisin emekli olduğunu, bunun tabî bir sonucu olarak da davalıya muristen bir emekli maaşı bağlandığını, bu hususun murisin bir emekli maaşının ve pek tabî olarak bir banka veya posta çeki hesabının bulunmasını zorunlu kıldığını, Mahkemece bu hususta hiçbir araştırma yapılmadığını ve dosyada bununla alakalı herhangi bir bilgi veya belge de bulunmadığını, murisin bankadaki mevduatının veya posta çeki hesabındaki birikimlerinin terekenin aktifine eklenmesinin yasal bir zorunluluk olduğunu, Mahkemenin böylesi bir hususu araştırmaması ve bu hususu dikkate almadan karar vermesinin hatalı olduğunu, 3. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, murisin aktif terekesinin tespit edilmeden dosyada bilirkişi raporu hazırlatıldığını, murisin tereke aktifleri eksik olmakla beraber, bilirkişinin murisin tereke hesabına katmış olduğu değerlerin de hatalı olduğunu, cenaze masraflarının zaten müvekkilleri tarafından karşılandığını, murisin tereke hesabından düşülemeyeceğini, mezar yapım masrafı gibi bir harcama kaleminin belirlenmesi ve bu kalem için 7.500,00 TL gibi bir miktarın ayrılmasının hukuka aykırı olduğunu, davaya konu evin değeri murisin vefat ettiği 2019 yılı itibarıyla 41.720,00 TL olarak hesap edilmişken, basit bir mezar yapımına 7.500,00 TL yazılmasının kabul edilemez olduğunu, 4. Murisin bıraktığı bir emekli maaşı olduğunu, murisin bakmakla yükümlü olduğu kimseler olmadığını, bu durum dosyada sabit olmasına rağmen bilirkişi tarafından 3 aylık asgari ücret tutarının terekeden düşülmesinin hatalı bir uygulama olduğunu, bu bakımdan da Mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporu ve pek tabî olarak Mahkeme kararının hatalı olduğunu, 5. Ayrıca dava değeri ile Mahkemece karşı taraf lehine hükmedilen vekâlet ücretlerinin orantılı olmadığını, davaya konu gayrimenkulün değerinin Mahkemece 41.200,00 TL olarak tespit edildiğini, Mahkemece müvekkilleri aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin ise her bir müvekkili aleyhine 17.900,00 TL olmak üzere toplamda 53.700,00 TL olduğunu, toplam dava değerinin 41.200,00 TL iken bu denli fahiş bir vekâlet ücretine hükmedilmesinin yasal olarak mümkün olmadığını, her bir müvekkili açısından en yüksek dava değerinin 4.322,47 TL olması gerektiğini belirterek hükmü temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; asıl davada vasiyetnamenin iptali, birleştirilen davalarda ise vasiyetnamenin iptali ile terdiden tenkis istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı