Yargıtay Kararları › Yargıtay 7. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/4384 E., 2025/2513 K.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/4384 E., 2025/2513 K. (08.05.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4384
Karar No
2025/2513
Karar Tarihi
08.05.2025
Konu
Tapu, Miras

7. Hukuk Dairesi 2024/4384 E. , 2025/2513 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1231 E., 2024/1614 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/258 E., 2024/80 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; tarafların murisleri olan babalarının önce, annelerinin ise sonra öldüğünü, gerek babalarının sağlığında yapılan anlaşma ve işlemlerin gerekse babalarının ölümünden sonra mirasçılar arasında yapılan satın alma ve işlemler ile annelerinin ölümünden sonra miras taksimine yönelik anlaşmalar ve işlemler yapıldığını, babalarının sağlığında 1951 parsel sayılı taşınmazı davacı oğlu ...’a; 1954 parsel sayılı taşınmazı ise davacı oğlu ...’a evlendikleri sırada mehir ve altın bedeli olarak verdiğini, ileride davacılara devir-tescil ettirmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, muris babalarının ölümünden sonra anneleri sağ iken tarafların ilk miras paylaşım görüşmesini yaptığını ve aralarında rızai paylaşım oluştuğunu, buna göre yukarıdaki iki taşınmazın tam hisse ile davacılara devredileceğinin kararlaştırıldığını, ayrıca diğer mirasçılar ..., ..., ... ve ... ...’un muristen intikal eden 1665 parsel sayılı taşınmazda sahip oldukları miras paylarını ise her biri 30.000,00 TL bedel ile müvekkillerine sattıklarını, bedelin tamamının davacılar tarafından ödediğini, tarafların annelerinden kalan hissenin de satış sözleşmesine konu olduğunu, bahsi geçen 24.03.2016 tarihli protokolü ekte sunduklarını belirterek davanın kabulü ile 1665 parsel sayılı taşınmazdaki davalıların muris ... ...’dan intikal eden hisselerinin tapu kaydının iptal edilerek davacılar adına eşit hisse ile tescilini, 1951 parsel sayılı taşınmaz yönünden tüm hissedarların payının iptali ile taşınmazın tam hisse ile davacı ... adına, 1954 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise tüm hissedarların payının iptali ile taşınmazın davacı ... adına tapuda tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde; davacıların müvekkilinin erkek kardeşleri olduğunu, dava konusu taşınmazların miras yoluyla intikal ettiğini, davacıların miras olarak intikal eden taşınmazlar üzerinde fiili hakimiyet kurarak diğer mirasçıların miras paylarını düşürmeyi amaçladığını, düğün hediyesi olarak davacılara verildiği iddiasını ilk kez duyduklarını, kaldı ki bağışlama vaadi olarak kabul edildiği takdirde resmi şekil şartını sağlamadığını, iki taşınmazın paylaşım görüşmesi sonucunda davacılara bırakılacağı iddiasının da gerçeği yansıtmadığını,1665 parsel yönünden ise muris babalarından kalan hisselerini sattıklarını, o tarihte anneleri hayatta olduğundan onun miras payı yönünden devir ya da feragat yapılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacılar ile davalılar arasında yapılan 24.03.2016 tarihli protokolde bahse konu, annelerinden düşen 23.000 m2'lik yerin satımı konusunda herhangi bir anlaşmalarının bulunmadığı, anlaşmanın babaları öldükten sonra düzenlenen ve babaları nedeniyle davalı kızlara kalan taşınmazların davacılar ile dava dışı ... ve ... ... ...'a devrine ilişkin yapıldığı, annelerine kalan yer için yapılmadığı, protokol düzenlenirken annelerinin ayrıca sağ olduğu, yine harici satımla adi olarak düzenlenen senetle de tapulu taşınmaz mülkiyetinin kazanılamayacağı gerekçesiyle bu parsel için tapu iptal ve tescil taleplerinin reddine, 1951 parsel sayılı taşınmaz yönünden talep dayanağının davacı ... evlenirken taşınmazın mehir olarak kendisine verilmesi olduğu, Konya yöresinde mehrin erkeğe değil kadına verildiği, mehir senedinin niteliği itibariyle bağışlama vaadi olup yazılı olarak yapılması gerektiği, dosyaya mehir sözleşmesi sunulmadığı, bununla birlikte davacı ...’un 27.03.1967 tarihinde evlenmiş olup dava konusu yerde yapılan kadastro tespit çalışmaları sırasında davacı adına tescil görmediği, muris tarafından davacı ... evlendikten sonra da taşınmazın kullanılmaya devam edildiği, ayrıca mehir olarak verildiği iddia edilen bu parselin yarısının muris tarafından daha önce 1990 yılında dava dışı ... ...'a satıldığı gerekçesiyle reddine, 1954 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise talep dayanağının davacı ... evlenirken taşınmazın mehir olarak kendisine verilmesi olduğu, Konya yöresinde mehrin erkeğe değil kadına verildiği, mehir senedi niteliği itibariyle bağışlama vaadi olup yazılı olarak yapılması gerektiği, dosyaya mehir sözleşmesi sunulmadığı, ayrıca mehir olarak verildiği iddia edilen bu parselin 17/32 payının mirasçılar tarafından daha önce 2003 yılında dava dışı ...'a satıldığı, bu hususun dava konusu taşınmazın tasarrufunun davacı ...'de olmadığını gösterdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tapuya kayıtlı dava konusu taşınmazlara ilişkin harici bağışın Türk Medeni Kanununun 706, Türk Borçlar Kanununun 288/2 (mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 238) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan mahkemece söz konusu taşınmazlar hakkında davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu, bir kısım davalıların imzasını taşıyan belgenin düzenlendiği tarihte tarafların murisi ...’nin sağ olup belgede imzası bulunmamakla birlikte yasada düzenlendiği gibi resmi şekilde yapılmamış olmasından dolayı mirastan feragat sözleşmesi olarak nitelendirilemeyeceği, bu nedenle davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu ancak vekalet ücretine yönelik istinafın değerlendirilmesinde kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar lehine payına düşen bedel üzerinden vekalet ücreti takdiri gerekirken daha fazla vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığından davacının istinaf talebinin kısmen kabulüne, anılan mahkeme kararının vekalet ücreti yönünden hükmün düzeltilmek üzere kaldırılarak kaldırılan kararın yerine yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde: a.Davalıların büyük bir kısmının davaya itiraz etmediğini, cevap dilekçesi sunmadığını, davanın reddini talep etmediğini, o halde bu davalıların zımnen de olsa davayı kabul etmiş sayılması gerektiğini, en azından bu davalıların hisselerine düşen kısım açısından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, bir kısım davalının yalnızca 1665 parsel için reddi istediğini, ancak bunların dikkate alınmadığını, b.Davaya konu 1665 No.lu parsel için protokol yapılmış olmasına rağmen bunun yanlış değerlendirildiğini, sadece bu protokolde yazılı paranın verilmediğini, ilave olarak 1778 parsel No.lu taşınmazın da bedel alınmaksızın kız kardeşlere erkek kardeşleri tarafından karşılık olarak verildiğini ve bu taşınmazı kızların satarak parayı aralarında paylaştıklarını, müvekkilleri dahil erkek kardeşlerine bir bedel vermediklerini, bu protokolün miras taksim sözleşmesi hüviyetinde olduğunu, harici satış olarak kabul edilmemesi gerektiğini, bedele yönelik talep haklarının saklı tutulması gerektiğini, c.Davalılardan ... dışında hiçbir mirasçının müvekkillerinin zilyetliğine bugüne kadar karşı çıkmadığını, bunun dahi tarafların baştan itibaren olayları bilip müvekkillerinin haklılığını kabullendiklerini gösterdiğini, d.Terekenin sadece bu taşınmazlardan ibaret olmadığını, başka mal varlığının da olduğunu, diğer taşınmazların yine tarafların anlaşmasına göre herkesin murisin vefatından itibaren ya kendisinin işlettiğini, ya da kiraya verip gelir elde ettiğini, bunun dahi geniş manada bir miras taksimi olduğunu, bugüne kadar rızaen sürdürüldüğünü gösterdiğini, e.1954 ve 1951 nolu parseller için aynı gerekçe ile red kararı verildiğini, bunun dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olmadığını, halen bu parsellerin müvekkilleri tarafından mısır ve pancar ekilmiş vaziyette olduğunu, anlaşmanın yıllardır uygulandığını, yani şifahi bağışın yıllarca uygulandığını, ayrıca davacılara kullandıkları kısımların mehir olarak verildiğini, tamamının verilmediğini, bunun aynı zamanda murisin vasiyeti olduğunu, f.Davalı ...'nın bu davadan başka iki ayrı dava açtığını ve her ikisinin de derdest olduğunu, birinin ortaklığın giderilmesi davası diğerinin ise ecrimisil ve müdahalenin meni davası olduğunu, bu davalar ile ilgili verilmiş bir karar olmadığını, henüz davanın esasına dahi girilmediğini, davalı ... dışında müvekkillerine tavır alan kimsenin olmadığını, her iki müvekkilinin de haklarından fazlasına el atmadığını ve kötü niyetle mal sahibi olmaya çalışmadıklarını, davalı tarafın iyi niyetli olmadığını, tüm beyanlarının gerçek dışı olduğunu, fazladan mal ve kazanç sağlamak amacıyla samimi olmayan ve zaman içinde çelişen ve değişen bir savunma yapıldığını, aksi yönde hiçbir delilleri olmadığını, dosya kapsamında haklılıklarının anlaşıldığını, tanıklarının da doğrulayıcı ifadede bulunduğunu, davalıların kötü niyetli olduklarını, g.Davalı vekilinin süresinde cevap dilekçesi sunmadığını, h.Davada harcın ve vekalet ücretinin fazla hesap edildiğini, davacıların paylarının düşülmediğini belirterek hükmü temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, mehir sözleşmesi ile miras payının devri sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 00d9503159dc118c 1db2da73611d3c52

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı