7. Hukuk Dairesi 2024/3669 E. , 2025/2106 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1767 E., 2024/1247 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/406 E., 2022/16 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; muris ... ile davalı ...'ın 16.11.2011 tarihinde evlenmelerinden itibaren davalının muris eşi üzerinde baskı kurmaya ve onu sindirmeye çalıştığını, murisin mallarını kendi üstüne geçirterek davalının kendisini garanti altına almak istediğini, bu baskılar sonucunda önce Beyoğlu 40. Noterliğinde 03.07.2015 tarihli ve 20416 yevmiye numaralı vasiyetnamenin ve murisin sağlık durumu giderek kötüleşince diğer mirasçılardan mal kaçırmak maksadıyla yine baskı-zorlama yoluyla ...31. Noterliğinde 27.01.2017 tarihli ve 4331 yevmiye numaralı vasiyetnamenin düzenlettirildiğini, bahsi geçen vasiyetnamelerin geçersiz olduğunu, 03.07.2015 tarihli vasiyetnamede murisin, sadece eski eşinden intikalen gelen ve gelecek olan İstanbul ili, Şişli ilçesi, ... Mahallesi, 9111 ada 1 parselde kayıtlı arsa üzerindeki hak ve hissesinin tamamını vasiyet etmişken daha sonra düzenlenen 27.01.2017 tarihli vasiyetnameyle sahibi ve hissedarı bulunduğu veya bulunacağı tüm taşınmazlardaki hak ve hisselerinin tamamını davalıya vasiyet ettiğini, ancak murisce yeni bir irade oluşturularak ilk düzenlenen vasiyetnamenin sonraki vasiyetname ile murisce ortadan kaldırıldığını, ilk vasiyetnamenin geçerliliğinin kalmadığını, 27.01.2017 tarihli vasiyetnamenin tanıklarından ...'ın davalının kızı, ...ın ise davalının damadı olup resmi vasiyetnamenin düzenlenmesine katılan tanıkların üstsoy ve altsoy kan hısımlarına düzenlenen vasiyetname ile kazandırma yapılamayacağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 536/2 hükmünde açıkça düzenlendiğinden 27.01.2017 tarihli vasiyetnamenin yok hükmünde olduğunu, murisin "Koah" hastası olup son iki-üç yıl evde bakıma muhtaç bir hayat sürdüğünü, murisin makineler yardımıyla hayatını idame edebildiğini, davalının ise eş olarak yapması gereken bakım hizmetlerini bir lütuf gibi gösterip hem psikolojik hem de fiziksel şiddet uygulayarak, murise bakmamakla tehdit ederek, murisin ailesiyle bile görüşmesine engel olduğunu, davalının murisin ölümünden dahi sorumlu olup hastalığının ilerlemesi için kasten hareket ettiğini ileri sürerek; 03.07.2015 ve 27.01.2017 tarihli vasiyetnamelerin TMK'nın 536. maddesi vd. hükümler uyarınca iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; muris ile müvekkilinin evliliğine davacı ... hariç karşı çıkan olmadığını, ...'nın karşı çıkmasının nedeninin ise ...'nin kendi çocuğunu, çocuk sahibi olmayan murise evlatlık vermek istemesi olduğunu, murisin koah hastalığının müvekkili ile evlenmeden önce başlamış olup bu hastalığı evlendikten sonra öğrenmesiyle muayene ve tedavi süreçlerinde müvekkilinin hep murisin yanında olduğunu davacıların çok iyi bildiklerini, bu süreçte müvekkilinin kendisi için yaptığı fedakarlıkları gören, bir dediğini iki etmeyen, kendisine hastanelerde ve evde sahip çıkan eşine minnet borcu duyup malvarlığını eşi ...'e bırakmak istemesinin hayatın olağan akışına uygun olduğunu, öte yandan müvekkilinin ve çocuklarının maddi desteğe ihtiyaçları olmayıp aksine murisin borçlarını ödeyip her durumda bakımını üstlendiklerini, kendisine aile ortamı yaşatıp babalık duygusunu tattıran müvekkiline ve çocuklarına minnet duyarak, hastalığının ilerlediğini bildiği, kendisine iyi bakmış olan ailesinin ölümünden sonra zor durumda kalmalarını istemediği için murisin vasiyetname düzenlediğini, iki vasiyetnamedeki irade beyanları da aynı yönde olup müvekkilinin fiziksel şiddet uygulamasının söz konusu olmadığını, maddi manevi bir eşin yapması gereken sorumlulukları yüklenip hiçbir zaman da aksatmadığını, davacıların iddialarının asılsız olup maddi menfaat temini için dile getirildiğini belirterek; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Tüm tanık beyanlarından; murisin davalı eşinden muztarip olduğunun anlaşıldığı, tüm malvarlığını veya malvarlığının önemli bir kısmını vasiyet etmesini gerektirecek kadar murisin davalıya yakınlık duymadığı, buna rağmen davalının zorlama mahiyetindeki davranışları üzerine hiç istemediği hâlde murisin dava konusu vasiyetnameleri yaptığı noktasında vicdani ve hukuki kanaate varıldığı..." gerekçesiyle; davanın kabulüne, muris ... tarafından yapıldığı anlaşılan ...40. Noterliğinin 03.07.2015 tarihli ve 2416 yevmiye No.lu vasiyetnamesi ile ...31. Noterliğinin 27.01.2017 tarihli ve 4331 yevmiye No.lu vasiyetnamesinin ayrı ayrı iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; cevap dilekçesindeki itirazlarını tekrarladıktan sonra, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı Kanun'un 297 hükmüne aykırı olduğunu, gerekçe kısmında ise yalnızca davacıların delillerinin değerlendirildiğini, hatalı hukuki tespitler yapıldığını, müvekkilinin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, murisin kendi mal varlığı üzerinde serbestçe tasarruf hakkı bulunduğunu, davacıların saklı paylı mirasçılardan olmadıkları için murisin kardeşi ve yeğenlerine (davacılara) mirastan pay bırakması gerekmediğini, tüm mal varlığını eşine bırakmasında kanunen bir engel olmadığını, vasiyetnamenin yapıldığı gün gerekli hekimlik raporu alınmış olup murisin akli melekelerinin yerinde olduğunu, ayrıca murisin tamamen özgür iradesiyle hareket ederek akli dengesi yerinde olarak vasiyetnameyi yaptığını, bütün malvarlığını eşine vasiyet etmesinin hayatın olağan akışına uygun olup evlilikleri süresince murise karşı her zaman ilgili davranıp ihtiyaçlarını karşılamış olan ve ölmeden önceki (koah hastası olduğu) süreçte kendisiyle ilgilenen davalıya karşı olan minnet duygusunu murisin bu şekilde gösterdiğini, oysaki murisin son arzu ve iradesinin mahkemece yok sayıldığını, özlemini duyduğu aile ortamını murise yaşatan ve babalık duygusunu tattıran eşine ve eşinin çocuklarına minnet duyduğu, hastalığının ilerlediğini bildiği ve vefatı sonrasında eşinin zor durumda kalmasını istemediği için vasiyetnameleri düzenlediğini, eğer zorlama ve baskıyla yapılsa idi evde kendi el yazısıyla murisin bir vasiyetname daha düzenlettirebileceğini ya da kendisine zorla vasiyetname yaptırıldığını noter huzurundayken de söyleyebileceğini, davacının iddialarının mantığa uymadığını, vasiyet edenin son arzularının korunması gerektiğini, dinlettikleri tanık beyanıyla da sabit olduğu üzere müvekkilinin, müteveffaya gözü gibi bakıp, hastaneye götürdüğünü, murisin hiç bir akrabasının kendilerini ziyaret etmediğini, ikinci düzenlenen 27.01.2017 tarihli vasiyetnamenin şekil bakımından sakat olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ise de, 03.07.2015 tarihli ilk vasiyetnameye içerik ve vasiyet edenin iradesi yönünden bakıldığında ilk düzenlenen vasiyetnamenin bir devamı olduğunun görüldüğünü, her iki vasiyetnamede de murisin son istek ve arzularının aynı yönde olduğunu belirterek; eksik incelemeye ve hatalı değerlendirmeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, irade sakatlığı ve şekil eksikliği nedenlerine dayalı vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.04.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.