Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/382 E., 2025/3051 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/382 E., 2025/3051 K. (23.09.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/382
Karar No
2025/3051
Karar Tarihi
23.09.2025
Konu
Tazminat, Tapu

6. Hukuk Dairesi 2025/382 E. , 2025/3051 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/223 E., 2024/887 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekilince duruşmasız, davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davalı vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ...'nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 03.01.2001 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, dairelerin sözleşmede kararlaştırılan tarihte teslim edilmediğini ve gecikme cezasının ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla şimdilik 261.900,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 18.07.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile 810.000,00 USD’nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya teslim edilmesi gereken dairelerin 2010 yılının Ağustos ayında teslim edildiğini, düzenlenen protokollere istinaden müvekkili tarafından gecikme tazminatı cezai şart ve eksik, ayıp imalat bedelinin davacıya ödendiğini, müvekkilinin borca ilişkin edimlerini yerine getirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 24.12.2015 tarihli kararı ile hukuki mahiyeti itibariyle bir sulh sözleşmesi olan 06.08.2010 tarihli protokolün 1. maddesine göre davacının inşaattaki gecikme nedeniyle işleyecek ve işlemiş cezai şart alacaklarından vazgeçtiği, bu vazgeçme karşılığında davalı kooperatif tarafından yine 1. maddede öngörülen mükellefiyetlerin yerine getirildiği, davacının 24.12.2009 tarihli sözleşmeye dayanarak cezai şart talep edemeyeceği, davalının pek çok kez plan tadilatı için belediyeye başvurduğu, iskân alınması için gerekli gayreti gösterdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 24.12.2015 kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nce; davacı arsa sahibi kendisine bırakılan bağımsız bölümlerle ilgili 06.08.2010 tarihli protokol kapsamında cezai şart alacağını istemekte haklı olduğundan mahkemece 24.12.2009 tarihli protokol hükümleri de değerlendirilerek, davacının istemekte haklı olduğu cezai şart alacağı miktarı konusunda gerekçeli ve denetime elverişli ek rapor alınıp değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 1.502.766,00 TL cezai şart alacağı bulunduğu, davacının dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 1.502.766,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1-Davacı vekili temyiz dilekçesinde; talep arttırım dilekçesi doğrultusunda 54 daire üzerinden hesap yapılması ve dava tarihindeki dolar kuru baz alınarak hesaplama yapılması gerektiği halde yazılı şekilde karar verilmesinin yanlış olduğunu beyan etmektedir. 2-Davalı vekili temyiz dilekçesinde; mahkeme kararının dosya kapsamına ve bilirkişi raporlarına aykırı olduğunu, müvekkilinin iyiniyetli olduğunu, imar barışı yasasından tarafların ortak kararı ile faydalanıldığını, yapı kayıt belgesi alındığını, iskânlı tapuların alınması için proje çizildiğini, ikinci aşamanın ise iskan aşaması olduğunu, bozma ilamının aksine tarafların yıkım iradesinin olmadığını, sözleşmeye göre 45 daire verilecek iken 51 daire üzerinden hesap yapılmasının ve ıslahla arttırılan bedele ıslah tarihinden değil dava tarihinden itibaren faiz başlatılmasının hatalı olduğunu, dava konusu alacağın belirsiz alacak olmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosyanın içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Taraflar arasında ... . Noterliğinin 03.01.2001 tarihli düzenleme suretiyle kat karşılığı satış vaadi ve inşaat sözleşmesi düzenlenmiştir. Davacı arsa maliki, davalı yüklenicidir. Davacı vekili 18.07.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile dava dilekçesinde talep ettiği 261.900,00 TL cezai şart bedelini 810.000 USD'ye çıkartmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 1.502.766,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Ancak ıslah edilen kısım için davalı, ıslah tarihinden önce temerrüde düşürülmediğinden ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken tüm bedele dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. Yukarıda 2. bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin ikinci satırında yer alan “21/08/2013” ibaresinin karardan çıkarılmasına, yerine “261.900,00 TL kısmına dava tarihi 21.08.2013 tarihinden itibaren, 1.240.866,00 TL kısmına ıslah tarihi 18.07.2024” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, Peşin alınan harçların istek halinde taraflara iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1bebee245939670c 9de21470060bf89c

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı