6. Hukuk Dairesi 2024/1075 E. , 2025/1780 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/227 E., 2023/508 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde; davalılar arasında 16.02.2007 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkilinin de davalı yüklenici şirket ile imzaladığı 02.11.2010 tarihli taşeronluk ve alacağın temliki sözleşmesi ile inşaatın ince işlerini yükleniciye isabet eden dört adet villanın devredilmesi karşılığında üstlendiğini, müvekkili ile davalı şirket arasında imzalanan 25.04.2011 tarihli ek sözleşme ile 02.11.2010 tarihli sözleşmenin bazı maddelerinin değiştirildiğini ve davalı yüklenicinin 500.000,00 TL ödemesi karşılığında davacıya ilave bazı yükümlülüklerin verildiğini, ek sözleşmede davalı arsa sahibi ... ile de arsa sahibine ait villalara ek imalât olarak havuz yapımı için anlaşma sağlandığını, sözleşme gereğince müvekkilinin üstlendiği inşaat işlerini bitirmesine ve belediyeden 19.09.2011 tarihinde iskân belgesi alınmasına rağmen her iki davalının da ödemelerini zamanında yapmadığını, davacıya sadece bir adet villanın mülkiyetinin devredilip bir kısım paranın ödendiğini, zamanında ödeme yapmayarak müvekkilini zor durumda bırakan davalı yüklenici şirketin 06.10.2011 tarihinde müvekkili şirket ile imzaladığı ek anlaşma ile iki adet villayı müvekkilinin müzayaka hâlinde bulunduğunu kabul ederek yarı bedeline satın aldığını, kendi edimlerini ifa etmeyen davalı şirketin inşaata iskân alındığı hâlde eksik ve ayıplı imalâtlar bulunduğunu savunup tek taraflı tespit yaptırdığını, devamında da 29.03.2012 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi haksız şekilde ve tek taraflı olarak feshettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 02.11.2010 tarihli taşeronluk ve alacağın temliki sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğinin tespitine, alacağın temliki hükümleri uyarınca 16.02.2007 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre davalılar adına kayıtlı üç adet villanın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline, 25.04.2011 tarihli sözleşme kapsamında ve sözleşme dışı yapılan işler nedeniyle şimdilik 100.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ...’den tahsiline, tapu iptali ve tescilin mümkün olmaması hâlinde satışı vaat edilen üç adet villanın kaim değerine karşılık şimdilik 50.000,00 TL’nin iskân tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı yüklenici şirketten tahsiline, haksız fesih nedeniyle uğranılan zararın tazmini için şimdilik 1.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... Turistik Tesis Yatırımları İnşaat ve Tarımsal Üretim San. Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... ile 16.02.2007 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmedeki edimlerin yerine getirilmesi amacıyla bir kısım altyapı işleri ve ince işlerin 02.11.2010 tarihli sözleşme uyarınca davacıya verildiğini, 25.04.2011 tarihli ek sözleşme ile de davacıdan 500.000,00 TL tutarında ilave iş yapılmasının istenildiğini, ancak davacının sürekli müvekkilinden ek süre ve ek bedel talep ederek işleri aksattığını, işleri yarım ve eksik bırakarak inşaat sahasını terk ettiğini, müvekkilinin eksik işlerin tamamlanması için başka taşeronlar ile anlaştığını, iskân ruhsatı alınmasının davacının üstlendiği işleri sözleşmenin gereklerine uygun şekilde bitirmesi anlamına gelmediğini, zira iskân ruhsatı verilirken işçiliğin ya da ince işlerin kalitesinin değil sadece binanın oturulabilir hâlde olup olmadığının denetlendiğini, edimlerini yerine getirmeyen davacının taleplerinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davanın dayanağı olan davacı ile davalı yüklenici şirket arasında imzalanan 02.11.2010 tarihli taşeron sözleşmesinde ve 06.10.2011 tarihli iki adet villanın satışına dair sözleşmede taraf olmadığını, bu sözleşmeler gereğince müvekkilinden herhangi bir talepte bulunulamayacağını, davalı yüklenici şirketin kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre taahhütlerini yerine getirmediğini, dolayısıyla davacının sözleşmeye göre davalı yüklenici şirkete isabet eden bir adet villanın tapusunu isteyemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 17.02.2015 tarihli ve 2012/261 E., 2015/39 K. sayılı kararı ile davada sözleşmenin feshi talep edilmediğinden sözleşmenin hâlen yürürlükte olduğu ve davalının tek taraflı fesih ihbarının hukukî sonuç doğurmayacağı, asıl ve ek sözleşme gereğince davacının davalıdan taşınmazların devrini isteyebilmesi için üstlendiği edimleri gereği gibi yerine getirmesi gerektiği hâlde, 26.03.2012 tarihi itibariyle 785.500 TL’lik hatalı ve eksik imalât bulunduğu, dolayısıyla davacının tescile hak kazanamadığı, eksik iş bedelinin davacıdan tahsil edilerek davalıya ödenmesi koşuluyla taşınmazların devrinin yapılabileceği, ancak sözleşmenin taraflarının her ikisinin de yüklenici olduğu, davalı yüklenici şirket bedel teklifini kabul ile yükümlü olmadığından davacıya bu bedelin ödenmesi için mehil verilmesine gerek görülmediği, davacının sözleşme kapsamında yaptığı işlerin değer ve miktarının taşınmazların devri için yeterli olmadığı, bu hususun ancak sözleşmenin feshi hâlinde tazminata konu edilebileceği, eldeki davada fesih ve tazminat talep edilmediğinden bu konu üzerinde durulmadığı, davacının haksız fesih tazminatı bakımından, fesih geçersiz olduğundan haksız fesih nedeniyle uğranılan bir zarardan söz edilemeyeceği, 06.10.2011 tarihli sözleşme taşınmaz satış vaadi niteliğinde olduğundan ve taraflarca haricen düzenlendiğinden geçerli olmadığı, bu nedenle geçersiz sözleşmenin iptalinin istenemeyeceği, kaldı ki anılan sözleşmeyi davalı yüklenici şirket adına imzalayan birisinin de bulunmadığı, haksız fesih ve gabin iddialarının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın davalı şirket yönünden reddine, davalı ... bakımından ayırma kararı verildiğinden bu davalı hakkında da karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. BİRİNCİ BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 17.02.2015 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 17.11.2016 tarihli ve 2015/6748 E., 2016/5099 K. sayılı ilamı ile davalı tarafça, üç adet bağımsız bölümün müvekkili adına tescilinin istendiği, söz konusu taşınmazlardan bir tanesinin tapusu davalı arsa maliki ... üzerinde olduğundan, davalı ...'ün bu davada yasal hasım olduğu dikkate alınarak davacının davalı ... adına açtığı ve tefrik edilmesine karar verilen davanın işbu dosya ile birleştirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, öte yandan, işbu dava dosyasında tefrik edilmesine karar verilen yüklenici ... Pazarlama Ticaret Tur. ve İnş. San. A.Ş'nin arsa maliki ...'e karşı açtığı davada talep edilen bağımsız bölümün eldeki davada talep edilen bağımsız bölümlerden birinin olduğunun belirlenmesi hâlinde bu dava dosyasının sonucunun beklenmesi, eğer bu davada konu edilen bağımsız bölümlerden değilse hangi bağımsız bölüm olduğunun açıklattırılması gerekirken, bu hususun gözardı edilmesinin de doğru olmadığı, bozma nedenine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmediği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 16.03.2018 tarihli ve 2017/117 E., 2018/140 K. sayılı kararı ile eldeki davada 19.10.2017 tarihli celsenin dört no'lu ara kararı doğrultusunda celse arası 20.10.2017 tarihinde verilen ara kararda, davanın tapu iptali ve tescil talepli olduğu, mahallinde yapılan keşif sonucu alınan 11.10.2013 havale tarihli bilirkişi raporunda uyuşmazlığa konu taşınmazların değerinin 1.000.000,00 TL olarak belirlendiği, davacı tarafa bu bedel üzerinden yatırması gereken eksik harcı tamamlaması amacıyla HMK’nın 120/2. maddesi gereğince iki haftalık kesin süre verildiği, süresi içerisinde harç ikmali yapılmadığı takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine dair hüküm kurulduğu, kararın davacı vekiline 30.11.2017 tarihinde tebliğ edildiği, ancak verilen kesin süre içinde eksikliğin giderilmediği, dosyanın verilen kesin sürede eksik harcın tamamlanmaması nedeniyle 15.12.2017 tarihi itibariyle işlemden kaldırılmasına karar verildiği gerekçesiyle davanın HMK’nın 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. B.İKİNCİ BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 16.03.2018 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 16.01.2019 tarihli ve 2018/3707 E., 2019/204 K. sayılı ilamı ile mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, tapu iptâl ve tescil davası ile ilgili harcın ikmal edilmediğinden bahisle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de; dava dilekçesinde açıkça istem terditli olarak belirtilmiş ve sözleşmenin haksız olarak feshedildiğinin tespitinin yanında davalı yüklenici adına kayıtlı iki adet villanın ve davalı arsa sahibi adına kayıtlı 1 adet villanın tapu kaydının iptâli ve adına tesciline hükmedilmesi, bu mümkün olmadığı taktirde ise davalı yüklenici ... ..AŞ.’den villaların kaim değeri olan bedelden şimdilik 50.000,00 TL’nin tahsiline, haksız fesih nedeniyle 1.000,00 TL’nin bu şirketten tahsiline, diğer davalı ...’den ise ilave işler nedeniyle şimdilik 100.000,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep etmiş olup, mahkemece davanın terditli olduğu gözden kaçırılarak, HMK'nın 111. maddesi uyarınca terditli dava olduğu gözetilmeden karar verilmesin,n hatalı olduğu, öte yandan davalar arasında bağlantı bulunduğu hâlde ... hakkında açılan davanın da tefrik edilmesi ve başka bir esasa kaydedilerek bozma ilamına aykırı şekilde hüküm kurulmasının da usulî kazanılmış hak ilkesine aykırılık teşkil ettiği, mahkemece yapılacak işin, bu dava dosyasından tefrik edilip mahkemenin başka bir esasına kaydedilen ... hakkındaki davanın derdest ise, bu dava ile birleştirilmesinin sağlanıp, birlikte görülmek suretiyle ve davacının gerek terditli talep olan iş bedeli yönünden gerekse fesih nedeniyle oluşan zarar kalemleriyle ilgili olarak delilleri toplayıp, yine ... yönünden sebepsiz zenginleşme koşullarının mevcut olup olmadığı tartışılarak ve yüklenici şirket tarafından ...’e açılan dava dosyası getirtilip incelenerek bu davaya etkisinin bulunup bulunmadığı tartışılıp değerlendirilerek hüküm kurulmasından ibaret olduğu gerekçesiyle kararın ikinci kez bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 09.02.2021 tarihli ve 2020/21 E., 2021/77 K. sayılı kararı ile bozmadan önceki kararda da belirtildiği üzere HMK’nın 120/2. maddesi gereğince davacıya verilen iki haftalık kesin süreye rağmen eksik harcın tamamlanmaması nedeniyle dosyanın 15.12.2017 tarihinde işlemden kaldırılmasına ve 16.03.2018 tarihi itibariyle de davanın HMK’nın 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verildiği, HMK’nın 111/2. maddesine göre mahkemenin davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemeyeceği ve hükme bağlayamayacağı, her ne kadar ilk duruşmada Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de, uymaya yönelik ara karardan rücu edildiği, asıl talep yönünden dava açılmamış ve talep dahi vaki olmamış sayıldığından, terditli talep yönünden yargılamaya devam etmenin mümkün olmayacağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. C.DİRENME KARARINA KARŞI HUKUK GENEL KURULU KARARI VE SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 09.02.2021 tarihli direnme kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.09.2022 tarihli ve 2022/6-594 E., 2022/1121 K. sayılı kararı ile özel Dairece davacı yararına bozma kararı verildikten sonra mahkemece 10.03.2020 tarihli birinci celsede iki no'lu ara karar ile bozma kararına uyulmuş olmakla davacı lehine usulî kazanılmış hak oluştuğu, bu nedenle özel Dairenin bozma kararına uyulduktan sonra mahkemenin 09.02.2021 tarihli beşinci celsesinde uyma kararından rücu ederek önceki kararda direnmesi usulen mümkün olmadığı, mahkemece özel Dairenin bozma kararına uyulmakla gerçekleşen usulî kazanılmış hak nazara alınarak hükmüne uyulan bozma kararı gereklerinin yerine getirilmesi gerekirken, uyma kararından dönülüp direnme kararı verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kararın usulden bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin ilam başlığında belirtilen esas ve karar sayılı kararı ile bu sefer, davalılardan ... hakkındaki davanın asıl dava ile birleştirilmesine karar verilerek, davacının asıl davadaki asıl talebi yönünden eksik harcın ikmal edilmemesi nedeniyle davanın HMK'nın 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, bozma ilamında belirtilen davacının terditli talebi olan haksız fesihten kaynaklı uğranılan zararın tazmini talebi yönünden mahkemenin ilk gerekçesinde de belirtildiği üzere, feshin geçersiz olduğu ve bu nedenle uğranılan bir zarardan söz edilemeyeceği dikkate alınarak davacının haksız fesih nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebinin reddine, birleşen dava dosyasında ise davacının 2013/529 Esas üzerinden sunmuş olduğu temyiz dilekçesinde de açıkça beyan ettiği üzere alacak talebinin tamamından feragat ettiği anlaşıldığından alacak talebinin feragat nedeniyle reddine, tapu iptali ve tescili talebi yönünden ise dava konusu B/1 no'lu bağımsız bölümün davalı yükleniciye devredildiği anlaşıldığından davacının bu talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde: a. Mahkemece tapu iptal ve tescil talebine yönelik verilen davanın açılmamış sayılmasına yönelik kararda bir isabetsizlik bulunmadığını ancak, b. İş bedeli ve haksız fesih nedeniyle uğranılan zarara ilişkin olarak inceleme yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dairemizin 16.01.2019 tarihli ve 2018/3707 E., 2019/204 K. sayılı ilamı ile davacının gerek terditli talep olan iş bedeli yönünden gerekse fesih nedeniyle oluşan zarar kalemleriyle ilgili olarak delillerin toplanıp, tartışılıp değerlendirilerek hüküm kurulması gerektiği belirtilerek karar bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen davacının terditli talebi olan iş bedeli yönünden bir araştırma yapılmamış, fesih nedeniyle uğranılan zarar bakımından ise mahkemenin ilk gerekçesine atıfta bulunarak feshin geçersiz olduğu ve bu nedenle geçersiz feshe dayalı zararın istenemeyeceği belirtilerek bu kalemler yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, davacının terditli talebi olan iş bedeli ve fesih nedeniyle oluşan zarar kalemleriyle ilgili taraf delilleri, dosyada mevcut tespit raporu ve yapılan ödemeler değerlendirilip gerekirse bu kalemler hakkında bilirkişi raporu alınarak oluşacak uygun sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir. Eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.