4. Hukuk Dairesi 2025/5526 E. , 2025/13747 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2025/387 Değişik İş – 2025/387 Karar SAYISI : KIT-2023/1510-2 SAYISI : K-2021/102953 İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili ile davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.10.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... geldiler. Tarafların vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 07.10.2025 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait ... (...) aşırı yağışlar nedeniyle oluşan yer kayması sonucu hasara uğradığını, hasarın onarımı ile kurtarma ve hasarın artmasının önlenmesi için davacının birçok masraf yaptığını, hasarın giderilip önlenmesi ve kurtarılması (santralin yeniden çalışır hale gelmesi) için geçen 72 günlük sürede iş durması zararının doğduğunu, davalı tarafından sadece 468.775,47 TL hasar bedeli ödendiğini ve iş durmasına ilişkin zararın muafiyet sınırının altında kaldığı gerekçesiyle ödeme yapılmadığını, davalının TTK'nın 1448 inci maddesi gereği devam eden heyelan nedeniyle zararın artmasının önlenmesi amacıyla yapılan tüm masraflardan ve iş durmasından kaynaklanan zarardan sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000.000,00 TL hasar ve masraflar ile 340.000,00 USD kazanç kaybının olay tarihinden işleyecek en yüksek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 21.01.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle, taleplerini hasar bedeli bakımından 13.815.863,30 TL'ye ve iş durması zararı bakımından 4.551.624,96 USD'ye (olmadığı takdirde TL karşılığına) yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının yaptığı ve tazminini istediği onarımların, eğimli arazinin güçlendirilmesine ilişkin olup teminat dışı olduğunu, riziko sona erdikten sonra yapılan güçlendirme çalışmalarının da TTK'nın 1448 inci maddesindeki zararı önleme ve azaltma kapsamına girmeyeceğini, heyelanın devam edeceğinin kesin olması halinde yapılacak masrafın makul olması kaydıyla teminata dahil olacağını, poliçe teminatında olan heyelanın doğrudan neden olduğu hasarın onarımı için gerekli sürenin 10 gün olduğunu ve poliçede iş durması için 14 günlük muafiyet bulunduğu için de bu zarardan sorumlu olmadıklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III.UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sigortalı ... (...) bulunduğu yerde yapılan keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporlarıyla, hasarın temel nedeni olarak saptanan heyelanın durdurulması için yapılacak iyileştirme masraflarından davalı sigortacının sorumlu olmadığı; davacının ...'i ilk kurulumunda uygun inşa etmiş olması halinde dava konusu hasarın oluşmayacağı ve olaydan sonra yapılan masrafların yapılmasının da gerekmeyeceği; hasar onarımının sürdüğü ve raporlarla saptanan 72 günlük iş durma süresinden poliçedeki 14 günlük muafiyet süresinin düşülmesiyle belirlenen süre için, mali müşavir bilirkişi tarafından hesaplanan kar kaybından davalının sorumlu olduğu; hasar ihbarının yapılmasından sonraki 45. günün sonunda davalının temerrüde düştüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 28.543.557,40 TL kar kaybı tazminatının 18.05.2019 tarihinden işleyecek temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline, davacının 18.990.743,60 TL'lik talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ İtiraz Hakem Heyetinin 01.11.2021 tarih ve 2021/İHK-37187 sayılı kararı ile; hasara neden olan heyelanın meydana gelmesinde bölgenin toprak yapısının da etkili olduğu ve tacir olan her iki tarafın bu durumu gözetmesi gerektiği dikkate alındığında, davacı tarafın % 50 ortak kusuru oranında indirimle belirlenen hasar onarım ve kurtarma masraflarını talep edebileceği; onarım sırasında çıkan hafriyatın depolanması için yapılacak kamulaştırma masrafının, bu işin her zaman yapılması gereken iş olması ve davaya konu olayla doğrudan bağlantılı görülmemesi nedeniyle zarar hesabına dahil edilmediği; davacının, itiraz etmediği hasar hesap raporundaki bedelin karara esas alındığı; hasar onarım ve kurtarma masrafına ilişkin tutarın KDV'sinden de davalı sigortacının sorumlu olduğu; ancak, vergilendirmeye esas net kazanç niteliğinde olan kar kaybı zararı için KDV'ye hükmedilemeyeceği; kar kaybı bakımından, tacir olan tarafların serbest tasarrufu ile poliçeye konulan muafiyet süresinin düşüldüğü; kar kaybı zararı için, 13.09.2018 tarihli Türk Parasının Kıymetinin Korunmasına İlişkin Cumhurbaşkanlığı kararı gereği, bu zararın TL karşılığına hükmedilmesinin uygun görüldüğü; davalının temerrüt tarihinin ve yargılama giderlerinin Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından doğru biçimde tespit edildiği" gerekçesiyle, davalı vekilinin itirazının reddine; davacı vekilinin itirazının kısmen kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisiyle davanın kısmen kabulüne, 5.090.574,48 TL hasar onarım ve önleme zararı, 28.543.557,40 TL kar kaybı zararı olmak üzere toplam 33.634.131,90 TL tazminatın 18.05.2019 tarihinden işleyecek temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin 13.900.169,10 TL'lik talebinin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunması üzerine Dairenin 09.01.2023 tarih, 2022/8846 esas ve 2023/101 karar sayılı ilamı ile; ''...6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinin 2. fıkrasında yer alan ıslah dilekçesinin tebliği konusundaki düzenleme, adil yargılanma hakkının kapsamında yer alan savunma haklarının etkin biçimde kullanılmasını teminen konulmuş olup hassasiyetle üzerinde durulmalıdır. Anılan bu yasal düzenlemede, davada taraf olanların haklarının korunması amaçlanmış olup tarafların yargılama süreçlerine etkin katılımının sağlanması ise, yapılan tüm tebligatların usulüne uygun olması ile sağlanabilecektir. Somut olayda; Uyuşmazlık Hakem Heyeti yargılaması sırasında davacının sunduğu 21.01.2021 tarihli ıslah dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edildiğine dair herhangi bir belgenin dosyada bulunmadığı; davalı vekilinin Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı yaptığı itiraz başvurusunda, ıslah dilekçesinin tebliğ edilmeyişini de itiraz sebebi yaptığı; İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davalının bu itirazı hakkında hiçbir değerlendirme yapmadığı gibi, ıslah dilekçesinin tebliğine ilişkin eksikliği de tamamlamadığı; davalının, ıslaha karşı cevap verme, savunmalarını yapma imkanından yoksun bırakıldığı görülmektedir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereği, davacı tarafın ıslah dilekçesinin davalı ... şirketine tebliğ edilmesi gerekirken, usulünce yapılmış tebligat olmadan ve davalının savunma hakları ile hukuki dinlenilme haklarını kısıtlar biçimde yargılamaya devam edilip yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulması gerekmiştir.'' gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İtiraz Hakem Heyetince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İtiraz Hakem Heyetinin 18.07.2023 tarih ve KIT-2023/1510 sayılı kararı ile; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; ıslah dilekçesi davalı taraf vekiline tebliğ edilmiş olup, hasara neden olan heyelanın meydana gelmesinde bölgenin toprak yapısının da etkili olduğu ve tacir olan her iki tarafın bu durumu gözetmesi gerektiği dikkate alındığında, davacı tarafın % 50 ortak kusuru oranında indirimle belirlenen hasar onarım kurtarma masraflarını talep edebileceği; onarım sırasında çıkan hafriyatın depolanması için yapılacak kamulaştırma masrafının, bu işin her zaman yapılması gereken iş olması ve davaya konu olayla doğrudan bağlantılı görülmemesi nedeniyle zarar hesabına dahil edilmediği; davacının, itiraz etmediği hasar hesap raporundaki bedelin karara esas alındığı; hasar onarım ve kurtarma masrafına ilişkin tutarın KDV'sinden de davalı sigortacının sorumlu olduğu; ancak, vergilendirmeye esas net kazanç niteliğinde olan kar kaybı zararı için KDV'ye hükmedilemeyeceği; kar kaybı bakımından, tacir olan tarafların serbest tasarrufu ile poliçeye konulan muafiyet süresinin düşüldüğü gerekçesiyle davalı vekilinin itirazının reddine; davacı vekilinin itirazının kısmen kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisiyle davanın kısmen kabulüne, 5.090.574,48 TL hasar onarım ve önleme zararı, 28.543.557,40 TL kar kaybı zararı olmak üzere toplam 33.634.131,90 TL tazminatın 18.05.2019 tarihinden işleyecek temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin 13.900.169,10 TL'lik talebinin reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunması üzerine Dairenin 30.05.2024 tarih, 2023/9981 esas ve 2024/5548 karar sayılı ilamı ile; ''...Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; hidroelektrik santralinin bulunduğu bölgede yoğun yağış sonrası 28.01.2019 tarihinde meydana gelen heyelan sonrası davalı şirket nezdinde Modüler Kurumsal Sigorta Poliçesi ile sigortalı olan hidroelektrik santralinin hasara uğradığı, davacı şirket tarafından, ilk aşamada iletim kanalının onarımı sonrası sigortalı değerin korunması için önleme ve kurtarma çalışmaları yapıldığı; davalı tarafından, yapılan çalışmaların önleme ve kurtarma amaçlı değil sigortalı değerin iyileştirilmesi amaçlı yapıldığı ve yapılan çalışmaların poliçe teminat kapsamı dışında olduğu ileri sürülmüş ise de, hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda, bölgede yer alan heyelanın bir katastrofik olay (aniden ve öngörülemez) nitelikte olduğu, daha önceden öngörülüp engellenme şansının bulunmadığı, bölgede meydana gelen ve normallerin üzerindeki yağışın, heyelanın temel sebebi olduğu, mevcut alanda heyelan öncesinde, heyelan oluşumuna dair çok fazla belirtinin ve deplasmanın oluşmadığı, heyelanın yapı yapılmasına el verecek anlamda kontrol altına alınmasının iyileştirme olarak nitelendirilemeyeceği, bu nedenle davacı şirket tarafından yapılan çalışmaların hasarın kaldırılması ve önlenmesi niteliğinde olduğu ve heyelan dizginlenmediği sürece deplasmanın devam edeceği ve daha büyük bir alanın heyelana maruz kalıp, daha büyük bir alanda tedbir alınması gerekeceği ve dolayısıyla maliyetlerin artacağının mütalaa edildiği; her ne kadar İtiraz Hakem Heyetince, heyelanın gerçekleşmesindeki kök sebebin, her iki tarafın bilgisi dahilindeki toprak yapısından kaynaklanması nedeniyle, iş bu zarardan tarafların yarı yarıya % 50'şer nispetinde sorumlu olduğu gerekçesiyle indirim yapılmış ise de, davaya konu poliçenin düzenlenmesinden önce riziko adresinde risk analizi ve kıymet takdiri yapılmış ve sigortalı hidroelektrik santrali için teminat kapsamının belirlenmiş olmasına ve bilirkişi heyeti tarafından heyelanın, bir katastrofik olay (aniden ve öngörülemez) ve daha önceden öngörülüp engellenme şansı bulunmayan nitelikte ve mevcut alanda heyelan öncesinde, heyelan oluşumuna dair çok fazla belirtinin ve deplasmanın oluşmadığının belirtilmiş olmasına göre davacıya yukarıda yazılı gerekçe ile % 50 oranında kusur atfedilmesinin yerinde olmadığı ve bu yöndeki kabulün dosya kapsamı ile örtüşmediği, davacı şirketin TTK'nın 1448 inci maddesi, Yangın Sigortası Genel Şartları, Yangına Bağlı Kar Kaybı Sigortası Genel Şartları ve İnşaat Sigortası Genel Şartları uyarınca zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunması amacıyla üstüne düşen yükümlülüğü yerine getirdiği anlaşılmaktadır. Şu durumda; İtiraz Hakem Heyetince, dava konusu heyelan sonucu sigortalı değerin korunması için hasarı önleme ve kurtarma amacıyla yapılan 11.118.699,97 TL masraf yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.'' gerekçesiyle karar davacı yararına bozulmuş; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının ise reddine karar verilmiştir. D. İtiraz Hakem Heyetince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; dava konusu heyelan sonucu sigortalı değerin korunması için hasarı önleme ve kurtarma amacıyla yapılan 11.118.699,97 TL masraf kaleminden davalı tarafından ödenen 468.775,47 TL'nin tenzil edilmesi sonucu bakiye 10.649.924,50 TL ile bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşen 28.543.557,40 TL kar kaybı zararı olmak üzere toplam 39.193.481,90 TL tazminatın 18.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve fazlaya talebin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı şirket tarafından Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına süresinde itiraz edilmediğini, bu nedenle Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kesinleştiğini, kar kaybı zararına döviz cinsinden hükmedilmesi gerektiğini, KDV'nin gerçek zarara dahil olduğunu, bu nedenle KDV dahil edilerek belirlenen tutara hükmedilmesi gerektiğini, kamulaştırma masrafına ilişkin sorumluluğun davalı tarafa ait olduğunu, kar kaybının tamamının muafiyet uygulanmaksızın tazmini gerektiğini ve davacı taraf lehine takdir edilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1448. maddesi gereğince Yangın Sigortası Genel Sartları, Yangına Bağlı Kar Kaybı Sigortası Genel Sartları ve İnşaat Sigortası Genel Sartları uyarınca zararın önlenmesi, azaltılması, artmasına engel olunması amacıyla üstüne düşen yükümlülüğü yerine getirdiğinden bahisle dava konusu heyelan sonucu sigortalı değerin korunması için hasarı önleme ve kurtarma amacıyla yapılan masraflardan davalının sorumluluğuna hükmedilmesinin dosya gerçeklerine ve sigorta hukukunun prensiplerine aykırı olduğunu, İtiraz Hakem Heyeti’nin herhangi bir teknik tespit veya veriye dayanmaksızın uzmanlığı olmadığı teknik bir alanda kusur paylaşımı yapmasının mümkün olmadığını, davacı tarafından talep konusu yapılan inşaat işlemlerinin hiç yapılmaması halinde, heyelan rizikosunun yeniden kalan sigorta süresi içerisinde kaçınılmaz bir şekilde meydana gelecek olduğunun tespiti gerektiğini, bu tespitin yapılamadığı her durumda talep tutarlarının TTK'nın 1448 inci maddesi anlamında sigortacıdan tazmin edilmesinin mümkün olmadığını, davalının poliçe uyarınca sorumluluğunun, sigortalı değerlerin eski hâline getirilmesi ile sınırlı olduğunu, zararı önleme ve kurtarma masrafı olarak talep edilebilecek tutarların “makul” olmasının zorunlu olduğunu, poliçe ile sağlanan kâr kaybı teminatının yalnızca rizikonun meydana gelmesi sonucu sigortalı kıymetlerde oluşan hasarın onarım süresini kapsadığını, bunun dışında davacı tarafından talep konusu yapılan taraçalandırma ve beton dökme işlemlerine ilişkin inşa faaliyetleri sırasında durma süresinin kâr kaybı hesabı bakımından dikkate alınmasının mümkün olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ... nezdinde Modüler Kurumsal Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... yoğun yağış sonucu meydana gelen yer kayması nedeniyle sigortalı değerde yapılan onarım ve kurtarma masrafları ile bu süre zarfında oluşan kazanç kaybı zararının tahsili istemine ilişkindir. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı ve anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz peşin harcının onama harcına mahsubuna, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine, 07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.