Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/431 E., 2025/6796 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/431 E., 2025/6796 K. (29.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/431
Karar No
2025/6796
Karar Tarihi
29.04.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2024/431 E. , 2025/6796 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/209 E., 2021/300 K. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde ... Özel Harekat Taburu'nda jandarma er olarak askerlik görevini ifa eden davalı tarafından araçla operasyona intikal sırasında dava dışı astsubay ...'un taksirle ölümüne neden olunduğunu, askeri personelin yakınları tarafından Askeri Yüksek İdari Mahkemesi 2. Daire Başkanlığı'nın 2017/1034 Esas ve 2008/756 Karar sayılı dosyasında açılan maddi ve manevi tazminat istemli dava sonucunda davacı kurum aleyhine tazminata hükmedildiğini ve Tarsus 2. İcra Müdürlüğü'nün 2009/57 Esas sayılı dosyasına dava konusu tazminatın ödendiğini belirterek, kusuru ile davacı kurumun zarara uğramasına neden olan davalıdan davacı idare zararı olan 51.630,39 TL'nin rücuen tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olayda davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 09.05.2013 tarih, 2010/131 Esas ve 2013/198 Karar sayılı ilamı ile; alınan bilirkişi raporu benimsenerek davanın kısmen kabulü ile 56.940,63 TL'nin 50.703,58 TL'sinin ödeme tarihi olan 04.03.2009 tarihinden itibaren, 6.236,80 TL'sinin ödeme tarihi olan 26.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 11.12.2019 tarih, 2018/5266 Esas ve 2019/5909 Karar sayılı ilamı ile; ''...a-) Davacı, müteselsil sorumlu sıfatı ile üçüncü kişiye ödediği paranın halefiyet esasınca rücuen tahsilini istediğine ve davalı önceki davada davalı olarak yer almadığına göre iadenin kapsamı, davacının mahkum olup ödediği para, bu paranın kendisi hakkındaki davada verilen hükmün kesinleşmesine kadar işleyecek faizi, önceki davada hükmedilen avukatlık ücreti ve yargılama giderleri toplamından davalının payına düşen kısmıdır. Kendi kusurlu davranışı ile işin icraya düşmesine yol açan davacı, bu ihmali nedeniyle yapılmış olan icra giderlerini ve hükmün kesinleşmesinden sonra geçen sürede işleyecek faizi isteyemez. Çünkü sözü edilen giderlerle davalının eylemi arasında uygun sebep sonuç bağı yoktur. Mahkemece yapılacak iş, icra giderleri ile hükmün kesinleşmesinden sonra işlemiş olan faize ilişkin istek bölümünün hesaplanıp reddine karar vermekten ibarettir. Bu ilkelere aykırı düşüncelerle istemin tümünün hüküm altına alınmış olması doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. b-) Davacı dava dilekçesinde Tarsus 2. İcra Müdürlüğü'nün 2009/57 esas sayılı takip dosyasına ödemiş olduğu 51.630,39 TL'nin tahsiline karar verilmesini istemiş bilahare, yargılama sırasında 04/02/2013 tarihli ıslah dilekçesiyle dava tarihinden sonra 05/10/2010 tarihinde icra dosyasına ödemiş olduğu 6.069,98 TL'nin de hüküm altına alınmasını talep etmiştir. ... davaları, davanın açıldığı tarihteki hukuki duruma göre değerlendirilip sonuçlandırılır. Davacı dava dilekçesinde ileride ödenmek zorunda kalınacak miktarın da dava konusu edildiğine ilişkin bir açıklamaya yer vermediğine göre davanın açıldığı tarih itibariyle henüz ödenmemiş olan tazminatların ıslah yolu ile istenmesi mümkün değildir. Hal böyle olunca, mahkemece dava dilekçesine konu edilmeyen alacağın ıslah yoluyla istenemeyeceği gözetilerek ıslahla istenen kısım yönünden ret kararı verilmesi gerekirken kısmen kabulü yerinde olmamış, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. c-) Dava, askerlik hizmeti dolayısıyla verilen zarar nedeni ile müteselsil sorumlu devletin ödediği tutarın, öteki sorumluya rücuuna ilişkindir. Rücunun amacı, birlikte sorumlular arasında hakkaniyete göre denge kurmaktır. BK’nun 50. maddesi, hakimin takdirini temel almıştır. Anılan madde buyruğuna göre, ilgililerin birbirlerine karşı rücu hakları olup olmadığını ve varsa kapsamını hakim takdir edecektir. Bu madde, her ne kadar birden çok kimselerin ortak kusurlarıyla zarar oluşturmalarını düzenlemiş ise de onu izleyen 51. maddedeki birden çok kişilerin değişik hukuksal nedenlerden sorumluluğunda da belirtilen kural geçerlidir. Öyleyse, çok tipli teselsülde de hakim, rücu kapsamını takdir durumundadır. Kusur, kapsam belirlemede etkin ise de hakkaniyet de onunla birlikte değerlendirilmesi gereken önemli öğelerdendir. Davalı, Anayasa’nın 72. maddesi gereği, hakkı olan askerlik görevi sırasında kusuru ile zarara yol açmıştır. Hizmetin karşılığında ücret almaması ve bu hizmetin anayasal bir görev niteliğinde olması nedeniyle, tazminatın tamamından sorumlu tutulması, hakkaniyet öğesinin kapsam belirlemede dikkate alınmamış olunması sonucunu doğurur. Şu durumda anılan öğe değerlendirmeye katılarak belirlenen tazminattan belirli bir indirim yapılması gereklidir. Yerel mahkemece açıklanan yönün gözetilmemesi doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.'' gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; bozma ilamında iadenin kapsamının "...davacının mahkum olup ödediği para, bu paranın kendisi hakkındaki davada verilen hükmün kesinleşmesine kadar işleyecek faizi, önceki davada hükmedilen avukatlık ücreti ve yargılama giderleri toplamından davalının payına düşen kısım" olarak belirtildiği, buna göre toplam iadenin miktarının (39.223,00 TL (tazminat)+ 6.702,30 TL (faiz)+4.370,76 TL (vekalet ücreti)+ 72,50 TL (yargılama gideri) olmak üzere toplam 50.368,56 TL olarak hesaplandığı, her ne kadar, dava konusu iade talebinin kapsamı belirlenirken toplam tutar 50.368,56 TL olarak belirlenmiş ise de bozma ilamında da belirtildiği üzere, davalının, Anayasa’nın 72. maddesi gereği, hakkı olan askerlik görevi sırasında kusuru ile zarara yol açtığı, hizmetin karşılığında ücret almadığı ve bu hizmetin anayasal bir görev niteliğinde olduğu anlaşıldığından %40 oranında hakkaniyet indirimi yapıldığı, davanın açıldığı tarih itibariyle henüz ödenmemiş olan tazminatların ıslah yolu ile istenmesi mümkün olmadığından dava dilekçesine konu edilmeyen alacağın ıslah yoluyla istenemeyeceği gözetilerek ıslahla istenen kısmın reddine karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile faize faiz işletilmemesi için 30.221,14 TL tazminatın 26.199,76 TL'sine ödeme tarihi olan 04.03.2009 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, bakiye 4.021,38 TL faiz alacağının ise faizsiz olarak davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine ve davacının fazlaya ilişkin talebinin ve ıslah talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Tarsus 2. İcra Müdürlüğü'nün 2009/57 Esas sayılı icra dosyasında bakiye borcun bulunduğunun bildirilmesi üzerine 26.09.2010 tarihinde 6.236,80 TL daha ödeme yapıldığını, bu nedenle ıslah talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ve davalının kendi kusurlu davranışı ile işin icraya düşmesine yol açtığını, bu nedenle yapılmış olan icra giderlerinin ve hükmün kesinleşmesinden sonra geçen sürede işleyecek faize hükmedilmemesinin hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 2.Dairesi'nin 2007/1034 Esas ve 2008/756 Karar sayılı dava dosyasında belirlenen 39.223,00 TL tazminat tutarı üzerine icra takibine ilişkin icra masrafları, icra avukatlık ücreti ve hükmün kesinleşmesinden sonra işlemiş faiz tutarları da dahil olmak üzere hesaplanan 50.368,56 TL üzerinden %40 oranında indirim yapılarak hüküm tesis edildiğini, mahkemenin hesap ettiği icra takibine ilişkin masraf ve faizler toplamı 11.145,56 TL olup bunun dışında olan 39.223,00 TL'nin belirlenen tazminat tutarı olduğunu, bu nedenle mahkemece Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 2. Dairesi'nin belirlediği tutar olan 39.223,00 TL üzerinden hakkaniyet indirimi yapılarak hüküm verilmesi gerekirken bozma ilamının aksine icra takibi dolayısı ile oluşan masraflar ve faizleri de dahil edilerek belirlenen tutar üzerinden hakkaniyet indirimi yapılmasının bozma ilamına aykırı olduğunu, anayasal bir zorunluluk olan askerlik hizmeti sırasında sözkonusu olayın meydana gelmiş olması ve kurum tarafından müvekkiline verilmesi gereken eğitimin yeterli düzeyde verildiğini gösteren delilin dosyada olmadığı dikkate alındığında hükmedilen tazminat tutarının yüksek olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı kurum tarafından, davalının taksirle ölüme neden olma eylemi nedeniyle mahkeme kararıyla ödenen tazminatın davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine ve bozmaya uygun karar verilmiş olmasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dairenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen bozma ilamı ile; davalının, Anayasa’nın 72. maddesi gereği, hakkı olan askerlik görevi sırasında kusuru ile zarara yol açtığı, hizmetinin karşılığında ücret almaması ve bu hizmetin anayasal bir görev niteliğinde olması nedeniyle, tazminatın tamamından sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olduğu, bu nedenle belirlenen tazminattan belirli oranda indirim yapılması gerektiği yönünden kararın bozulduğu, mahkemece bozma ilamına uyularak 39.223,00 TL (tazminat)+ 6.702,30 TL (faiz)+4.370,76 TL (vekalet ücreti)+ 72,50 TL (yargılama gideri) olmak üzere belirlenen toplam 50.368,56 TL üzerinden % 40 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda; mahkemece her ne kadar bozma ilamına uyulduğu belirtilmiş ise de; bozma ilamının gereğinin tam olarak yerine getirilmediği, hakkaniyet indiriminin, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 2. Dairesi'nin 2007/1034 Esas ve 2008/756 Karar sayılı dava dosyasında belirlenen 39.223,00 TL maddi ve manevi tazminat tutarı toplamı üzerinden yapılması gerekirken maddi ve manevi tazminat tutarına vekalet ücreti ve yargılama giderleri de dahil edilerek belirlenen toplam tutar üzerinden yapılması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. VI.KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına,Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 871ff57a8303a3c3 f77b42094375ef3a This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 4. Hukuk Dairesi 2024/431 E. , 2025/6796 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/209 E., 2021/300 K. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde ... Özel Harekat Taburu'nda jandarma er olarak askerlik görevini ifa eden davalı tarafından araçla operasyona intikal sırasında dava dışı astsubay ...'un taksirle ölümüne neden olunduğunu, askeri personelin yakınları tarafından Askeri Yüksek İdari Mahkemesi 2. Daire Başkanlığı'nın 2017/1034 Esas ve 2008/756 Karar sayılı dosyasında açılan maddi ve manevi tazminat istemli dava sonucunda davacı kurum aleyhine tazminata hükmedildiğini ve Tarsus 2. İcra Müdürlüğü'nün 2009/57 Esas sayılı dosyasına dava konusu tazminatın ödendiğini belirterek, kusuru ile davacı kurumun zarara uğramasına neden olan davalıdan davacı idare zararı olan 51.630,39 TL'nin rücuen tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olayda davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 09.05.2013 tarih, 2010/131 Esas ve 2013/198 Karar sayılı ilamı ile; alınan bilirkişi raporu benimsenerek davanın kısmen kabulü ile 56.940,63 TL'nin 50.703,58 TL'sinin ödeme tarihi olan 04.03.2009 tarihinden itibaren, 6.236,80 TL'sinin ödeme tarihi olan 26.09.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 11.12.2019 tarih, 2018/5266 Esas ve 2019/5909 Karar sayılı ilamı ile; ''...a-) Davacı, müteselsil sorumlu sıfatı ile üçüncü kişiye ödediği paranın halefiyet esasınca rücuen tahsilini istediğine ve davalı önceki davada davalı olarak yer almadığına göre iadenin kapsamı, davacının mahkum olup ödediği para, bu paranın kendisi hakkındaki davada verilen hükmün kesinleşmesine kadar işleyecek faizi, önceki davada hükmedilen avukatlık ücreti ve yargılama giderleri toplamından davalının payına düşen kısmıdır. Kendi kusurlu davranışı ile işin icraya düşmesine yol açan davacı, bu ihmali nedeniyle yapılmış olan icra giderlerini ve hükmün kesinleşmesinden sonra geçen sürede işleyecek faizi isteyemez. Çünkü sözü edilen giderlerle davalının eylemi arasında uygun sebep sonuç bağı yoktur. Mahkemece yapılacak iş, icra giderleri ile hükmün kesinleşmesinden sonra işlemiş olan faize ilişkin istek bölümünün hesaplanıp reddine karar vermekten ibarettir. Bu ilkelere aykırı düşüncelerle istemin tümünün hüküm altına alınmış olması doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. b-) Davacı dava dilekçesinde Tarsus 2. İcra Müdürlüğü'nün 2009/57 esas sayılı takip dosyasına ödemiş olduğu 51.630,39 TL'nin tahsiline karar verilmesini istemiş bilahare, yargılama sırasında 04/02/2013 tarihli ıslah dilekçesiyle dava tarihinden sonra 05/10/2010 tarihinde icra dosyasına ödemiş olduğu 6.069,98 TL'nin de hüküm altına alınmasını talep etmiştir. ... davaları, davanın açıldığı tarihteki hukuki duruma göre değerlendirilip sonuçlandırılır. Davacı dava dilekçesinde ileride ödenmek zorunda kalınacak miktarın da dava konusu edildiğine ilişkin bir açıklamaya yer vermediğine göre davanın açıldığı tarih itibariyle henüz ödenmemiş olan tazminatların ıslah yolu ile istenmesi mümkün değildir. Hal böyle olunca, mahkemece dava dilekçesine konu edilmeyen alacağın ıslah yoluyla istenemeyeceği gözetilerek ıslahla istenen kısım yönünden ret kararı verilmesi gerekirken kısmen kabulü yerinde olmamış, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. c-) Dava, askerlik hizmeti dolayısıyla verilen zarar nedeni ile müteselsil sorumlu devletin ödediği tutarın, öteki sorumluya rücuuna ilişkindir. Rücunun amacı, birlikte sorumlular arasında hakkaniyete göre denge kurmaktır. BK’nun 50. maddesi, hakimin takdirini temel almıştır. Anılan madde buyruğuna göre, ilgililerin birbirlerine karşı rücu hakları olup olmadığını ve varsa kapsamını hakim takdir edecektir. Bu madde, her ne kadar birden çok kimselerin ortak kusurlarıyla zarar oluşturmalarını düzenlemiş ise de onu izleyen 51. maddedeki birden çok kişilerin değişik hukuksal nedenlerden sorumluluğunda da belirtilen kural geçerlidir. Öyleyse, çok tipli teselsülde de hakim, rücu kapsamını takdir durumundadır. Kusur, kapsam belirlemede etkin ise de hakkaniyet de onunla birlikte değerlendirilmesi gereken önemli öğelerdendir. Davalı, Anayasa’nın 72. maddesi gereği, hakkı olan askerlik görevi sırasında kusuru ile zarara yol açmıştır. Hizmetin karşılığında ücret almaması ve bu hizmetin anayasal bir görev niteliğinde olması nedeniyle, tazminatın tamamından sorumlu tutulması, hakkaniyet öğesinin kapsam belirlemede dikkate alınmamış olunması sonucunu doğurur. Şu durumda anılan öğe değerlendirmeye katılarak belirlenen tazminattan belirli bir indirim yapılması gereklidir. Yerel mahkemece açıklanan yönün gözetilmemesi doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.'' gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; bozma ilamında iadenin kapsamının "...davacının mahkum olup ödediği para, bu paranın kendisi hakkındaki davada verilen hükmün kesinleşmesine kadar işleyecek faizi, önceki davada hükmedilen avukatlık ücreti ve yargılama giderleri toplamından davalının payına düşen kısım" olarak belirtildiği, buna göre toplam iadenin miktarının (39.223,00 TL (tazminat)+ 6.702,30 TL (faiz)+4.370,76 TL (vekalet ücreti)+ 72,50 TL (yargılama gideri) olmak üzere toplam 50.368,56 TL olarak hesaplandığı, her ne kadar, dava konusu iade talebinin kapsamı belirlenirken toplam tutar 50.368,56 TL olarak belirlenmiş ise de bozma ilamında da belirtildiği üzere, davalının, Anayasa’nın 72. maddesi gereği, hakkı olan askerlik görevi sırasında kusuru ile zarara yol açtığı, hizmetin karşılığında ücret almadığı ve bu hizmetin anayasal bir görev niteliğinde olduğu anlaşıldığından %40 oranında hakkaniyet indirimi yapıldığı, davanın açıldığı tarih itibariyle henüz ödenmemiş olan tazminatların ıslah yolu ile istenmesi mümkün olmadığından dava dilekçesine konu edilmeyen alacağın ıslah yoluyla istenemeyeceği gözetilerek ıslahla istenen kısmın reddine karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile faize faiz işletilmemesi için 30.221,14 TL tazminatın 26.199,76 TL'sine ödeme tarihi olan 04.03.2009 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, bakiye 4.021,38 TL faiz alacağının ise faizsiz olarak davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine ve davacının fazlaya ilişkin talebinin ve ıslah talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Tarsus 2. İcra Müdürlüğü'nün 2009/57 Esas sayılı icra dosyasında bakiye borcun bulunduğunun bildirilmesi üzerine 26.09.2010 tarihinde 6.236,80 TL daha ödeme yapıldığını, bu nedenle ıslah talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ve davalının kendi kusurlu davranışı ile işin icraya düşmesine yol açtığını, bu nedenle yapılmış olan icra giderlerinin ve hükmün kesinleşmesinden sonra geçen sürede işleyecek faize hükmedilmemesinin hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 2.Dairesi'nin 2007/1034 Esas ve 2008/756 Karar sayılı dava dosyasında belirlenen 39.223,00 TL tazminat tutarı üzerine icra takibine ilişkin icra masrafları, icra avukatlık ücreti ve hükmün kesinleşmesinden sonra işlemiş faiz tutarları da dahil olmak üzere hesaplanan 50.368,56 TL üzerinden %40 oranında indirim yapılarak hüküm tesis edildiğini, mahkemenin hesap ettiği icra takibine ilişkin masraf ve faizler toplamı 11.145,56 TL olup bunun dışında olan 39.223,00 TL'nin belirlenen tazminat tutarı olduğunu, bu nedenle mahkemece Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 2. Dairesi'nin belirlediği tutar olan 39.223,00 TL üzerinden hakkaniyet indirimi yapılarak hüküm verilmesi gerekirken bozma ilamının aksine icra takibi dolayısı ile oluşan masraflar ve faizleri de dahil edilerek belirlenen tutar üzerinden hakkaniyet indirimi yapılmasının bozma ilamına aykırı olduğunu, anayasal bir zorunluluk olan askerlik hizmeti sırasında sözkonusu olayın meydana gelmiş olması ve kurum tarafından müvekkiline verilmesi gereken eğitimin yeterli düzeyde verildiğini gösteren delilin dosyada olmadığı dikkate alındığında hükmedilen tazminat tutarının yüksek olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı kurum tarafından, davalının taksirle ölüme neden olma eylemi nedeniyle mahkeme kararıyla ödenen tazminatın davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine ve bozmaya uygun karar verilmiş olmasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dairenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen bozma ilamı ile; davalının, Anayasa’nın 72. maddesi gereği, hakkı olan askerlik görevi sırasında kusuru ile zarara yol açtığı, hizmetinin karşılığında ücret almaması ve bu hizmetin anayasal bir görev niteliğinde olması nedeniyle, tazminatın tamamından sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olduğu, bu nedenle belirlenen tazminattan belirli oranda indirim yapılması gerektiği yönünden kararın bozulduğu, mahkemece bozma ilamına uyularak 39.223,00 TL (tazminat)+ 6.702,30 TL (faiz)+4.370,76 TL (vekalet ücreti)+ 72,50 TL (yargılama gideri) olmak üzere belirlenen toplam 50.368,56 TL üzerinden % 40 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda; mahkemece her ne kadar bozma ilamına uyulduğu belirtilmiş ise de; bozma ilamının gereğinin tam olarak yerine getirilmediği, hakkaniyet indiriminin, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 2. Dairesi'nin 2007/1034 Esas ve 2008/756 Karar sayılı dava dosyasında belirlenen 39.223,00 TL maddi ve manevi tazminat tutarı toplamı üzerinden yapılması gerekirken maddi ve manevi tazminat tutarına vekalet ücreti ve yargılama giderleri de dahil edilerek belirlenen toplam tutar üzerinden yapılması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. VI.KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına,Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 871ff57a8303a3c3 f77b42094375ef3a ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı