Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2023/6512 E., 2025/3574 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/6512 E., 2025/3574 K. (03.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6512
Karar No
2025/3574
Karar Tarihi
03.03.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2023/6512 E. , 2025/3574 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/303 E., 2023/306 K. İtiraz Hakem Heyeti kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 25.04.2021 tarihinde trafik sigortası olmayan karşı aracın, davacının kullandığı araçla karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu davacının yaralanarak %3 oranında malul kaldığını, maluliyet oranının yargılama aşamasında daha yüksek olduğunun tespiti halinde fazlaya dair haklarını saklı tuttuklarını, karşı aracın kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunu, davalıya yapılan başvurudan sonuç alınamadığını belirterek belirsiz alacak olarak şimdilik 40.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 750,00 TL rapor ücreti olmak üzere toplam 40.750,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 17.02.2023 tarihli bedel artırım dilekçesiyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 113.410,74 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; alınan medikal rapora göre kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri uyarınca başvuru sahibinde engel oranı oluşturacak bir arazın meydana gelmediğini, bu nedenle başvurunun reddedildiğini, SGK hizmet dökümünün istenilmesine rağmen iletilmediğini, bu nedenle başvurunun usulden reddi gerektiğini, maluliyet raporunun yetkili bir sağlık kuruluşu tarafından düzenlenmediğini, rapor ücreti talebinin reddi gerektiğini, SGK tarafından yapılan bir ödeme olması halinde hesaplanan tazminattan tenzil edilmesi gerektiğini, kusur raporu alınması gerektiğini, kask ve koruyucu ekipman kullanılmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmasını talep ettiklerini, davalının temerrüte düşmediğini, avans faizi talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile denetime elverişli bilirkişi raporlarının hükme esas alındığı gerekçesiyle başvurunun kabulü ile 113.410,74 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 750,00 TL rapor ücreti olmak üzere toplam 114.160,74 TL maddi tazminatın 02.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerekli belgelerle davalıya başvurunun yapıldığı, kusura ilişkin hakem heyetince konusunda uzman bilirkişi raporundaki tespitin yerinde olduğu, yeni bir bilirkişi raporu alınmasına ihtiyaç bulunmadığı, rapor ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu, hesaplamada hata bulunmadığı, başvuruya sunulan maluliyet raporunda bahsi geçen ve davalı tarafından ileri sürülen sağ el sol el yaralanması konusundaki çelişki/hata ve çocuklukta geçirilen eski kırık hususunun açıklığa kavuşturulması amacıyla ara kararı uyarınca yeni bir maluliyet raporu alındığı, bu raporun denetime elverişli olduğu, soruşturma dosyasında şikayetçi olunmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmişse de başvuranın şahsi haklarından vazgeçmediği, maluliyete sebep olan yaralar el kol bölgesinde olup baş bölgesinde olmadığı, bu nedenle müterafik kusur indirimi yapılmamasında isabetsizlik bulunmadığı, başvuran vekilince son olarak yapılan tazmin talebi ve ekli belgelerin 20.05.2021 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, buna göre 02.06.2022 tarihinde temerrütün oluştuğu, temerrüt tarihine ilişkin belirlemenin yerinde olduğu, tam vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin itirazlarının reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava belirsiz alacak davası olup kararın kesin olmadığını, kaza tespit tutanağı ile alınan kusur raporu arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, faiz başlangıç tarihi belirlenirken hata yapıldığını, davalı yana başvuru tarihi 20.05.2021 olmasına rağmen faiz başlangıç tarihinin 02.06.2022 tarihi olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; arazlar ile kaza arasında illiyet bağı bulunmadığını, bu nedenle başvurunun reddi gerektiğini, maluliyet raporu yönetmelik hükümlerine uygun olmayıp başvurunun usulden reddi gerektiğini, rapor ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kusur raporunun denetime elverişli olmadığını, yeni bir kusur raporu alınması gerektiğini, %1.8 teknik faize göre hesaplama yapılması gerektiğini, davacı soruşturma dosyasında şikayetçi olmadığından tazminat hakkından vazgeçtiğini, müterafik kusur indirimi yapılmamasının hatalı olduğunu, davalının temerrüte düşmediğini, aksi halde temerrüt tarihinin ancak dava tarihi olabileceğini, tam vekalet ücretinin hatalı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 25.04.2021 tarihinde trafik sigortası bulunmayan aracın, davacının sürücüsü olduğu motosikletle karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davalının itirazları doğrultusunda yeni bir maluliyet raporu alınarak itirazların karşılanmış olmasına, davacının başvuru dilekçesine orana yönelik artışa ilişkin haklarını saklı tutmasına, Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı gereği yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması ve 1.8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden uygulanmasının mümkün olmamasına, rapor ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine, kaza sonucu oluşan maluliyet ile kask kullanılmaması arasında illiyet bağı olmayacağı açıkça anlaşıldığından bu nedenle tazminattan indirim yapılmayışının yerinde görülmesine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Dosyanın incelenmesinde; kaza tespit tutanağında karşı araç sürücüsünün kavşağa yaklaşırken yavaşlamamak, ilk geçiş hakkını vermemek kuralını ihlal ettiğinin belirlendiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetince alınan 20.01.2023 tarihli kusur raporunda ise karşı sürücünün ilk geçiş hakkını vermemesi nedeniyle %80 oranında kusurlu, davacı sürücüsünün ise kavşağa yaklaşırken hızını azaltmaması nedeniyle %20 oranında kusurlu bulunduğunun belirlendiği anlaşılmaktadır. Ancak İtiraz Hakem Heyetince 20.01.2023 tarihli rapordaki belirlemenin yerinde olduğu, yeni bir rapor alınmasına ihtiyaç olmadığı gerekçesiyle hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Yargılama makamlarınca çelişkili raporlardan birine neden itibar edildiği, diğer raporun neden tercih edilmediği gerekçelendirilmeli veya her iki rapor arasındaki çelişkiyi gideren üçüncü bir rapor alınmalıdır. Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince, kaza tespit tutanağı ile dosyada mevcut 20.01.2023 tarihli kusur raporundaki tespitler de irdelenmek suretiyle kusur oranları arasındaki farklılığın nedenleri üzerinde durularak açıklığa kavuşturulması ve kusura ilişkin farklılığın nedenlerinin incelendiği, çelişkiyi giderecek nitelikte yeni bir rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir. 3- Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvuran vekilince son olarak yapılan tazmin talebi ve ekli belgelerin 20.05.2021 tarihinde davalı tarafından tebliğ alındığı, buna göre 02.06.2022 tarihinde temerrüte düşüldüğü gerekçesiyle hükmedilen tazminata 02.06.2022 tarihinden itibaren faiz işletilmiş; İtiraz Hakem Heyetince davacı vekilinin faiz başlangıç tarihine ilişkin itirazı, belirlemenin yerinde olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Dosyanın incelenmesinde; tahkim başvurusu öncesi davalıya ilk başvurunun 20.05.2021 tarihinde iletildiği, 24.02.2022 tarihli mail ile davalının istediği (maluliyet raporu, savcılık dosyası, tedavi evrakı) evrakın davalıya iletildiği, 28.02.2022 tarihli mail ile de davalıya SGK hizmet dökümünün ulaştırıldığı, ancak davalı tarafından talebin maluliyet oluşmadığı gerekçesiyle 07.04.2022 tarihinde reddedildiği anlaşılmaktadır. Gerek 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99.maddesi, gerekse Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.2 maddesine göre sigortacının tazminat ödeme borcu, genel şartlarda yer alan belgelerin sigortacıya sunulmasından itibaren 8 iş günü içinde muaccel olmaktadır. 8 iş günlük ödeme süresi, gerekli belgelerin tamamlanması ile başlayacaktır. Somut olayda maluliyet raporu başta olmak üzere diğer belgeler davalıya 28.02.2022 tarihli mail ile iletilmiş olup gerekirse davalıdan hasar dosyası da celbedilip temerrüt tarihinin belirlenmesi gerekirken nasıl belirlendiği anlaşılamayan 02.06.2022 tarihinden faize hükmedilmesi hatalı olup kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. 4-5684 sayılı Kanun'un 30. maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16. maddesinin (13) numaralı fıkrası ve AAÜT’nin 17. maddesinin (2) numaralı fıkrası bir bütün olarak değerlendirildiğinde tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.

VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile davacı yararına, yukarıda (2) ve (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile davalı yararına temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,03.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! fd057cf3468dcaf5 8a108392c6d79076

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı