4. Hukuk Dairesi 2022/6622 E. , 2025/8375 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/193 E., 2022/295 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ... adına kayıtlı olup diğer davalı nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası(ZMSS) ile teminat altına alınan aracın sürücüsü dava dışı ...'un, 09.06.2012 tarihinde müvekkilinin yolcu olduğu araca çarpması sonucunda müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını, ... 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/596 esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada, sürücü ...’un kusurlu bulunduğu ve mahkum olduğunu, davalı ... tarafından dava öncesinde bir miktar ödeme yapıldığını, ancak ödemenin yetersiz olduğunu belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesi gereğince 1.000,00 TL maddi tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilsen, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'den tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından davacıya ödeme yapılarak sorumluluğunun yerine getirildiğini, aksi halde sigortalı araç sürücüsünün kusurunun tespit edilmesi gerektiğini, hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, müvekkilinin yasal faizden sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımının dolduğunu, kazaya sebep olan aracın müvekkili tarafından 30.09.2009 tarihli kira sözleşmesi ile kiralandığını, uzun dönem araç kiralama sözleşmesi mevcut olduğundan müvekkilinin işleten olmadığını, işletenin aracı kiralayan şirket olduğunu, kusur raporu alınması gerektiğini, kazaya sebep olan aracın kasko sigorta poliçesinde manevi tazminat taleplerinin de teminata dahil edildiğini, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... ile dava dışı şirket arasındaki uzun dönem kira sözleşmesinin davalı tarafından bilinmesinin mümkün olmadığı, davacının kayıt malikine dava açmakta kusuru olmadığı, bu nedenle davalı ... lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; taraflar arasındaki kiralama sözleşmesinin uzun süreli olmasında tek ölçünün süre olmadığını, araç üzerinde ekonomik yararlanma olup olmadığı, kira sözleşmesi ile kira bedellerinin Maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği, sözleşme yükümlülüklerinin kim tarafından yerine getirildiği, aracın düzenli bakım ve onarımının kim tarafından yapıldığı, vergi ve sigorta primlerinin kim tarafından ödendiği tespit edilmeli, kira sözleşmesi ve araç teslim belgesinin fatura, ruhsat, cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenerek işletenlik sıfatının devredilip devredilmediğinin ispatlanması gerektiğini, dosyaya sunulan belgelerin adi yazılı olduğunu, taraflar arasında her zaman düzenlenebilecek belgeler olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; müvekkili lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1-Uyuşmazlık, davalı ...'nin maliki olduğu ve diğer davalı tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan araç ile davacının yolcu olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucunda davacının yaralanmasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat isteminde, davalı ... ile ihbar olunan şirket arasında yapılan sözleşmenin uzun süreli kira sözleşmesi olarak kabul edilip edilemeyeceği ve davalı ...'nin işleten sıfatı bulunup bulunmadığına ilişkindir. Davalı ... vekili, kazaya karışan aracın ihbar olunan ...'ye uzun süreli kiralandığını, işleten sıfatı bulunmadığını savunmuştur. İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun(2918 sayılı Kanun) 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı Kanun'un 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür. Diğer yandan, 2918 sayılı Kanun'un 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. Somut olayda; davalı ... vekili aracın uzun süreli olarak kiralandığı ve işleten sıfatı bulunmadığına ilişkin delil olarak ihbar olunan ... ile müvekkili arasında düzenlenen kira sözleşmesini, aracın teslim tutanağını ve düzenlenen faturaları sunmuştur. Mahkemece ilgili vergi dairesine yazılan müzekkere üzerine verilen cevapta ...'nin tarh dosyasının ve bilgisayar kayıtlarının tetkikinde kira sözleşmesinin bulunmadığı, mükellefin kira sözleşmesini beyanname ekinde veya bağımsız olarak vergi dairesine ibraz şartı olmadığı bildirilmiştir. Vergi dairesi tarafından davalı şirket ile ihbar olunan şirketin BS ve BS formları gönderilmiş ve formların tetkikinden taraflar arasında bir hizmet alım işi olduğu anlaşılmaktadır. Ancak gerek davalı vekili tarafından sunulan kira sözleşmesinin adi yazılı şekilde olması, gerekse hizmet alımının dayanağının BS ve BS formlarından anlaşılamaması nedeniyle dosya kapsamında mevcut delillerin, aracın uzun süreli kiralandığına, üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte olduğuna ve fiili hakimiyetin ihbar olunan şirkete geçtiğine ilişkin yeterli olmadığı değerlendirilmiştir. O halde Bölge Adliye Mahkemesince; davalı şirketin ticari defter ve kayıtları incelenerek ve Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları istenerek dava dışı sürücü ile davalı şirket veya ihbar olunan şirket ile arasında işçi-işveren ilişkisi bulunup bulunmadığı araştırılmak suretiyle davalı ...'nin araç işleteni sıfatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir. 2. Bozma nedenine göre davalı ... vekilinin temyiz itirazları bu aşamada incelenmemiştir.
VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bozma nedenine göre davalı .... vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacı ve davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2025 tarihinde oy birliyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 16a4741503fa67a6 3e8e4c734cc1dd9e