Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2022/3326 E., 2025/3540 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/3326 E., 2025/3540 K. (03.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/3326
Karar No
2025/3540
Karar Tarihi
03.03.2025
Konu
Tazminat, Tapu

4. Hukuk Dairesi 2022/3326 E. , 2025/3540 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1379 E., 2021/1807 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/137 E., 2021/181 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'in davacıdan ... Noterliğince hazırlanan düzenleme şeklindeki borç senedine ilişkin 2.000.000,00 TL'yi 15.12.2015 tarihinde geri vermeyi taahhüt ettiği borcun ödenmemesi üzerine Muğla 1. İcra Müdürlüğü'nün 2015/7138 sayılı dosyasında yapılan takipte mal kaçırdığını, banka hesaplarını boşalttığını, dava konusu edilen Muğla, .... ilçesi ... mah. 147 ada 21 nolu parselde bulunan gayrimenkulü 02.11.2015 tarihinde davalı ...' 'a sattığını, bu kişinin de daha sonra taşınmazı davalı ...'a satış yaptığını, söz konusu satışların muvazaa amaçlı olduğunu, ayrıca İİK madde 277 gereğince davalı ...'ın davalı ... 'ın borca batık olduğunu bildiğini, taşınmazlar üzerinde hacizler olduğunu belirterek İİK madde 280 gereğince satışın iptaline karar verilmesini talep etmiş, daha sonra davalı ... hakkındaki davayı atiye bırakarak takip etmeyeceklerini, davaya davalı ... yönünden gayrimenkulün satılmış olması nedeniyle taşınmazın elden çıkarıldığı tarihteki gerçek piyasa değeri üzerinden tazminat olarak devam edeceklerini bildirmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... cevap dilekçesinde; taşınmazın ...'dan değil ...'dan bedel ödenerek satın alındığını, davacı ile ... arasındaki satışın gerçek satış olmadığını, davacının Jandarma personeli olup 2.000.000,00 TL alacak ilişkisinin gerçek olmasının mümkün olmadığını, borçlu hakkında aciz vesikası alınması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Diğer davalılar; davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'in gerek davacıdan gerekse dava dışı olan tanıktan ... işi yapması dolayısı ile para topladığı, daha sonra ödemeleri yapamadığı, ödeme yapamayınca kendi adına kayıtlı olan taşınmazı davalı ...'a, bu kişiden herhangi bir bedel almadan devrettiği, ...'ten de bu taşınmazın yine herhangi bir bedel alınmadan diğer davalı ...'a satışının yapıldığı, taşınmazın asıl olarak tanık ...'a ait olduğu, bedelin bu kişi tarafından ödendiği, ancak yeşilkart güvencesi dolayısı ile taşınmazın kaydının davalılar adına yapıldığı, davalı ...'in borca batık olduğunun davalılar tarafından bilindiği, davanın bedele yönelik olduğu, davacının davalı ... hakkındaki davasından vazgeçtiği gerekçesiyle davalı ... hakkında dava atiye terk edildiğinden bu davalı hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar hakkında açılmış bulunan davanın kabulü ile, Muğla 1. İcra Müdürlüğü'nün 2015/7138 sayılı dosyasındaki alacak miktarı kadar sınırlı olmak üzere 270.000,00 TL'nin davalı ... ve ...'dan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı 3. kişi ... savunmalarında, taşınmazı 345.000,00 TL bedelle, davalı borçlunun eşi ...'dan (davalı borçlunun boşandığı eşi) satın aldığını ve bedelini, ...'ın banka hesabına yatırdığını savunması karşısında, dosya arasında bulunan davalı borçlunun boşandığı eşi ...'ın .... T.A.Ş'ta bulunan banka hesabına, 05.11.2015 tarihinde, 221.000,00 TL ve 100.000,00 TL olmak üzere, toplam 321.000,00 TL bedeli, "tapu bedeli" açıklamasıyla yatırmış olduğu, dolayısıyla, tapudaki satış bedeli dışında yapılan ödemenin, davalı 3. kişi tarafından devir tarihine yakın tarihli banka hesap hareketi ile ispatlandığı, davalı borçlu ile davalı 3. kişi arasında akrabalık, tanışıklık ilişkisinin bulunduğunun da davacı tarafça ispatlanamadığı, bu nedenle davalı ... hakkındaki davanın kabulüne yönelik istinafa konu kararın verilmiş olmasının doğru görülmediği, İİK'nun 283/2 maddesi kapsamında bedele dönüşen davada, bedelden sadece 3. kişinin sorumlu tutulması gerekirken, borçlu ...'ın da ikinci kez alacak tahsiline imkan verecek şekilde bedelden sorumlu tutulmasının da isabetli görülmediği gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 24.03.2021 gün ve 2020/137 Esas, 2021/181 Karar sayılı kararının, HMK'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca düzeltilmesine, yeni hüküm tesisine, davacının davalı ... hakkındaki davasını geri alması nedeniyle bu davalı hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının diğer davalılar hakkındaki davasının reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; borçlu davalı ... ’ın biri kendisi, diğeri kocası ... adına kayıtlı 2 adet gayrimenkulü, davacıya noterde borç senedi imzalamasından 3 gün önce 02.11.2015 tarihinde diğer davalı ...’a sattığının görüldüğünü, davalı ...'ın bu satışla ilgili olarak davalı ... ’a değil de kocası ...'a ait ... hesabına satıştan 3 gün sonra EFT yoluyla havaleler gönderdiğini, bu havalelerin açılacak bir tasarrufun iptali davasını bertaraf etmek için gönderildiğini, ...'un ise 23.05.2016 tarihinde asayiş şube müdürlüğü'nde verdiği ifadede kendisinin davalı ... 'a faiz karşılığı borç verdiğini ve verdiği paraları tahsil edemediğini beyan ettiğini, davaya konu gayrimenkulün daha sonra ... tarafından ...'un diğer eniştesi ...'a devredildiğini, bu devrin ise açılacak bir tasarrufun iptali davasında gayrimenkulün haczinin önlenmesi için 4.kişi yaratmak amaçlı olduğunu, hem ...'ın, hem de kaynı olan ...'un, emniyet ifadelerine göre davalı ... 'ın borçlarını ödeyemediğini bildiklerini, tanık ...'un, 20.09.2017 tarihli 4. duruşmada tanık sıfatıyla Mahkemede verdiği ifadede; davalılar ... ve ...'ın enişteleri olduğunu, ...'ı ise nakliye işi yaparken tanıdığını, evini taşırken kendisinin ... işi ile uğraştığını, bankadan emekli olduğunu, çok para kazandıracağını söylemesi üzerine 145.000,00 TL gibi bir para verdiğini, sonra ayda 7-8 bin TL para ödeyeceğini söylediğini, ancak bir kez ödeyip, sonra ödeme yapmadığını, dava konusu gayrimenkulün satış bedelinin daha önce davalı/borçlu ...'a verilen borca mahsuben ödendiğini ikrar ettiğini, bu durumun İİK'nun 279/2 gereğince tasarrufun iptali sebebi olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince tapudaki satış bedeli dışında yapılan ödemenin, davalı 3. kişi tarafından devir tarihine yakın tarihli banka hesap hareketi ile ispatlandığı, davalı borçlu ile davalı 3. kişi arasında akrabalık, tanışıklık ilişkisinin bulunduğunun da davacı tarafça ispatlanamadığı, bu nedenle davalı ... hakkındaki davanın kabulüne yönelik istinafa konu kararın verilmiş olmasının doğru görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. Dava konusu taşınmazı borçludan devralan davalı 3.kişi ...'ın ceza davasındaki beyanlarında; nakliyecilik işi yaptığı, 2012-2013 yıllarında davalı borçlu ... ile eşi ...'ın 4 defa evini taşıdığı, bu nedenle borçluyu tanıdığı, yargılama sırasında dinlenen tanık ...'un beyanlarında ise; davalılar ... ve ...'ın enişteleri olduğunu, davalı borçlu ...'ı ise nakliye işi yaparken tanıdığını, evini taşırken kendisinin ... işi ile uğraştığını, bankadan emekli olduğunu çok para kazandıracağını söylemesi üzerine 145.000,00 TL gibi bir para verdiğini, sonra ayda 7.000,00-8.000,00 TL gibi bir para ödeyeceğini söylediğini, bir kez ödediğini, daha sonra ödemediğini, nakde sıkışık olduğunu gayrimenkulünün bulunduğunu söylemesi üzerine dava konusu edilen gayrimenkül için 350.000,00 TL istediğini, alacağını mahsup ederek 200.000,00 TL ödeyerek taşınmazı aldığını, ancak kendisinin yeşil kartı olup sağlık güvencesinin kesilmemesi için eniştesi olan davalı 3.kişi ... üzerine devredildiğini belirtmiş olup, tüm bu hususlar dikkate alındığında davalı 3.kişi ...'ın İİK'nun 280/1 maddesi kapsamında borçlunun mali durumunu ve alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğu anlaşıldığından, davaya konu taşınmazı en son devralan davalı ... hakkında devam edilmediği de düşünüldüğünde davalı ... hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden ise davanın kabulü ile İİK'nun 283.maddesi gereğince davalı üçüncü kişi ...'ın taşınmazı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında tazminatla (davacının alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere) sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,03.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! c25464a12e87a456 1d5fd34d41106c19

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı