Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2023/5723 E., 2025/3544 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/5723 E., 2025/3544 K. (03.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5723
Karar No
2025/3544
Karar Tarihi
03.03.2025
Konu
Tazminat, Tapu, Miras

4. Hukuk Dairesi 2023/5723 E. , 2025/3544 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/837 E., 2023/35 K. Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili, davalı ... ve ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu hakkında yürütülen takiplerde haczi kabil mal bulunamadığını, borçlunun borcun doğumundan sonraki tarihlerde mal varlığına dahil mallarının tamamını akrabası olan davalı 3. kişilere düşük bedelle satarak devir ettiğini, satışların alacaklıdan mal kaçırma amaçlı olarak yapıldığını, 3. kişilerin borçlunun yakınları olduğunu ileri sürerek muvazaalı satışların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ..., davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili cevap dilekçelerinde; satışların gerçek satış olduğunu, aciz vesikası bulunmadığından dava ön koşulunun gerçekleşmediğini, satışların borcun doğumundan önceki tarihli olduğunu savunarak davanın reddini istemişlerdir. 2.Diğer davalılar; davaya cevap vermemişlerdir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 07.11.2017 tarihli ve 2015/715 Esas, 2017/754 Karar sayılı kararı ile; davalı ... aleyhine açılan davanın feragat nedeni ile reddine, diğer davalılar yönünden borçlu ile yakınlık ve akrabalık bulunmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 14.07.2020 tarihli ve 2018/935 Esas, 2020/4792 Karar sayılı ilamı ile; "...1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, bozmaya uygun olarak karar verilmiş bulunmasına ve vekalet ücretinin talep gibi hükmedilmiş olması nedeni ile davalı ... vekilinin tüm, davalılar ... ve ...'nin dördüncü kişi olup kötü niyetlerinin ispatlanmamış olmaları nedeni ile davalı ...'nin taşınmazı rayiç bedel ile aldığı banka kayıtları ile sabit olup borçlu ile yakınlık ve tanışıklığı ispat edilmemiş olmalarına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK'nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK'nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK'nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK'nun 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK'nun 279. maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. İİK'nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahıs tasarrufa konu malı elinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmeleri gerekir. Somut olayda borç kaynağı 20.05.2005 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklanmakta olup tasarruflar bu tarihten sonra 28.12.2005, 08.01.2006 ve 29.03.2006 tarihlerinde yapılmış, takip kesinleşmiş ve borçlunun aciz hali sabit olmuş, dava 5 yıllık yasal sürede açılmıştır. Dava konularına göre İİK'nun 278, 279 ve 280. maddeleri yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapmak gerekirse; a) Dava konularından 13909 ada 6 nolu parsel 24 nolu bağımsız bölümdeki borçlu hissesini 29.03.2006 tarihinde davalı kardeşi ...'e satmıştır. Borçlu davalı üçüncü kişi ...'in kardeş oldukları sabit olduğundan aralarındaki tasarrufun İİK'nun 278/3-1 maddesi gereğince iptali gerekir. Aynı taşınmaz 21.11.2006 tarihinde davalı ... tarafından davalı ...'e satılmıştır. Davalı ... borçlu ile aynı yer nüfusuna kayıtlı olup aynı faaliyet alanında aynı sanayii bölgesinde iştigal ettiğinden, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve alacakılarını ızrar kastını bildiğinin kabulü ile bu tasarrufunda İİK'nun 280/1. maddesi gereğince iptali gerekir. Davalı ... taşınmazı 12.08.2008 tarihinde davalı ...'ye satmış ise de davalı ...'nin borçluyu tanıdığı mali durumu hakkında bilgi sahibi olduğu davacı tarafından ispat edilemediğinden anılan şahıs yönünden davanın reddinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu durumda İİK'nun 283/2. maddesi gereğince, taşınmazın elden çıkarıldığı davalı ... için 21.11.2006 tarihinde, davalı ... için 12.08.2008 tarihindeki değeri bilirkişi tarafından 55.000,00 TL olarak belirlendiğinden borçlunun 1/2 hissesine tekabül eden 22.500,00 TL ile davalılar ... ve ...'in mütesilsilen tazminatla sorumlu olmaları gerekirken hatalı değerlerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. b)Dava konularından 15860 ada 10 nolu parsel borçlu tarafından 08.01.2006 tarihinde davalı ...'ye satılmıştır. Dosya içerisinde mevcut Konya 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/248 Esas 2012/493 Karar sayılı dosyasından, istihkak iddiasında bulunan ...'in 01.01.1996'dan 2006 yılının 11 ayına kadar borçluya ait işyerinde sigortalı işçi olduğu sabit olup davalı ...'nin bu şahsın kardeşi olduğu anlaşılmaktadır. Borçlunun uzun yıllardır sigortalı işcisinin kızkardeşi olan ...'nin borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve alacaklılarını ızrar kastını bildiğinin kabulü ile bu tasarrufunda İİK'nun 280/1. maddesi gereğince iptali gerekir. Davalı ... taşınmazı 21.12.2006 tarihinde davalı ...'ye satmış ise de ...'nin borçluyu tanıdığı mali durumu hakkında bilgi sahibi olduğu davacı tarafından ispat edilemediğinden anılan şahıs yönünden davanın reddinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bilirkişi taşınmazın 21.12.2006 tarihindeki değerini 95.000,00 TL olarak belirlediğinden davacı ...'nin de 95.000,00 TL tazminat ile sorumlu olduğuna karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de isabetsiz olmuştur." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulüne, Konya ili ... ilçesi ... Mahallesi 13909 ada 6 parsel 2. Kat 24 bağımsız bölüm numaralı taşınmazın davalı ... ile ... Arasında yapılmış olan 09.03.2006 Tarihli ve davalı ... ile davalı ... arasında yapılmış olan 21.11.2006 tarihli satışa ilişkin tasarruf işlemlerinin İİK 280/1 maddesi uyarınca iptaline, davacı tarafın Konya 7. İcra Müdürlüğü 2006/4431 ve 2006/4698 sayılı dosyalarındaki alacak tutarı ile sınırlı olmak üzere 22.500,00 TL' nin davalılar ... ve ...' tan alınarak davacı tarafa verilmesine, Konya ili ... ilçesi ... Mahallesi 15860 ada 10 parsel 3. Kat 15 bağımsız bölüm numaralı taşınmazın davalı ... tarafından davalı ...' e yapılmış olan 08.11.2006 Tarihli satışa ilişkin tasarruf işleminin İİK 280/1 maddesi uyarınca iptaline, Konya 7. İcra Müdürlüğü 2006/4431 ve 2006/4698 sayılı dosyalarındaki alacak tutarı ile sınırlı olmak üzere 95.000,00 TL'nin davalı ...' ten alınarak davacı tarafa verilmesine, Konya ili ... ilçesi ... Mahallesi 15577 ada 1 parsel 5 nolu bağımsız bölüm yönünden davalı ... hakkında açılan davanın feragat nedeniyle reddine, Konya ili ... ilçesi ... Mahallesi 13909 ada 6 parsel 2. Kat 24 bağımsız bölüm numaralı taşınmazın davalı ... tarafından davalı ... ' a yapılmış olan 12.08.2008 tarihli tasarrufun iptaline ilişkin açılan davanın reddine, Konya ili ... ilçesi ... Mahallesi 15860 ada 10 parsel 3. Kat 15 bağımsız bölüm numaralı taşınmazın davalı ... tarafından davalı ...' a yapılmış olan 21.12.2006 tarihli tasarrufun iptaline ilişkin açılan davanın reddine, Antalya ili ... ilçesi, ... Köyü 657 parsel D 4 Blok 2 nolu bağımsız bölüm sayılı taşınmazın 1/2 hissesinin davalı ... tarafından davalı ...'a yapılmış olan 28.12.2005 tarihli tasarrufun iptaline ilişkin açılan davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... ve ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalılar ... ve ... arasındaki devir tarihleri arasında 11 ay olup, muvazaalı devir olgusu kabul edilen ... için, ...'a yapılan devrin araştırılmadığını, aradan geçen 11 ayda taşınmazın devredilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, satış bedelini ve taşınmaz satışı yapan kişiye yapılan ödemeyi gösterir evraklar olmadığı ve dava sırasında alınan bilirkişi raporu ile de 12.000,00 TL bedelle satışın yapıldığı tespit edilmiş olduğu halde bu durum gözetilmeksizin ... 'a yapılan devir yönünden davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu Antalya ili ... ilçesi ... şehir Köyü 657 parsel B4 Blok Zemin Kat 2 no lu Bağımsız bölümde kain taşınmazı 28.12.2005 tarih ve yevmiye ile 14.000,00 TL bedelle davalı ...’a muvazaalı olarak devrettiğini, kıymet takdir raporunda dubleks mesken vasıflı taşınmaza satış tarihi 28.12.2005 itibarı ile takdir edilen değerin 100.000,00 TL olduğunu, borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği tasarrufların iptali gerektiği halde; davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, davalılardan ..., ... , ... ve ... yönünden verilen ret kararına ilişkin hükmedilen aleyhe vekalet ücretine de itiraz ettiklerini, feragatten dolayı ... vekili lehine hükmedilen 9.200,00 TL vekalet ücreti ve diğer davalılar vekilleri lehine hükmedilen 21.625,00 TL aleyhe vekalet ücretinin fahiş olup, yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; tasarrufun iptali davasının ön koşulunun gerçekleşmediğini, davacının alacağına dayanak olarak gösterdiği icra takibinin kesinleşmemiş olup, borçlu aleyhine geçerli bir takip olmadığını, borçlu ... hakkında geçici veya kesin bir aciz vesikası bulunmadığını, gerekçeli kararda dayanak gösterilen İİK 278/3-1 maddesinin Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edildiğini, feragat edilen dava konusu Konya İli ... İlçesi ... Mh. 15577 ada 1 parseldeki taşınmaz yönünden ... lehine de vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ...'in taşınmazı kötü niyetle tasarruf etmiş olduğunun davacı tarafından ispatlanamadığını, her ne kadar Yerel Mahkeme tarafından ilk tasarruf işleminin iptaline fakat ikinci işlemin muvazaalı olmadığına karar verilmiş ise de ikinci işlemle gerçek bir satış bedeli alan müvekkilinin taşınmazı satın aldığı ilk işlemin muvazaalı olduğunu düşünmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 3.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davalı ...'ın gayrimenkulü 21.11.2006 tarihinde gerçek değeri ile ...'den aldığını, yani davacının borçlusu ...'den almadığını, davalı ...'in o gün itibariyle ekonomik bir probleminin olmadığını, müvekkilinin davalılar ... ile ... arasında bir yakınlığın, akrabalık ilişkisi, iş ilişkisi veya ticaretinin bulunmadığını, müvekkilinin kötüniyetli olmadığını ve davacı tarafın işbu hususların aksini gösteren herhangi bir delil ibraz edemediğini ve davalı müvekkilinin kötüniyetli olduğuna dair bir davacı iddiası ve ispatının da bulunmadığını, iyiniyetli şekilde tapu kaydına güvenerek kazanım elde eden davalı müvekkilinin iyiniyetli ve korunması gereken bir kazanım olduğu dikkate alındığında; davalı-borçlu ...'in içinde bulunduğu durumu ve bir ızrar kastının olup olmadığını bilmesinin mümkün olmadığını, icra takip dosyalarının birinin kesinleşmediğini, davalı ...'ın yalnızca 11.250,00 TL'den sorumlu olduğunun düşünülebileceğini, harç, vekalet ücreti ve yargılama giderleri bakımından davalı müvekkilinin bir kısım diğer davalılarla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının da hukuka açık aykırılık teşkil ettiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 4.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; daha önce verilen 07.11.2017 tarihli karar ile, müvekkili hakkındaki davanın feragat sebebiyle reddine karar verildiğini ve lehine 36.000,00 TL ücreti vekalete hükmedildiğini, bu kararın temyizi üzerine davalı ... ile ilgili kısım hakkında temyiz talepleri reddedilerek, yerel mahkemece verilen kararın müvekkili yönünden kesinleştiğini, daha önce 07.11.2017 tarihinde verilen karar ve dolayısıyla lehine hükmedilen 36.000,00 TL ücreti vekalet kesinleştiğinden, bu şekilde oluşan usuli müktesep hakka aykırı olarak kesinleşen kararla ilgili yeniden karar verilmesi ve ücreti vekaletin hem usule hem kanuna aykırı şekilde 9.200,00 TL olarak hükmedilmesinin dosya kapsamına ve yasalara aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, İİK 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili, davalı ... ve ... vekili, davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Mahkemenin, Yargıtay'ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak durumu oluşabilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla; kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. "Usuli kazanılmış hak" kavramı ise, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ana temellerinden olup bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder. Mahkemece 07.11.2017 tarih ve 2015/715 Esas, 2017/754 Karar sayılı davanın reddine ilişkin kararın; davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 14.07.2020 tarihli ve 2018/935 Esas, 2020/4792 Karar sayılı ilamı ile; davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davalı ... lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunun göz önüne alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere yeniden karar verilmesi ve farklı vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Ne varki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hükmün 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR 1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekili, davalı ... ve ... vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 9 numaralı bendinde yer alan "9.200,00 TL" ibaresinin çıkarılarak yerine "36.000,00 TL" ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA; Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı ve davalı ..., ... ve ...'a yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı ...'ya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,03.03.2025 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Mahkemenin, Yargıtay'ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usulî kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak durumu oluşabilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla; kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. "Usuli kazanılmış hak" kavramı ise, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ana temellerinden olup bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder. Mahkemece 07.11.2017 tarih ve 2015/715 Esas, 2017/754 Karar sayılı davanın reddine ilişkin kararın; davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 14.07.2020 tarihli ve 2018/935 Esas, 2020/4792 Karar sayılı ilamı ile; davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek kesinleştiği anlaşılmakla kesinleşen kısım yönünden yeniden hüküm kurmaya yer olmadığına karar verilmesi gerekirken bu kişi yönünden yeniden inceleme yaparak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile kararın bozulmasına gerekirken Sayın Çoğunluğun kararın düzeltilerek onanması yönündeki kararına katılmıyorum.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı