4. Hukuk Dairesi 2023/6510 E. , 2025/3577 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/266 D.İş, 2023/267 K. İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı asıl dava dilekçesinde; 06.02.2022 tarihinde davalıya ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın direksiyon hakimiyetini kaybederek, park halinde bulunan motosikletine sol tarafından çarparak hasar görmesine neden olduğunu, bu kazada davalıya sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, kaza sonrası motosikletin yetkili servisi tarafından davalıya bildirimde bulunulduğunu ve hasar dosyası oluşturulduğunu, davalı tarafından teklif edilen 42.000,00 TL bedelin, rayiç bedeli karşılamaması nedeniyle reddedildiğini, bu ret nedeniyle motosikletin kazada hasar gören parçalarının onarımının yapılıp teslim edileceğinin belirtildiğini, davalı tarafından atanan eksper tarafından değişmesi/onarımı gereken parçaların eksik olarak tespit edildiğini, bu hususun 21.05.2022 tarihinde davalıya iletildiğini, ancak gelinen aşamada herhangi bir cevap verilmediğini, motosikletin kaza nedeniyle onarımı gereken tüm parçaların tespiti ile tamir için gerekli hasar bedelinin hesaplanmasını talep ettiğini belirterek belirsiz alacak olarak şimdilik 100,00 TL hasar bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının sorumluluğunun genel şartlara göre belirlenen hasar miktarından iskonto uygulanmak suretiyle sınırlı olduğunu, iskonto uygulanması için parça tedariki yapılması gerekmediğini, başvuranın yetkisiz ve anlaşmasız serviste aracın onarımını gerçekleştirerek sigorta şirketinin iskonto uygulamasına ilişkin hakkını elinden aldığını, davacının aracının onarımını yetkisiz ve anlaşmasız serviste sağlayarak zararı artırdığını, hesaplanan tazminattan %20'den az olmamak üzere iskonto uygulanmasını talep ettiklerini, KDV'den davalının sorumlu tutulamayacağını, başvuran tarafından herhangi bir onarım faturası sunulmadığını, hasar bedeli yasal düzenlemelere göre belirlenip davacıya ödenmiş olduğundan davalının temerrüde düşmediğini, dolayısıyla faize ilişkin talebin reddi gerektiğini, davalının yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kaza tespit tutanağına göre kazanın oluşumunda karşı sürücünün %100 kusurlu olduğunun anlaşıldığı, bilirkişi kök ve ek raporunda gerçek hasar tutarının KDV dahil 21.342,91 TL olarak belirlendiği, yerleşik Yargıtay içtihatları gereği davacı lehine KDV dahil hasar miktarına hükmedilmesi gerektiği, raporda gerçek hasar tutarının %100 kusur dikkate alınarak KDV dahil 21.342,91 TL olduğu tespit edilmiş olup mezkur hasar bedelinden davalı şirketin sorumluluğunun bulunduğu sonucuna ulaşıldığı, davalıya 21.05.2022 tarihinde başvurunun tebliğ edildiği dikkate alındığında davalı şirketin temerrüdünün 02.06.2022 tarihinde oluştuğu, açıklanan nedenlerle başvuru sahibinin 100,00 TL hasar tazminatı bedelinin kabulüne karar verildiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile 100,00 TL hasar tazminatının 02.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile başvurana ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile düzenlenen bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu dikkate alınarak başvuru sahibinin bilirkişi raporuna vaki itirazlarının reddine karar verildiği, başvuru sahibi lehine 100,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, bu yöne ilişkin başvuru sahibinin itirazının kabulü ile kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilmesine karar verildiği gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının kısmen kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının hüküm fıkrasının (3) nolu bendinde yer alan "20,00 TL" ibaresi çıkarılarak yerine "100,00 TL" ibaresi yazılmak suretiyle hükmün düzeltilmesine, itiraz sonucu müddeabih değişmediği için taktiren itiraz ücretinin başvuru sahibi üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava belirsiz alacak davası olup kararın kesin olmadığını, yargılamaya ilişkin kanunda öngörülen sürelere uyulmadığını, gerek başvuru dilekçesinde belirtilen hususlarda inceleme yapılmaması, gerek bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmemesi, gerek talebi belirlemek üzere süre verilmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda değişmesi gereken parçaların, taraflarınca gönderilen resimler üzerinden eksik olarak tespit edildiğini, bilirkişi incelemesinin dosya üzerinden yapılacağına yönelik bir kanun hükmü bulunmadığını, araç üzerinde yerinde inceleme neticesinde hasarın tespiti gerekirken, fotoğraflar üzerinden yapılan incelemenin eksik olduğunu, motosikletin uzun süredir yetkili serviste onarılmak üzere beklediğini, nihayetinde İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen usul ve yasaya aykırı karar neticesinde davacının zararı arttığından motosikletin tamiri yapılmadan yetkili servisten alındığını, ayrıca davacı tarafından 10.000,00 TL otopark ücretinin ödenmek zorunda kalındığını, sigorta şirketinin belirlediği parçaların aynen raporda ifade edilmesinin hatalı olduğunu, yetkili servis tarafından çıkartılan faturada otopark bedelinin de yer aldığını, davalının otopark bedelinden de sorumlu olacağını, davacı tarafından ödenen 10.000,00 TL tutarında otopark ücretinin hüküm altına alınması gerektiğini, rapora itirazları değerlendirilmeden ve kendilerine süre verilmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira ek raporun mail adresine 22.11.2022 tarihinde iletildiğini, mailde kendilerine dava değerini HMK'nın 107/2. maddesi uyarınca belirleyebilmek için herhangi bir süre verilmediğini, rapora karşı 26.11.2022 tarihinde itiraz ettiklerini, rapora karşı itirazlarının değerlendirilmemesi üzerine 16.12.2022, 03.01.2023, 09.01.2023 ve 22.01.2023 tarihlerinde rapora karşı itirazlarının değerlendirilmesi hususunda başvuruda bulunulduğunu, rapora karşı itirazlarının kabul veya reddi hususunda bir değerlendirme yapılmadığını, rapora itirazlarının reddedildiğini İtiraz Hakem Heyeti kararının tebliği ile öğrendiklerini, itirazları konusunda bir ara karar kurulmadan, dava değerini belirleyebilmek için 2 haftalık süre verilmeden başlangıçtaki 100,00 TL talep üzerinden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, her ne kadar vekalet ücretine yönelik itirazları kabul görmüşse de yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık,06.02.2022 tarihinde davalı ... şirketi tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu araçta meydana gelen hasar bedeli talebine ilişkindir. 1- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) "Belirsiz alacak davası" kenar başlıklı 107. maddesi şu şekildedir: "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır. (3) (Mülga:22/7/2020-7251/7 md.)" HMK'nın 107. maddesini değiştiren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un (7251 sayılı Kanun) 7. maddesinin gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir: "...Uygulamada sorun yaşanan ve doktrinde de tartışılan konu, alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu “an”ın tespitine yöneliktir, ikinci fıkrada yapılan değişiklikle, bu “an”ın, bir başka ifadeyle alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün hale geldiğinin tespiti mahkemece yapılacaktır. Hâkim, alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesinin “mümkün olduğu anda” talebini tam ve kesin olarak belirlemesi için davacıya iki haftalık kesin süre verecektir. Bu süre verme işlemi tahkikat aşaması sona ermeden yapılacaktır. Bu hüküm bölge adliye mahkemesince tahkikat yapıldığı hallerde de uygulanabilecektir. İsviçre hukukunda da kabul edilen genel görüş, hâkimin davacıya talebini belirlemesi için süre vermesi gerektiği yönündedir. Ayrıca 107 nci maddenin ikinci fıkrasında yer alan ve davacının, davanın başında belirtmiş olduğu talebini “artırabileceğine” ilişkin hüküm, yapılan diğer değişikliğin zorunlu sonucu olarak davacının talebini tam ve kesin olarak “belirleyebileceği” şeklinde değiştirilmektedir. Aynı fıkraya eklenen son bir cümleyle, hâkim tarafından verilen kesin süreye rağmen alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenmemesi durumunda davanın talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanacağı açıkça hükme bağlanmaktadır..." Yukarıda yer verilen madde hükmünde de belirtildiği gibi belirsiz alacak davasında davacıya, alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda iddianın genişletilmesi yasağına tâbi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilme hakkı tanınmaktadır. 7251 sayılı Kanun'la HMK'nın 107. maddesinin ikinci fıkrası yeniden düzenlenerek hâkim tarafından davacıya tahkikat sona ermeden talebini tam ve kesin olarak belirleyebilmesi için iki haftalık kesin süre verilmesi öngörülmüştür. Ayrıca Kanun'un gerekçesinde de bu sürenin, alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda hâkim tarafından verilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Bu sebeple, belirsiz alacak davasının şartlarını taşıyan bir davada Kanun'da belirtilen an hâkim tarafından resen gözetilmeli ve davacıya resen kesin süre verilmelidir. Davacının verilen süreye rağmen geçici talep sonucunu kesin talep sonucuna dönüştürmemesi durumunda davanın, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanacağı 107. maddenin ikinci fıkrasının son cümlesinde düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta; dava belirsiz alacak davası olarak açılmış olup 20.11.2022 tarihli ek hesap raporu ile tazminat miktarının %10 iskontolu olarak KDV dahil 21.342,91 TL ve iskontosuz KDV dahil 23.452,12 TL olarak hesaplandığı, taraf vekillerinin itirazı üzerine düzenlenen 22.11.2022 tarihli ek raporda kök raporda değişiklik yapılmasına gerek olmadığının bildirildiği, davacı vekili tarafından ek rapora karşı itirazları içeren çok sayıda mail gönderildiği anlaşılmaktadır. İtiraz Hakem Heyeti tarafından HMK'nın 107. maddesinin ikinci fıkrası gereğince davacıya bedel artırım dilekçesi sunması için iki haftalık kesin süre verilmeden dava dilekçesindeki talep miktarının kabulüne karar verilmiş ise de karar, yukarıda yer verilen kanun hükmü ve gerekçesi karşısında yerinde değildir. Şu hâlde İtiraz Hakem Heyeti tarafından; HMK'nın 107/2 hükmü uyarınca "tazminat alacağının miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün hâle geldiğinin tespiti" yapılmadan ve davacı tarafa "talebini belirlemesi için iki haftalık süre" verilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,03.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 6424c1a6b2d2a770 5197deb3c2d08b68