Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2022/12393 E., 2025/8608 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/12393 E., 2025/8608 K. (27.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/12393
Karar No
2025/8608
Karar Tarihi
27.05.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2022/12393 E. , 2025/8608 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/494 E., 2022/1676 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'e aracın müvekkili şirket tarafından 07.08.2012 – 07.08.2013 tarihleri arasında Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalandığını, sigortalı aracın 26.12.2012 tarihinde dava dışı ...'ın idaresinde iken kaza yaparak ... isimli kişinin ölümüne neden olduğunu, kaza sırasında sürücü ...'ın yüksek oranda alkollü olduğunu, müvekkili şirketin kazada vefat eden ...'un eşi ...'a 72.802,00 TL, kızı ...'a 14.759,00 TL, kızı ...'a 15.387,00 TL ve oğlu ...'a 14.056,00 TL olmak üzere toplam 117.004,00 TL tazminat ödediğini, ayrıca kazada vefat eden ...'un varisleri tarafından müvekkili şirket aleyhine Aksaray 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/485 Esas sayılı dosyası ile destekten yoksun kalma nedeniyle tazminat davası açıldığını, Trafik Sigortası Genel Şartlarının B.4.maddesi ve KTK hükümlerine göre müvekkilinin ödediği zararı davalı sigortalıdan rücuen talep etme hakkının bulunduğunu, ...'a müvekkili şirket tarafından 72.802,00 TL'nin 68.537,53 TL'sinin fazladan ödendiğini, çünkü ödemenin adı geçenin evli olmadığı inancıyla yapıldığını, oysa ...'nın 05.08.2014 tarihinde evlendiğini, zararın sadece olay tarihi olan 26.12.2012 evlenme tarihi olan 05.08.2014 tarihlerini kapsaması gerektiğini, bunun da 4.264,46 TL olduğunu ileri sürerek ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 117.004,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili ...'ün, kazaya karışan aracı kaza tarihinden önce ... Noterliği'nin 19.12.2012 tarih ve ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile kazayı yapan sürücü ...'a devrettiğini, müvekkilinin işleten sıfatının ortadan kalktığını, Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/4. maddesi ve TTK'nın 1420. maddesi gereğince sigortacının rücu talebinin iki yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, bu sürenin 28.05.2015 tarihinde dolduğunu, davacının iddia ettiği gibi diğer davalı ...'a fazla ödeme yapmış ise bu ödemenin davacının kendi kusurundan kaynaklandığını, davacının kendi kusuru ile diğer davacıya yaptığı fazla ödemeyi müvekkilinden talep edemeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesinin 3. fıkrasının “Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.” şeklinde düzenlendiği, davacı şirketin dava konusu kaza nedeniyle hak sahiplerine 06.05.2013 tarihinde ödeme yaptığı, eldeki davanın iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu 06.05.2015 tarihinden sonra 29.02.2016 tarihinde açıldığı, davalı ... aleyhine açılan davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiği kanaatine gerekçesiyle davalı ...'e karşı açılan davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda tazminatı doğuran kazanın 26.12.2012 tarihinde meydana geldiği, rücu davalarında zamanaşımı ödeme ile başlayacağından (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/1713-2019/5973 K. sayılı ilamı) davacı ... şirketinin, kazada cismani zarar gören dava dışı 3. kişiye ödemeyi 06.05.2013 tarihinde yaptığı, rücuen tazminata ilişkin iş bu davayı ise 29.02.2016 tarihinde açtığının anlaşıldığı, davalı tarafça süresinde zamanaşımı def'inde bulunulduğu, KTK'nın 109/4 maddesi göz önüne alındığında 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan davalının zamanaşımı definin kabulünün gerektiği, davacının yasal süresinde davayı açmadığı gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmaması gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hak sahiplerine ödenen destekten yoksun kalma tazminatının rücusuna yönelik olup dava tarihi itibariyle zamanaşımının dolmadığını, somut olayda meydana gelen vefat hadisesi sebebiyle; Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/2. maddesi gereği somut olayda uzamış ceza zamanaşımı süresi geçerli olup bu sürenin 15 yıl olduğunu, trafik kazasının 2012 yılında meydana geldiğini, dava ise 29.02.2016 tarihinde -süresi içerisinde- açıldığını, uzamış ceza zamanaşımı süresi içerisinde açıldığını, vekalet ücretinin de hatalı olduğunu belirtmiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile teminat altına aracın sürücüsünün alkollü olması sebebiyle ödenen zararın rücuen tazmini talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, zamanaşımı konusunda yapılan değerlendirmenin uygun olmasına göre karar usul ve kanuna uygun olup bir usulsüzlük bulunmadığından davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e990343e496000ac 5eaae598ac519cb5 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 4. Hukuk Dairesi 2022/12393 E. , 2025/8608 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/494 E., 2022/1676 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'e aracın müvekkili şirket tarafından 07.08.2012 – 07.08.2013 tarihleri arasında Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalandığını, sigortalı aracın 26.12.2012 tarihinde dava dışı ...'ın idaresinde iken kaza yaparak ... isimli kişinin ölümüne neden olduğunu, kaza sırasında sürücü ...'ın yüksek oranda alkollü olduğunu, müvekkili şirketin kazada vefat eden ...'un eşi ...'a 72.802,00 TL, kızı ...'a 14.759,00 TL, kızı ...'a 15.387,00 TL ve oğlu ...'a 14.056,00 TL olmak üzere toplam 117.004,00 TL tazminat ödediğini, ayrıca kazada vefat eden ...'un varisleri tarafından müvekkili şirket aleyhine Aksaray 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/485 Esas sayılı dosyası ile destekten yoksun kalma nedeniyle tazminat davası açıldığını, Trafik Sigortası Genel Şartlarının B.4.maddesi ve KTK hükümlerine göre müvekkilinin ödediği zararı davalı sigortalıdan rücuen talep etme hakkının bulunduğunu, ...'a müvekkili şirket tarafından 72.802,00 TL'nin 68.537,53 TL'sinin fazladan ödendiğini, çünkü ödemenin adı geçenin evli olmadığı inancıyla yapıldığını, oysa ...'nın 05.08.2014 tarihinde evlendiğini, zararın sadece olay tarihi olan 26.12.2012 evlenme tarihi olan 05.08.2014 tarihlerini kapsaması gerektiğini, bunun da 4.264,46 TL olduğunu ileri sürerek ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 117.004,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili ...'ün, kazaya karışan aracı kaza tarihinden önce ... Noterliği'nin 19.12.2012 tarih ve ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile kazayı yapan sürücü ...'a devrettiğini, müvekkilinin işleten sıfatının ortadan kalktığını, Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/4. maddesi ve TTK'nın 1420. maddesi gereğince sigortacının rücu talebinin iki yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, bu sürenin 28.05.2015 tarihinde dolduğunu, davacının iddia ettiği gibi diğer davalı ...'a fazla ödeme yapmış ise bu ödemenin davacının kendi kusurundan kaynaklandığını, davacının kendi kusuru ile diğer davacıya yaptığı fazla ödemeyi müvekkilinden talep edemeyeceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesinin 3. fıkrasının “Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar.” şeklinde düzenlendiği, davacı şirketin dava konusu kaza nedeniyle hak sahiplerine 06.05.2013 tarihinde ödeme yaptığı, eldeki davanın iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu 06.05.2015 tarihinden sonra 29.02.2016 tarihinde açıldığı, davalı ... aleyhine açılan davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiği kanaatine gerekçesiyle davalı ...'e karşı açılan davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda tazminatı doğuran kazanın 26.12.2012 tarihinde meydana geldiği, rücu davalarında zamanaşımı ödeme ile başlayacağından (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/1713-2019/5973 K. sayılı ilamı) davacı ... şirketinin, kazada cismani zarar gören dava dışı 3. kişiye ödemeyi 06.05.2013 tarihinde yaptığı, rücuen tazminata ilişkin iş bu davayı ise 29.02.2016 tarihinde açtığının anlaşıldığı, davalı tarafça süresinde zamanaşımı def'inde bulunulduğu, KTK'nın 109/4 maddesi göz önüne alındığında 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan davalının zamanaşımı definin kabulünün gerektiği, davacının yasal süresinde davayı açmadığı gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmaması gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hak sahiplerine ödenen destekten yoksun kalma tazminatının rücusuna yönelik olup dava tarihi itibariyle zamanaşımının dolmadığını, somut olayda meydana gelen vefat hadisesi sebebiyle; Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/2. maddesi gereği somut olayda uzamış ceza zamanaşımı süresi geçerli olup bu sürenin 15 yıl olduğunu, trafik kazasının 2012 yılında meydana geldiğini, dava ise 29.02.2016 tarihinde -süresi içerisinde- açıldığını, uzamış ceza zamanaşımı süresi içerisinde açıldığını, vekalet ücretinin de hatalı olduğunu belirtmiştir. B. Gerekçe Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile teminat altına aracın sürücüsünün alkollü olması sebebiyle ödenen zararın rücuen tazmini talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, zamanaşımı konusunda yapılan değerlendirmenin uygun olmasına göre karar usul ve kanuna uygun olup bir usulsüzlük bulunmadığından davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e990343e496000ac 5eaae598ac519cb5 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı