Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/960 E., 2025/4522 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/960 E., 2025/4522 K. (02.10.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/960
Karar No
2025/4522
Karar Tarihi
02.10.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2025/960 E. , 2025/4522 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2079 E., 2024/2436 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/60 E., 2024/394 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalı özel uzman şirketinin kamu ihalelerine girmek ve ihale kazanıldığında da sözleşme kapsamında masrafları, işi ve gelirleri yarı yarıya paylaşma konusunda şifahi olarak adi ortaklık sözleşmesi yapmaya karar verdiklerini, bu kapsamda adi ortaklığın .. Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi, .. il Sağlık Müdürlüğü ve .. Ağız ve Diş Sağlık Hastanesinden ihaleler alarak iş ortaklığı sözleşmeleri imzaladıklarını, adi ortaklık sözleşmelerinin sadece idareye yönelik olarak imzalandığını, iş ortaklığının iç işleyişinin tanzimi için imzalanan 17.12.2018 tarihli sözleşmede masraflar ile gelirin yarı yarıya paylaştırılacağının kararlaştırıldığını, bu kapsamda adi ortaklığın aldığı bahsi geçen üç ihale için yapılması gereken masrafların yarısının müvekkili tarafından karşılandığını, ilk 7 ay boyunca hak ediş ödemelerinin sözleşme kapsamında pilot ortak olarak belirlenen davalı şirket tarafından bildirilen banka hesabına yatırıldığını, daha sonraları müvekkilin payına düşen hesabın eksik ödendiğini, mali konular hakkında bilgi alamadığından hak ediş ödemelerinin adi ortaklığın hesabına yapılmasının kararlaştırıldığını, bunun üzerine adi ortaklık adına banka hesabı açıldığını, ancak payına düşen kısım ödenmediği gibi iş ortaklığı hakkında bilgi verilmediğinden müvekkil tarafından davalı ortağın idare ve temsil yetkisinin kaldırıldığını, buna bağlı olarak iş ortaklığı adına açılan hesaplarda her iki ortağın beraberce işlem yapacağının bankalara bildirdiğini, davalı ortak tarafından temsil ve idare yetkisinin haksız yere kaldırıldığı iddiasıyla açılan davanın halen derdest olduğunu, hesabın ortaklar arasındaki problemler nedeniyle banka tarafından tek taraflı olarak kapatıldığını, bu defa davalı ortak tarafından müvekkilinin bilgisi ve izni olmadan idarelerden elde edilen iş ortaklığına ait hak edişlerin yatırılması amacıyla davalı Bankada hesap açıldığını, bu hesabı açarken %50 oranında ortak olduğu iş ortaklığı sözleşmesini kullanmak yerine .. İl Sağlık Müdürlüğü için sunulan %90 oranında ortak olarak göründüğü iş ortaklığı sözleşmesini kullandığını, bu hususların öğrenilmesi üzerine davalı Bankaya olayların ve davalı ortağa münferiden işlem yaptırılmaması gerektiğinin bildirildiğini, ancak Bankanın cevap vermediğini ileri sürerek; davalı Bankada adi ortaklık adına açılmış hesaptan ödenen bedellerin şimdilik 10.000,00 TL'sinin yasal faizi ile birlikte tekrar adi ortaklık hesabına yatırılması ve 10.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı Banka vekili; davacının taleplerinin adi ortaklığın tasfiyesi hükmünde olduğunu, ortaklıktan alacağı olduğu iddiası varsa, öncelikle adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi davası açması gerektiğini, zira ortakların borç-alacak miktarlarının henüz tespit edilmediğini, müvekkilinin Banka mevzuat hükümlerine uygun hareket ederek ortaklık adına hesap açtığını, müvekkil Banka nezdine açılan hesapta yapılan işlemlerin davacı ortağın zararına olmadığını, davalı şirketin adi ortaklıkta %90 hisseye sahip oluğunu, davacının %10 hisseye sahip olduğunu gösteren .. 17. Noterliğinin 17.12.2018 tarihli ve ... yevmiye nolu adi ortaklık sözleşmesinin müvekkili bankaya ibraz edildiğini, hesap hareketleri incelendiğinde adi ortaklık sözleşmesinde belirtilen hisseler oranında ortaklığın borçlarına ilişkin ödemelerin yapıldığını, müvekkili Banka nezdindeki hesaba gelen miktarlardan maaş ödemeleri, SGK prim ödemeleri, ihale kapsamındaki hastanelerin fatura ettikleri tutarların ödendiğini, başkaca ödeme yapılmadığını, ortaklığın iç ilişkisinde gerçekleşen tarafların uyuşmazlığından kaynaklı alacak davasında Bankaya husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı şirket, yasal süresi içinde davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; adi ortaklığın tasfiyesi istenilmeden davanın açılmasında hukuki yararın bulunmadığı, manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla istinaf başvurusunun aynı gerekçeler ile esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; dava açıldığında iş ortaklığının kamu idareleri ile akdettiği sözleşmeler ve bu sözleşmelerden doğan yükümlülükleri devam ettiğinden bu aşamada tasfiye davası açmanın koşullarının bulunmadığını, açılacak tasfiye davasının iş ortaklığının dağılması olarak değerlendirileceği, bunun sonucunda iş ortaklığının kazandığı ihaleler kapsamında akdettiği sözleşmelerin feshedilmesi ve idarelere sunulan teminatların kaybına neden olabileceğini, işbu davanın açılmasının sebebinin iş ortaklığının mali işlerinin hukuka uygun olarak ilerlemesini sağlamak ve içinin boşaltılmasını engellemek olduğunu, davalı Bankanın defalarca yazılı ve sözlü uyarıldığını, davanın amacının yetkisiz durumdaki davalı ortağın münferiden işlem yapmasına ve iş ortaklığına ait hak ediş bedellerinin eritilmesine engel olmak olduğunu, müvekkilin bu hususta hukuki yararının bulunduğunu, kâr ya da sermaye payını istemesi gibi bir talebinin olmadığını, bilirkişi raporlarında yetkisiz temsilin söz konusu olduğunu, bankanın yetkisiz temsilciyle işlem yapmak suretiyle mevduat hesabı açtığı ve basiretli tacir olarak oluşan zarardan sorumlu olduğu belirtildiği halde Mahkemelerin bankayı sorumlu tutmadığını, davalı ortak temsil ve idare yetkisinin olmadığını bildiği halde münferiden banka hesabı açtığını, davalı Bankanın tüm ihtarlara rağmen davalı ortağa hesap açma yetkisi verdiğini, yetkisiz davalı ortağa işlem yaptırdığını, müşterek hesaptan davalı ortağa ait borçlar için ödeme yaptığını, kanunlara açıkça aykırı bir şekilde temliknameler aldığını, davalı ortağın şahsi borçlarını ödediğini, ihalesi kazanılan ve sözleşme akdedilen idarelerin yazıları hilafına işlem yaparak iş ortaklığı hesabının boşaltılmasına yol açtığını, davalı Bankanın yetkisinin olmadığını bildiği halde davalı ortağın tüm harcama talimatlarını yerine getirerek iş ortaklığı hesabının boşaltılmasına neden olduğunu, davalı Bankanın sorumluluğunun bilirkişi raporları ile tespit edildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı ortağın, diğer davalı bankaya, ortaklığın iç ilişkisini düzenleyen ve %50 oranında ortak olduklarına ilişkin sözleşme yerine, %90 oranında pay sahibi olduğu dava dışı ihale için imzalanan sözleşmenin sunulması suretiyle oluştuğu ileri sürülen zenginleşmenin iadesi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı ile davalı .. .. Şirketi arasında bir adi ortaklık sözleşmesinin bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık noktası; pilot ortak olan davalı şirket tarafından, davalı bankada açılan hesaptan ortakların payları oranında ödemelerin yapılıp yapılmadığı, bu hususta davalı bankanın kusurlu olup olmadığı, davacının bir alacağının bulunup bulunmadığı ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekip gerekmediğidir. Davacı, adi ortaklığın aldığı ihaleler kapsamında ortaklar arasında noterde düzenlenmiş 20.06.2018, 27.06.2018, 17.12.2018 tarihli üç ayrı adi ortaklık sözleşmesini dosyaya sunmuş, bu sözleşmelerin ihale aldıkları dava dışı idarelere sunulmak üzere hazırlandığını iddia etmiştir. Davacı, ayrıca dosyaya sunduğu 17.12.2018 tarihli iş ortaklığı sözleşmesinin ise, ihale aldıkları işlere ilişkin olarak taraflar arasındaki iç ilişkilerini düzenleyen sözleşme olduğunu belirtmiştir. Adi ortaklığın tarafları arasında imzalanan ve imzası açıkça inkar edilmeyen 17.12.2018 tarihli iş ortaklığı sözleşmesinde, ortaklığın konusunun tarafların birlikte üstlendikleri, .. İl Sağlık Müdürlüğünün ... numarası ile 2019-2020-2021 yılları diş protez laboratuvarı hizmet alımına ilişkin ihalenin taraflar arasında düzenlenmesi olduğu, sözleşmenin iş bölümü ve kazanç paylaşımı başlıklı kısmın (3.4.) maddesinde; "Her hak ediş döneminde, iş ortaklığı hesabına idarece paranın yatırılmasına müteakip, hizmet alımı yapılan kurumlarda çalışan işçi giderleri ile sarf ve demir giderleri çıkarıldıktan sonra üretimi de %50 yapmak kaydıyla hak ediş eşit olarak ortakların banka hesabına aktarılacaktır. Ancak üretimin %50 olmadığı durumlarda ortaklar hakkedişten ürettikleri iş oranında hak sahibi olacaktır." şeklinde hükmün bulunduğu görülmüştür. Adi ortaklıkta ortaklığın kâr veya zarar ettiğinin belirlenmesi, idarecilerin görevidir. Gerçekten de idareciler bu amaçla kural olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 630/3 maddesi çerçevesinde her yıl bilanço düzenlemeli, bu düzenledikleri bilançoya göre ortakların kâr ve zarar hesabını çıkartarak onlara kâr paylarını ödemeli ve zarar paylarını tahsil etmelidir. Bu çerçevede, idarecilerin ortakların kâr payının belirlenmesi bakımından öncelikle tespit etmeleri gereken, ortaklığın safi kârıdır. Bunun sonucu olarak söz konusu hesap döneminde ortaklığın elde ettiği tüm gelirin değil, vergiler ve bilhassa gerçek giderler indirildikten sonra, geri kalan kârın, yani safi kârın ortaklar arasında paylaştırılması gerekir (Şener, Oruç Hami, Adi Ortaklık, Ankara : Yetkin Yayıncılık, 2008, s. 231-233). Adi ortaklığın ortağı Özel Uzman Şirketi tarafından diğer ortak aleyhine İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesine 2019/223 E. sayılı dosyası ile açılan, temsil yetkisinin haksız olarak kısıtlandığının tespiti davasında; Mahkemece davanın 16.07.2020 tarihinde reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmemesi üzerine 31.03.2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince; tüm dosya kapsamı, davacının iddiası ve davalı Bankanın savunması çerçevesinde; davalı Banka şubesine ortaklık adına açtırılan hesabın incelenerek, adi ortaklığa ait hesaptan, davalı ortak hesabına, davacı ortak aleyhine olacak şekilde para aktarımı olup olmadığı ve hususta davalı Bankanın kusurlu olup olmadığının incelenmesi, taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisinin devam edip etmediğinin tespit edilmesi, adi ortaklık devam ediyorsa safi kâr üzerinden davacının kâr payının belirlenmesi, adi ortaklık ilişkisi sona ermiş ise davacının talebinin tasfiye talebini de içerdiği kabul edilip ortaklığın tasfiyesinin yapılması ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı