3. Hukuk Dairesi 2025/1132 E. , 2025/4458 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/632 E., 2024/3460 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 14. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/669 E., 2023/420 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; 2015 yılında ..'da .. gıda firmalarının sahibi olan müvekkili ile davalının ..'da tatlı imalathanesi kurma ve işletme hususunda anlaştıklarını, bu imalathanenin kurulması ve işletmesinin davalı tarafından yapılması, bunun karşılığında müvekkilinin davalıya 170.000,00 Euro ödeme yapmasını kararlaştırdıklarını, bu anlaşma uyarınca müvekkilinin davalıya 2015-2018 yılları arasında toplamda 170.000,00 Euro elden ödeme yaptığını, buna karşın davalının 2016 yılında meydana gelen darbe nedeniyle iş imkanlarının olmadığını, ortaklıktan ayrılmak istediğini müvekkiline söylediğini, ortaklık anlaşmasına aykırı davrandığını, davalının ortaklıktan ayrılmak istediğini söylemesinin üzerine müvekkilinin 170.000,00 Euroyu istediğini, davalının nakit parayı harcadığını, borcunu tamamen karşıladığını öne sürdüğü davaya konu taşınmazını müvekkiline devretmeyi teklif ettiğini, müvekkilinin ise davalının beyanına güvenerek 14.09.2020 tarihinde dava konusu 2267 parsel sayılı taşınmazı borcuna karşılık müvekkilinin dava dışı eşi ... adına devredildiğini, ancak müvekkilinin davalının borcuna karşılık verdiği taşınmazın değerinin 2020 Kasım ayı içerisinde 400.000,00- 500.000,00 TL olduğunu öğrendiğini, davalının müvekkilini aldattığını ve hile yoluyla zenginleştiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 10.000,00 Euro alacağın, hukuka aykırı eylemin gerçekleştiği 14.09.2020 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar uygulanacak yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talep arttırım dilekçesi ile istemini 101.803,00 Euro'ya yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; devir tarihinde davaya konu taşınmazın değerinin 604.907,20 TL olduğu, 170.000 USD'nin devir tarihi itibariyle TCMB Dolar Efektif satış kurunun 7,49 TL, buna göre TL karşılığının 814.300,00 TL olduğu, verilen 170.000 USD'nin 2015-2018 yılları arasında verildiği, fiili ödeme tarihlerinin açıkça belirlenemediği, alım gücünün buna göre değerlendirilmesi gerektiği, arada misli farkın bulunmadığı, tarafların arasındaki sözleşmeden karşılıklı anlaşarak dönülmesi sebebi ile davalının iade yükümlülüğünü yerine getirebilmek için taşınmazını teklif ettiği, davacının da bunu kabul ettiği dolayısıyla irade serbestisi gereğince tarafların arasında teklif ve kabul sürecinin işlediği, davacının bu teklifi kabul etmeden önce hayatın olağan akışında davaya konu taşınmazın değerini araştırma ve borcu karşılayıp karşılamadığını değerlendirme yükümlülüğünün bulunduğu, bunu yerine getirmemesinin kendi kusurundan kaynaklandığı, tanık beyanları ile de davalının hatalı ve hileli bir davranışının bulunduğunun tespit edilemediği gerekçesiyle; ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamına göre davacının davalının davranışları ile iradesinin saklandığına, hata veya hileye uğratıldığına ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (6098 sayılı Kanun) düzenlendiği şekilde somut delil bulunmadığı, ,davacının davalının borcuna karşılık taşınmaz devrine serbest iradesi ile karar verdiği, böylece Mahkemece verilen kararda maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; karar gerekçesinde taşınmazın devir tarihindeki USD kuru olan 7,49 TL'ye göre 170.000,00 USD'nın karşılığının 814.300,00 TL olduğunun belirtildiğini, ancak Derece Mahkemelerince hatalı değerlendirme yapıldığını, zira 170.000,00 USD'nın 7,49 TL kur karşılığı değerinin 1.273.300,00 TL olduğunu, dolayısıyla taşınmazın devir tarihindeki değeri olan 604.907,00 TL'nın borç miktarı olan 1.273.300,00 TL'nin yarısından dahi az olduğunu, bu nedenle müvekkilinin borcunun yarısını karşılayan bir miktarı kabul ederek borçlusu olan davalıyı ibra etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, taraflar arasında öneri ve kabul aşamasında birbirine uygun irade beyanı bulunmadığını, teklif ve kabul süreçlerinin irade serbestisi kapsamında işlemeyip davalının hile ve aldatma içeren eylemleri ile ilerlediğini, müvekkilinin davaya konu taşınmazın devrini kabul etmesindeki amacının davalının borcun tamamını karşıladığına ilişkin ısrarlı ve güven verici beyanları olduğunu, bu nedenle tarafların kabul ve teklif iradelerinin birbirine uymadığını, davalının müvekkilini aldatıp hile yolu ile zenginleştiğini, müvekkili yurt dışında yaşadığından devri yapılan taşınmazın gerçek değerini tespit edebilecek imkanının bulunmadığını, bu hususta müvekkiline kusur izafesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere borca karşılık devredilen taşınmazın değerinin borcun yarısını dahi karşılamadığını, müvekkilinin 170.000,00 Euro alacağı olmasına karşılık borcun yarısını dahi karşılamayan bir taşınmazı kabul ederek borçlusunu ibra etmesi ve alacağının 101.803,00 Euro'luk kısmından vazgeçmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının eyleminin 6098 sayılı Kanun'un 36. maddesinde düzenlenen hile kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hile iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Temyiz edilen karardaki gerekçeye, dosya kapsamında bilgisine başvurulan tanık beyanları ve diğer deliller ile alınan bilirkişi raporu da dikkate alındığında, davacının davalının hileli davranışları ile iradesinin sakatlandığını ispat edememesine, davacının davalının borcuna karşılık taşınmaz devrine serbest iradesi ile karar verdiğinin anlaşılmasına, özellikle dosya kapsamında yer alan 14.09.2020 tarihli ''beyan'' başlıklı belge ile davacının davalıyı ibra etmesine, istinafta ileri sürülmeyen nedenlerin temyizde ileri sürülemeyeceği ilkesi de dikkate alındığında Derece Mahkemelerinin kabul ve değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1f4f5b295fc03ead 9392b464a53de2f9 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 3. Hukuk Dairesi 2025/1132 E. , 2025/4458 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/632 E., 2024/3460 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 14. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/669 E., 2023/420 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; 2015 yılında ..'da .. gıda firmalarının sahibi olan müvekkili ile davalının ..'da tatlı imalathanesi kurma ve işletme hususunda anlaştıklarını, bu imalathanenin kurulması ve işletmesinin davalı tarafından yapılması, bunun karşılığında müvekkilinin davalıya 170.000,00 Euro ödeme yapmasını kararlaştırdıklarını, bu anlaşma uyarınca müvekkilinin davalıya 2015-2018 yılları arasında toplamda 170.000,00 Euro elden ödeme yaptığını, buna karşın davalının 2016 yılında meydana gelen darbe nedeniyle iş imkanlarının olmadığını, ortaklıktan ayrılmak istediğini müvekkiline söylediğini, ortaklık anlaşmasına aykırı davrandığını, davalının ortaklıktan ayrılmak istediğini söylemesinin üzerine müvekkilinin 170.000,00 Euroyu istediğini, davalının nakit parayı harcadığını, borcunu tamamen karşıladığını öne sürdüğü davaya konu taşınmazını müvekkiline devretmeyi teklif ettiğini, müvekkilinin ise davalının beyanına güvenerek 14.09.2020 tarihinde dava konusu 2267 parsel sayılı taşınmazı borcuna karşılık müvekkilinin dava dışı eşi ... adına devredildiğini, ancak müvekkilinin davalının borcuna karşılık verdiği taşınmazın değerinin 2020 Kasım ayı içerisinde 400.000,00- 500.000,00 TL olduğunu öğrendiğini, davalının müvekkilini aldattığını ve hile yoluyla zenginleştiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 10.000,00 Euro alacağın, hukuka aykırı eylemin gerçekleştiği 14.09.2020 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar uygulanacak yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talep arttırım dilekçesi ile istemini 101.803,00 Euro'ya yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; devir tarihinde davaya konu taşınmazın değerinin 604.907,20 TL olduğu, 170.000 USD'nin devir tarihi itibariyle TCMB Dolar Efektif satış kurunun 7,49 TL, buna göre TL karşılığının 814.300,00 TL olduğu, verilen 170.000 USD'nin 2015-2018 yılları arasında verildiği, fiili ödeme tarihlerinin açıkça belirlenemediği, alım gücünün buna göre değerlendirilmesi gerektiği, arada misli farkın bulunmadığı, tarafların arasındaki sözleşmeden karşılıklı anlaşarak dönülmesi sebebi ile davalının iade yükümlülüğünü yerine getirebilmek için taşınmazını teklif ettiği, davacının da bunu kabul ettiği dolayısıyla irade serbestisi gereğince tarafların arasında teklif ve kabul sürecinin işlediği, davacının bu teklifi kabul etmeden önce hayatın olağan akışında davaya konu taşınmazın değerini araştırma ve borcu karşılayıp karşılamadığını değerlendirme yükümlülüğünün bulunduğu, bunu yerine getirmemesinin kendi kusurundan kaynaklandığı, tanık beyanları ile de davalının hatalı ve hileli bir davranışının bulunduğunun tespit edilemediği gerekçesiyle; ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamına göre davacının davalının davranışları ile iradesinin saklandığına, hata veya hileye uğratıldığına ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (6098 sayılı Kanun) düzenlendiği şekilde somut delil bulunmadığı, ,davacının davalının borcuna karşılık taşınmaz devrine serbest iradesi ile karar verdiği, böylece Mahkemece verilen kararda maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; karar gerekçesinde taşınmazın devir tarihindeki USD kuru olan 7,49 TL'ye göre 170.000,00 USD'nın karşılığının 814.300,00 TL olduğunun belirtildiğini, ancak Derece Mahkemelerince hatalı değerlendirme yapıldığını, zira 170.000,00 USD'nın 7,49 TL kur karşılığı değerinin 1.273.300,00 TL olduğunu, dolayısıyla taşınmazın devir tarihindeki değeri olan 604.907,00 TL'nın borç miktarı olan 1.273.300,00 TL'nin yarısından dahi az olduğunu, bu nedenle müvekkilinin borcunun yarısını karşılayan bir miktarı kabul ederek borçlusu olan davalıyı ibra etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, taraflar arasında öneri ve kabul aşamasında birbirine uygun irade beyanı bulunmadığını, teklif ve kabul süreçlerinin irade serbestisi kapsamında işlemeyip davalının hile ve aldatma içeren eylemleri ile ilerlediğini, müvekkilinin davaya konu taşınmazın devrini kabul etmesindeki amacının davalının borcun tamamını karşıladığına ilişkin ısrarlı ve güven verici beyanları olduğunu, bu nedenle tarafların kabul ve teklif iradelerinin birbirine uymadığını, davalının müvekkilini aldatıp hile yolu ile zenginleştiğini, müvekkili yurt dışında yaşadığından devri yapılan taşınmazın gerçek değerini tespit edebilecek imkanının bulunmadığını, bu hususta müvekkiline kusur izafesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere borca karşılık devredilen taşınmazın değerinin borcun yarısını dahi karşılamadığını, müvekkilinin 170.000,00 Euro alacağı olmasına karşılık borcun yarısını dahi karşılamayan bir taşınmazı kabul ederek borçlusunu ibra etmesi ve alacağının 101.803,00 Euro'luk kısmından vazgeçmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının eyleminin 6098 sayılı Kanun'un 36. maddesinde düzenlenen hile kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hile iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Temyiz edilen karardaki gerekçeye, dosya kapsamında bilgisine başvurulan tanık beyanları ve diğer deliller ile alınan bilirkişi raporu da dikkate alındığında, davacının davalının hileli davranışları ile iradesinin sakatlandığını ispat edememesine, davacının davalının borcuna karşılık taşınmaz devrine serbest iradesi ile karar verdiğinin anlaşılmasına, özellikle dosya kapsamında yer alan 14.09.2020 tarihli ''beyan'' başlıklı belge ile davacının davalıyı ibra etmesine, istinafta ileri sürülmeyen nedenlerin temyizde ileri sürülemeyeceği ilkesi de dikkate alındığında Derece Mahkemelerinin kabul ve değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1f4f5b295fc03ead 9392b464a53de2f9 ... ...