3. Hukuk Dairesi 2025/520 E. , 2025/4456 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/10 E., 2023/401 K. Mahkeme kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece 30.10.2024 tarihli kararın bozulmasına dair verilen kararın davalı vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalının, arazi alım ve satımı, alınan arazilerin üzerine her türlü inşaatın yapılması ve daha sonra satımı konusunda, kişisel güvene dayalı, sözlü olarak adi ortaklık kurduklarını, davalının sermaye müvekkilinin ise emeğini ortaya koyduğunu, taraflar arasında yapılan anlaşma uyarınca 24.06.2005 tarihinde ..dın İli, .. İlçesi, .. .. mevkii 32 98... parsellerdeki taşınmazların satın alınıp 06.12.2005 tarihinde konut inşaatına başlanıldığını, yapılan işlerin toplam bedelinin 294.461,00 TL olduğunu, davalı tarafından söz konusu işlerin yapımı için müvekkiline 167.000,00 TL gönderildiğini, müvekkilinin inşaatlarla ilgili işlere kendi hesabından 127.461,00 TL aktardığını, ortaklığın 22.06.2006 tarihinde sona erdiğini, müvekkilinin kendi hesabından inşaatlara aktardığı parayı ve ortaklık nedeniyle yaptığı harcamaları davalıdan alamadığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, asıl davada şimdilik 8.000,00 TL'nin; birleşen davada ise 119.416,00 TL'nin yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında ıslah ile talebini 165.194,07 TL' ye yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; davacının müvekkilinin işçisi olduğunu, ortaklık ilişkisinin bulunmadığını, söz konusu inşaatların tüm giderlerinin müvekkili tarafından karşılandığını, davacı tarafından inşaat için harcama yapılmadığını, ücret karşılığında iş takip eden bir kişi ile ortaklık kurulmasının düşünülemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 20.02.2014 tarihli kararıyla; davacı ile davalının .. İlçesi, .. Beldesi, 32 98... sayılı parsellerde adi ortaklık şeklinde inşaat yaptıkları, davalının sermaye davacının ise emek mesai ve müşteri çevresini ortaya koyduğu inşaata 2005 yılı Aralık ayında başlandığı, ortaklığın 22.06.2006 tarihinde dağıldığı, inşaat imalat bedellerinin bilirkişi raporuna göre 332.194,07 TL olduğu, davacının inşaat bedeli olarak davalıdan 167.000,00 TL aldığını kabul ettiği, davalının yapmış olduğu ödemelere ilişkin sunmuş olduğu belgelerden 167.000,00 TL'nin üstünde bir ödeme yaptığını kanıtlayamadığı, her ne kadar dava dışı .. tarafından yapılan ödemelerin davalı adına yapıldığı, yine dava dışı .. .. adlı şirket tarafından yapılan ödemelerin de davalı adına yapıldığı savunulmuş ise de bu hususu kanıtlayacak herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, ödemeyi yapan bu şahıslarca ayrı bir dava konusu yapılabileceği gerekçesiyle; asıl ve birleşen davanın kabulüne, 165.194,07 TL'nin davalıdan tahsiline, alacağın 8.000,00 TL'sine 28.11.2008, 119.416,00 TL'sine 27.05.2011, kalan kısmına ıslahın tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 22.10.2015 tarihli ilamla; "...Adi ortaklığı ispat yükünün davacı üzerinde olduğu gözetilip, dava konusu olaya ilişkin Didim Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/333 E., 470 K. sayılı davası da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, adi ortaklığın varlığına ilişkin değerlendirme yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir... " gerekçesiyle, hüküm bozulmuştur. 2. Bozmaya uyan Mahkemenin 15.02.2019 tarihli kararıyla; Didim 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.06.2014 tarihli ve 2011/393 E., 2014/459 K. sayılı kararıyla sabit olduğu üzere taraflar arasında adi ortaklık kurulduğu, davalının sermaye davacının ise emek, mesai ve müşteri çevresini ortaya koyduğu, inşaat imalat bedellerinin bilirkişi raporuna göre 332.194,07 TL olduğu, davacının inşaat bedeli olarak davalıdan 167.000,00 TL aldığını kabul ettiği, buna göre davacı tarafından inşaat için yapılan gider miktarının 165.194,07 TL olduğu gerekçesiyle; asıl ve birleşen davanın kabulüne, 165.194,07 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, alacağın 8.000,00 TL'sine 28.11.2008, 119.416,00 TL'sine 27.05.2011, kalan kısmına ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 3.Dairece verilen 26.02.2020 tarihli ilamla; davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, "...Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının ödeme belgelerinin içeriği denetlenmeden davacının inşaat için harcama toplamının 332.194,07 TL, davalının davacıya gönderdiği ödeme miktarının 129.000,00 TL olarak belirlendiği, davacının kabulü olan 167.000,00 TL'nin altında kaldığı için bu miktar esas alınarak sonuca ulaşıldığı, taraflar arasındaki kâr payına ilişkin davada dava konusu taşınmazlara yönelik maliyet toplamının 220.360,00 TL olarak belirlenmesinin dikkate alınmadığı, bu ödeme miktarı üzerinden davacının ödeme belgelerinin içeriklerinin denetlenmediği, buna göre Mahkemece taraflar arasında adi ortaklığın bulunduğunu tespit eden Didim 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/393 E., 2014/459 K. sayılı (2006/333 E, 470 K) dosyasında yapılan yargılama neticesinde, dava konusu taşınmazlara yönelik kesinleşen değerlendirmenin ve imalat bedellerinin esas alınması suretiyle, davacı tarafın ödeme ve harcamalara ikrarları da dikkate alınarak, uzman mühendis bilirkişi heyetinden alınacak raporunun denetlenmesinin ardından oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir." gerekçesiyle, hüküm bozulmuştur. 4.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;davacının yapmış olduğu inşaatlar yönünden bir maliyetin olduğu kuşkusuz olmasına rağmen dosyaya kazandırılan SMMM bilirkişi raporunun hükme esas alındığı ve davacının yapmış olduğu inşaatlara ilişkin olarak dosya içerisinde sunmuş olduğu belgelerden davasını ispat edemediği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ Dairenin 30.10.2024 tarihli ilamıyla; Mahkemece bozmaya uyulduğu halde, bozmanın gereğinin tam olarak yerine getirilmediği, şöyle ki; uyulan bozma ilamında, taraflar arasında adi ortaklığın bulunduğunu tespit eden Didim 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/393 E., 2014/459 K. sayılı (2006/333 E, 470 K) dosyasında yapılan yargılama neticesinde, dava konusu taşınmazlara yönelik kesinleşen değerlendirmenin ve imalat bedellerinin esas alınması suretiyle, davacı tarafın ödeme ve harcamalara ilişkin ikrarları da dikkate alınarak, uzman mühendis bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği belirtildiği halde, inşaat mühendisi bilirkişiler tarafından dava dilekçesindeki iş kalemleri, bunlara ilişkin olduğu iddia edilen ödeme belgeleri ile yapılan imalat kalemlerinin denetlenmeden rapor düzenlenmesi nedeniyle yeniden ek rapor veya başka bir bilirkişi kurulundan rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucunda konusunda uzman olmayan bilirkişi tarafından hazırlanmış rapor esas alınarak karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle, temyiz olunan kararın davacı yararına bozulmasına karar verilmiş; davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi talep edilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Sebepleri Davalı vekili; Mahkemece bozma ilamları da dikkate alınarak yapılan yargılama sonucu davanın reddine karar verildiğini, zira alınan bilirkişi raporlarında davacının sunmuş olduğu belgelerin dava konusu inşaatlara ilişkin olup olmadığının tespit edilmesinin mümkün olmadığının açıkça belirtildiğini, müvekkili tarafından sunulan ödeme dekontlarının da inşaat maliyeti dahil müvekkilinin davacıya bir borcu olmadığını açıkça ortaya koyduğunu, davacı ile müvekkili arasında bir ortaklık ilişkisi bulunmadığını, davacının müvekkilinin işçisi olduğunu, davacının dosya kapsamında sunulu olan bilgi ve belgelerle yapıldığı iddia edilen harcamaların davaya konu inşaat için yapıldığını ispat edemediğini, bu durumun bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, müvekkilinin yapılan inşaat nedeniyle davacıya bir borcu da bulunmadığını, birleşen 2008/672 E sayılı dosyada alınan bilirkişi raporunda sunulan makbuzların bedelinin toplamının 332.197,07 TL olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin 167.000,00 TL'lik kısmını ödediğine dair davacı ikrarı dikkate alındığında, davacı tarafça talep edilen alacak miktarının 165.197,07 TL olarak belirlendiğini, aynı bilirkişi raporunda dava dışı ... tarafından 172.480,92 TL ve .. .. Ltd. Şirketi hesabından 60.000 GBP 'nin ( ilgili dönem 171.507,00 TL karşılığı) davacı hesabına havale edildiğinin tespit edildiğini, davacının böyle bir ödeme almadığını temyiz dilekçesinde beyan etse de dosyaya celp edilen davacıya ait banka hesap dökümlerinin aksini gösterdiğini, .. Şirketi tarafından yapılan 171.507 GBP’nin bilirkişi tarafından hesaba katılmadığını, dosya kapsamında daha önce sunulan belgelerden ve Türkçe tercümelerinden de anlaşılacağı üzere, müvekkilinin ... Şirketinin sahibi ve yetkili müdürü olduğunu, ... Şirketi üzerinden davacıya gönderilen 171.507 GBP’nin inşaatlar ile ilgili davacıya gönderildiğini, Yine dava dışı ...'nin müvekkilinin kız kardeşi olduğunu, bu kişi tarafından davacıya yapılan ödemelerin de müvekkili adına yapıldığını, müvekkilinin doğrudan ilişiği bulunan gerçek ve tüzel kişi hesaplarından yapılan toplam 343.987,92 TL tutarındaki para transferlerinin davacının talep ettiği 165.197,07 TL'lik alacak miktarını misliyle karşıladığını, Mahkemenin ret kararının yerinde olduğunu ileri sürerek; kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının onanmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davacı ortak tarafından yapılan gider ve harcamaların davalı ortaktan tahsili istemine ilişkindir. Karar düzeltme yoluyla incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle Dairenin 30.10.2024 tarihli bozma ilamında da belirtildiği üzere bozma ilam gereklerinin yerine getirilmediğinin anlaşılmasına ve bu nedenlerle bozma ilamı uyarınca yeniden ek rapor veya başka bir bilirkişi kurulundan rapor alınması gerektiğinin sabit olmasına göre, davalı vekilinin karar düzeltme taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin karar düzeltme talebinin REDDİNE, Aşağıda yazılı bakiye karar düzeltme harcı ile para cezasının karar düzeltme isteyene yükletilmesine, 01.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.