Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/522 E., 2025/3971 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/522 E., 2025/3971 K. (10.09.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/522
Karar No
2025/3971
Karar Tarihi
10.09.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2025/522 E. , 2025/3971 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1376 E., 2024/2812 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/278 E., 2022/165 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Asıl dava dosyasında davacı vekili; müvekkilinin bebeğinin 02.08.2019 tarihinde davalı hastanede dünyaya geldiğini, bebeğin doğum sırasında doktor hatası nedeniyle gerçekleşen ciddi sağlık sorunlarının olduğunu, sevk edildiği Gaziantep ... Hastanesi'nde çekilen MR ile bebeğin kafasının ve beynin bazı bölgelerinde boşluklar olduğunun tespit edildiğini, doğumdan önce ve doğuma kadar bebeğin herhangi bir sağlık sorununun olmadığını, doğum tarihinin yanlış hesaplandığını ve vakti dolmamasına rağmen sezeryan yerine doğal doğumun gerçekleştirilmeye çalışıldığını, doğum gerçekleştirilirken hekimin zorlamaları, hataları ve kusurlarından kaynaklı olarak bebeğin havasız ve oksijensiz kalmasından kaynaklı bebeğin zarar gördüğününü ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın doğum tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dava dosyasında davacı vekili; asıl dava devam ederken ortaya çıkan bilgi ve belgeler neticesinde çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Dr. ...'ün de ağır kusurlu olduğunu öğrendiklerini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın doğum tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı hastahane vekili; davacının eşi ...'nın gebelik takibinin diğer davalı Dr. ... tarafından yapılmadığını, ...'nın doğumdan bir gün önce ilk defa müvekkili hastaneye gelerek muayene olduğunu ve amniyo sıvısının azalmış olduğunu görülerek yatış önerildiğini, ancak ...'nın yatışı kabul etmediğini, ancak ertesi gün ağrıları artınca doğum için müvekkili hastaneye geldiğini ve doğum başladığı için hastanın yatışının yapıldığını, davacı ve ...'ya doğum sırasında çocuğun oksijensiz kalarak beyin ve diğer organlarının etkilenebileceğini ve hatta kaybedilebileceğinin anlatıldığını ve aydınlatılmış onam belgesinin her iki ebeveyne de imzalattırıldığını, epidural anestezi ile normal yolla doğum başlatıldığını, doğum süresince rahim açıklıklarının uygun seyrettiğini ve bebeğin kalp atımlarının takip edildiğini, davalıların bebeğin doğum sürecinde kusurlu eylemlerinin olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı Dr. ... vekili; davacının eşi ...'nın gebelik takibinin kendisi tarafından yapılmadığını, ...'nın doğumdan bir gün önce ilk defa muayeneye geldiğini ve amniyo sıvısının azalmış olduğunu görülerek yatış önerildiğini, ancak ...'nın yatışı kabul etmediğini, ertesi gün ağrıları artınca hastaneye geldiğini ve doğum başladığı görülerek yatışının yapıldığını, doğumun riskleri anlatılarak her iki ebeveynden de aydınlatılmış onam imzası alındığını, yapılan doğum işlemlerinin tıbben ve hukuken doğru olduğunu ve müvekkilinin herhangi bir hata veya kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı Dr. ... vekili; çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı olan müvekkiline yöneltilen iddiaların asılsız olduğunu, bebek yenidoğan yoğun bakım ünitesine getirildikten sonra müvekkilince yaplan işlemlerin tıp biliminin gereklerine uygun olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyaya kazandırılan Adli Tıp Kurumu ve bilirkişi heyet raporunun birbiriyle uyumlu olduğu, doğum sırasında ve sonrasında yapılan uygulamaların tıbbın gerek ve kurallarına uygun olduğu ve tedavide kusur ve ihmalin bulunmadığının tespit edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmaması üzerine 29.09.2022 tarihinde karar kesinleşmiştir. Davacı vekili 20.01.2023 tarihli istinaf dilekçesiyle; verilen kararın müvekkilinin eski vekiline tebliğ edildiğini ve vekilin kusurunun müvekkiline yüklenemeyeceğini savunmuş, Mahkemece istinaf talebi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 346. maddenin birinci fıkrası gereğince reddedilmiş, karar karşı, süresi içerisinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının önceki vekiline yapılan tebliğatın davacı vekilinin adresinde bulunmaması nedeni ile daimi çalışan imzasına yapılmasının 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olduğu, eski hale getirme sebeplerinin bulunmadığı gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun reddi kararına yapmış olduğu istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekilince temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, davanın reddi kararının davacının eski vekiline tebliğ edildiği ve istinaf kanun yoluna başvurulmayarak kesinleştiğini, vekilin kusurunun müvekkile yüklenemeyeceğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep edilmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, süresinde istinaf başvurusunun yapılıp yapılmadığına ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 345. maddesi hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf başvurusunun süresinden sonra yapılması hâlinde anılan Kanun’un 346/1 maddesi uyarınca istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e608f510dff8c8ac 472d6b412f0c4275

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı