Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/110 E., 2025/3934 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/110 E., 2025/3934 K. (10.09.2025) – Miras

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/110
Karar No
2025/3934
Karar Tarihi
10.09.2025
Konu
Miras

3. Hukuk Dairesi 2025/110 E. , 2025/3934 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/293 E., 2023/430 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; davalı ...'nin, engelli olan yakını diğer davalı ...'ye bakımının davacı Kurumun 10.12.2010 tarihli ve 1844 sayılı işlemiyle uygun görülerek evde bakım ücreti ödendiğini, yapılan araştırma ve yazışmalar sonucunda, davalı ...'nin, ... Devlet Hastanesinden almış olduğu sağlık kurulu raporunun hastane kayıtlarına uygun olmadığının belirlendiğini ve bakım ücreti onayının iptal edildiğini belirterek davalılara 01.01.2011-20.06.2013 tarihleri arasında yersiz olarak ödenen 21.964,58 TL aylığın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar, davaya cevap vermemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 13.07.2016 tarihli kararıyla; Yüksekova İlçe Devlet Hastanesinin cevabi yazısı ile davalı ...'ye ait 03.10.2010 tarihli 3222 protokol nolu sağlık kurulu raporunun kayıtlarında mevcut olmadığının bildirildiği, ortada hukuken geçerli bir raporun hiç bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Yargıtay 4. Hukuk Dairesince verilen 20.02.2020 tarihli ilamla; evde bakım hizmeti verilen davalının özürlülük durumunun tam teşekküllü bir devlet hastanesine sevki sağlanarak olay tarihinde ve hâlen ağır özürlülük durumunun mevcut olup olmadığının belirlenmesi, aynı olay nedeniyle yürütülen ceza soruşturması dosyasının sonucunun araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalıya sosyal devlet ilkesi gereği aylık bağlandığı, hastane arşivinde kayıtlara uygun olmayan raporun sahteliğinin söylenmemesi ve hastane arşivindeki sorunlardan kaynaklanan kusuru davalılara yüklemenin sosyal devlet ilkesi ile bağdaşmayacağı, sağlık kurulu raporlarıyla davalı ...'nin engelli olduğunun belirlendiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek, bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, yersiz ödenen aylıkların tahsili istemine ilişkindir. 1. Yargılama süresince tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları usul hukukunun temel ilkelerindendir ve dava şartıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 50. maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 8 ve 28. maddelerine göre, her gerçek kişi, yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir ve taraf ehliyeti, çocuğun sağ olarak bütünüyle doğduğu anda başlar, ölümle sona erer. Bu nedenle, ölmüş kişinin taraf ehliyeti yoktur. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölen tarafın mirasçılarına karşı veya onun mirasçıları tarafından davaya devam edilip edilmeyeceğinin tespiti için, bir ayrım yapmak gerekir. Yalnız öleni ilgilendiren, yani mirasçılarına geçmeyen haklara ilişkin davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır; bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçıları tarafından) devam edilmesine imkan yoktur. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların mal varlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçıları tarafından) devam edilir. Bunlar malvarlığı haklarına ilişkin davalardır. Bu halde, ölen tarafın mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip ederler. Taraflardan birinin ölümü halinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir. Öte yandan; yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile vekalet ilişkisi de kural olarak sona erer (TBK m.43/1, 513/1). Vekilin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin mirasçıları tarafından davaya devam edilebilir. Somut olayda; nüfus kayıtlarından davalı ...'nin yargılama sürerken 30.07.2016 tarihinde öldüğü, bozma ilamından sonra 15.09.2021 tarihli celse 2 numaralı ara karar ile "mirasçılarını gösterir veraset ilamını dosyaya sunmak ve mirasçılarını davaya dahil etmek için davacı vekiline gelecek celseye kadar süre verildiği", fakat ara karar yerine getirilmeden, davalı mirasçıları yargılama aşamasında davaya dahil edilmeksizin, davaya devam edilip, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, öncelikle yargılama sırasında vefat eden davalı ...'nin mirasçılık belgesi getirtilerek, mirasçılarına usulüne uygun tebligat yapılıp taraf teşkili sağlandıktan sonra, hasıl olacak sonuca göre bozma kararı doğrultusunda esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma nedenine göre, davacı İdare vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince davacı yararına usulden BOZULMASINA, 2.Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı