Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/228 E., 2025/3972 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/228 E., 2025/3972 K. (11.09.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/228
Karar No
2025/3972
Karar Tarihi
11.09.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2025/228 E. , 2025/3972 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/421 E., 2024/375 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 13.10.2010 tarihinde davalı şirkete ait ... Hastanesine doğum yapmak üzere yatışının yapıldığını, müvekkilinin rızası alınmadan lokal anesteziye tabi tutulmak suretiyle sezaryen ile bebeğinin doğumunun gerçekleştiğini, ancak davalıların tedbirsiz ve dikkatsiz davranmaları sonucu müvekkilinin sol bacağında koter plağı kaçağı nedeniyle ağır yanıklar oluştuğunu, oluşan yanıklar nedeniyle müvekkilinin üç defa ameliyat olup narkoz alması sebebiyle yeni dünyaya gelen çocuğunu dahi emziremediğini, gereken tedavinin yerine getirilmeyip müvekkilinin ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevkedildiğini, hasta epikriz raporunda yaralanmanın doğum sırasındaki koter plağı kaçağı nedeniyle olduğunun açıkça belirtildiğini, ani gelişen bu olay nedeniyle yapılan harcamalar için makbuz temin edilemediğini ileri sürerek; davalı Hastane tarafından müvekkiline ödenen 1.900,00 TL düşülmek suretiyle bunun dışında kalan maddi zararlara karşılık fazlaya dair tüm talep ve dava hakları saklı kalmak üzere şimdilik 3.000,00 TL maddi ve 95.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili; davacının ilk kontrolden itibaren sezaryen ameliyatı için hazırlandığını, ameliyat öncesinde müvekkilinin ameliyatta kullanılacak tüm cihazları kontrol ettiğini, ameliyatın sonuna kadar bir sorun yaşanmadığını, ameliyatın sonlandırılması aşamasında koter cihazı kullanılmak üzere düğmeye basıldığında sinyal gelmediğini anlayan müvekkilinin elektrik bağlantısını sona erdirdiğini ve koter plağını çıkararak davacının bacağındaki yanığa müdahale ettiğini, ilk 3 gün hastanedeki tedavilerin müvekkili tarafından takip edildiğini, bilahare yanık takip ve tedavisi için davacının ... Devlet Hastanesine sevkedildiğini, oradaki tedavisinin de müvekkili tarafından takip edildiğini, 01.11.2010 tarihinde yeniden hastaneye gelen davacının tedavisinin yine müvekkili tarafından takip edildiğini, sonucun ortaya çıkmasında müvekkilinin bir kusurunun olmadığını, tam tersine müvekkilinin cihazın fişini çekmesiyle davacıyı daha yüksek bir yanıktan kurtardığını, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Şirket vekili; davacıya kontrollerin başından itibaren doğumunun sezaryenle yapılacağının söylendiğini, davacının anestezi ve sezaryene ilişkin onam formlarını imzaladığını, bebek dünyaya geldikten sonra karın duvarının kapatılması aşamasında koter cihazının sinyalinin bir anda kesildiğinin anlaşılması üzerine koter plağının hastadan çıkarıldığını, davalıların herhangi bir kusurunun olmadığını, olayın bir fabrikasyon hatasından kaynaklandığını, olay sonrasında diğer davalı doktor tarafından davacının itina ile takip edildiğini ve ... Plastik Cerrahi Merkezine gönderildiğini, buradaki tedavisi bittikten sonra 14 gün boyunca davacı ve bebeğinin bakımının yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 23.02.2016 tarihli kararıyla; Mahkemece Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma sonucunun beklendiği, soruşturma aşamasında Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan rapor alındığı, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan rapor doğrultusunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, Mahkemece bilirkişi heyetinden alınan raporda, davacının ameliyatı sırasında kullanılan cihaz arızalandığında koter görevini yapamayacağından kullanılmasının mümkün olmadığı, bacaktaki yanığın koter plağının cilde temas etmemesi ve ısınması sonucu yanığın kullanıcı hatasından (doktor ve sağlık ekibi) değil cihazın özelliğinden (unipolar koterlerde) kaynaklandığının belirtildiği, alınan bu raporda davalıların kusur ve ihmallerinin bulunmadığı, meydana gelen sonucun doktor veya sağlık ekibinin hatasından değil cihazın özelliğinden kaynaklandığının mütalaa edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 09.03.2020 tarihli ilamla; somut olayda davacının tıbbi tedavi sırasında yaralandığı ve bu yaralanma neticesinde maddi ve manevi olarak zarara uğradığının açık olduğu, bu durumda Mahkemece, HMK'nın 282. maddesinde yer alan; ''Hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.'' şeklindeki hükmü de göz önüne alınarak bilirkişilerin bildirdiği sonuçla bağlı olmaksızın, delillerin değerlendirilmesi, somut olayın özellikleri ve dosyadaki diğer verilerin de esas alınarak, davalıların meydana gelen sonuç nedeniyle sorumlu oldukları kabul edilerek oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerektiği gerektiği gerekçesiyle, karar davacı yararına bozulmuştur. 2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, koter cihazının uygulanması ile yanık oluştuğu o dönemde doğum süreci yaşayan davacının, yeni doğan çocuğu ile tedavi sürecinde iletişiminin ötelendiği, çok sayıda hastaneye gidiş-geliş yapıldığı ve her gidiş için ayrı bir masraf dökümü yapılmasının zorluğu dikkate alındığında, söz konusu süreçte masraf belgesi sunulmasa dahi 3.000,00 TL'lik maddi tazminat talebinin dayanağı olan harcamanın yapılmış olduğunun uygun düşeceği, söz konusu tutarın en az 2 haftalık tedavi süreci ve o anda doğum olayının da gerçekleşmiş olduğu göz önüne alındığında makul bir talep olduğu, her harcamanın belgeye dayandırılmasının o anda mümkün olmayabileceği, doğum yapan davacının yeni doğan bebeği görememesi, bu dönemde bebeğini emzirememesi gibi hususlar dikkate alındığında, davanın açıldığı tarihteki ekonomik ve sosyal koşullar, tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları gözetilerek manevi tazminatın taktir edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 3.000,00 TL maddi tazminat ile 30.000,00 TL manevi tazminatın 13.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; müvekkilinin zararının Mahkemece hükmedilen tazminattan daha fazla olduğunu, davalıların koter kullanımında alınması gereken güvenlik önlemlerinin hiçbirisini almadıklarını, müvekkilinin maddi zararının yapılan yargılama neticesinde bilirkişi marifetiyle belirlenemediğinden taleplerini ıslah yoluyla artıramadıklarını, koter cihazı bozuk olmasaydı müvekkilinin bacağının yanmayacağını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili; müvekkilinin davacının yarasına anında müdahale ederek yaranın büyümesini engellediğini, müvekkilinin hafif kusurunun dahi olmadığını, Mahkemece; "...koter cihazının ilk çalıştığında sinyal vermemesine rağmen cihazın çalıştırılmasında ısrar edilip söz konusu sonucun doğduğu..." yönündeki gerekçesinin gerçeğe ve dosya kapsamına aykırı olduğunu, dosya kapsamında müvekkiline atfedilecek herhangi bir kusur tespitinin yapılmadığını, davacının maddi ve manevi zararının ispat edilebileceği hiçbir delilin olmadığını, teknisyen ya da mühendis olmayan, cihazın bakım ve onarımından sorumlu olmayan müvekkili doktorun cihaz nedeniyle ortaya çıkan zarardan sorumlu tutulamayacağını, hükmedilen maddi tazminatın olayın meydana geldiği 2011 yılında makul kabul edilmesinin gerçekçi olmadığını, maddi zararın hiç bir delil bulunmamasına rağmen kabul edilmesinin doğru olmadığını, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını ve hükmedilen manevi tazminatın sebepsiz zenginleşme tesis edecek mahiyette bir miktar olduğunu ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. 3.Davalı şirket vekili; alınan tüm bilirkişi raporlarında davalıların kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini, yanığa sebebiyet veren koter cihazın sinyal vermemesi üzerine, diğer davalı doktorun hemen müdahale edip cihazı devre dışı bıraktığının tüm tıbbi kayıtlar ve bilirkişi raporları ile sabit olmasına rağmen, Mahkemece; "... koter cihazının ilk çalıştığında sinyal vermemesine rağmen cihazın çalıştırılmasında ısrar edilip söz konusu sonucun doğduğu..." yönündeki değerlendirmeye hangi somut delillerle ulaşıldığının anlaşılamadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının sürekli takip ve tedaviyi gerektirecek bir zararının olmadığını, davacının başvuruların çoğunun dava konusu olayla ilgisinin olmadığını, müvekkilinin kusuru olmadığından manevi tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını, cihazın rutin kontrol ve bakımlarının yapıldığını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı özel hastane ve doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyize konu edilen Mahkeme kararının; uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılarak yine bozma kararında belirtilen hukuki esaslar gereğince verildiği, bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan kısımlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine imkan bulunmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesine uygun olarak, uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemediğinden hâkimin, olayların olağan akışını uygun olarak belirlediği miktarın hakkaniyete ve dosya kapsamına uygun olduğu, hükmedilen manevi tazminat miktarının dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığından, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 439. maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı