3. Hukuk Dairesi 2025/100 E. , 2025/4010 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/107 E., 2023/106 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Bozmadan önce davacılar ... vd. vekili asıl davada; müvekkillerinin kayden maliki oldukları taşınmaza davalının tecavüzde bulunduğundan bahisle, elatmanın önlenmesine, kal’e ve ecrimisile hükmedilmesini istemiştir.
II. CEVAP Bozmadan önce davalı ... vekili; asıl davanın reddini istemiş; karşı davasında ise; müvekkilinin dava konusu taşınmazı yaklaşık 24 yıl önce 1988 yılında dava dışı ...'dan satın aldığını, o tarihlerde söz konusu taşınmazın tapusu olmadığından taşınmazın bedelini ödeyerek senetle satın aldığını, davacıları tanımadığını, satın aldığı dava konusu taşınmaza müvekkilinin besihane ve atölye yaptığını, yapılan yapıların etrafını duvarlarla çevirdiğini, bahçesine de çeşitli ağaçlar diktiğini, müvekkilinin dava dışı üçüncü kişiden satın aldığı araziye iyi niyetle besihane, dükkan yaptığını ve çeşitli ağaçlar diktiğini yapılan dükkan, besihanenin ve çekilen duvarlar ile dikilen ağaç bedellerinin ödenmesini talep ettiklerini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 5.000,00 TL’nin karşı davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.07.2015 tarihli kararıyla; asıl davanın kabulüne, karşı davanın ise süresinde açılmadığından reddine karar verilmiş; karar, davalı–karşı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince verilen 16.01.2020 tarihli ilamla; asıl davada takdirde bir isabetsizlik bulunmadığı, ortada usulüne uygun olarak açılmış bir karşı dava bulunmadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 132/2 maddesi gereğince karşı davanın asıl davadan ayrılmasına karar verilmesi ve bu hususta bir hüküm kurulmaması gerekmekteyken, karşı davanın reddi şeklinde hüküm tesisi doğru olmadığı gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; karşı davanın asıl davadan tefrik edildiği, dava konusu taşınmazın ilk geldiği olan ... Mahallesi 2 nolu parselin ... oğlu ... ve Maliye Hazinesi adına tapuda kayıtlı iken ... oğlu ...'un 28.11.1995 tarihinde hissesini dava dışı kooperatife sattığı, taşınmaz ve etrafında 22.05.2001 tarihinde yapılan imar uygulaması neticesi DOP düşüldükten sonra dava konusu ... Mahallesi 26479 ada 1 parsel sayılı taşınmazın oluştuğu, taşınmazın kayıtlı olduğu dava dışı kooperatifin ferdileşmesi neticesinde 05.06.2011 tarihli işlem ile kooperatif üyeleri olan davalılar adına tescil edildiği, taşınmazın imar öncesinde ve sonrasında hiç bir zaman tapuda davacı ... adına kayıtlı olmadığı, davacının taşınmaz üzerine yapmış olduğu muhtesatların taşınmaza bir değer katmadığı, sonuç itibariyle de keşif tarihinde yıkılmış oldukları, davacı tarafın muhtesatların bedelini taşınmaz maliklerinden talep edemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı/karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Karşı davacı vekili; müvekkilinin 24 yıl önce satın aldığı dava konusu taşınmaza ev ve bahçe yaptığını, ancak taşınmazda İmar Kanunu'nun 18. maddesinin uygulamasıyla tecavüzün ortaya çıktığını öğrendiğini, müvekkilinin 1988 tarihinden bu yana dava konusu taşınmaza zilyet olduğunu, satım işlemi haricen yapıldığı için taşınmazın müvekkiline olduğunun ispatlanamadığını, dava konusu yapıları imar uygulamasından önce yaptığını, bunun müvekkilin iyiniyetli olduğunu gösterdiğini, taşınmaz üzerinde bulunan evi 1988-1989 yıllarında yaptığını, Mahkemece 06.10.2022 tarihli keşif tutanakları dikkate alınmış ise de, bozmadan önce yapılan keşif ve tespitlerin dikkate alınması gerektiğini, bu davada asıl dava kesinleşince dava konusu taşınmazda bulunan muhdesatları yıkmak zorunda kaldığını, muhtesatların dava konusu taşınmaza değer kattığını, Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/228 E. sayılı dosyasının da incelenmesi gerektiğini, bu davanın da konusunun taşınmaza el atmanın önlenmesi davası olduğunu, o davada da 26.12.2012 tarihindeki keşif yapıldığını, taşınmazlarda muhtesatların tespit edildiğini, bahsedilen dosyalar incelenmeden karar verilmesinin yerinde olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, muhdesat bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece uyulan bozma ilamında gösterilen şekilde ayırma kararı verilmesine, el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil davasında verilen davanın kabulüne dair kararın kesinleşmiş olmasına, bu kararın icra edilmesi üzerine muhdesatın kaldırıldığının ve 06.10.2022 tarihli keşif tutanağında muhdesatın yığıntı şeklinde bulunduğunun tespit edilmiş olmasına, dolayısıyla sebepsiz zenginleşme koşullarının oluşmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.