3. Hukuk Dairesi 2025/1419 E. , 2025/4772 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/580 E., 2025/127 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/495 E., 2021/518 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalı hastanede yapılan kontrolleri neticesinde kalın bağırsağının yanındaki bölgede tespit edilen kitlenin acilen alınmasının söylenmesi üzerine, davalı Şirket hastanesinde davalı doktor tarafından 09.10.2017 tarihinde acilen ameliyata alındığını, ameliyat sonrasında davalı hastanede yatışı devam ederken 14.10.2017 tarihinde ellerinde, ayaklarında ve karnında ağrılı şişlikler meydana geldiğini, buna rağmen müvekkilinin taburcu edildiğini, ağrılarının devam etmesi üzerine tekrar davalı hastanenin acil servisine başvurduğunu, çekilen röntgende karın kısmında gaz olduğu söylenerek lavman yapılarak tekrar taburcu edildiğini, 17.10.2017 tarihinde davalı doktor tarafından yapılan muayenede karnının şişliğinden dolayı dikişlerinin alınmayarak başka işlem yapılmadan evine yollandığını, 19.10.2017 tarihinde aynı şikayetlerle yine davalı hastanenin acil servisine başvurduğunu, dava dışı acil servis doktorunun davalı doktoru telefonla aradığını, davalı doktorun tekrar lavman yapılıp gönderilmesini söylediğini, acil servis doktorunun itiraz ettiğini, acil servise çağrılan genel cerrahın isteği üzerine çekilen tomografide müvekkilinin ameliyatı sonucunda kalın bağırsakta kaçak olduğunun ve müvekkilinin tükettiği gıdaların karın boşluğuna dolduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin 2. kez ameliyat olarak parça alınmak zorunda kalındığını, 2. ameliyat sırasında müvekkilinin kalın bağırsağında pıhtı attığını ve kalın bağırsağın 15-20 cm’lik kısmının alındığını, 2. ameliyat sonrasında bağırsakların karın boşluğudan dışarı çıkarıldığını ve müvekkilinin bir gece yoğun bakımda kaldıktan sonra servise alındığını, bu sefer de müvekkilinde geçmek bilmeyen hıçkırık başladığını, aynı doktorun yine bu durumun geçeceğini söylediğini fakat hıçkırığın şiddetlenerek arttığını, ikinci kez de gerekli kontrolleri yapmadığını, davacının hatalı ameliyatlar sonucu 3. defa ameliyat olmak zorunda kaldığını, 2. ameliyat sonrasında davacının ameliyat bölgesinden numune alınarak tahlile gönderildiğini, bu tahlil sonucunda ise ikinci yapılan ameliyat sonrası idrarın karın boşluğuna dolduğunu ve bölgenin enfeksiyon kaptığının söylendiğini, dava dışı üroloji uzmanı tarafından yapılan muayenede üretanın zarar gördüğünün müvekkiline bildirildiğini, müvekkilinin safra kesesinin de 2. ameliyat sonucunda zarar görmesi sebebi ile üçüncü defa ameliyata alındığını, tüm bu ameliyatlar sonucu müvekkilinin yatalak duruma geldiğini, 25... kilo verdiğini, ayrıca sol ve sağ böbrekten dışarı olacak şekilde 4 adet torbaya idrarını yapmakta olduğunu, psikolojik tedavi gördüğünü belirterek, şimdilik kalıcı bedensel zararlar için 1.000,00 TL, tedavinin olağandan fazla ve gereksiz yere uzatılması nedeniyle 1.000,00 TL, gereksiz ameliyat ve tedavi nedeniyle 1.000,00 TL, ivedi yardım gerektiren durumlarda hekimin görevini yapmayarak hastanın zarar görmesine sebebiyet vermesi nedeniyle 1.000,00 TL, gereksiz tedavi masrafları yaptırılarak yitirilen zaman harcanan para ve aşırı ücret alınması nedeniyle 1.000,00 TL, kusurlu ameliyat nedeni ile 1.000,00 TL, tedavinin başka bir hastalığı tetiklemesi nedeniyle 1.000,00 TL olmak üzere 7.000,00 TL maddi tazminatın ve müvekkilinin yaşadığı elem ve derin üzüntü sebebi ile 70.000,00 TL manevi tazminatın 09.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Şirket vekili; davanın reddini istemiştir. Davalı doktor .. vekili; davacının yapılan muayenesi sonrasında ameliyat önerildiğini, davacının yaklaşık 5 yıl önce sol kolon kanseri nedeni ile ameliyat olduğunu ve kemoterapi aldığını, davacıya ameliyatın riskleri hakkında bilgilendirme yapıldığını, davacının bunu kabul ederek ameliyata girdiğini, davacının acilen ameliyata alınmadığını, günler öncesinden testlerinin yapıldığını, başarılı bir şekilde ameliyat edildiğini,17.10.2017 tarihinde yapılan muayene sırasında davacıda idrar kaçağı olduğunun tespit edildiğini, üroloji bölümünden görüş alındıktan sonra davacıya katater yerleştirildiğini, hastanın oğlunun 19.10.2017 tarihinde müvekkilini arayarak davacının şikayetlerini yeniden ilettiğini, kendisinin şehir dışında olması nedeni ile hastaneye yönlendirildiğini, yapılan tetkiklerde karın içi serbest sıvı, ince barsakta opuk kaçağı ve hava olması nedeni ile hastaya acil ameliyat kararı alındığını, davacının bunu kabul ettiğini, 2. ameliyatta safra kesesinin yaralanması değil böbrekle idrar torbası arasında kalan üreterin yaralanmasının söz konusu olduğunu, bu tür ameliyatlarda üreter yaralanmasının her zaman ortaya çıkabilecek bir komplikasyon olduğunu, yapılan işlemlerin tamamının gerekli, tüm riskleri hasta tarafından bilinen büyük ameliyatlar olduğunu, gerekli birimlerden görüş alınarak yapıldığını ve müvekkili doktorun kusurunun bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. İhbar olunan vekili; müvekkili şirketin dava konusu olaydan sigorta genel ve özel şartları ile sınırlı olarak sorumlu olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin ihbar olunan olduğundan, hakkında hüküm tesis edilmemesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi heyet raporu ile davacıya yapılan ameliyat endikasyonunun doğru olduğu, dava konusu olayın ameliyatlarda görülebilecek komplikasyon olduğu, davacının halihazırda engel oranının %10 olup, ancak ileride uygulanacak cerrahi ile davacının engel oranının kalmayacağının tespit edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf isteminde bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıya davalı hastanede davalı doktor tarafından yapılan müdahale nedeniyle alınan bilirkişi heyet ve ATK raporları birlikte değerlendirildiğinde, ameliyat tekniğinin tıbben uygun olduğu, ameliyat sonrası takiplerinde gelişen karın ağrısı şikayeti ile başvurusu üzerine yapılan müdahalenin uygun olduğu, bağırsakta gelişen dolaşım bozukluğu ve buna bağlı nekroz ile anastomoz kaçağının bu tür operasyonlardan sonra her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilen komplikasyonlardan olduğu, bu komplikasyonlara yönelik olarak yapılan müdahalenin uygun olduğu, davacıda meydana gelen üreter yaralanmasının bu tür ameliyatlardan sonra her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilen bir komplikasyon olarak nitelendirildiği, yapılan işlemlerin komplikasyon yönetimi açısından tıp kurallarına uygun olduğu, davacıda engel oranı %10 olmakla birlikte ileride uygulanacak cerrahi ile davacının engel oranının kalmayacağı, davalı hastane ve davalı hekimin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf talebinin yerinde olmadığı, Mahkmece davalılar yönünden red sebebi ortak olduğundan maddi ve manevi tazminat istemi yönünden tek vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetli olduğu davalılar vekilinin istinaf isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, tıbbi ihmalin değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden kaynaklı davalı özel sağlık kuruluşu ve davalı doktorun özen borcuna aykırı davrandığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyiz olunan karardaki gerekçeye ve özellikle hem Adli Tıp Kurumundan hem de diğer bilirkişi heyetinden alınan raporlar birlikte değerlendirildiğinde, davacıya uygulanan ameliyat tekniğinin tıbben uygun olduğu, ameliyat sonrası takiplerinde gelişen karın ağrısı şikayeti ile 19.10.2017 tarihinde davacıda serbest hava ve sıvı tespit edilmesi üzerine acil şartlarda operasyona alınmasının uygun olduğu, bağırsakta gelişen dolaşım bozukluğu ve buna bağlı nekroz ile anastomoz kaçağının bu tür operasyonlardan sonra her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilen komplikasyonlardan olduğu, bu komplikasyonlara yönelik olarak yapılan ameliyatın uygun olduğu, takibinde 27.10.2017 tarihinde tespit edilen üreter yaralanmasının bu tür ameliyatlardan sonra her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilen bir komplikasyon olarak nitelendirildiği, komplikasyon yönetimi olarak tıp kurallarına uygun olarak üroloji bölümüne danışılarak davacının takip ve tedavisinini yapıldığı, davacıya uygulanan ameliyat işlemlerinde davalı hastane ile davalı doktorun kusurunun bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.