3. Hukuk Dairesi 2025/1275 E. , 2025/4727 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1675 E., 2024/1787 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/111 E., 2024/411 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; taraflar arasında düzenlenen harici taşınmaz satış sözleşmesi gereğince, davalı adına kayıtlı .. İli, .. İlçesi, .. . Mah., 470 parsel sayılı taşınmazdaki 13.178 m³ hissesinden 2,500 m²'lik hissesinin davacıya devir ve tesciline karar verildiğini, hisse bedeli olan 470.000,00 TL'nin davalıya ödenmesine rağmen taşınmazın devrinin gerçekleştirilmediğini, davalı tarafından taşınmaz devir ve tescilinin yapılmaması üzerine 30.12.2016 tarihli ihtarname çekildiğini, alacağın tahsili için davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, ancak haksız itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek; vaki itirazın iptali ile takibin devamını, davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; davalının dava konusu taşınmaz ile ilgili sözleşme yapılıp yapılmadığını hatırlamadığını, taraflar arasında sözlü bir satış anlaşması yapıldığını, anlaşmaya göre davalının bir miktar taşınmazı davacıya satacağını belirttiğini, ancak taşınmazın devrinin yapılması yönünde davacının talebinin olmadığını, söz konusu paranın ödenmediğini, bu nedenle tapu satışını yapmadığını, iddia edildiği gibi yazılı bir sözleşme var ise bu sözleşmenin okur yazarlığı olmayan davalıya hata ve hile ile imzalatıldığını, davacının ödediğini iddia ettiği 470.000,00 TL tutarındaki paranın ne şekilde ödendiğini ispat etmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; sözleşmede satış bedelinin ödendiğinin yazılı bulunduğu, davalının hile iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile takibin devamına, %20 oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yargılama sırasında dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu ve dinlenilen tanık beyanları ile ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, Mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; sözleşmedeki bedelin kendisine ödenmediğini, tanık beyanlarından da bu hususun anlaşılacağını, ayrıca yemin deliline dayanmış oldukları halde yemin teklif etme hakları hatırlatılmadan karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, geçersiz taşınmaz alım- satım sözleşmesinden doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Kural olarak belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini, tarafların ispat etmesi gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) ‘‘ D.İspat Kuralları/1.İspat yükü " başlıklı 6. maddesi uyarınca; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Aynı yöndeki düzenleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190. maddesinin birinci fıkrasında, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükelleftir. İspat için başvurulan araçları (vasıtaları) ifade eden deliller, ‘‘kesin deliller’’ ve ‘‘takdiri deliller’’ olmak üzere iki grupta toplanmaktadır. Kesin deliller başka bir ifadeyle kanuni deliller hâkimi bağlayıcı nitelikte olduğundan, hâkimin bu delilleri takdir yetkisi bulunmamaktadır. Kesin delillerden biri ile ispat edilen olay doğru olarak kabul edilmektedir. Takdiri deliller ise hâkimi bağlamaz, hâkim bu delilleri serbestçe tayin ve takdir eder, değerlendirir ve kararını buna göre verir. Yazılı delille (senetle) ispatı gereken hususlar, istisnalar dışında takdiri delillerle ve bu kapsamdaki tanık delili ile ispatlanamaz ise de, bu hususların senet dışındaki yemin, ikrar ve ticari defterler gibi diğer kesin delillerle kanıtlanması mümkündür. Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı YİBK). Bir ispat vasıtası olan yeminin konusu HMK'nın 225. maddesine göre davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Yemini, kendisine ispat yükü düşen taraf teklif edebilir. Mahkemece davacıya yemin teklif etme hakkının hatırlatılması için, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmış olması yeterlidir. Hangi maddi vakıanın çekişmeli olacağı başlangıçta belli olmadığından, davacının dayandığı yemin deliliyle hangi maddi vakıayı ispat edeceğini ayrıca mahkemeye bildirmesi gerekmemektedir. Mahkeme, ispat yükü üzerine düşen tarafın, iddiasını yazılı delillerle ispat edemediği kanaatine vardığı takdirde, ispat yükü üzerine düşen tarafa, yemin teklif etme hakkı bulunduğunu hatırlatmakla yükümlü olup, mahkemece tüm deliller toplanıp değerlendirilmeden karar verilemez. Somut olayda; davacı, davalı ile imzalanan sözleşmeye istinaden tapu devrinin yapılmadığını, bu nedenle de ödenen bedelin iadesinin istendiğini, ödeme yapılmaması üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini ileri sürerek vaki itirazın iptalini istemiş, davalı vekili, süresinde vermiş olduğu cevap dilekçesiyle; müvekkilinin böyle bir sözleşme imzalamadığını, sözleşme bedelini almadığını, şayet iddia edildiği gibi bir sözleşme mevcut ise bu sözleşmenin hile ile imzalatıldığını savunmuş ve açıkça yemin deliline de dayanmıştır. Davalı, yargılama ve istinaf aşamasında da hile savunmasını tekrar etmiş, yemin deliline dayandıkları hususunu da istinaf dilekçesinde itirazen bildirmiştir. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; davalının savunmalarının ispatı amacıyla cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığı göz önünde bulundurulup, hâkimin davayı aydınlatma ödevi ile yargılamanın sevk ve idaresi çerçevesinde, davalı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.