Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/1271 E., 2025/4691 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1271 E., 2025/4691 K. (09.10.2025)

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1271
Karar No
2025/4691
Karar Tarihi
09.10.2025

3. Hukuk Dairesi 2025/1271 E. , 2025/4691 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2340 E., 2025/261 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/79 E., 2024/478 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; davalı ile müvekkili arasında ev aletleri sektöründe üretim, ithalat ve ihracat faaliyeti göstermek üzere adi ortaklık sözleşmesi imzalandığını, daha sonra sözleşmenin revize edilerek ortaklık katılım payının 450.000,00 TL gösterildiğini, müvekkilinin katılım payına düşen 225.000,00 TL ve daha sonra 40.000,00 TL'yi ödediğini, dava konusu adi ortaklık ilişkisinin .. .. San. Tic. Ltd. Şti.nin ev aletleri sektöründe üretim, ithalat ve ihracat faaliyetleri neticesinde elde edilecek kârın paylaşılması olduğunu, ilk sözleşmenin imzalanması üzerinden 3 yıl geçmiş olmasına rağmen müvekkile kâr payının ödenmediğini, adi ortaklık konusu işler ve mali durum hakkında bilgi vermediğini, hesabın paylaşılmadığını ileri sürerek; adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, tasfiye payının hesaplanarak müvekkile ödenmesine, müvekkilin ödemiş olduğu 265.000,00 TL katılım payının işbu davanın açıldığı tarihten itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, ilk adi ortaklık sözleşmesi kapsamında .. Elektromekanik San. Tic. Ltd. Şti.nin 2018 yılı Kasım ayı-2019 yılı Şubat ayı arası elde ettiği kâr payı ile yenilenen sözleşme kapsamında 2019 yılı Şubat ayından bugüne kadar elde ettiği kâr payının hesaplanarak müvekkilin hissesine düşen kısmın, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00TL’nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; davacı ile müvekkilinin adi ortaklığının .. yazışması ile 11.10.2018 tarihinde başladığını, davacının müvekkilin hesabına 30.000,00 TL yatırdığını, başlangıçtaki adi ortaklık ilişkisinde davacı tarafa yatırdığı miktarın %50 si kadar kâr payı ödemesinin yapıldığını, daha sonra yazılı adi ortaklık sözleşmesi kurulduğunu, ortaklık konusunun elektrikli ev aletleri yedek parça piyasasındaki fırsatları değerlendirmek için ortak yatırım yapmak ve gelir elde etmek olduğunu, bu kapsamda plastik enjeksiyon kalıpları satın alındığını, müvekkilinin hissedar olduğu .. Elektronik San. ve Tic.Ltd.Şti üzerinden herhangi bir ticari faaliyet ortaklığın konusunu oluşturmadığını, taraflarca bütün faaliyetlerin adi ortaklık üzerinden yürütülmesinin kararlaştırıldığını, gerekli olan yatırımlar tamamlanıp üretime geçme aşamasına gelindiğinde 20.02.2020 tarihinde davacı tarafın ortaklıktan ayrılmak isteğini beyan ettiğini, müvekkilin bütün parasını(sermayesini) üretime yatırdığı için davacıya ait katılım payını ancak 2020 yılı Mart ayı itibari ile üretime geçilmesi şartıyla, 2020 yılı Nisan ve Mayıs aylarında ödeyebileceğini bildirdiğini, davacının da bu teklifi kabul ettiğini, davacı 17.08.2020 tarihli sermaye kâr payı durum belgesi ile 2.328.047,34 TL ödeme talebinde bulunduğu için taraflar arasında bir anlaşma olmadığını, ortaklık adına hiçbir üretim ve satış yapılmadığı içinde kâr payı oluşmadığını, ortaklığın bütün sermayesinin üretim kalıplarının satın alınmasına harcandığını, davacı tarafla uygun bir ödeme anlaşması yapılması halinde davacının ortaklık payı müvekkil tarafından ödeneceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; açılan davanın kısmen kabulüne her ne kadar taraflar ortaklık yönünde irade ortaya koysalar da ifa yönüyle fiilen sözleşmenin meydana gelmediği, dönme suretiyle sözleşmenin ortadan kalktığı, davalının adi ortaklık ilişkisi kapsamında değil, sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde iade borcunun bulunduğu gerekçesiyle adi ortaklığın dönme ile geriye dönük infisah ettiğinin tespitine, buna bağlı olarak adi ortaklığın feshi ve tasfiyeye yönelik hüküm tesisine yer olmadığına, adi ortaklık kurulması için verilmiş olan 265.000,000 TL katılım payının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, kâr payı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; adi ortaklık sözleşmelerinde dönmenin değil tasfiye hükümlerinin uygulanacağını, davalının şirketi terkin edilmiş gibi göstererek kayıt dışı faaliyet yürüttüğünü ve bu faaliyetlerden gelir elde ettiğini, yalnızca şekli terkin kaydına bakarak şirketin faaliyette bulunmadığının kabul edilmesinin eksik ve hatalı olduğunu, davalının banka hesap hareketleri incelendiğinde ticari faaliyetinin durmadığının vergi dairesinde yer alan yoklama fişinde davalının şirketinin faal olduğununun ve faaliyetini evden yürüttüğünün belirtildiğini, 16.10.2018-24.12.2020 tarihleri arasında davalı taraf .. .. Ltd. Şti.nin yetkilisi .. .. ile ticari ilişki içinde olduğunu, istinaf mahkemesinin sadece şekli kayıtları incelediğini, gerçek ticari durumu gözardı ettiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında adi ortaklık sözleşmesi gereğince davalıya ödenen katılım ve kâr paylarının tahsili istemine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 620. maddesinin birinci fıkrasına göre; adi ortaklık, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Bir ortak tarafından adi ortaklığa ilişkin olan katılım payının, ortaklığın faaliyetlerinden dolayı uğranılan zararın veya kar payının talep edilmesi; aynı zamanda ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsar. Uyuşmazlık, bu bağlamda değerlendirilip, çözüme kavuşturulmalıdır. Yukarıdaki açıklamalara göre; taraflar arasında bila tarihli yazılı iki adet adi ortaklık sözleşmesi imzalandığı, 250.000,00 TL ortaklık sermayesi olarak belirlenen sözleşme sonrasında, taraflar arasında yine bila tarihli olarak revize edildiği belirtilen ikinci adi ortaklık sözleşmesinin imzalandığı, davalının cevap dilekçesinde 450.000,00 TL'lik yatırım ile adi ortaklık sözleşmesinin imzalandığını kabul ettiği nazara alındığında, taraflar arasındaki geçerli sözleşmenin, toplam katılım payı 450.000,00 TL olarak kabul edilen adi ortaklık sözleşmesi olduğu anlaşılmıştır. Anılan sözleşmede ortaklığın konusunun davalı ortak ..'ın ticari faaliyet gösterdiği elektrikli ev aletleri sektöründe yedek parça üretim, ithalat, ihracat ve satış olup, ortaklığın süresiz olduğu belirtilmiştir. Davalı, bu adi ortaklık kapsamında plastik enjeksiyon kalıpları satın aldığını kabul etmiştir. Davacı tarafça adi ortaklık kapsamında ödediği katılım payı ile kâr payının iadesi istenilmekle, talebin adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi talebi olarak değerlendirilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Adi ortaklığın sona ermesi ile birlikte ortaklık tasfiye aşamasına girer. Ortaklar arasındaki hukuki bağ, tasfiye tamamlanmadan ortadan kalkmış kabul edilemez. Tasfiye, ortaklar arasındaki ortaklık ilişkisinin tamamen sona erdirilmesine yönelik kanuni bir usuldür. Tasfiye ile artık ortaklık mal varlığı para haline dönüştürülecek, borçlar ödenecek, katılım payları ortaklara iade edilecek ve geri kalan meblağ ortaklar arasında kar ve zararın paylaşılması esasına göre dağıtılacaktır. Adi ortaklığın tasfiyesi ya tarafların anlaşması suretiyle ya da bizzat mahkemece yapılır. Taraflar tasfiye konusunda anlaşmadığı takdirde ortaklığın tasfiyesinin mahkemece 6098 sayılı Kanunun 642 vd. madde hükümlerine uygun olarak yapılması gerekir. Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Diğer bir anlatımla tasfiye memuru tarafından yapılacak bir arıtma işlemi olup; hesap ve işlemlerin incelenip, bir bilanço düzenlenerek, ortaklığın aktif ve pasifi arasındaki farkı ortaya koymaktır. Adi ortaklığın tasfiyesindeki aşamalar şu şekilde gerçekleşecektir: Birinci aşamada; (taraflarca veya anlaşamamaları hâlinde Mahkemece atanacak) tasfiye memuru tarafından sona erdiği tarih itibariyle ortaklığın aktif ve pasifi ile birlikte tüm mal varlığı belirlenerek hazırlanan mal varlığı bilançosu taraflara tebliğ edilmeli, bu husustaki itirazlar toplanacak delillere göre hakim tarafından değerlendirilmeli. İkinci aşamada; tasfiye memuru tarafından ortaklığın malvarlığına ilişkin satış ve nakde çevirme işlemi gerçekleştirilmeli, şayet bu mallar mevcut değilse değerleri tasfiye memuru marifetiyle saptanmalı, Üçüncü ve son aşamada ise; yukarıdaki işlemler sonucu oluşan değerden, tasfiye memuru, tarafından öncelikle ortaklığın borçları ödenmeli ve ortaklardan her birinin, ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve katılım payı geri verilmeli, bundan sonra bir şey artarsa, bu kazanç veya zarar da belirlenerek ortaklara paylaştırılmak üzere son bilanço düzenlenmelidir. Bu aşamalardan sonra ise; tasfiye memurunun yaptığı tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre hâkim, tarafların hak ve yükümlülüklerini belirleyip, tasfiye işlemini sonlandırmalı ve bu doğrultuda hüküm oluşturmalıdır. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; taraflar arasında, ortaklık sözleşmesi ile geçerli bir adi ortaklık ilişkisinin kurulduğu kabul edilerek, ortaklığın fesih ve tasfiyesinin yukarıda açıklanan sıra ve yöntem izlenerek gerçekleştirilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 92e5c4b0d8397d0d 6c592264b1e13d90

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı