3. Hukuk Dairesi 2025/906 E. , 2025/4746 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/286 E., 2024/521 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2017/1165 E., 2021/740 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar tarafından temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili, müvekkillerinden ..’nin eşi diğerlerinin babası olan ..’ın 11.06.2017 tarihinde .. .. Hastanesi acil servis kliniğine şiddetli karın ve batın ağrısı ile başvurduğunu, Acil servis sorumlu hekimi tarafından yapılan tetkik ve tahliller neticesinde karın ağrısının psikolojik etkenli kalp spazmından dolayı gerçekleştiğinin tespit edildiğini ve kardiyoloji uzmanıyla yapılan telefon görüşmesi sonucunda basit bir anjiyo ile tedavi edilebileceğinin hastanın gözlem altında tutulması gerektiğinin belirtildiğini, müvekkilinin ertesi sabah 07.00 gibi hastaneye geldiğinde ..’ın şiddetli karın ağrısının sabaha kadar devam ettiği ve ağrının dayanılmayacak kadar çok olduğunu ifade etmesine karşın acil servis görevlisi hekimin hastanın yakınlarını görünce şımardığı yönünde ifadelerde bulunduğunu ve kardiyoloji uzmanı gelince gerekirse anjiyo yapacağını söylediğini, daha sonra acil servis hekimi ile kardiyoloji hekimi ve yardımcıları tarafından gerçekleştirilen tedavi süresince hastanın ağrılarının geçmediğini, davalıların hasta ve yakınlarının şikayetlerini dikkate almadığını, asgari düzeyde dahi özeni göstermediğini, karın ve batın bölgesi ağrılarının geçmemesine rağmen hastanın iç organlarını incelemeye yönelik MR veya tomografik tetkik ve tarama yapılmadığını, davalıların ihmali nedeniyle ..’ın, aort yırtılması sonucunda meydana gelen iç kanama neticesinde 12.06.2017 tarihinde vefat ettiğini, Tıp literatüründe ani sırt göğüs ve karın ağrısıyla kendisine gösteren aort yırtılmasının yırtılan kısma göre saatler içinde ölümcül olabilen bir durum olup acil cerrahi müdahale gerektirdiğini, bilgisayarlı tomografi ve MR ile kesin tanı konulabileceğini ancak görevli doktorların hastanın şikayetleri artarak devam etmiş olmasına rağmen tetkikleri yapmayarak özen yükümlülüğünü ihlal ettiklerini, suni damar operasyonu yapılsaydı hastanın vefat etmeyeceğini ileri sürerek müteveffanın desteğinden yoksun kalan müvekkillerinin her biri için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... vekili, kardiyolog olan müvekkiline telefonla danışıldığını “bu tür hastalarda dörder saatlik enzim değerlerinin takip edilmesi gereği, enzimlerde yükseklik ve EKGde değişiklik olması nedeniyle kalp krizi düşünülebileceği, koroner anjiyografi yapılabileceği, hastanın yoğun bakım ünitesinde takibinin uygunluğu” yönünde acil hekimine ve hasta yakınlarına bilgi veren müvekkilinin “icapçı olmadığını ve o anda gelemeyeceğini” de özellikle belirttiğini ve sabah hastayı bizzat görene dek acil hekimi ile hasta hakkında üç kez görüştüğünü, müvekkilinin önerisi ile acil hekiminin (pek gönüllü olmayan hastayı ikna ederek) yoğun bakıma yatırdığını, hastanın yaklaşık 2 saat sonra tedavi ve takibi reddederek eve gitmeye kalkıştığında bir kez daha ikna edilerek takibine devam edildiğini, somut olaydaki gibi özgül şikayetleri olmayan, genel şikayetlerle (göğüs ve karın ağrısı) gelen hastalara (vücudun tüm sistemlerini ilgilendiren kardiovasküler, solunum, gastrointestina vb hastalıklar var ise tespit edilebilmesi için) aşamalı olarak tetkiklerin yapılması ve hastanın takibi amacıyla yatış verilmesinin tıp biliminin güncel bilinen en yüksek haline uygun olduğunu, bu gibi durumlarda tetkiklerin kademeli olarak ilerlediğini, olayda, “aort anevrizması”nı düşündürecek herhangi bir bulguya başlangıçta rastlanmadığını, dolayısıyla iddianın aksine hastanın başlangıç klinik tablosunda tomografi çekilmesinin gerekmediğini, zaten sabah anjiyografi yapılması planlanan hastaya tomografi düşünülmeyeceğini, tomografinin, bulgular ve klinik tabloya göre istenen ileri düzey bir tetkik olduğunu, hastanın sabaha karşı şiddetlenen karın ağrısı şikayeti olması sebebiyle tüm karın USG çekildiğini diğer tetkikler yapılacakken kalbi ve solunumunun durduğunu ve resüsitasyon (canlandırma) uygulanarak acil koroner anjiyografisi yapıldıysa da ne yazık ki kaybedildiğini, ölüm nedeni olan “aort diseksiyonu”nun başlangıçta önemli bir klinik bulgu vermediğini, ağır ve hızlı seyrettiğini ve tanınsa bile tüm çabalara rağmen ölümle sonuçlanabildiğini, hastanın hastane ortamında ve doktor takibinde iken kaybedilmesi tıp bilgisi olmayan ailesinin bakış açısı ile anlaşılmaz ve travmatik olabilir ise de bu gibi vakalarda “aort anevrizması” akla ilk gelen olasılık olmadığı gibi bir an için tanının derhal konduğunu varsaysak dahi hastanın kurtarılma olasılığı olmadığından hekimlerin eylemleri/eylemsizlikleri ile ölüm olayı arasında doğrudan nedensellik bağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkilinin kardiyoloji servis ve yoğun bakım ünitesinde pratisyen hekim olduğunu, nöbeti esnasında acil servis nöbetçi hekimi Dr...’ın müvekkilini arayarak kalp enzimlerinde yükseklik tespit ettiğini ve konsülte etmek istediğini belirtmesi üzerine müvekkilinin hastayı muayene ettiğini, hastanın öyküsünde hipertansiyon hastası olduğu sabahtan beri aralıklarla 10-15 dk sürüp geçen mide ağrısı olduğunu akşam yemek yerken boğazına kadar uzanan sıkıştırıcı tarzda şiddetli ağrı ve terleme olduğunu ifade ettiğini, müvekkilinin hastanın EKG'sindeki değişiklik ve kalp enzimlerindeki yükselmenin kalp krizi olabileceğini, aynı zamanda karaciğer fonksiyon testlerindeki bozuklukların da karın içi hastalıklara bağlı olabileceğini düşündüğünü ve ailenin talebi üzerine kardiyoloji uzmanı Dr. ..'u arayarak hasta hakkında bilgi verdiğini, doktorun hastanın yoğun bakım ünitesine yatırılmasını sabah durumuna göre koroner anjiyografi yapabileceğini belirttiğini, hastanın 4.40 gibi ağrısının karın bölgesinde yoğunlaştığını kuşak tarzında bele yayıldığını ifade edince yapılan karın muayenesinde karın içi akut bir patoloji olabileceği düşünülerek hastaya boş batın grafisi çekildiğini ancak herhangi bir patoloji tespit edilemediğini, sabahleyin hastanın karaciğer fonksiyon testlerinde bozukluk ve karın içi hastalıklarını gösteren GGT LDT testlerinde yükseklik nedeniyle hastaya tüm batın ultrasonu çekildiğini, karaciğerde yağlanma ve sol böbrekte paravelvik kist dışında bir patoloji olmadığının tespit edildiğini, hastanın tekerlekli sandalye ile yoğum bakım ünitesine getirildikten sonra aniden yere yığıldığını, mavi kod verilerek resüsitasyon uygulandığını ve acil olarak koroner anjiyografisi yapıldığını, aort damarında yırtılma olduğu görülen hastanın tüm çabalara rağmen kurtarılamadığını, tüm davalıların üzerine düyün yükümlülükleri yerine getirdiğini, hastanın hemen yoğun bakıma alınmış olmasının ve kaldığı süre boyunca yapılan ve tekrarlanan testlerin ve hastanın defalarca kez taburcu olmak istediğini söylemesine rağmen kalması için yapılan ısrarlı telkinlerin hastanın şikayetlerinin ve klinik durumunun ciddiye alındığını gösterdiğini, asendan aort diseksiyonunun patognomonik bulguları olan şiddetli sırt ve göğüs ağrısı, nabız ve tansiyon düşüklüğünün müteveffada bulunmadığını, aksine akut koroner sendrom (kalp krizi) ile akut batın tablosu lehine bulgular bulunduğunu, tüm testlerin olması gereken sıra izlenerek yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, hastanın EKG’sinde değişiklik ve kardiyak enzimlerinden yükselme tespit edilince kardiyoloji konsültasyonu talep edildiğini davalı ... tarafından yapılan muayene sonucunda kalp krizi ve safra kesesi taşı olabileceğinin değerlendirildiğini ve ailenin talebi üzerine Kardiyoloji uzmanı Dr. ..’a bilgi verildiğini, Dr. ..'in söylemesi üzerine hastanın koroner yoğun bakım ünitesine yatırıldığını bu şekilde müvekkilinin sorumluluğundan ve gözetiminden çıktığını müvekkilinin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı .. Hastanesi vekili, teşhis ve tedavisini yürüten hekimlerin modern tıp kurallarına uygun davranarak yapması gerekeni eksiksiz yaptıklarını, teşhis ve tedavi sürecinde herhangi bir kusurun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporlarından müteveffa .. ..'ın 11.06.2017 tarihinde göğüs ve karın ağrısı şikayetleriyle davalı .. .. Hastanesinin acil servisine başvurduğu, orada yapılan EKG ve tetkiklerinde kalp krizi bulguları olduğu, koroner yoğun bakım servisine yatırıldığı, 12.06.2017 tarihinde koroner anjiyografi planlanırken hastanın arrest olduğu, resüstasyona başlanarak hastanın koroner anjiografi ünitesine alındığı, geçici kalp pili takıldığı, koroner anjiografi çekildiği, çıkan aort anevrizmasının görüldüğü, hastaya 1 saat resüstasyon yapılmasına rağmen öldüğü, kişinin ölümünün aort diseksiyonu ve koplikasyonları sonucu meydana geldi��i, konulan akut koroner sendrom tanısının, hastaya yaklaşımın, koroner yoğum bakıma yatışının gerçekleştirilip medikal (ilaç) ve girişimsel işlemlerin planlanışının ve yapılan koroner anjiyografi işleminin tıp kurallarına uygun olduğu ve davalı hekimlerin tıbbi uygulamalar açısından hatalı, eksik ya da kusurlu olmadığı ve Koroner Anjiyografinin planlanmış olup onam formalarının alındığı görüldüğünden .. Hastanesinin hizmet kusurunun olmadığına kanaat getirildiği, hekimlerin özen yükümlülüğüne aykırı davranmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; müteveffa ..’a konulan Akut Koroner Sendrom (ST Yükselmesi Olmayan Akut Miyokard İnfarktüsü) tanısının doğru olduğu, koroner yoğun bakımda izlenmesi ve ilk 24 saat içinde koroner anjiografi yapılmasının planlanmasının ESC Akut Miyokard İnfarktüsü Tedavi Kılavuzlarına uygun olduğu, Koroner yoğun bakımda başlanan medikal (ilaç tedavisi) tedavinin doğru olduğu, Koroner Anjiografi planlanmışken (Onam formu saati: 9) Kardiyak Arrest (kalp durması) gelişmesi sırasında Resüsitasyon (Canlandırma) ile hastanın Koroner Anjiografiye alınmasının ESC Akut Miyokard İnfarktüsü Tedavi Kılavuzlarında önerilen bir yaklaşım olduğu, buradaki amacın tıkalı olan damarı açarak kalbin çalışmasını sağlamak olduğu, bu nedenle bu durumun hasta öldükten sonra koroner anjiografi yapıldı yaklaşımı olarak yorumlanamayacağı, Akut Koroner Sendrom (ST Yükselmesi olmayan Miyokard İnfarktüsü) olan bir hastada (.. .. Koroner anjiogarfisinde: Sağ Koroner damarında %90 darlık vardır) Kardiyak arrest gelişebileceği, bu nedenle Kardiyak arrest nedeninin kesin olarak ayırt edilemeyeceği, göğüs ağrısı ile başvuran hastaya tanı için yaklaşım algoritmasına ugun olarak hareket edilerek göğüs ağrısının sebebi olarak kalp Akut Koroner Sendrom tanısının konulduğu, bu tanı konulmuş iken ayrıca kalp krizine neden olan olayın tam olarak ne olduğunun (Plak rüptürü, Akut korner disseksiyon, aşırı koroner vazospam, aort disseksiyonu.. gibi) Anjiografide saptanabileceği, netice olarak Epigastrik ağrı şikayetleriyle acil servise başvuran hastanın EKG sinde aVR V4-V6 derivasyonlarda T bifazikliği ve/veya T negatifliği ve bakılan myokard nekroz göstergelerinde yükseklik olması sebebiyle hastayı akut koroner sendrom tanısıyla koroner yoğun bakıma yatırılarak tedavi edilmesinin tıp kurallarına uygun olduğu, yatış süresi içerisinde durumunun kötüleşmesi üzerine yapılan koroner anjiografi esnasında görülen aort diseksiyonunun başlangıçtan itibaren mi yoksa sonradan mı meydana geldiği bilinemeyeceğinden ve aort diseksiyonlarının bir kısmının akut koroner sendrom ile birlikte olduğundan ilgili hekimlerin tıbbi uygulama hatası bulunmadığı, bu nedenle davanın reddine yönelik İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esasa bakımından hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; bilirkişi raporlarının hiçbirinde hekimlerin zamanında müdahale yapmamalarının neden olacağı sonuçlara yer verilmediğini, müteveffanın artan ve dayanılmaz şikayetlerine rağmen hayati öneme sahip anjiyografi işleminin neden gece boyunca yapılmadığının bilimsel verilere uygun ve doyurucu gerekçeye sahip hiçbir açıklamasının yapılmadığını, özellikle davalı şirketin hukuki sorumluluğunun değerlendirilebilmesi açısından bilirkişi heyetinde sağlık hukuku alınında uzman bir bilirkişinin de bulunması gerektiğini, kalp krizine neden olan olayın ne olduğunun anjiyografide anlaşılabileceğinin bilirkişiler tarafından da belirtildiğini, bilirkişi raporundaki müteveffanın yakınmalarının hafiflediği yönündeki ifadenin gerçeği yansıtmadığını, dosya kapsamından müteveffanın gece boyunca şikayetlerinin devam ettiğini, bir an önce koroner anjiyografi yapılarak sağ koronerdeki tıkanıklığın tespit edilseydi müvekkillerinin murisinin şu anda yaşıyor olacağını, acıbadem hastanesine müzekkere yazılarak aort yırtılması ile ilgili ameliyatların yapılıp yapılmadığını ve hatta kalp ve damar hastalıkları ile ilgili hangi ameliyatların yapıldığının sorulmasını ve yapılması halinde örnek hasta dosyalarının celp edilmesini talep etmelerine karşın mahkemece bu hususta bir inceleme ve araştırma yapılmadığını, doktor ve hastane gecikmeksizin tıbbi tanı ve tedavi yöntemlerini uygulamak zorunda olduğunu ancak bu konu ile ilgili bilirkişi raporunda doyurucu gerekçelere dayalı ve nesnel bir yanıt olmadığını, tıbbi olarak en az 12 saat beklemek gerekli değilse kalp krizinden şüphe duyulan bir hastaya derhal anjiografi işlemi yapılmaması ağır ihmal olup dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğini, adli tıp kurumu raporunun son cümlesinden de açık ve net olarak anlaşıldığı üzere aort diseksiyonlarının bir kısmı akut koroner sendrom ile birlikte olduğunun belirtildiği, bu da göstermektedir ki dikkat ve özen yükümlülüğüne uygun davranan bir hekim en başından itibaren akut koroner sendrom ( kalp krizi )tanısıyla takip ettiği hastasının aort diseksiyonu riskini de evleviyetle taşıyabileceğini öngörerek aort diseksiyonu tanı ve tedavisi için gerekli tüm tıbbi uygulama yöntemlerini yerine getirmek zorunda olduğunu,şikayetlerinin akşam saatlerinde artması ve gece artarak devam etmesi karşısında akut koroner sendrom tanısıyla takip edilen müvekkil davacılar murisinin gece boyunca görevli bir kardiyoloji uzmanı çağrılarak fiziki muayenesinin yaptırılmaması ve kalp krizi ve aort diseksiyonu riskinin göze alınarak anjiyografi işleminin gece yapılmayarak sabaha ertelenmesi karşısında davalı hastanenin gece müdahale edecek doktor ve ekipmana sahip olmadığı ve ağır derecede kusurlu olduğunu gösterdiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı özel sağlık kuruluşu ve davalı doktorların vekalet sözleşmesinden kaynaklanan vekilin özen borcuna aykırı davranıldığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyiz olunan karardaki gerekçeye, ve özellikle ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyeleri tarafından düzenlenen raporda, aort diseksiyonunun çoğu olayda tanı ve tedaviye fırsat vermeyecek kadar hızlı geliştiği, otopsisi yapılmamış müteveffadaki asendan aorttaki diseksiyonun hastanın acile başvurduğu esnada olup olmadığının tespit edilmesinin mümkün olmadığı, kardiyopulmoner arrest gelişmeden hemen önce gelişmiş de olabileceği, acil koroner anjiyografi için mütevefanın "çok yüksek riskli" hasta grubunda yer almadığını, müteveffa için ilk 24 saat içinde planlanmasının yerinde olduğu yönünde görüş bildirilmiş olmasına göre, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e2cdfd9b6e5ff5d3 8b43b04d777e3e49