3. Hukuk Dairesi 2024/4254 E. , 2025/4055 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/677 E., 2024/2789 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/982 E., 2023/1196 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili; müvekkili ...'in ortağı olduğunu, diğer müvekkili şirketin “...” markası altında mobilyacılık alanında faaliyet gösterdiğini, 2001 yılındaki ekonomik kriz dolayısıyla müvekkilinin kredi ve piyasa borçlarını zamanında ödeme noktasında büyük zorluklar yaşamaya başladığını, bu kapsamda bankalara olan borçlarını 06.12.2014 tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi ile yapılandırarak yeni vadeler belirlendiğini, davalı şirket ile arasında görüşmeler yapıldığını, davalının müvekkili şirkete finansman sağlanması, borçların ödenerek sona erdirilmesi ve devamında şirketin yine birlikte işletilmesi konusunda mutabakata vardıklarını, aralarında bir adi ortaklık ilişkisi kurulduğunu, bu anlaşmanın temel gayesinin şirket borçlarının yapılandırılarak ödenmesi, işletmenin devamının sağlanması ve bundan sonra elde edilecek kazancın paylaştırılması olduğunu, davalı yanın kazancın paylaştırılmasına yanaşmadığını ileri sürerek; Mahkeme tarafından tasfiye memuru atanmasına, ortaklığın tasfiye işlemlerinin yürütülmesine, tasfiye sonucunda her bir ortağa düşecek payın tespit edilmesine, her bir müvekkili yönünden ayrı ayrı olacak şekilde, şimdilik 5.000,00 TL'den toplam 10.000,00 TL pay alacağının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; taraflar arasında herhangi bir adi ortaklık ilişkisinin bulunmadığını, fabrikada kiracı sıfatıyla faaliyetlerini yürütmekte iken o dönemde taşınmaz maliki olan davacıların borçlarından kaynaklı sürekli olarak haciz işlemlerine maruz kaldığını, zarar görmeye başladığını, bu nedenle müvekkilinin bu durumun ortadan kalkmasını sağlamak adına borçları ödeyerek kredi alacaklarını bankadan temlik aldığını, bu süreçte davacı şirketle ortaklık yapmak ve bu suretle şirket faaliyetlerine birlikte devam etmek yönünde bir vaat ya da taahhütte bulunulmadığını, talebin zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda davacı tarafın delil olarak göstermiş olduğu hususların taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu açıkça ortaya koymadığı, davalı tarafın incelenen defterlerinde de bu hususa ilişkin olarak bir kayda rastlanılmadığı, davacı iddialarını doğrular nitelikte somut başkaca delil de bulunmadığı gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin varlığının ve davacının bu nedenle davalı taraftan alacaklı olduğu hususunun yazılı delil ile ispat edilemediği, davacının delilleri arasında yemin deliline yer verilmediği, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda usul ve esasa aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; hükme esas alınan 18.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda davalı şirkete ait SGK kayıtları bulunmadığı için karşılaştırma yapılamadığını, işçilerin davalı şirkette işe devam edip etmediğinin tespit edilemediği belirtilmesine rağmen ilgili belgelerin celp edilmediğini, kira sözleşmesinin sembolik rakam üzerinden yapıldığını, davalı yanın sadece 2007-2008 yılı defterlerinin incelendiğini, adi ortaklık sözleşmesinin şekil şartına bağlı olmadığını, sözlü de kurulabildiğini, müvekkil şirketin, fabrikanın icradan satışına ilişkin tek bir itirazının olmadığını, borçların davalı tarafından ödendiğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında kurulduğu iddia edilen adi ortaklık sözleşmesinin feshi ve tasfiye payının tahsili talebine ilişkindir. Davacı tarafından adi ortaklık kurulduğuna ilişkin delil olarak sunulan 06.12.2004 tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesinde, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi kurulduğuna dair herhangi bir ibare olmadığı, Temlik Sözleşmesinin (4-b) maddesinde yer alan “Temlik alanın yukarıda yazılı icra takiplerine temlik aldığı alacak tutarı ile sınırlı olmak ve tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla devam etmek, özellikle bu alacakların teminatını teşkil eden ipotekli ve hacizli taşınmazların, rehinli menkullerin paraya çevrilmesini istemek ve satışı halinde bedellerini tahsil yetkisine sahiptir.” hükmü dikkate alındığında, davalıya temlik aldığı alacak tutarını aşacak miktarda bir menfaat sağlanmadığı anlaşılmakla davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 702b18adc65597db 9fe8507ebccc43b1