3. Hukuk Dairesi 2024/3946 E. , 2025/2743 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1028 E., 2024/1531 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/123 E., 2022/492 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; davalının, kestane satışından kaynaklanan borcunu ödemediği için alacağın tahsili amacıyla müvekkilinin ... İcra Müdürlüğü'nün 2019/16888 Esas sayılı dosyası üzerinden başlattığı ilamsız icra yolu takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili;davacı yanın iddia ettiği alacağın hangi sebepten kaynaklandığının belli olmadığını, müvekkili şirketin davacıya borcu bulunmadığını, davacının herhangi bir müstahsil makbuzu sunamadığını, kantar fişlerinin delil olma niteliğinin bulunmadığını, davacı için düzenlendiğinin de belli olmadığını, davacı yanın dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu 04.11.2018, 06.11.2018, 07.11.2018, 09.11.2018 ve 11.11.2018 tarihli kantar fişlerinin dava ile bir ilgisi bulunmadığını, savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava dosyasında ispat yükü üzerine düşen davacı tarafın takibe dayanak olarak kantar fişlerin davalı tarafa teslim ettiğini iddia ettiği kestaneleri davalıya teslim ettiğini ispatlayamadığı, zira çiftçi olan davacının bu kantar fişlerini doğrulayacak nitelikte dosyaya müstahsil makbuzlarını sunamadı��ı, mahkememizce yapılan davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesine yönelik bilirkişi incelenmesinde de davalı defterlerinde alacağın varlığının ispatlanamadığı, davacı taraf her ne kadar tanık deliline dayanmış olsa da davalı tarafça teslim olgusu inkar edildiğinden davaya konu alacağın ispatı yönünde tanık dinlenmesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun) 200. maddesi gereği tanıkla ispatının mümkün olmadığı ve de davacı tarafça yemin deliline dayanılıp yemin konusu edilen alacaklar bakımından davalının yemini eda etmesi karşısında ispatlanamayan davanın reddine, davalının tazminat talebinin ise davalı tarafından davacının icra takibini açmasınında haksız ve kötü niyetli olduğunu ispatlayamadığından reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekilli tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; yerel mahkemenin 12.08.2021 tarihli bilirkişi ek raporuna itirazlarını dikkate almadığı gibi, delillerini toplamaktan kaçındığını, reddi hakim talebinde bulunulduğunu, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, adil yargılanma hakkının ihlalinin doğal sonucu olarak ısrarla delillerinin toplanmadığını, en haklı ve masum taleplerinin hiç irdelenmeden peşin hükümle reddedildiğini, bilirkişinin ek raporundaki açıklamaların aksine, incelenen ticari defterlerde, ...'a, ...'e ...'e yapılan ödemelerin ...'a yapılmış gibi cari hesabına işlendiği görülmekle ticari defterlerin usulüne uygun tutulmamış olduğu hususunun sabit olduğunu, usulüne uygun tutulmayan ticari defterlerin, 6100 sayılı Kanun'un 222 ve devamı maddeleri gereği sahibi lehine delil olamayacağı gibi, sahibi aleyhine delil olacağının göz önüne alınmadığını, "... Ziraat Bankası şubesine müzekkere yazılarak eklenecek 9 adet talimatla ödeme belgelerindeki ödemelerin kime yapıldığı ve ödemeyi alanların imzalarını ve kimlik bilgilerini içeren belgelerin istenmesine" dair taleplerinin görmezden gelinildiğini, sadece davalı tarafından sunulan dekontlara itibar edildiğini, eksik ve karartılmış tahkikat ile hüküm tesis edildiğini, sahte rapor hazırlayan bilirkişi hakkında suç duyurusunda bulunmalarının esas alınmadığını, bilirkişinin düzenlemiş olduğu ek rapor ile gerçeğe aykırı sahte rapor tanzim edildiğini ve bu ek raporun karara esas alındığını, ek bilirkişi raporuna esas alınan ve raporun ekinde bulunan dekontlara rağmen, bu ödemelerin ...'a talimatla ödenen olarak kabul edilmesinin anlaşılır olmadığını, bilirkişi ek raporunun yanlış, yanıltıcı ve maddi gerçeğe aykırı olduğunu, bu nedenle bilirkişi hakkında taraflarınca suç duyurusunda bulunulduğunu, kantar fişlerinin delil başlangıcı niteliğinde olmasına rağmen mahkemece tanık dinletilmesine izin verilmediğini, davalı kantarı üzerinde inceleme yapılmadığını, 6100 sayılı Kanun'un 291. maddesi uyarınca davalı tarafın keşfe karşı koyması sebebiyle teslim vakıasını kabul etmiş sayılmakta olduğunu, davalının ticari defterleri usulüne uygun tutulmadığını, bütün delillerin toplanmadığını, mahkemece işlemlerin senede bağlanmamasının teamül olup olmadığının araştırılmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasındaki kestane alımından kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 1. Kural olarak belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini, tarafların ispat etmesi gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) "İspat yükü" başlıklı 6. maddesi uyarınca; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." Aynı yöndeki düzenleme 6100 sayılı Kanun'un 190. maddesinin birinci fıkrasında, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükelleftir. 2. 6100 sayılı Kanun'un 200. maddesinin birinci fıkrası gereği; bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Yazılı delille (senetle) ispatı gereken hususlar, istisnalar dışında takdiri delillerle ve bu kapsamdaki tanık delili ile ispatlanamaz ise de bu hususların senet dışındaki yemin, ikrar ve ticari defterler gibi diğer kesin delillerle kanıtlanması mümkündür. Bilindiği üzere, tanık dinlenebilmesi için 6100 sayılı Kanun'un 200/2. maddesine göre davalının açık muvafakatının olması veya senetle ispat zorunluluğunun istisnalarından olan aynı Kanun'un 203/1-b maddesine göre bu tip satışların senede bağlanmadan yapıldığının yörede teamül haline gelmiş olması gerekir. Teamül unsurunun gerçekleşmesi, yani bir çevrede herhangi bir hukuki işlemin devamlı olarak senede bağlanmamasının adet haline gelmesi ve bu hususun zaman içinde herkesçe uyulmak suretiyle istikrarlı bir nitelik kazanmış bulunması ve ayrıca kamuoyunda da bu teamüle inanılmış olması gerekmektedir. 3. 6100 sayılı Kanun'un 202. maddesinde ise “(1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.” şeklinde düzenleme getirilerek, bu tür belgeler delil başlangıcı olarak kabul edilmiştir. 4.Somut uyuşmazlıkta; davacı el yazısı ile düzenlenmiş kantar fişleri ile ürünlerini davalı şirkete teslim etmesine rağmen ürünlerin bedelinin ödenmediğini iddia etmiş, davalı ise davaya konu el yazısıyla düzenlenmiş kantar fişlerinin kendileri tarafından düzenlenmediği, davacının, kantar fişlerinde belirtilen ürünleri teslim etmediğini savunmuş, İlk Derece Mahkemesince tanıkla ispatın mümkün olmadığı ve davacı tarafça yemin deliline dayanılıp yemin konusu edilen alacaklar bakımından davalının yemini eda etmesi karşısında ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. 5. Hal böyle olunca İlk Derece Mahkemesince; dava konusu satış işleminin senede bağlanmadan yapıldığının yörede teamül haline gelip gelmediği, gelmiş ise bu hususa çevrede herkesin uyarak istikrarlı bir nitelik kazanıp kazanmadığı ve kamuoyunda da bu teamüle inanılıp inanılmadığı hususları açıklanarak Ticaret ve Sanayi Odası, Ziraaat Odası, Kaymakamlık, Belediye Başkanlığı, Esnaf ve Sanatkarlar Odasından sorularak ve gelecek cevabi yazılara göre bu hususta bir teamül oluşup oluşmadığı hususunda bir değerlendirme yapılarak; ayrıca davacıdan el yazısı ile düzenlenmiş kantar fişlerinin şirket adına kim tarafından düzenlendiği sorulduktan sonra bu kişinin mahkeme huzurunda yeterince rakam ve yazı örnekleri alınarak ve bu kişinin mevcutsa karşılaştırma yapmaya elverişli rakam ve yazı örnekleri ilgili yerlerden getirtilerek, Adli Tıp Kurum'dan rakam veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığı hususunda tarafların, mahkemenin ve Yargıtay'ın denetimine elverişli bir raporu alındıktan sonra, kantar fişlerindeki rakam ve yazıların ilgili kişiye ait çıkması durumunda kantar fişlerinin, yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu kabul edilerek ve tanık beyanları alınarak neticesine göre karar verilmesi gerekirken, davacının bildirdiği deliller tam olarak toplanmadan, davacı tanık dinlenmesinden vazgeçmeden ve münhasıran yemin deliline dayandığını beyan etmeden, mahkemenin hatırlatması üzerine davacı tarafından yöneltilen yeminin davalı tarafından eda edilmesi üzerine, eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 028bb7193a640717 5412efb234be6a49