Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/1904 E., 2025/2741 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/1904 E., 2025/2741 K. (12.05.2025) – Nafaka

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1904
Karar No
2025/2741
Karar Tarihi
12.05.2025
Konu
Nafaka

3. Hukuk Dairesi 2024/1904 E. , 2025/2741 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1796 E., 2024/301 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 1.Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/429 E., 2023/487 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; davalı banka tarafından müvekkilinin emekli maaşının tümü üzerine 2018 yılının 8. ayından itibaren bloke konulduğunu ve emekli maaşından müvekkili aleyhine başlatılan herhangi bir yasal takip olmamasına rağmen müvekkilinden alınan imzalı belge gerekçe gösterilerek haksız ve hukuka aykırı olarak kesinti yapıldığını ileri sürerek; davanın kabulü ile, müvekkilin emekli aylığına konulan bloke işleminin kaldırılmasına, 2018 yılı Ağustos ayından itibaren yapılan haksız kesintilerin şimdilik 1.000,00 TL olmak üzere avans faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 23.06.2023 tarihli dilekçesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava değerini 29.228,42 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili banka tarafından davacı ile imzalanan kredi sözleşmesine göre davacıya kredi kullandırıldığını, kredi borçlarının ödenmemesi üzerine davacı aleyhine icra takibine giriştiklerini ve takiplerin kesinleştiğini, bunun üzerine davacının banka nezdinde bulunan emekli maaşı hesabından borcun tahsili amacıyla kesinti yapılmaya başlandığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince müvekkilinin, davacının banka hesapları üzerinde takas mahsup rehin ve v.b hakları bulunduğunu, bu nedenle yapılan kesinti ve tahsilatların yasaya ve sözleşmeye uygun olduğunu, alacağa avans faizi uygulanması talep edilmekteyse de akdedilen sözleşme ve kullandırılan kredinin tüketici kredisi olması nedeniyle avans faizine ilişkin istemin yerinde olmadığını belirterek; müvekkili banka aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının emekli maaşı üzerine davalı banka tarafından konulan her hangi bir bloke işlemine rastlanılmadığı, davacının emekli maaşından, davalı bankaya olan kredi borç miktarından fazla yapılmış bir kesintinin de bulunmadığı, İİK’nın 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içeren 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı yasanın 56. maddesi ile değişik 5510 sayılı yasanın 93. maddesi uyarınca ve Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere taraflar arasındaki davaya konu Kredi Sözleşmesinin rehin, takas, mahsup ve hapis hakkına ilişkin Rehin, Takas, Mahsup ve Hapis Hakkı başlıklı hükümler nazara alındığında davacının maaşına ve bankadaki alacaklarına banka tarafından bloke konulmasına muvafakat ettiği, borcun ödenmemesi üzerine bankanın, davacının maaşına bloke konulacağına dair hükmüne dayanarak kesinti ve tahsilat yapmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; başvurunun esastan reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; İİK 83/a maddesinin emredici hüküm olduğunu, sözleşmedeki maddenin haksız şart olduğunu, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığını bu sebeplerle kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tüketici kredisi niteliğindeki sözleşmeden doğan borcu nedeniyle davacının emekli maaş hesabına konulan blokenin kaldırılması ve maaş hesabından banka borçlarına kesilen bedelin iadesine istemine ilişkindir. 1. 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun'un 56. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesinde "Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, Sağlık hizmeti sunucularının Genel Sağlık Sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez." hükmü bulunmaktadır. 2. 2004 sayılı Kanun'un 83/a maddesindeki; "82 ve 83. maddelerinde yazılan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir." hükmüne karşın, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'nun 93/1 maddesi; "... bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepleri, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Bu fıkra ile hacizden önceki safhada bloke konulmasına muvafakat ile borçlunun haczedilmezlikten feragat etmesine izin verilmiştir. Bu ödemelerin emekli maaşından haciz kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Çünkü bir icra takibine bağlı olmayan kişinin rızasına dayalı olarak bankadan aldığı krediye ilişkin taahhüt ettiği yasal bir ödeme söz konusudur. 3. 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi hükmünün 2004 sayılı Kanun'un 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı, yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkan sağladığı, böylece tarafların sözleşme ile belirledikleri hükmü ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır. 4. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacı tarafından imzalanan taahhütnamelerle kredilere ilişkin ödemelerin emekli maaşı hesabından virman-takas-mahsup yapılarak tahsil edilmesine muvafakat edildiğinin, davacı tarafça sözleşmeden dönülmediği gibi borcun ne şekilde ödeneceğine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadığının, davalı Bankanın da bu taahhüde inanarak başka teminat istemeden davacıya kredileri kullandırdığının, yine kesintilerin kredi sözleşmelerine istinaden yapılmış olup, borcun ödenmemesi üzerine davalı Bankanın, davacının maaşına bloke konulacağına dair hükme dayanarak kesinti ve tahsilat yapmasında hukuka aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olduğundan, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı