3. Hukuk Dairesi 2024/3936 E. , 2025/2698 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/117 E., 2022/71 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; davalının 04.06.1993 tarihli harici satış senediyle Antalya İli ... Köyü ... mevkiindeki 500 m²'lik tapusuz arazisini davacıya sattığını, satış bedeli olan 50.000.000 TL'nin peşin olarak davacı tarafından ödendiğini, davacının taşınmazın davalı adına tapulandığını öğrenince devrini talep ettiğini, ancak tapu devrinin yapılmadığını ileri sürerek; sözleşmeye konu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini, bu mümkün olmadığı taktirde sebepsiz zenginleşme kurallarına göre denkleştirici adalet ilkesi uyarınca satış bedeli olarak verilen bedelin ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaşacak şekilde hesaplattırılarak şimdilik 2.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiş, 01.06.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini taşınmazın rayiç değeri üzerinden 136.800,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin hiçbir zaman dava konusu taşınmazın maliki olmadığını, müvekkilinin zilyetlik hakkını devrettikten sonra dava konusu taşınmazın akıbetini takip etmek zorunda olmadığını, sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığını, davacının zilyetliğindeki taşınmazı kullandığını, bedel iadesi talebinin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.10.2017 tarihli kararıyla; resmi şekilde yapılmayan taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak ferağa icbar davası açılamayacağı, geçersiz sözleşme nedeniyle edinimi ifa eden tarafın verdiğini ancak sebepsiz zenginleşme kuralına göre geri isteyebileceği, dava konusu taşınmazın 16.01.2007 tarihinde satıldığı, ifa imkansızlığının bu tarihte meydana geldiği, bu nedenle dava tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, mali müşavir bilirkişiden alınan hüküm kurmaya elverişli rapora göre, satış tarihindeki 50.000.000 TL'nin dava tarihi itibariyle ulaştığı değerin 25.605,68 TL olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 25.605,68 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 09.09.2019 tarihli kararıyla, İlk Derece Mahkemesince, verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 27.02.2020 tarihli ilamla; dosya kapsamından taraflar arasında imzalanan ve davalı tarafından imzası inkar edilmeyen 04.06.1993 tarihli satış senedi başlıklı sözleşmeye konu taşınmazın bilgilerinin tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmediği, sözleşme tarihinde bu yerin tapuya kayıtlı olup olmadığının anlaşılmadığı, Mahkemece taraflardan sözleşmeye konu taşınmazın bilgileri sorularak, bildirilen kayıtların ilgili Tapu Müdürlüğünden getirtilmesi, en yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, fen ve ziraat mühendisi bilirkişinin katılımı ile mahallinde yeniden keşif yapılarak, yerel bilirkişiler ve tanıklardan sözleşmede belirtilen taşınmazın ve sınırlarının tek tek sorulması, sözleşmede belirtilen taşınmazın hangi tapu kaydı kapsamında kaldığı hususunun duraksamasız belirlenmesi, kayıtların kapsadığı taşınmazı gösterir fen bilirkişi tarafından düzenlenecek denetlemeye elverişli krokili rapor alınması, sözleşme tarihinde taşınmazın tapu kaydının olup olmadığının belirlenmesi, bundan sonra tüm deliller, dava ve ıslah dilekçesi birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma neticesinde hüküm kurulduğu gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; resmi şekilde yapılmayan taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak ferağa icbar davası açılamayacağı, geçersiz sözleşme nedeniyle edinimi ifa eden tarafın verdiğini ancak sebepsiz zenginleşme kuralına göre geri isteyebileceği, dava konusu taşınmazın 16.01.2007 tarihinde satıldığı, ifa imkansızlığının bu tarihte meydana geldiği, bu nedenle dava tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, bozma ilamı doğrultusunda alınan ek bilirkişi raporunda satış senedinde yer alan 50,00 TL'nin dava tarihi ile ortalama tutarının 24.342,94 TL olduğunun bildirildiği, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 24.342,94 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; Mahkemece bozmaya uyulduğu halde yeniden keşif yapılmadan ve krokili rapor alınmadan bilirkişiden rapor alınmakla yetinildiği, taşınmaz için denkleştirici adalet ilkesinin tahakkuku adına daha geniş ve farklı kriterler üzerinden hesaplama yapılmasının gerektiğini, bozma öncesi alınan ek raporda dava konusu taşınmazın değerinin 136.800,00 TL olduğunun tespit edildiğini, davanın denkleştirici adalet ilkesine daha uygun olan bu rakam üzerinden ıslah edildiğini, Mahkemece bu hesaplamaya neden itibar edilmediğinin kararda tartışılmadığını, taşınmazın hazine adına tescil edildiği tarih itibariyle değerinin de tespit ettirilmemesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin hiçbir zaman taşınmazın maliki olmadığını, davada reddedilen kısım yönünden davacı tarafından harcı yatırılmış ve ıslah edilmiş olduğu halde müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taşınmaz satış sözleşmesi ile ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir. 1. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, davacı tarafça dava konusu taşınmazın bulunmasının mümkün olmadığının bildirilmesi nedeniyle Mahkemece keşif yapılmamasının yerinde olmasına, alınan bilirkişi raporunun bozma kararında belirtilen esaslar dahilinde hazırlanmış olması nedeniyle hüküm vermeye yeterli olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre; taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir. Ayrıca Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Kesinleşmiş olan bu kısımlar lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Bunun dışında taraflardan sadece bir tanesinin hükmü temyiz etmesi ve Yargıtayın bozma kararı vermesi hâlinde bozmaya uyan mahkemece önceki karara nazaran kararı temyiz eden aleyhine olacak şekilde karar veremez. Bu ilke, aleyhe hüküm kurma yasağı olarak ifade edilmektedir. 3. Somut olayda; Mahkemece verilen 19.10.2017 tarihli ilk kararla; 25.605,68 TL'nin davalıdan tahsiline karar verildiği, hükmün sadece davacı vekili tarafından temyiz edildiği, buna göre, davacı yönünden bu miktarın usuli kazanılmış hak oluşmasına karşın, Mahkemece aleyhe hüküm verme yasağı ihlal edilerek 24.342,94 TL üzerinden karar verilmiş olması bozmayı gerektirir. 3. Kabule göre de; kısmen kabul kararı verilen davada, ıslah ile arttırılan ve reddedilen tutar üzerinden yargılamada kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davacının talebinin terditli olduğu gerekçesiyle davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlılıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 maddesi uyarınca, kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davacı vekilinin alacak tutarına, davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan "Davacının davasının kısmen kabulü ile 24.342,94 TL'nin 30.12.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," ibaresinin çıkartılarak yerine ""Davacının davasının kısmen kabulü ile 25.605,68 TL'nin 30.12.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" ibaresinin, (1-A) numaralı bendinde yer alan "Davacının talebi terditli olduğu için reddedilen bölüm yönünden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,” ibaresinin çıkartılarak yerine “Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesi gereğince hesap ve takdir edilen 14.633,42 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.