3. Hukuk Dairesi 2024/3871 E. , 2025/2859 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1908 E., 2024/1869 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/834 E., 2023/502 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili; murisleri ... tarafından 23.11.2007 tarihinde davalı noterlikte düzenlenen vasiyetnameyle tüm taşınmaz mal varlığının müvekkillerine bırakıldığını, anılan vasiyetnamenin Sulh Hukuk Mahkemesince 13.04.2018 tarihinde yasal mirasçılara ve ilgililere okunduğunu, yasal mirasçılardan dava dışı ... tarafından açılan iptal davasında gerekli şekil şartlarını taşımadığı gerekçesiyle vasiyetnamenin iptaline karar verildiğini, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğini, vasiyetnamenin noterin kusuru nedeniyle iptal edildiğini, müvekkillerinin vasiyetnamenin bir kısmından mahrum kaldıklarını, arabuluculuk görüşmelerinde uzlaşma sağlanmadığını, sigorta şirketi de davalı gösterildiğinden davanın Ticaret Mahkemesinde açıldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, belirlenecek zararın faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ... vekili; poliçenin 10. maddesi gereğince davanın pasif husumet yokluğundan reddinin gerekeceğini, noter aleyhine kesinleşmiş Mahkeme kararı bulunmadığından müvekkili şirketin teminat sorumluluğunun muaceliyet kazanmadığını, dava tarihi itibariyle poliçe kapsamında ödenecek tazminat bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili; davanın reddini istemiştir. 3. Davalı .... Noterliği, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki uyuşmazlığın 1512 sayılı Noterler Kanunu'nda düzenlenen kusursuz sorumluktan kaynaklı tazminat davası olduğu, Mesleki Sorumluluk Sigorta Poliçesinde davalı Noterin görevinin ifası nedeniyle doğacak sorumluluğa ilişkin özel şartlar başlıklı 10. maddesinin (d) bendinde teminatın, üçüncü şahıslar tarafından noterler aleyhine açılan davaların dava sürecinin sona ermiş olması ve davanın kaybedildiğine dair kesinleşmiş bir Mahkeme kararı olması halinde geçerlik kazanacağının düzenlendiği, bu durumda böyle bir karar bulunmadan davalı ... şirketine karşı husumet yöneltilemeyeceğini, davalı ... şirketine karşı açılan davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine, davalılar ... ve .... Noterliği yönünden tarafların tacir olmadığı, bu uyuşmazlık açısından göreve ilişkin ayrıca özel bir düzenleme bulunmadığı, davanın ticari dava niteliğinde kabul edilemeyeceği, uyuşmazlık konusunun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen işlerden olmadığı, mutlak ticari iş niteliğinde de bulunmadığı gerekçesiyle; uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan dava şartı yokluğundan usulden reddine karar kesinleştiğinden dava dosyasının görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın sigorta şirketine karşı poliçe kapsamında zararın giderilmesi için açıldığı, eldeki davanın mal sigortası ile ilgili olduğu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1473. maddesinin uygulama imkanının bulunmadığı, aynı Kanun'un 1459. madde hükmünün dikkate alınması gerektiği, dava, davacılar tarafından davalı ... aleyhine poliçeye dayalı olarak açılmış ise de davacılar ile davalı ... arasında sigorta sözleşmesinin bulunmadığı, dava konusu sigorta sözleşmesinin ve poliçenin diğer davalı ... ile davalı ... arasında olduğu, davacıların söz konusu sigorta poliçesinin tarafı olmadığı gibi lehdarı da olmadığı, sigortalı davalı ... tarafından davacılar lehine düzenlenmiş temlik, muvafakatname, ödeme talimatı gibi bir belgeye de rastlanılmadığı gerekçesiyle davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği, davacılar ile noter arasındaki uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olmadığından Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle, davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; noter ile sigorta şirketi arasındaki sigorta poliçesinin sorumluluk sigortası olup mal sigortası olmadığını, sigorta şirketi tarafından sunulan poliçede açıkça mesleki sorumluluk sigortası yazdığını, bu da noterin mesleğini yerine getirirken hatalı ve kusurlu işlemlerinden doğan zararın karşılanmasına yönelik mesleki sorumluluk sigortası olduğunu, tarafların kanunun emredici hükümlerine aykırı olacak şekilde sözleşme düzenleyemeyeceğini, bu nedenle oluşan zararın doğrudan davalı şirketten talep edilebileceğini, kanundan doğan dava açma hakkının bulunduğunu, sözleşme hükümlerinin tarafları bağlayacağını, sigorta şirketinin ödeme yapması için yargılama sonucunun bekleneceğini, dava kazanıldığı takdirde sigorta şirketi tarafından ödeme yapılacağını bu halde poliçe şartlarında bir aykırılık olmayacağını, görevsizlik kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kanunun emredici hükümlerine aykırı düzenlenen vasiyetname nedeniyle noter ve sigorta şirketi aleyhine tazminat istemine ilişkindir. 1. Davacıların, davalılar Türkiye Noterler Birliği Başkanlığı ve ...'ye karşı açtığı davada Mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-a-3 ve 362/1-c maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemelerince verilen görevsizlik kararları hakkında istinaf incelemesi sonucunda verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararları kesin olduğundan davacıların bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmektedir. 2. Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma yapmaksızın esas hakkında istinaf incelemesi yapmaları durumuna dair karar verme usulü 6100 sayılı Kanun'un 353/1- (b) maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre bölge adliye mahkemesi; yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı veya kararın gerekçesinde hata edildiği durumlarda düzelterek yeniden esas hakkında karar verir. Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında yer alması gereken hususlar ise aynı Kanun'un 359. maddesinde belirtilmiş olup, buna göre kararda; “Tarafların iddia ve savunmalarının özeti”, “İlk Derece Mahkemesi kararının özeti”, “İleri sürülen istinaf sebepleri” ve “Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep” yer alması gereken zorunlu unsurlardır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise; "Hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." düzenlemesine yer verilmiştir. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, davanın sigorta şirketine karşı poliçe kapsamında zararın giderilmesi amacıyla açıldığı, sunulan poliçelerin sigorta nezdinde düzenlenen Mesleki Sorumluluk Sigorta Poliçesi olduğu, davalı Noterin görevinin ifası nedeniyle doğacak sorumluluğa ilişkin özel şartlar başlıklı 10. maddesinin (d) bendinde teminatın, üçüncü şahıslar tarafından noterler aleyhine açılan davaların dava sürecinin sona ermiş olması ve davanın kaybedildiğine dair kesinleşmiş bir mahkeme kararı olması halinde geçerlik kazanacağının düzenlendiği, bu durumda böyle bir karar bulunmadan davalı ... şirketine karşı husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davalı ... şirketine karşı açılan davanın usulden reddine karar verildiği halde; Bölge Adliye Mahkemesince; eldeki davanın mal sigortası ile ilgili olduğu ve 6102 sayılı Kanun'un 1459. madde hükmünün dikkate alınması gerektiği, davacılar ile davalı ... arasında sigorta sözleşmesinin bulunmadığı, dava konusu sigorta sözleşmesinin ve poliçenin diğer davalı ... ile davalı ... arasında olduğu, davacıların söz konusu sigorta poliçesinin tarafı olmadığı gibi lehdarı da olmadığı sigortalı davalı ... tarafından davacılar lehine düzenlenmiş temlik, muvafakatname, ödeme talimatı gibi bir belgeye de rastlanılmadığı belirtilmek suretiyle, kararın gerekçesi değiştirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülmektedir. Böylece, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinden farklı bir gerekçe ile davacıların istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. O halde Bölge Adliye Mahkemesince; yukarıda yer verilen hükümler gözetilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden davanın esası hakkında hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma nedenine göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1. Davacılar vekilinin Mahkemenin görevsizlik kararına ilişkin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371/1 maddesi uyarınca usulden BOZULMASINA, 3. Bozma nedenine göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 4ee1a577f0d5d306 7760dd510de63912