Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/2111 E., 2025/2857 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2111 E., 2025/2857 K. (15.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2111
Karar No
2025/2857
Karar Tarihi
15.05.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2024/2111 E. , 2025/2857 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1265 E., 2024/643 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/407 E., 2023/184 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili; davacı ... ile davalı şirket arasında 01.11.2006 tarihinde protokol imzalandığını, bu protokol kapsamında davalı şirket tarafından davacı ...'a ödeme yapılması gerektiğini, ödeme yapılması için ihtarname gönderildiği halde ödeme yapılmaması üzerine davalı şirket aleyhine icra takibi başlattıklarını, icra takibi aşamasında davacı ...'ın icra dosyasındaki alacağının 200.000,00 TL'sini diğer davacı ...'a 09.07.2010 tarihinde temlikname ile temlik ettiğini, davalı şirketin icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; davaya konu icra takibinde fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 250.000,00 TL için yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; kısmi itirazın iptali davası açılmayacağını, davacı ...'un dava ve taraf ehliyetinin bulunmadığını, davacı ...'a şirketten ayrıldığı tarihe kadar 600.000,00 TL civarında ödeme yapıldığını, borçlarının kalmadığını, ayrıca şirketin yazılı onayı olmaksızın hatalı ürün olduğundan bahisle 100.000,00 TL'lik ürünün iade alındığını böylece şirketi zarara uğrattığını savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1 .İlk Derece Mahkemesinin 01.07.2019 tarihli kararıyla; davanın kısmen kabulü ile davalının icra dosyasına vaki itirazının 99.557,65 TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %16 oranını geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına karar verilmiş, kararın davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 01.04.2021 tarihli kararıyla; kararın gerekçeli olmadığından davalının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın kaldırılmasına yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 01.10.2006 tarihli protokol ile başlayan hizmet sözleşmesi ilişkisinin bulunduğu, sözleşmeye göre davacının davalıya müşteri temin edeceği, davalının da getirilen müşteri ile yapılan işlerden elde edilecek brüt karın 1/2'sini davacıya ödeyeceği, bu kapsamda ödemelerin masraf olarak da ödenebileceği, taraflar arasındaki ticari ilişkide davacı tarafından davalıya getirdiği ileri sürülen işlerin usulüne uygun şekilde zamanında belirlenmediği, yapılan ödemelerin zamanında kayıt altına alınmadığı, 16.05.2022 tarihli bilirkişi ek raporuna göre davacının 130.906,19TL alacağının bulunduğu, itiraz üzerine alınan bilirkişi raporunda da kanaat değişmediği, davalı taraf faturaların bulunduğunu iddia etse de ticari defter ve belgelerini ibraz edememiş olup bu hususu destekler bir delil bulunmadığı, alınan bilirkişi raporlarının birbirini destekler nitelikte olduğu yapılan ödemelerin mahsubu sonucu davacının alacak miktarının 130.906,19 TL olduğu, davalı tarafın usuli kazanılmış hakkı bulunduğundan 99.557,65 TL yönünden davanın kabulüne, alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirir nitelikte olduğundan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, taraflar arasında ihtilafsız olan protokol hükümlerine göre davacı ... tarafından getirilen işlerin davalı tarafından faturalandırılarak tahsilatın ve fiyatlamanın sözleşmede belirtilen şekilde yapılacağı, yapılacak hesaplama sonucu ortaya çıkan fiyat ile satış fiyatının 1/2'sinin kesintisiz olarak KDV, gelir vergisi vb vergiler tahsil edilmeksizin davacıya verileceğinin sabit olduğu, protokolde "Her siparişin üzerinde bir fiyatlandırma çizelgesi yer alacak ve karşılıklı teyid edilecektir.” düzenlemesi bulunduğu halde dosyaya her sipariş için bir fiyatlandırma çizelgesi sunulmadığı, cari hesap olarak kaydedilmiş ise de taraflar arasında bir cari hesap sözleşmesi ve mutabakatının bulunmadığı, 10.11.2017 tarihli raporda davalının ticari defterleri ve gelirler değerlendirildiği, diğer raporlar ve hükme esas raporda ise davacının sunduğu listeler ve beyanlara göre hesaplama yapıldığı, 10.11.2017 tarihli raporda davalı tarafça sunulan masraf, çek gibi ödemelere ilişkin belgeler ve mahkemece belirlenen firmalardan alınan işlere göre hesaplama yapıldığı ve davalı tarafça davacıya yapılan ödemeler hesaplandığı, davacının bakiye alacağının kalmadığının açıklandığı, davacı tarafça takip ve davaya dayanak olarak gösterilen liste ve tabloların protokole göre fiyatlandırma çizelgesi niteliğinde olmadığı gibi davalının da onayını içerir mutabakat niteliğinde olmadığı, davacının davalı tarafça ödendiği ispatlanan kısım haricinde bakiye alacağının kaldığının ispat yükünün davacıya ait olduğu, davacı tarafça takip ve davaya konu alacağın ispatlanamadığı, 10.11.2017 tarihli bilirkişi raporunun hesaplama yöntemi itibariyle de denetime elverişli olduğu, mahkemece hükme esas alınan raporların ise alacağın varlığı ve hesaplama noktasında denetime elverişli olmadığından hükme esas alınmasının hatalı olduğu, davacının alacağının ispatlanamadığı, davacı tarafça yemin deliline de dayanılmadığı, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; Bölge Adliye Mahkemesinin hükme esas aldığı raporun eksik incelemeler ile varsayıma dayandığını, bu raporda müvekkilin yaptığı satışlara ilişkin gerçek maliyetlerin hesaplanmadığı, %10 kar elde edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, gerçek maliyet hesabı yapılmadan varsayımlara dayalı olarak düzenlenen raporun denetime elverişli olmadığını, davalı tarafından müvekkile yapıldığı iddia edilen ödemeler için davalı tarafça hiçbir yazılı delil sunulmadığını, bilirkişilerin neye dayanarak bu ödemeleri dikkate aldığının anlaşılmadığını, 02.02.2016 ve 31.10.2016 tarihli bilirkişi raporlarında davalı tarafın ödediği iddia ettiği 591.504,39 TL'nin davalının ticari defterinde kaydolmadığının tespit edilmediğini, bu konuda makbuz ya da kaydın bulunmadığını, gerçek maliyet ve alacak hesabı yapılmadığını, raporlar arasında çelişki olduğundan yeniden rapor alındığını ve alınan son rapora göre müvekkilin alacağının olduğunun tespit edildiğini, 14 yıldır davanın devam ettiğini, tavzih kararını kabul etmediklerini, son alınan tüm raporlarda müvekkilin alacağı tespit edildiği halde Bölge Adliye Mahkemesince çok eski ve tamamen varsayıma dayalı bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının doğru olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Protokole dayalı hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davaya konu hizmet sözleşmesinde; davacının davalıya iş getireceği, protokolde belirtilen fiyatlandırma şekli ile yapılan hesaplama sonucunda ortaya çıkan fiyat ile satış fiyatı arasındaki farkın yarısının kesintisiz olarak davacıya ödeneceği ve davacı ...'ın sigortası, aracına ait aylık yakıt giderleri ve araç bakım masrafları ile davacı ...'a yapılan sabit ödeme davacının cari hesabına borç olarak işleneceği belirtilmiştir. Somut olayda, davacılar vekili; davacı ... ile davalı şirket arasında 01.11.2006 tarihinde protokol imzalandığını, bu protokol kapsamında ödenmesi gereken bedelin ödenmediğini, davalı şirket aleyhine icra takibi başlattığını, icra takip aşamasında alacağının 200.000,00 TL'sini davacı ...'a temlik ettiğini, davalı şirketin icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 250.000,00 TL için yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesi talep etmiş, davalı şirket ise davacı ...'a borcunun bulunmadığını savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama sonucunda alınan 25.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen bedelden yapılan ödemeler de mahsup edilerek davanın kısmen kabulüne, icra dosyasına yapılan itirazın 99.557,65 TL asıl alacak üzerinden iptaline karar verilmiş, kararın davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 01.04.2021 tarihli kararı ile, kararın gerekçe içermediği, denetlenebilir olmaktan uzak olduğu gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda alınan 16.05.2022 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının 130.906,19 TL alacağının olduğu ancak davalının usulü kazanılmış hakkı bulunduğu gerekçesiyle 99.557,65 TL asıl alacak üzerinden itirazın iptaline karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince yapılan itiraz üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, 10.11.2017 tarihli raporda davalının ticari defterleri ve gelirlerinin değerlendirildiği, davalı tarafça sunulan masraf çek gibi ödemelere ilişkin belgeler ve mahkemece belirlenen firmalardan alınan işlere göre hesaplama yapıldığı, davalı tarafça davacıya yapılan ödemelerin hesaplandığı ve davacının bakiye alacağının kalmadığı, davacı tarafça takip ve dayanak olarak gösterilen liste ve tabloların protokole göre fiyatlandırma çizelgesi niteliğinde olmadığı gibi davalının da onayını içerir mutabakat niteliğinde olmadığı, bakiye alacağının davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. Yukarıda anlatıldığı üzere, ilk derece mahkemesinin hükme esas aldığı mali müşavir tarafından hazırlanan raporda davacının 130.906,19 TL alacağının bulunduğu belirtildiği halde bölge adliye mahkemesinin hükme esas aldığı mali müşavir ve hukukçu bilirkişi tarafından hazırlanan raporda davalının borcunun bulunmadığı hatta 427.163,14 TL fazla ödeme yaptığı belirtilmiştir. Böylece Derece Mahkemelerinin hükme esas aldığı raporlar arasında çelişki bulunduğu anlaşılmıştır. Raporlar arasındaki çelişkinin kar marjından ve karın tespitinden kaynaklandığı görülmüştür. Kar marjındaki ve karın tespitindeki çelişkinin önceki bilirkişiler dışında yeni bir bilirkişi heyetinden alınan rapor ile çözüme kavuşturulması gerekmektedir. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince; dosyanın matbaa ve basım konusunda uzman kişinin de arasında olduğu önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kuruluna verilerek, davaya konu edilen protokolün ve tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenerek dosyadaki raporlar arasındaki çelişkileri giderecek ve tarafların da itirazlarını da karşılayacak şekilde hüküm kurmaya ve Yargıtay denetime elverişli bir rapor alınarak, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, dosyada alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. 2.Bozma nedenine göre, davacılar vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davacılar yararına BOZULMASINA, 2.Bozma nedenine göre davacılar vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1b09cace6a255462 693b7cab27066741

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı