Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/3541 E., 2025/1342 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3541 E., 2025/1342 K. (05.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3541
Karar No
2025/1342
Karar Tarihi
05.03.2025
Konu
Tazminat, Tapu

3. Hukuk Dairesi 2024/3541 E. , 2025/1342 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1617 E., 2023/265 K. DAVA TARİHİ : 04.10.2018 İLK DERECE MAHKEMESİ : Fatsa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/641 E., 2021/737 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin alacağının tahsili için Fatsa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/37 D.iş sayılı dosyasında alınan ihtiyati haciz kararının, Fatsa İcra Müdürlüğü tarafından işleme konulduğunu ve 17.03.2014 tarihinde dava dışı borçlu B.Y. adına kayıtlı Hatay ilindeki taşınmazlara ihtiyati haciz işlemi tesis edildiğini, ihtiyati haczin kesin hacze dönüştürülmesi için borçluya çıkarılan icra emri tebliğ edilmediği halde, borçlunun başvurusu üzerine icra memurunca hukuka aykırı olarak hacizlerin kaldırılmasına karar verildiğini, akabinde borçlunun söz konusu taşınmazlarını başkalarına devrettiğini ve alacağın tahsili imkanının kalmadığını ileri sürerek; icra memurunun hukuka aykırı eylemi nedeniyle oluşan zararının tespiti ile şimdilik 1.000,00 TL maddi zararın haczin fek tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, 11.10.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile dava değerini 302.626,23 TL olarak belirlemiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; Mahkemenin görevli olmadığını, davanın idari yargıda açılması gerektiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, yapılan işlemlerde icra memurlarının bir kusurunun bulunmadığını, maddi tazminat şartlarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Fatsa İcra Müdürlüğünün 2014/692 E. sayılı takip dosyasında dava dışı borçlu B.Y. adına 31.07.2014 tarihinde usulüne uygun tebligatın yapıldığı, borçlunun bir aylık süre içerisinde tebligatı yapan konsolosluğa başvurmaması hasebiyle 11.09.2014 tarihinde tebligatın adrese gönderildiği, bu haliyle tebligatın usule uygun yapılmış sayılacağı, ihtiyati haciz kararının kesinleşmesine rağmen davacı tarafça mevcut haczin kesin hacze dönüştürülmediği, kaldı ki söz konusu icra dosyasında dava dışı borçlu B.Y. vekilinin 10.12.2018 tarihli dilekçesinde icra dosyasından 21.04.2014 tarihinde haberdar olduklarını belirttiği, 17.03.2014 tarihinde taşınmaz üzerine haciz konulduğu, dava dışı borçlu B.Y.nin icra dosyasından haberdar olma tarihi (21.04.2014) ile haczin icra memuru tarafından kaldırılma tarihi (14.05.2015) göz önüne alındığında aradan bir yıldan fazla bir sürenin geçtiği, taşınmazlar üzerine konulan hacizlerde satış isteme süresinin azami bir yıl olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; kararın gerekçesiz olduğunu, icra emrinin tebliğ edilememesi nedeniyle kesinleşmiş bir haciz bulunmadığını, ihtiyati haciz kararı tatbik edildikten sonra yasal süresi içerisinde takip talebinde bulunulduğunu, ancak borçluya icra emri tebliğ edilemediğini, icra memurunca haczin niteliğinde hataya düşüldüğünü, bir yıllık hak düşürücü sürenin hesabında haczin (konulduğu) başlangıç tarihi olarak baz alınan 17.03.2014 tarihin kesin haciz tarihi değil ihtiyati haciz tarihi olduğunu, icra memurunca haczin kaldırılmasına karar verildiği 14.05.2015 tarihine kadar borçluya icra emrinin tebliğ edilemediğini, dolayısıyla ihtiyati haciz kesin hacze dönüşmediğinden bir yıllık satış isteme süresinin işlemeye başlamadığını, ihtiyati haczin kaldırılmasının ancak kanunda yazılı hallerden birinin gerçekleşmesiyle ve icra mahkemesi kararıyla mümkün olduğunu, bu konuda icra mahkemesince verilmiş herhangi bir karar bulunmadığını, borçluya icra emri tebliğ edildiğinin kabulü halinde dahi bir yıllık satış isteme süresi geçmeden ihtiyati haczin kaldırıldığını, yine dava dışı borçluya yapılan 31.07.2014 tarihli tebligat evrakına göre 31.08.2014 tarihinde usule uygun tebliğ yapıldığının kabulü halinde dahi borçlu vekilinin haczin icra memurunca kaldırıldığı 14.05.2015 tarihinden çok sonra 2018 tarihli dilekçesinde beyan ettiği haberdar olma tarihinin dikkate alınamayacağını, bu halde ihtiyati haczin tebliğin yapıldığı 31.08.2014 tarihinden itibaren hesaplanacak yedi günlük itiraz ve ödeme süresinden sonra kesinleşeceği ve satış isteme süresinin ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü bu tarihten itibaren başlayacağı aşikar iken, tebliğ tarihi yerine dava dışı borçlu vekilinin haberdar olma tarihi olarak belirttiği tarihe göre satış isteme süresinin hesaplanmasının hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 5. maddesi uyarınca icra memurunun kusurlu eylemi nedeniyle uğranıldığı iddia edilen maddi zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı tarafça, kesinleşmiş tenfiz kararına istinaden alınan ihtiyati haciz kararının infazı için Fatsa İcra Müdürlüğünün 2014/692 E. nolu dosyası ile dava dışı borçlu B.Y. aleyhinde 12.03.2014 tarihinde ihtiyati haciz talepli icra takibi başlatılarak, 17.03.2014 tarihinde borçlu adına tapuda kayıtlı bulunan taşınmazlar üzerine haciz tatbik edilmiş, akabinde alınan ihtiyati haciz kararının kesin hacze dönüştürülmesi amacıyla süresinde ilamlı icra takibi başlatılarak, toplam 2.296.209,27 TL alacağın tahsili talep edilmiştir. Takip devam ederken borçlu vekilinin 13.05.2015 tarihli talebi üzerine 14.05.2015 tarihinde taşınmazlar üzerine konulan hacizlerin icra memuru tarafından kaldırıldığı anlaşılmaktadır. 2004 sayılı Kanun’un "paraya çevirme" başlığını taşıyan 106. ve devamı maddelerinde taşınır ve taşınmaz malların satış usulü düzenlenmiştir. İlgili madde gereğince; alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden itibaren altı ay, taşınmaz ise hacizden itibaren bir yıl içinde satılmasını isteyebilir. Aynı Kanun'un 110. maddesinde ise; “Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya talep geri alınıp da, bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar” hükmü yer almaktadır. 2004 sayılı Kanun'un 264/son maddesi; “Borçlu müddeti içinde ödeme emrine itiraz etmez veya itirazı icra mahkemesince kesin olarak kaldırılır veya mahkemece iptal edilirse, ihtiyati haciz kendiliğinden icrai hacze inkılabeder” hükmünü içermektedir. Bu halde satış isteme süreleri, ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü tarihten başlar. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince; borçlu adına çıkartılan ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edildiği kabul edilerek, ihtiyati haciz kararının kesinleşmesine rağmen davacı tarafça kesin hacze dönüştürülmediği, yine dava dışı borçlu vekilinin 10.12.2018 tarihli dilekçesinde icra dosyasından 21.04.2014 tarihinde haberdar olduklarını belirttiği, buna göre haczin icra memuru tarafından kaldırılma tarihi olan 14.05.2015 tarihi dikkate alındığında arada bir yıldan fazla bir sürenin geçtiği, taşınmazlar üzerine konulan hacizlerde satış isteme süresinin azami bir yıl olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; ihtiyati haciz sahibi alacaklı, haciz kesin hacze dönüşmeden satış isteyemeyeceğinden, satış isteme süresinin başlayabilmesi için öncelikle ödeme emrinin tebliğ edilmesi gerektiği tartışmazsızdır. Somut olayda; ödeme emri tarihinin tespitine ilişkin icra dosyasında bulunan 31.07.2014 tarihli tebligat evrakı konulu belgede, dava dışı borçluya, tebliğ tarihinden itibaren otuzuncu günün çalışma saati bitimine kadar ilgili Konsolosluğa başvurulmadığı takdirde söz konusu evrakı tebellüğ etmiş sayılacağının belirtildiği, yine icra dosyasında bulunan 11.09.2014 tarihli tebligat evrakı konulu belgede; ilgili evrakın, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 25/a maddesi uyarınca KKTC mevzuatının izin verdiği yöntemle (iadeli-taahhütlü) gönderildiği ancak evrakın normal bekleme süresi içinde tebliğ alınmadığından iade edildiği belirtilmiş, yine Lefkoşa Büyükelçiliğinin 23.09.2024 tarihli yazısı ile de borçluya usulüne uygun tebligat çıkartıldığı halde, muhatabına ulaşılamadığından tebligat işleminin yapılamadığı bildirilmiş olmakla, bu haliyle ilgili ödeme emrinin, icra memurunca ihtiyati haczin kaldırıldığı 14.05.2015 tarihinde henüz tebliğ edilmediği, satış isteme süresinin başlayabilmesi için öncelikle ödeme emrinin tebliğ edilmesi gerektiği, ihtiyati haciz sahibi alacaklının, haciz kesin hacze dönüşmeden satış isteyemeyeceği, yine borçlu vekili tarafından 10.12.2018 tarihinde sunulan dilekçe ile takipten 21.04.2014 tarihinde haberdar olunduğu yönündeki beyanlarına itibar edilmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; davacının talepleri yönünden işin esasının incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 97151e133007a7d2 db40d85a9b0315cb

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı