Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/2128 E., 2025/1337 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2128 E., 2025/1337 K. (05.03.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2128
Karar No
2025/1337
Karar Tarihi
05.03.2025
Konu
Tapu

3. Hukuk Dairesi 2024/2128 E. , 2025/1337 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1682 E., 2024/719 K. DAVA TARİHİ : 19.11.2021 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 26. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/501 E., 2023/168 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 2022-2008 yılları arasında davalılar ile birlikte ortaklık irade bütünlüğü çerçevesinde fırın olarak işlettikleri iş yerine ortak sıfatı ile katkıda bulunduğunu, fırın işletmesinin halen aktif olduğunu, davalılardan Nuri'nin müvekkilinin babası, diğer davalıların ise müvekkilinin abileri olduklarını, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmasa da sözlü adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu, ortaklığın 2002-2008 yılları arasında kesintisiz olarak sürdüğünü, ortaklık gelirlerinin baba olan davalı ...'nin banka hesabına yatmasından dolayı müvekkiline herhangi bir pay ödemesi yapılmadığını, müvekkilinin 10.08.2008 tarihinde evlenerek fiili olarak ortaklıktan ayrıldığını, talep etmesine rağmen ortaklık payının verilmediğini, davalı ... tarafından banka hesabında bulunan paranın çekilerek diğer davalılara elden teslim edildiğini, yine davalı ...'nin bankadan 100.000,00 TL kredi kullanarak bu krediyi de diğer davalılara teslim ettiğini, müvekkilinin uzun yıllar ortak olarak çalıştığı iş yerinde bir dönem sigortalı olarak gösterildiğini, müvekkiline ortaklık payının verilmemesinin yanında müvekkilinden mal da kaçırıldığını, davalı ... tarafından çekilen ortaklık parası ve çekilen krediler sonucunda davalılardan Recep ve İsmail üzerine taşınmaz satın alındığını ileri sürerek; adi ortaklığın haklı nedenle feshi ile 2002-2008 yıllarına ait kâr paylarının her yıl için ayrı ayrı reeskont faizi ile hesaplanarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili; 2002 yılında açılan dava konusu fırının sahibinin müvekkillerinden davalı ... olduğunu, diğer davalılar İsmail ve Recep'in ise fırında sigortalı olarak çalıştıklarını, fırının açıldığı tarihte davacının 14-15 yaşlarında olduğunu, 2008 yılında da 20-21 yaşlarında evlendiğini, evlenene kadar fırında veya başka bir yerde çalışmasının olmadığını, fırının aile apartmanının dükkan katında bulunduğunu, müvekkillerinin 20 yıldır fırında çalıştıklarını, müvekkillerinden Nuri'nin 5 yıldır fiili çalışmayı bıraktığını, fırın işlerinin diğer müvekkilleri tarafından yürütüldüğünü, iş yerinde işçi olarak çalışanların da bulunduğunu, müvekkili Nuri'nin önceden sigortalı olduğu için sigortadan emekli olabilmek amacı ile 2007 yıllarında bir dönem fırını oğlu Recep'in adına yaptığını, müvekkili Nuri'nin kullandığı kredi bulunmadığını, davacının hiçbir şekilde müvekkillerinin ortağı olmadığını, davacının sigorta girişinin olması amacı ile 10.10.2020 - 14.11.2021 tarihleri arasında sigortalı gösterildiğini, bu dönemde de fiili çalışmasının olmadığını, taraflar arasında adi ortaklık bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her ne kadar davacı fırında ortak olarak çalıştığını iddia etmiş ise de, fırının açıldığı tarihlerde davacının 14-15 yaşlarında olduğu, dinlenen davacı tanıklarının dahi davalılardan Nuri'nin çocuklarının fırında ortak olduklarına dair bir şey duymadıklarını ifade ettikleri dikkate alındığında, davalı ... tarafından fırının çocuklarını da kapsayacak şekilde ortak olarak açıldığının ispat edilemediği, davacı tarafça teklif edilen yeminin davalılarca eda edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dinlenen taraf tanıklarınca davacının fırında çalıştığı beyan edilmiş ise de, fırın işletmesinde davacının da ortaklığının olduğuna ilişkin herhangi bir beyanlarının bulunmadığı, kaldı ki; davacının nüfus kaydına göre 1987 doğumlu olup, adi ortaklığın başladığını iddia ettiği 2002 yılında 15 yaşında olduğu, davacı tarafça davalılara adi ortaklığın ispatı bakımından teklif edilen yemininin davalılar tarafından usulünce eda edildiği, taraflar arasında adi ortaklığın müşterek amaç, müşterek amaç uğruna birlikte çaba, katılım payı (sermaye) ve sözleşme bağı şeklindeki unsurların gerçekleşmediği, davacı ile davalılar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; tarafların akrabalık derecesine göre davanın tanıkla ispatının mümkün olduğunu, nitekim ortaklığın varlığının tanık beyanları neticesinde ortaya çıktığını, ortaklık gelirinin tamamı baba Nuri'nin banka hesabına yatmasına karşın, bankada bulunan paranın Nuri tarafından çekilmiş ve müvekkilinin kardeşleri olan diğer davalılara elden teslim edildiğini, ayrıca babası Nuri'nin bankadan 100.000,00 TL' lik kredi çekip söz konusu kredinin tamamı da müvekkilinin kardeşleri olan davalılara teslim edildiğini, yine baba Nuri tarafından ortaklık gelirlerinin tamamının çekilip davalılardan Recep ve İsmail adına taşınmaz alındığını, bu tapuların da ortaklık gelirleriyle alındığının açık olduğunu, Mahkemenin bu hususları araştırmadan hüküm kurduğunu, müvekkilinin uzun yıllar birlikte ortak olarak çalıştığı işyerinde bir dönem sigortalı olarak gösterildiğini, söz konusu sigorta evrakının dosyada mevcut olduğunu, sigortalı olarak dahi gözüken müvekkilinin herhangi bir hakkı verilmediği gibi bu durumun tespitinin de Mahkemece dikkate alınmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı ile davalı babası ve kardeşleri arasında oluşturulduğu iddia edilen adi ortaklığını tespit ve tasfiyesi ile kâr payı alacağı istemine ilişkindir. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, davacının davalılar ile ortaklık iddiasını dosya kapsamındaki deliller ve akrabalık ilişkisi nedeniyle bilgisine başvurulan tanık beyanları kapsamında ispat edememesine, davacı tarafça davalılara teklif edilen yeminin davalılarca usule uygun şekilde eda edildiği de nazara alındığında Derece Mahkemelerince yapılan değerlendirme ve varılan sonuçta bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Hükmü temyiz eden davacı adli müzaheret kararı almış olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı