3. Hukuk Dairesi 2024/2411 E. , 2025/1407 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2023/1067 E., 2024/400 K. DAVA TARİHİ : 18.07.2013 Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; davalının yaptığı projede 20. kattan 110 numaralı daireyi 05.05.2011 tarihinde noterde satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, satış bedeli olan 426.600,00 TL'yi ödediğini, 31.12.2012 tarihinde daireyi teslim aldığını, projede 20. Kata kadar pencerelerin açılır şekilde olacağı ve her 10 katta bir bahçe katı bulunacağının belirtilmesine rağmen projeye aykırı yapıldığını, aldığı dairenin tesisat katı olan 21. Katın altında olduğunu çok sayıda makinenin sürekli bir uğultuya sebep olduğunu, ayıp nedeniyle davacının sözleşmeden döndüğünü ileri sürerek; 426.600,00 TL daire satış bedelinin davalıya ödendiği 15.05.2011 tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davalı adına tescili suretiyle davalıya iadesine, taşınmazın adına tescili ve aboneliklerin sağlanması için satış bedeli dışında harcamak zorunda kaldığı alım-satım harç ve masrafları, abonelik bedelleri, daire için yaptığı yatırım masrafları, ses ölçüm ve diğer idari başvurular ile ilgili giderlerine karşılık fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 40.000,00 TL maddi tazminat ve 15.01.2013 tarihinden itibaren yaşamak zorunda kaldığı psikoljik travma ve üzüntü sebebiyle 75.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline tarar verilmesini talep etmiş, 20.04.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme hakkı kapsamında dava konusu taşınmazda oluşan değer kaybı tutarının bilirkişi marifetiyle tespiti ile indirim tutarı olarak belirlenecek 75.000,00 TL'nin ihtarname tarihi olan 23.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilemesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; dava konusu bağımsız bölümün davacıya 31.12.2012 tarihinde teslim edildiğini, davacının her üç şikayeti yönünden de ayıp ihbarı yapılmadığını, dairede günün büyük bölümünde izolasyon ile ilgili herhangi bir sorun bulunmadığını, öncelikle ihbar süresine uyulmamış olması nedeniyle davanın reddine, bu itirazların kabul görmemesi halinde mahallinde keşif yapılarak dairede herhangi bir ayıbın olup olmadığı ve bu ayıbın giderilme imkanının olup olmadığı, giderilme imkanı var ise maliyetinin ne olduğu ve giderilme imkanı yok ise dairede meydana gelen değer kaybının ne olduğunun tespitine, bu tespitlerden sonra Borçlar Yasası 227. madde gereği sözleşmeden dönme talebinin reddine ispat edilemeyen ve maddi bir zarar içermeyen, hukuken talep edilemeyen tazminat talebinin ve yasanın aradığı şartlar oluşmadığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 17.05.2016 tarihli kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 426.600,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 1 nolu hüküm fıkrası yerine getirildiğinde, İstanbul Ataşehir İstiklal Mahallesi 2652 ada 1 parsel A-3/20 bağımsız bölüm no:110 sayılı taşınmazın davacı adına olan tapu kaydının iptali ile davalı adına tesciline, 33.586,61 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine; manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, karar süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 05.04.2018 tarihli ilamla; davacının tüm ve davalının aşağıdaki bentler dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, davacının daireye yaptırdığı taşınabilir nitelikte olan mobilyalar yönünden red kararı verilip taşınamayan nitelikte olan mobilyalar yönünden zorunlu, faydalı ya da lüks masraflar olup olmadığı tespit edilerek ve sebepsiz zenginleşme kuralları dikkate alınarak bu konuda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi ve faiz başlangıcı yönünden taşınmazın davalıya teslim tarihi esas alınması gerekirken, dava tarihinin esas alınması usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Mahkemenin 23.12.2021 tarihli kararıyla; dava konusu taşınmazın davacıya 31.12.2012 tarihinde teslim edildiği ve taşınmazın teslim alınırken davacı tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmediği, taşınmazdaki ses şikayeti, pencerelerin açılmaması ve kat bahçelerinin olmaması şeklindeki iddia ettiği ayıpların kullanıma bağlı ortaya çıkmayan açık ayıp olduğu ve davacı tarafından ihbar süresine uyulmadan davanın açıldığı, davanın bedel indirimi olarak ıslah edilmesi nedeniyle mobilyaların değer kaybının dikkate alınmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 10.07.2023 tarihli ilamıyla; ayıp ihbarının süresinde yapıldığı hususunun kesinleşmesine, davanın bedel indirimi olarak ıslah edilmesine ve Mahkemece bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak bilirkişiden rapor alınmış olduğu halde, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği ayıpların kullanıma bağlı ortaya çıkmayan açık ayıp olduğu ve davacı tarafından ihbar süresine uyulmadan davanın açıldığı gerekçesiyle davanın tümden reddine karar verilmiş olmasının doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafın 20.04.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme hakkı kapsamında dava konusu taşınmazda oluşan değer kaybı tutarının bilirkişi marifetiyle tespiti ile indirim tutarı olarak belirlenecek 75.000,00 TL'nin ihtarname tarihi olan 23.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilemesini talep ettiği, denetime uygun raporda değer kaybının 42.600 TL olarak belirlendiği, davacının taşınmazındaki gizli ayıp (gürültü sorunu) ve eksik işler sebebiyle TKHK uyarınca seçimlik haklarını kullanabileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 42.600 TL'nin 24.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili;davacının daireye gelen ses nedeniyle olumsuz etkilendiği psikolojik travma yaşadığı iddiasıyla taşınmazı alı koyarak bedel indiriminde bulunma isteğinin iyiniyet kuralı ile bağdaşmadığını, ıslah dilekçesinde ayıp olarak ileri sürülen husulara ilişkin bir açıklama yapılmadığını, davacının ihtarında indirim talebinde bulunmadığından faiz başlangıcı olarak ihtar tarihinin baz alınamayacağını, davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalıdan satın alınan dairenin ayıplı olması nedeniyle ödenen bedelde indirim yapılması istemine ilişkindir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 11. maddesinde malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketiciye verilen seçimlik haklardan biri kullanıldıktan sonra değiştirilemez ise de bu husus bozma nedeni yapılmadığından ve davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğundan bu yönden inceleme yapılması mümkün görülmemiştir. Temyize konu edilen Mahkeme kararının; uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılarak yine bozma kararında belirtilen hukuki esaslar gereğince verildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve yerinde olduğu, bozma ilamının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan ve usuli kazanılmış hak oluşturan kısımlara yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 439. maddesi gereğince ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine iadesine, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 06.03.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.