3. Hukuk Dairesi 2024/3930 E. , 2025/1394 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/665 E., 2023/905 K. DAVA TARİHİ : 19.03.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : Fethiye 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/440 E., 2023/20 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında yapılan 12.02.2019 tarihli sözleşme uyarınca müvekkilinin Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/340 E., 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/239 E. ve 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/96 E. sayılı dosyaları üzerinden açmış olduğu şuf'a davalarından feragat edeceği, ayrıca Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/559 E. sayılı dosyasından taşınmazlar üzerine konulmuş olan "davalıdır" şerhinin sözleşme tarihinden itibaren 6 ay içinde kaldırtacağı, buna karşılık davalı şirketin de müvekkiline 500.000,00 TL ödeme yapacağının kararlaştırıldığını ve müvekkiline 11.02.2019 tanzim tarihli ve 500.000,00 TL tutarında senet verildiğini, sözleşmede belirtilen hususların büyük bir kısmının müvekkilince yerine getirilerek anılan davalardan feragat edildiğini, ancak Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/559 E. sayılı dosyası üzerinden konulan "davalıdır" şerhinin kaldırılması için defalarca müracaat etmesine rağmen Mahkemece verasetin iptali istemiyle açılan davanın sonucuna göre değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle talebin reddedildiğini, bu davada müvekkilinin davalı konumunda olup şerhin kaldırılmasının sadece müvekkiline bağlı bir husus olmadığını, ortada mücbir sebebin bulunduğunu, ayrıca müvekkilinin yaşlı ve tecrübesiz olup davalının bu durumdan faydalanarak müvekkilini sözleşme yapmaya ikna ettiği gibi sözleşmede de gabin unsurlarının bulunduğunu, 6 ay içinde davalıdır şerhinin kaldırılamaması halinde 500.000,00 TL'nin ödenmeyeceği ve senedin iade edileceği hususunun ağır bir şart olduğunu, edimler arasında aşırı nispetsizlik bulunduğunu, bu nedenle sözleşmenin bu maddesinin geçersiz olup iptalinin gerektiğini; öte yandan 17.02.2020 tarihinde "davalıdır" şerhinin kaldırılmasına karar verilerek 18.02.2020 tarihinde de şerhin tapudan terkin edilmesi üzerine sözleşme gereği müvekkiline ödenmesi gereken 500.000,00 TL'nin davalıdan talep edildiğini, davalının cevabi ihtarnamesi ile davalıdır şerhinin 6 aylık süre içinde kaldırılmadığından ödeme yapmayacağını bildirdiğini ileri sürerek; 12.02.2019 tarihli sözleşmenin "bu şerh 6 aylık süre içerisinde kaldırılacaktır. 6 aylık süre içerisinde kaldırılmadığı takdirde 500.000,00 TL ödenmeyecek ve senet iade edilecektir" şeklindeki maddesinin iptali ile 500.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; davacının paydaşı olduğu 1202 ada 3 parsel, 1198 ada 4 parsel ve 1197 ada l parsel sayılı taşınmazlardaki 1/12 payını Bodrum 4. Noterliğinin 29.01.2016 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile müvekkiline sattığını, ancak satış vaadindeki yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle müvekkilince davacı aleyhine tapu iptal ve tescil davası açıldığını, daha sonra taşınmazlar üzerindeki tedbir, şerh ve kısıtlamaların kaldırılması ve açılmış olan davaların bitirilmesi amacıyla 09.05.2018 tarihinde taraflar arasında bir sözleşme yapıldığını, bu sözleşme gereğince davacının sözleşme tarihinden itibaren en geç 4 ay içinde bahsi geçen taşınmazlar üzerindeki tüm kısıtlamaları kaldırtarak davaları sonuçlandıracağını, aksi takdirde sözleşmenin kendiliğinden fesholunacağını, süresi içerisinde yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacı ile 12.02.2019 tarihinde ek sözleşme yapılarak 6 aylık bir süre daha verildiğini, bu sözleşmenin 09.05.2018 tarihli sözleşmenin eki niteliğinde olup sözleşmede de bu hususun belirtildiğini, ancak 6 aylık süre içinde de davacının taşınmaz üzerindeki şerhi kaldırmadığını, bu hususta Mahkemeye sadece bir talep dilekçesi verilmesine karşılık müvekkilince 500.000,00 TL ödeneceğinin düşünülemeyeceğini, davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, ortada mücbir bir sebep bulunmadığı gibi gabin unsurlarının da müvekkili yönünden oluştuğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 12.02.2019 tarihli sözleşmenin akdedildiği, sözleşme kapsamında davacının yükümlülüğünün Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/340 E., 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/239 E. ve 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/96 E. sayılı dosyalarından feragat etmek ve 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/559 E. sayılı dosyasında taşınmazlar üzerine konulmuş olan tedbirlerin kaldırılmasını sağlamak olduğu, davacının bu yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde davalı şirket tarafından davacıya 500.000,00 TL'lik ödeme yapılacağı, yine bu ödeme kapsamında davacıya 500.000,00 TL'lik senet verildiği, sözleşmenin iptali istenilen maddesinin ise "bu şerh 6 aylık süre içerisinde kaldırılacaktır, 6 aylık süre içerisinde kaldırılmadığı takdirde 500.000,00 TL ödenmeyecek ve senet iade edilecektir" kısmı olduğu, davacı tarafça sözleşme akdedildikten sonra belirtilen dosyalardan feragat edildiği ve yine tedbirlerin kaldırılması yönünde 6 aylık süre içerisinde talepte bulunulduğu, her ne kadar taşınmazlar üzerindeki tedbirlerin kaldırılmasını sağlayamamış olsa da bu konuda üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirerek sözleşme hükümlerine uyduğu, davacı tarafından söz konu taşınmazlar üzerindeki tedbirlerin şahsen kaldırılmasının mümkün olmayıp, tedbirin amacı gereği yine ve yalnızca tedbiri koyan Mahkemece kaldırılabileceği, davacının hakimin kararını beklemekten başka yapması gereken bir işlem bulunmadığı, bu hususun taraflarca bilinmemesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getiren davacıya gerekli ödemenin yapılması gerektiği, iptale konu madde hükmünün ise hukuka, ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle; davanın kabulü ile taraflar arasındaki 12.02.2019 tarihli sözleşmede yer alan "bu şerh 6 aylık süre içerisinde kaldırılacaktır, 6 aylık süre içerisinde kaldırılmadığı takdirde 500.000 TL ödenmeyecek ve senet iade edilecektir" şeklindeki hükmün iptaline, 500.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince hukuki nitelendirmenin davadaki ileri sürülüş biçimine ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, taraflarca ileri sürülen delillerin toplanarak dosya kapsamına uygun şekilde değerlendirilmesine, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edilmesine ve davacının sözleşme uyarınca üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmiş bulunmasına göre kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle; başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; iptali talep edilen sözleşme hükmünün taşınmazlar üzerindeki şerhin kaldırılması için davacıya verilen ek süreye ilişkin olduğunu, 09.05.2018 tarihli asıl sözleşmede ise şerhin kaldırılması için davacıya 4 aylık süre verildiğini, davacının bu sözleşmeden hiç bahsetmeden ek sözleşme hükmünün iptalini istemesinin ve talebin kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı açısından bir gabin unsuru söz konusu olmadığını, satış vaadi ile sattığı malın bedelini alan davacının ayıplı sattığı mal üzerindeki şerhleri kaldırmak bahanesiyle haksız kazanç elde ettiğini, sözleşmelerin yapılma amacının şerh ve tedbirlerin kaldırılması karşılığında para ödenmesi olduğunu, davacıya bu amaçla 1.350.000,00 TL ödemenin yapıldığını, bu ödeme üzerine davacının davalıdır şerhini koyduran davacılar ile görüşüp anlaşma yaparak şerhi kaldırması gerekirken sadece Mahkemesine müracaat ederek şerhin kaldırılmasını talep ettiğini; sözleşmenin hukuka ve ahlaka aykırı olması halinde kesin hükümsüzlük hali söz konusu olacağından sözleşmenin tümden geçersiz olduğunu, bu nedenle kesin hükümsüzlük halinin tespiti ile sözleşmenin geçersizliğine karar verilmesi gerekirken, 6 aylık süre içeren kısmının iptaline karar verilmesinin hatalı olduğunu, Mahkemece müvekkilinin tanıklarının dinlenmediğini, dinlenen davacı tanıklarının beyanlarının ise birbiriyle çeliştiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; taraflar arasındaki 12.02.2019 tarihli sözleşmede yer alan "... bu şerh 6 aylık süre içerisinde kaldırılacaktır, 6 aylık süre içerisinde kaldırılmadığı takdirde 500.000,00 TL ödenmeyecek ve senet iade edilecektir" şeklindeki hükmün iptali ile sözleşmede kararlaştırılan bedelin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye ve taraflar arasında davaya konu sözleşme akdedildikten sonra davacı tarafından önalım hakkına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davalarından feragat edildiğinin, yine sözleşme uyarınca dava konusu taşınmazlar üzerindeki şerhlerin kaldırılması için altı aylık süre içerisinde ilgili Mahkemeden talepte bulunulduğunun, davacının bu konuda üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirerek sözleşme hükümlerine uygun hareket ettiğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.