3. Hukuk Dairesi 2024/3469 E. , 2025/3186 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/202 E., 2023/359 K. DAVA TARİHİ : 11.01.2016 Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin davalının avukatlığını yaptığını, görevini eksiksiz yerine getirmiş olmasına rağmen davalının bu hizmet karşılığında ücretini ödemediğini ileri sürerek davalıdan 2006 yılı başlarından 2015 yılı mart ayına kadar geçen süre içinde davacının dava dilekçesinde belirtilen hizmetleri karşılığında davacının sözlü ve çağrılı olarak davalının evine giderek verdiği danışmanlık hizmetlerinin karşılığı, bürosundan ayrı kaldığı hergün için özel ücret, yol parası, dava vekalet ücretleri, çekilen ihtarlar için vekalet ücreti, icra vekalet ücretleri, sulh olunan davalardan doğan karşı vekalet ücretleri ve diğer avukatlık hizmetinden doğan alacaklarına mahsuben fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 25.000,00 TL nin davalıdan tahsiline, alacaklarına temerrüt tarihi olan 13.07.2015 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasını talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili, dava ve taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, takip ettiği işlerde başarısız olduğunu, geliş gidiş masraflarının müvekkili tarafından karşılandığını, davacının yapmış olduğu sulh ve protokoller çerçevesinde karşı taraflardan avukatlık ücretleri vs için para aldığını, bakılan bir dava kapsamında dava dilekçesi ya da cevap dilekçesi yazılması, bilirkişi raporuna itiraz edilmesi vs hususların ayrı birer iş olmadığını, bakılan davanın gereği olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 14.01.2016 tarihli kararıyla, uyuşmazlığın çözümünde Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalı tarafça temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 24.05.2016 tarihli kararıyla, davacı avukat ile davalı müvekkili arasındaki vekâlet sözleşmesi kapsamında verilen hizmetlerin, davacının arsa sahibi olduğu taşınmazlara ait kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin feshi, tapu iptal tescil, ecrimisil ve tespit davalarına ilişkin olması nedeniyle davalının tüketici konumunda olmadığı, bu kapsamda uyuşmazlığın da Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kalmadığından uyuşmazlığın çözümünde Tüketici Mahkemelerinin değil, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu ve işin esasına girilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemenin 27.10.2020 tarihli kararıyla, davalının tüketici olduğu kabul edilmiş ve bu kapsamda uyuşmazlığın çözümünde tekrar Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dairece verilen 09.06.2021 tarihli ilamla; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3. maddesine göre, avukat ile müvekkili arasındaki işlemin tüketici işlemi niteliğinde olduğu hallerde vekalet sözleşmeleride Kanun kapsamına alındığı, aynı Kanun’un 73. maddesine göre, bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü uyuşmazlığa Tüketici Mahkemelerinde bakılacağının öngörüldüğü, ancak Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılan davalarda taraflar arasındaki ilişkinin vekalet sözleşmesinden kaynaklanması görevli mahkemenin belirlenmesinde tek başına yeterli olmayıp, vekalet hizmeti sunulan hukuki yardımın yada dava konusunun müvekkilin işi veya mesleği ile ilgili olup olmadığının önem arzettiği, bozma ilamına uyan mahkemece, işin esası hakkında yargılama yapılarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, tekrar davalının tüketici sıfatına haiz olduğundan bahisle verilen görevsizlik kararı usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;davacının vekalet ücreti alacağının tespiti amacıyla uzman bilirkişilerden rapor alındığı, sunulan 14.03.2023 tarihli raporda davacının yol masrafı olarak 10.900,00 TL, danışmanlık ücreti olarak 29.145,00 TL, vekalet ücreti olarak 51.924,00 TL olmak üzere toplam 91.969,00 TL alacağı bulunduğunun raporunda hesap ve beyan ettiği, bilirkişinin işinin ehli, raporun usul ve yasaya uygun olduğu, davacının davalıdan toplam 91.969,00 TL alacaklı olduğu, davanın sübut bulduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne davacının 10.900,00 TL yol, 29.145,00 TL danışma, 51.924,00 TL vekalet ücreti alacağı olmak üzere toplam 91.969,00 TL vekalet ücreti alacağının ihtarname tebliğ tarihi olan 10.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, taleplerinin dava ve icra vekalet ücretleri, danışmanlık ücretleri, ihtarname tanzimi, yol masrafı, Yasa gereğince Avukatın bürosundan ayrı kaldığı günler için ücret talebi ve davalıya verilen danışmanlık ücretlerinden oluştuğunu, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, takdir edilen ücretin düşük olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. Davalı vekili, zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmediğini, "danışmanlık ücreti" ve "yol masrafı" talebinin yerinde olmadığı, dosyadaki tüm raporlarda belirtilmesine rağmen, yerel mahkemece bu husus gözden kaçırılarak, bu miktarlarında hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu, raporlar arasında çelişkiler olduğunu, çelişkiler giderilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacı avukatın vekâlet akdini haklı nedenle feshettiğini yasal delillerle ispatlaması gerektiği, taraflar arasında davacının iddia ettiği gibi sözlü de olsa bir avukatlık sözleşmesi, verilecek bir para taahhüdü bulunmadığını, davacının vekil olduğu dosyalarda özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, 19.09.2022 tarihli bilirkişi kök raporunda, danışmanlık hizmeti yönünden ücretin söz konusu olmayacağı tespiti yapılmış iken; 14.03.2023 tarihli ek raporda, hiçbir gerekçe gösterilmeden, ilk rapora aykırı şekilde danışmanlık ücreti hesaplanması hukuka aykırı olduğunu, davacı avukatın sulh ile sonuçlanan davalarda vekâlet ücreti alacağı bulunduğu yönündeki iddiası asılsız olup; söz konusu davalarda alacağını karşı taraf muhataplardan tahsil ettiğini,davacı faiz talebinde bulunmuş ise de; gönderdiği ihtarname içeriğinde sadece 4-5 adet dosyadan bahsettiğini, sonradan açtığı davada başkaca dosyaları da ekleyerek talepte bulunduğunu, davaya yetkili ve görevli mahkemede bakılmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karara esas alınan bilirkişi raporunun usulüne uygun şekilde hazırlandığı, hesaplamanın dosya kapsamına uygun olup, davacı avukatın ihtara rağmen verdiği avukatlık hizmetine ilişkin ücretlerinin ödenmemesi üzerine 03.09.2015 istifa tarihine kadar hak ettiği ücretlere mahkemece hükmedilmiş olmasına, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 439. maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 5e2cb65bea1437c0 86a90e052b013ee3