3. Hukuk Dairesi 2024/3429 E. , 2025/3899 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/963 E., 2024/1608 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/409 E., 2020/35 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'ün sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra; işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; taraflar arasında yapılan 01.10.2009 tarihli harici taşınmaz satış ve taahhüt sözleşmesi kapsamında ... 2. Kısım Mahallesi, ... Sokak, ... B-1 Blok No: .../İstanbul adresindeki bağımsız bölümün 390.000,00 TL bedelle davalıya satıldığını ve 04.11.2009 tarihinde teslim edildiğini, bedelin bir kısmına ilişkin senetler düzenlendiğini, ancak sözleşme hükümlerine rağmen toplam 45.625,00 TL tutarındaki borcun ödenmediğini, sadece iki senet dışında kalan alacaklar için İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2012/4985 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, 28.05.2015 tarihli ihtara rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu nedenle sözleşmenin (3.6.) maddesi uyarınca tek taraflı ve haklı olarak feshedildiğini ileri sürerek; davalının taşınmaza müdahalesinin men’i ile tahliyesine, satış bedelinin %20’sine tekabül eden 78.000,00 TL cezai şartın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsiline, taşınmazın teslim tarihinden itibaren şimdilik 12.000,00 TL kira tazminatı ve 1.000,00 TL değer kaybı tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 18.08.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini 78.000,00 TL cezai şart, 132.000,00 TL kullanım bedeli ve 10.000,00 TL değer kaybı olmak üzere toplam 220.060,00 TL’ye çıkardıklarını beyan etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; sözleşmesinin geçersiz olması nedeniyle feri nitelikteki cezai şart hükmünde belirlenmiş olan bedelin istenemeyeceğini, taşınmazın 390.000,00 TL'lik borcundan 345.000,00 TL'sinin ödendiğini, müvekkil tarafından ediminin büyük bir kısmı yerine getirilmiş olmasına rağmen davacının kötüniyetle ve aralarındaki sözlü anlaşmalara aykırı davrandığını, bu tutar kadar davacı tarafın sebepsiz yere zenginleşeceğini, davacının aralarındaki sözlü protokollere aykırı hareket ettiğini ve davalının aşırı derecede mağdur olacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.01.2020 tarihli kararıyla; davanın kısmen kabulüyle, yapılan 01.10.2009 tarihli taşınmaz taahhüt ve satış sözleşmesinin feshi ile davalının dava konusu taşınmazdan tahliyesine ve taşınmaza müdahalesinin menine, taraflar arasında yapılan sözleşme uyarınca 78.000,00 TL cezai şartın dava tarihinden itibaren ve toplam 96.228,00 TL kullanım bedelinin 12.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 84.228,00 TL'nin ıslah tarihi olan 18.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının değer kaybı tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 06.10.2022 tarihli kararıyla; taraflar arasında imzalanan adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin, resmi şekil olan geçerlilik şekline uygun olmadığından geçersiz olduğu, kararlaştırılmış cezai şart, faiz vs. feri şartların da geçersiz olacağı gerekçesiyle; davalının istinaf talebinin kısmen kabulü ile, kararın kaldırılarak davacının davasının kısmen kabulü ile satış sözleşmesinin geçersiz olduğunun tesbiti ile iptaline, 344.375,00 TL ödenen satış bedelinin davacı tarafından davalıya iadesine, iade edildiğinde davalının taşınmazdan tahliyesi ile müdahalesinin menine, davacının cezai şart, ecrimisil, değer kaybı taleplerinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairece verilen 07.02.2024 tarihli ilamla; taraflar arasında imzalanan adi yazılı satış sözleşmesinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 183 ve devamı maddelerine göre alacağın temliki hükmünde olup geçerli olduğu, gerek sözleşmenin geçerli olması, gerekse davacı tarafın sözleşmeyi devam ettirme yönünde işlemlerde bulunması, bu yönde bakiye bedelin tahsili için icra takibini başlatması ve davalı tarafından satış bedelinin %88 oranında bir ödeme yapılması, Mahkemece önce depo kararı verilip sonra hatalı olarak davacı tarafından verilen dilekçeye istanaden ara karardan dönülmesi nedeniyle, Mahkemece satış bedelinin ödenmeyen kısmını depo etmesi yönünde davalı tarafa kesin süre verilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı yararına bozulmasına, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taşınmaz satış sözleşmesinin geçerli ve ayakta olması, satış bedelinin tamamının ödenmiş olması nedenleriyle davacının, sözleşmenin feshi, meni müdahale, cezai şart, değer kaybı, kira tazminatı taleplerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; dava konusu taşınmaz çok fazla değer kaybettikten sonra davalının 15 yıl öncesine ait borcunu Mahkemenin ara kararı üzerine ödemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi ve alacaktan daha fazla tutarda yargılama giderine hükmedilmesinin yerinde olmadığını, davalının sözleşmede belirtilen ödemelerini düzenli yapmaması nedeniyle öncesinde icra takibi başlatılıp, yine ödeme ve uzlaşma girişimi olmadığı için haklı olarak eldeki davanın açıldığını, müvekkilinin davanın başından beri haklı olup iyi niyetli olmadığı yönündeki kararın haksız olduğunu, ayrıca kararda müvekkili aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin haksız ve fahiş olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen satış sözleşmesinin feshi ile alacak, tazminat istemine ilişkindir. 1.Kararda belirtilen gerekçeye, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek bozma doğrultusunda inceleme yapıldığının, bozmanın kapsamı dışında kalan hususların ise incelenmesinin mümkün olmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373/2. maddesine göre; Bölge adliye mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir. Aynı maddenin 3.fıkrasında ise; ''Bölge adliye mahkemesi, 344 üncü madde uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra Yargıtayın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir.'' düzenlemesi bulunmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesinde Yargıtay'ın bozma kararı üzerine tarafların resen duruşmaya davet edildiği, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde bu durumda ayrıca istinaf duruşma vekalet ücretine hükmedileceği yönünde bir düzenleme de bulunmadığı anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince yalnızca davanın reddi nedeniyle nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken ayrıca istinaf duruşma ücretine hükmedilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370/2. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 8. bendinde yer alan ''İstinaf başvurusu nedeni ile AAÜT hükümleri gereğince hesap edilen 20.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,'' ibaresinin hükümden çıkartılmasına ve hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f4033d9e4830b9a7 eaef28b31dfabb1a