3. Hukuk Dairesi 2024/2800 E. , 2025/3896 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/498 E., 2024/855 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/402 E., 2021/735 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacılar vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'un sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra; işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Asıl davada davacılar vekili; müvekkilleri ile davalının ...'un mirasçısı olduklarını, davalının murisin vekili sıfatıyla çok sayıda taşınmazı üçüncü kişilere satış yoluyla devrettiğini, bu durumun murisin vefatı üzerine tapuya yapılan başvuruya verilen 04.01.2019 tarihli cevapla öğrenildiğini, satış bedellerinin davalının uhdesinde kaldığını ileri sürerek; vekaleti kötüye kullanma ve muris muvazaasına bağlı 1.260,00 TL belirsiz alacağın kötü niyetli zenginleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile terekeye iadesini, bu mümkün olmaz ise davanın tenkis davası olarak kabulü ile müvekkillerinin ihlal edilen hisseleri oranında toplamda 1.260,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleşen davada davacılar vekili; aynı nedenleri ileri sürerek; vekaleti kötüye kullanma veya vekalet yoluyla muris muvazaasına bağlı gayrimenkullerin reel değeri kadar 1.260,00 TL belirsiz alacağın kötüniyetli zenginleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile terekeye iadesini, bu mümkün olmaz ise davanın tenkis davası olarak kabulünü, gayrimenkullerin reel değeri kadar davacıların ihlal edilen mahfuz hisseleri oranında toplamda 1.260,00 TL belirsiz alacağın davalıdan faiziyle her bir mirasçıya hissesi oranında ödenmesini, vekil tarafında satılan gayrimenkullerin satış tarihi itibariyle değerlerinin bugüne kadar pek düşük olduğunu, davacıların zararının faiz ile karşılanamayacağını, bu sebeple dava tarihindeki reel değerlerin bedeli veya satım bedellerinin denkleştirici adalete göre güncellenmiş tutarlarının munzam zarar olarak talep edildiğini ileri sürerek; 1.260,00 TL belirsiz alacak olarak faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı vekili asıl davada; davanın zamanaşımına uğradığını, iddiaların mesnetsiz olduğunu, yapılan tüm işlemlerden davacıların haberdar olduğunu, müvekkilinin yetkilerinin 28.10.2005 tarihli azilname ile muris tarafından sonlandırıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı vekili birleşen davada; davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, 282 ada 2-3-4-5-6-7 parsellerin satışından elde edilen gelirin müvekkilce kullanılması ve müvekkilinin vekalet yetkisini kötüye kullanması gibi bir eylem oluşmadığını, müvekkilinin munzam zararın oluşması için herhangi bir kusurunun bulunmadığını, ayrıca iddia edilen zararların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazların 1990-2004 yılları arasında davalının muristen almış olduğu vekaletname kullanılarak 3. kişilere devredildiği, murisin ölüm tarihine kadar, bu taşınmazların bedellerinin kendisine ödenmediği yönünde herhangi bir iddiada bulunulmadığı, vekalet sözleşmesine ilişkin 5 yıllık zamanaşımı süresinin murisin vefatından evvel dolduğu, yine davacı tarafından muvazaa iddiasında bulunulmuş ise de; davalı adına kaydı yapılan herhangi bir taşınmaz bulunmadığından 01.04.1974 tarih ½ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının somut uyuşmazlıkta uygulama imkanının bulunmadığı, tenkis talebi açısından ise ivazlı tasarruflarda tenkis istenilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 28.10.2005 azil tarihi itibariyle dava tarihine kadar vekalet sözleşmesine ilişkin 5 yıllık zamanaşımı süresinin murisin vefatından evvel dolduğu, bu sebeple paraların ödenmediği iddiasının dinlenmesinin mümkün olmadığı, Mahkemece yukarıda belirtilen gerekçelerle davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmaması ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; vekaletin kötüye kullanılmasından kaynaklanan davalarda zamanaşımının uygulanmayacağını, vekaletin kötüye kullanıldığı hususunun ispatlandığını, davalının taşınmazların satımından elde edilen bedelleri murise verdiğini ispatlayamadığını, muris muvazaasına dayanan tenkis talebi yönünden talebin reddinin doğru olmadığını, eğer muris diğer mirasçılardan mal kaçırma amacıyla mallarının satılması için bir mirasçıya vekaletname vermiş ise bunun da muris muvazaası niteliğinde olduğunu, birleşen dava dosyasındaki munzam zarar talebiyle ilgili bir karar verilmemiş olmasının da usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekilin karar verme yükümlülüğünden kaynaklanan zararın tazmini, mümkün olmaması halinde muris muvazaasından kaynaklanan tenkis ve birleşen davada ayrıca munzam zararın tahsili istemine ilişkindir. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, vekalet sözleşmesinden kaynaklanan davaların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesi gereği 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunun ve dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğunun, asıl talep yönünden davanın zamanaşımından reddine karar verilmiş olması nedeniyle munzam zarar talebinin de yerinde olmadığının anlaşılmasına göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacılardan alınıp davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! c8d5231e63214844 1d39939f8da3c2a3