Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/2114 E., 2025/2777 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2114 E., 2025/2777 K. (13.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2114
Karar No
2025/2777
Karar Tarihi
13.05.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2024/2114 E. , 2025/2777 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2567 E., 2024/828 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Edirne 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/17 E., 2022/284 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 13.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacılar vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili; davacılar ... ve ...'ın karı koca, davacı ... ile davalı ...'in ise çiftin müşterek çocukları olduğunu, ...'ın Almanya'da ikamet ettiğini, davalının davacı anne ve babasına işletme açmak istediğini ancak bunun için yeterli sermayesinin olmadığını, davacıların yeterli sermayeyi sağlaması durumunda adı kendisine, hesabı ortak bir işletme kuracağını söylemesi üzerine davacı anne ve babanın da kendisine işletme açmak için sermaye sağlayacaklarını, ancak davacı ... Türkiye'ye döndüğünde davalı ile ortak olacağı hususunu bildirdiklerini, davalının da kabul etmesi üzerine 2014 yılının Eylül ayında ... Çocukevinin kurulduğunu, davacıların davalının açtığı işletmeye elden ödeme ve kredi çekmek suretiyle sermayede yardımcı olduklarını, davalının eşi kredi çekemediğinden davacı ... adına 30.000,00 TL, ...- ... adına 20.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL kredi çekerek davalıya verdiklerini, ayrıca davacı ...'ın 2009 yılında satın aldığı okul servisini öğrencilerinin taşınması amacıyla okulun kullanımına tahsis ettiğini, davalının borçları olup işletme açma süreci zorlaştığından davacı ...'in toplam 29.000,00 TL maddi katkı sağladığını, davacı anne ve babanın gerek kuruluşta, gerekse kurulduktan sonraki aşamalarda hem ortaklık iradesi hem de sorumluluk bilinciyle maddi ve manevi hiç bir katkıdan kaçınmadıklarını, söz konusu okulun davacı ...'ın Türkiye'ye döndüğü dönem olan 2016 yılına kadar aile işletmesi olarak devam ettiğini, ...'ın dönüşü ile birlikte işletme 1/2'şer hisse itibariyle ... ve davalıya ait olacak iken, davalının kardeşi ...'ın bu işletmeye resmen ortak olmasını istemediğini ve hiçbir sebep göstermeksizin ailesi ile iletişimini kestiğini, eşi İbrahim vasıtasıyla ortaklığını bitirmek istediğini bildirdiğini, işletmenin ortak olarak yürütülen 1.5 yıllık döneminde davacılara kâr payı ödenmediğini, davacı ...'ın servisinin kullanılmasından ve çocukevinden kazanılan gelirden davacının payına düşenin verilmediğini, taraflar arasında yapılan şifai sözleşme gereğince çocukevi tarafların ortak işletmesi olmasına rağmen davalının bu sözleşmeyi ve kâr payı alacağını inkar ederek davacıları manen çöküntüye uğrattığını, bu olay nedeniyle psikolojik tedavi gördüklerini, çocukevinin açılış tarihi ile ortaklığın bitiş tarihleri arasında sağladığı kazancın bilirkişi marifetiyle hesaplanması gerektiğini, diğer yandan davacı ... bu işletmeye sermaye olarak servisin kullanım hakkını vermiş olup bu yolla sağlanan aylık kazancın 1/4'üne isabet eden kısmın tahsilini istediklerini, davacı ...'ın kullanımını sermaye olarak koyduğu servisin davalı tarafından okul binasının satın alınması amacıyla 103.000,00 TL'ye satıldığını, bunun 30.000,00 TL'sinin yeni servis almak üzere kullanıldığını, kalan kısmın davalının hesabına yatırıldığını, söz konusu 73.000,00 TL'nin davacı ...'ın banka hesabına iade edildiğini, davacı ...'in ortaklık boyunca davalıya toplam 132.000,00 TL ödeme yapmasına rağmen davalının 96.000,00 TL iadede bulunduğunu, bakiye bedelin de ödenmediğini ileri sürerek; şimdilik davacıların kâr payına karşılık her bir davacı için 20.000,00 'er TL, ...'ın ortaklığa sermaye olarak koyduğu servis hattından sağlanan kazanç karşılığı 40.000,00 TL ve her bir davacı için 15.000,00 'er TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; davacılar ile davalı arasında yazılı veya sözlü bir kâr ortaklığı anlaşması bulunmadığını, davalının hali hazırda hizmet veren ... Çocukevini kendi imkanları ile kurduğunu, işletmenin vergi kaydının davalının üzerine olduğunu ve tüm giderlerini davalının karşıladığını, davacıların kredi çekerek sermayesine katkıda bulunduklarını belirtmelerine rağmen söz konusu kredileri kendileri için çektiklerini, ödemeleri de davalıya yaptırdıklarını, davacı ...'in işletme için 29.000,00 TL maddi katkı sağladığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, verilen paraların işletmenin açılmasından önce konut alımında yani 7 yıl önce verildiğini, bunun da davalı tarafından annesinin hesabına yatırıldığını ve bir kısmının da elden verilerek ödendiğini, davacıların davalının açtığı kurumun organizasyonunda misafir olarak bulunduklarını, davacıların bahsettiği gibi ortaklık düzeninin olmadığını, davalının ailesini hiçbir zaman finansman kaynağı olarak görmediğini, işletmeyi açabilmek için evini sattığını, kazandığı primleri biriktirdiğini, eşinin pazarcılık yaptığını ve ek işlerde çalıştığını, kayın validesinden 40.000,00 TL borç aldığını, eşi pazarcılık yapmakta iken davacıların servisi çalıştırması yönündeki baskıları sonucu eşinin kendi işini bırakarak davacı ... adına satın alınan serviste çalışmak zorunda kaldığını, servisin senet borçlarını kendisinin ödediğini, kazandığını da kuruşu kuruşuna kayınpederinin eline saydığını, kayınpederi davacı ...'ın da cep harçlığı denecek kadar miktarda parayı davalının eşine verdiğini, servisin satılması için davacı ...'ın davalının eşi İbrahim'e vekaletname verdiğini, satılan servisin ücretinin banka hesaplarına hemen yatırıldığını, davacı ... ile hiç bir zaman ortaklık anlaşması yapılmadığı gibi ...'ın da yurda dönmek gibi bir niyetinin olmadığını, ancak yurda döndüğünde işsiz kalmaması için dava konusu kreşte ona uygun bir işte çalışabileceğinin söylendiğini, davalının ailesinin negatif tutumu nedeniyle artık kredi taksidi ödemek gibi maddi katkıda bulunmaktan vazgeçtiğini, kredi taksitlerinin davalı tarafça ödenmesinin ortaklık ilişkisinin varlığı şeklinde yorumlanamayacağını, davalının davacıları hiç bir şekilde maddi ve manevi zarara uğratmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yapılan bilirkişi incelemesine göre davacılar tarafından çocukevinin açılış tarihinden yaklaşık 3 ve 4 ay öncesinde çekilen kredilerin davalıya verildiğine ve davacı ...'a yurt dışındaki eğitimi sırasında para gönderildiğine dair herhangi bir kayda veya sair şekilde bir belgeye dosyada rastlanılmadığının belirlendiği, dinlenen davacı tanıkları tarafından davacılar tarafından çekilen kredilerin adi ortaklık için çekildiği hususuna ilişkin somut bir beyanda bulunulmadığı gibi birlikte çaba unsurunun da ispat edilemediği, davacı tanıklarının sadece davacılardan sadır beyanlarını aktardığı, ayrıca adi ortaklıktan bahsedilebilmesi için taraflar arasında müşterek amaç uğruna çaba olması gerektiği, davacı tarafça müşterek amaç uğruna birlikte çaba unsurunun bu bağlamda somut olayda ispat edilemediği, ayrıca her ne kadar davacı tarafça ...'a ait aracın davalının eşi tarafından kullanılarak kazanç elde edildiği iddia edilmiş ise de söz konusu talep yönünden davalının husumetinin bulunmadığı, davacıların kişilik haklarının davalıdan sadır bir eylem nedeniyle zarar gördüğünün ispat edilememesi nedeniyle manevi tazminat şartlarının da oluşmadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davada taraflar arasındaki hukuki ilişkiye dair sözleşme, protokol vs. yazılı bir belge sunulmadığı, sunulan dekontların delil başlangıcı niteliği taşımadığı, taraflar arasında yakın akrabalık bağı bulunduğundan tanık deliline başvurulmasının yasal olarak mümkün olduğu, ancak dosya kapsamına göre, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin kurulduğu, davacı tarafça dava konusu iş yerine ortak olma amacıyla elden ve kredi çekmek suretiyle davalıya katkı sağlandığı, davacı ... adına kayıtlı aracın ortaklığa sermaye olarak konulduğu hususunun yasal deliller ile ispatlanamadığı, dosyaya mübrez fotoğraflar davacılar, davalı ve eşine, söz konusu kreşe ve bir kısım ikramlık yiyecek ve içeceklere ait görüntüleri içermekte ise de, söz konusu fotoğrafların davacıların kreşi ziyareti sırasında çekilmiş olabileceğinden adi ortaklığın varlığını, ortak amaç için birlikte çalışma unsurunun gerçekleştiğini ispata elverişli olmadığı, davacıların delilleri arasında yemin delilinin bulunmadığı gerekçesiyle; istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; istinaf incelemesi sonucu taraflar arasındaki işlemin inanç sözleşmesi değil adi ortaklık olduğu ve bu yönde değerlendirme yapılması gerektiğinin anlaşıldığını, hukuki tasniften ayrı olarak tarafların birbirinin alt ve üst soyu olduğunu, ayrıca banka ödemelerine ilişkin olarak üzerinde davalının yazısı bulunan dekontların sunulduğunu, bu ve benzeri nitelikteki bir çok ödeme belgesinin delil başlangıcı niteliği arz ettiğini, bu nedenle tanık deliline başvurulabileceğini, her ne kadar tanık anlatımları ispat noktasında yeterli görülmemiş ise de, kredi işlemleri ile ilgilenen banka çalışanının ifadesinde açıkça davacılar ... ve ...'ın kızları ile ortak kreş açmak için krediye başvurduklarını, 50.000,00 TL kredi kullandırdıklarını belirttiğini, dosya münderecatında davayı kanıtlar nitelikte birçok delil, tanık anlatımları, karşı taraf tanıklarının çelişkileri ve iddialarını temellendirememeleri söz konusu iken derece mahkemelerince eksik inceleme ile hukuka aykırı bir hüküm kurulduğunu, davacıların davaya konu ortak işletme için çekmiş olduğu kredilerin kendi ihtiyaçları için çekildiği ileri sürülse de; davalı tarafça da ikrar edilmiş olan davacıların sermaye olarak ortak işletme için vermiş oldukları okul servisinin davacı ... tarafından davalının kocası İbrahim'e verilen vekaletname marifeti ile İbrahim tarafından satıldığını, servis satış bedelinin davalı tarafından davacı ...'ın hesabına yatırıldığını, buradan dahi davacıların en az 96.000,00 TL aktif mal varlığı ile ortaklığa katıldıklarının anlaşıldığını, dosyaya sunulan fotoğraflar ile davacıların bu işletme için maddiyat haricinde manevi katkıda bulunduklarının ortada olduğunu, ortak amaç için çabaladıkları açıkça görülmekte iken adi ortaklık yönünden müşterek amaç için birlikte çaba unsurunun gerçekleşmediği sonucuna varılmasının hatalı olduğunu, kredi tarihi incelendiğinde tüm masraf ve kredi kullanımlarının kreşin açılmasından hemen önce kreş için yapılan harcalamalar olduğunun anlaşıldığını, davalının kreş için davacılar tarafından çekilen kredileri yine kendi ödediği döneme ait banka dekontları üzerindeki el yazıları, davaya konu işletmenin kurulduğu ve sonlandığı dönemlere ait taraflar arasındaki para transferleri, tanık anlatımlarının yetersiz görülmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, adi ortaklığın tespiti ile tasfiye alacağı istemine ilişkindir. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, davacı tarafça iddia edilen adi ortaklığın ve alacağın yasal delilerle ispatlanamadığının anlaşılmasına göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 28.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı