3. Hukuk Dairesi 2024/2076 E. , 2025/2775 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/877 E., 2024/43 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/458 E., 2021/50 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı temlik alan davalı vekili ile temlik eden davalı asıl tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 13.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı asıl ... ile vekili Avukat ...'ün sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; davalının davacı aleyhine giriştiği icra takibinin haksız şekilde kesinleştirildiğini, takibe konu alacağın konusunun adi ortaklıktan doğan kâr alacağı, araç satımından doğan nakdi sermaye ve adi ortaklık için çekilen kredi olarak gösterildiğini, ancak taraflar arasında herhangi bir adi ortaklık ilişkisinin mevcut olmadığını, davacının kendisine ait şahıs işletmesi bulunduğunu ve davalının bu işletmede sigortalı personel olduğunu, çalışanı olması sebebiyle davalının davacının ticari hayatını iyi bildiğini ve aralarındaki işçi-işveren ilişkisini fırsata çevirmeye ve davacıya ait işletmeden haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, davalının takip tarihinden önce emniyetteki ifadesinde davacıya ait işyerinde çalışan olduğunu beyan ettiğini ve ortaklığa dair hiçbir husustan söz etmediğini, böyle bir iddianın yazılı delil ile ispatı zorunlu olduğunu, davalının açılmış bir tespit davası olmadan icra takibi başlatarak kâr payı, nakdi sermaye vb. talep etmesinin mümkün olmadığını, adi ortaklığın feshine ve tasfiyesine yönelik açılmış bir dava da bulunmadığını ileri sürerek; davacının icra dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitini ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Temlik eden davalı ... vekili, süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır. 2. Temlik alan davalı ... vekili; icra dosyasını temlik almaları sebebiyle görülmekte olan davanın yöneltildiği davalı yönünden savunma hakkı kapsamında usul işlemlerinin yapılması, dilekçeler teatisinin tamamlanması, bildirilen deliller kapsamında tahkikatın tamamlanması ve tekemmül eden dosyaya göre karar verilmesi gerektiğini, temlik alan ile temlik eden davalılar arasında uzun yıllara dayanan alacak-borç ilişkisi bulunduğunu, temlik eden davalının amcası olan davacı ile ortaklık ilişkisi içerisinde iken, temlik alan davalıdan borç aldığını ve ödeneceği taahhüdünde bulunduğunu, ancak ödemenin sürekli ileri tarihlere atılmasına karşın nihayetinde temlik eden davalının temlik alan davalıya davacı ile ortaklık ilişkilerinin sona erdiğini, kendisinin davacıdan alacağı bulunduğunu, söz konusu alacağı tahsil etmeden kendisinin de ödeme yapamayacağını ifade ederek davacıya karşı başlattığı takip dosyasını temlik etmeyi teklif etmesi üzerine icra dosya alacağını .... Noterliğinin 05.04.2019 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile devraldıklarını, temlik sözleşmesinin icra dosyasına 08.04.2019 tarihinde sunulduğunu, menfi tespit davasının 07.09.2018 tarihinde sadece temlik edene karşı ikame edilmesine karşın davanın temlik alana yöneltilmesine ilişkin seçimlik hakkın 1,5 yıl sonra kullanıldığını, davalının mezkur icra dosyasındaki alacağı temlik almasının ortaklık ilişkisini bilmesinden kaynaklandığını, zira basiretli bir tacir gibi davrandığını ve iyi niyetli üçüncü şahıs olduğunu, ancak her halde savunmasının temlik alan davalının alacağı ve bu husustaki beyanlarından ayrı tutulmaması gerektiğini, bu kapsamda öncelikle temlik eden ile davacı arasında bulunan ortaklık ilişkisinin ispatının gerektiğini ve delilleri ile bu hususun açıklığa kavuşacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı tarafından icra takibine konu edilen alacağın 530.000,00 TL adi ortaklıktan doğan kâr alacağı, 43.000,00 TL araç satımından doğan nakdi sermaye, 26.600,00 TL adi ortaklık için çekilen ve davalı tarafından ödenen kredi açıklaması ile başlatıldığı, bu durumda taraflar arasında adi ortaklık kurulduğu iddiasının ispat yükünün davalıda bulunduğu, ancak dosyaya davalı tarafından icra takibine konu alacağın adi ortaklıktan kaynaklanan alacak olduğunu ispat edecek bir delil sunulmadığı, dava dilekçesinin davalı tarafa 19.10.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafça 18.02.2019 tarihinde delil dilekçesi sunulduğu, davalı tarafça yemin deliline dayanılmadığı, davalının kollukta alınan ifadesi, davacı tanıklarının beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davalının taraflar arasında adi ortaklık ilişkisini ve yine araç satımı ve kredi çekilmesi suretiyle davalıya verilen bir tutar bulunduğunu, neticeten icra takibine konu alacağın varlığını ispat edemediği, kötü niyetinin ise sabit olmadığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile takip dosyasına konu alacak yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının tazminat isteminin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde temlik eden ve temlik alan davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; temlik eden davalının, davacıya karşı başlattığı icra takibinde adi ortaklık ile bağlantılı birtakım alacakları talep ettiği, davacı tarafça ise adi ortaklık ilişkisinin kabul edilmeyip, davalının kendisinin yanında sigortalı olarak çalıştığının ileri sürüldüğü, taraflar amca-yeğen olup işin niteliğine göre senede bağlanmama yönünde teamül olduğu kabul edilse dahi, davalı tarafın süresinde davaya cevap vermediği ve tanık/delil listesi de sunmadığı, nitekim temlik eden davalının Mernis adresine çıkartılan tebligat bizzat kendisine tebliğ edildiği halde davaya süresinde cevap vermediği, temlik alan davalı tarafça sunulmayan delillerin alacağın temliki yoluyla temlik alan davalı tarafından sunulamayacağı, davacı tarafça davalının tanık dinletmesine muvafakat verilmediğinin açıkça beyan edilmiş olmasına göre İlk Derece Mahkemesince davalı tarafın tanıklarının dinlenmemesinde bir isabetsizlik görülmediği, davalı tarafça dosyaya sunulan hesap ekstrelerinin de süresinde sunulmamasının yanısıra, davalının kendi bireysel kredisine dair bu belgelerin içeriğinin adi ortaklık ilişkisini ispata yeterli olmadığı, ilaveten temlik eden davalı ...'ın dosyaya sunulu karakol ifadesinde açıkça davacının yanında çalıştığını beyan ettiği ve davacı tanıklarının da davacıya ait işletmede davalının çalışmakta olduğunu beyan ettikleri, yine dosyada mevcut Ticaret Sicil Gazetesinde de işletmenin tek sahibi ve yetkilisi olarak davacının göründüğü, davalının herhangi bir şekilde adının yer almadığı, temlik alan davalının yargılama aşamasında beyan dilekçelerini sunduğu görülmekle savunma hakkının kısıtlandığından söz edilemeyeceği, ancak temlik hususunun temlik alana yeni delil sunma hakkı vermeyeceği, kurulan menfi tespit hükmünün temlik eden davalı ile ilişkili olduğu, yargılama giderleri bakımından ise temlik alan ve temlik edenin müteselsil sorumlu olacakları, nitekim kararın bu yönde sonradan tamamlandığı, hükümde icra dosyasının başına "İzmir" kelimesinin eklenmesinin unutulmasının ise mahallinde her zaman giderilebilecek bir maddi hata olduğundan belirtilmekle yetinildiği gerekçesiyle, istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde temlik alan davalı vekili ile temlik eden davalı asıl temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Temlik alan davalı ... vekili; davanın tahkikat aşaması tamamlandıktan ve bir sonraki celsenin sözlü yargılama celsesi olduğu ihtarı yapıldıktan sonra, davacının seçimlik hakkını kullanmasıyla birlikte müvekkilinin temlik alan olarak davaya dahil edildiğini, oysa dava konusu icra dosyasının müvekkili tarafından temlik alındığının davacının bilgisi dahilinde olduğunu, buna karşın tahkikat aşaması bitene kadar seçimlik hakkını kullanmayan davacının dürüstlük kuralını ihlal ettiğini, müvekkilinin davaya dahil edildiğini ve davalı olarak davaya cevap ve delil sunulması yönünde tebligat yapıldığını, ancak sonrasında kendilerini savunmalarının ve delillerinin toplanmasının beklenmediğini, tanıklarının dinlenmediğini, oysa savunma hakkı ile adil yargılanma hakkı kapsamında usul işlemlerinin yapılması, dilekçeler teatisinin tamamlanması, bildirilen deliller kapsamında tekemmül eden dosyaya göre karar verilmesi gerektiğini, usul işlemleri yerine getirilmediğinden ispat külfetinin yerine getirilemediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2. Temlik eden davalı ...; dava dilekçesinin tarafına usulüne uygun tebliğ edilmediğini, ikamet adresinin davacının malumu olmasına karşın dava dilekçesinin eski adresine tebliğinin sağlandığını, tebligatın usule aykırı yapılmasının savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğunu, tebligattan iki ay sonra dava dilekçesinden haberdar olduğunu ve delil listesi sunulabildiğini, her ne kadar cevap dilekçesi süresi içinde sunulamamışsa da, delil listesinin ön inceleme duruşmasından önce sunulduğunu, ancak davacı tarafın muvafakati olmadığından bahisle tanıklarının dinlenmesi taleplerinin reddedildiğini, davanın mahiyeti gereği tanıklarının dinlenilmesi gerektiğini, temlik alan davalının da yine tanıklarının dinlenmediğini, temlik alan davalı açısından usul işlemlerinin yerine getirilmediğini, ispat yükünün taraflarına verilmesine karşın delil sunma hakkının kısıtlandığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, icra takibi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, temlik alan davalı ile davacı arasındaki dava yeni bir dava olmayıp, davacı ile dava konusunu temlik etmiş olan davalı arasındaki davanın devamı niteliğinde olduğundan daha önce yapılmış olan işlemlerin tekrarlanmasının istenemeyeceği ve ispat yükü üzerinde olan davalı tarafın iddiasını ispat edemediğinin anlaşılmasına göre, temlik alan davalı vekili ile temlik eden davalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 28.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin temlik eden ve temlik alan davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.