3. Hukuk Dairesi 2024/2056 E. , 2025/2774 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/352 E., 2024/548 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/182 E., 2023/677 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 13.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; davacı şirketin hammadde ve mallarına davalı şirket tarafından elektrik güvenliği sağlanmadığından o günün değeri itibarıyla zarar geldiğini, davacı tarafından bu zararın tazmini amaçlı Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/429 E. sayılı dosyası ile davalı aleyhine açılan davanın halen karar düzeltme sürecinde olduğunu, alacağın tahsili için başlatılan takipte 270.265,00 TL ana para, 261.400,08 TL yasal faiz talep edildiğini, takip sonrası bir kısım borcun ödendiğini ancak bakiye alacağın halen devam ettiğini, davacının yasal yıllık %9 oranındaki temerrüt faizini aşan bir zararının söz konusu olduğunu, borçlu şirket temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı davacının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan son durum arasındaki farktan temerrüt faizi ile karşılanamayan ve onu aşan bölüme ilişkin zararın munzam zarar olarak tespiti ve tahsili taleplerinin bulunduğunu, davacının parasını zamanında alabilmiş olsaydı zayi olan malların yerine yenilerini üretebilecek ve sermayesini çeşitli yatırımlara yönlendirerek kazanç sağlayabileceğini, ancak alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle bu imkanı değerlendiremediğini, bu nedenle yoksun kalınan karın da munzam zarar olarak tespiti gerektiğini, temerrüt nedeniyle alacağını zamanında alamayan davacının başka kaynaklardan borç para aldığını, kredi kullandığını ve teminat göstermek zorunda kaldığını, bunlar için yapılan masrafların ve ödenen faizlerin de munzam zarar olarak tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek; uğranılan zarar bedelinin dava tarihi itibariyle en yüksek mevduat faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiş; 15.11.2023 tarihli dilekçesi ile talebini 4.398.929,78 TL'ye arttırmıştır.
II. CEVAP Davalı vekili; iddia edilen munzam zararın tazminini isteme süresi asıl borcun ifasını isteme kapsamına dahil ve onun uzantısı mahiyetinde olduğundan tazminat isteminin asıl borca uygulanan zamanaşımına tabi olduğunu ve somut olayda on yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacının davasını somutlaştırma yükünü yerine getirmeksizin soyut olarak ortaya koyduğu taleplerine itibar edilemeyeceğini, davacının soyut munzam zarar iddialarını kabul etmediklerini, Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen ve karar verilen dosyada alacağın temerrüt faiziyle ödendiğini, Mahkeme kararından önce davalının yasal olarak ödeme zorunluluğunun olmadığını, davacının temerrüt faizini aşan bir zararının da olmadığını, davacının malvarlığının mevcut hali ile olayın meydana gelmesinden sonraki hali arasında bir farkın bulunmadığını, davalının Anayasa'nın 36. maddesi çerçevesinde mahkeme önünde savunma yapmış olmasının kusur ya da hata olmadığını, davacının yargılamanın gecikmesi nedeniyle bir zararı oluşmuş ise bunun devlet tarafından karşılanması gerektiğini, Yargıtay içtihatları gereğince davacının somut zararını ispatlamak zorunda olduğunu, salt enflasyonun varlığının munzam zararı ispatlamadığını, müspet zarar için fiili zarar veya yoksun kalınan kârın aranacağını, davacının soyut iddiaları karşısında varsayımsal bir yaklaşımla munzam zarara hükmedilmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedilen tazminat ve faizin tahsilinden itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığı anlaşıldığından zamanaşımı def'inin reddi gerektiği, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafça davalı tarafın eylem ve kusurlu davranışlarıyla temerrüt faizini aşan miktarda bir zarara uğradığının ispatı gerektiği, davacı tarafın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararını; genel ekonomik olumsuzluklar, cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken kurlar, mevduat faizleri, paranın satın alma gücündeki meydana gelen azalma vs. olgunları dışında kendine özgü somut vakıalarla ispatlaması gerektiği, burada kanıtlanacak hususların ekonomik şartların değişmesi sonucu ortaya çıkan genel olumsuzluklardan ziyade, geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarar olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2022 tarihli ve 2021/11-938 E, 2022/401 K. sayılı ilamında özellikle bu hususlara dikkat çekildiği, dosya kapsamı ve dosyada toplanan deliller ile davacı tarafça kendi durumuna ilişkin zarar miktarının somut olarak ispatlanamadığı kanaatine varıldığı, davacı taraf yemin deliline başvurmuş ise de ispatı gereken hususlar yemin delili ile ispatlanacak türden olmadığından yasal şartları bulunmayan bu talebin de reddi gerektiği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda temerrüt faizini aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri) dışında, davacının durumuna özgü, somut delillerle ispatlanması gereken bir durum olduğu, davacı tarafça bunun dışında munzam zarara ilişkin herhangi bir delil sunulmadığından İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/19 E., 2022/155 K. sayılı kesinleşmiş kararına konu yargılamaya ilişkin hususların yemine konu edilemeyeceği, ispatı gereken hususlar yemin delili ile ispatlanacak türden olmadığından yasal şartları bulunmayan bu talebin de reddi gerektiği gerekçesiyle; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; Anayasa Mahkemesinin 2014/2267 E. ve 2014/2267 K. sayılı ilamı ile verdiği hak ihlali kararı sonrası bir kişinin parasını hayatın olağan akışında nakit olarak tutmayacağını, enflasyon ortamında altın, döviz gibi yatırım araçlarının kullanılacağını, paranın değersizleştirilerek ödenmesinin başka bir işleme gerek duyulmaksızın kendiliğinden zarara yol açtığı şeklinde hukuki görüş ve içtihat değişikliklerinin oluştuğunu, Derece Mahkemelerince farklı bir davaya konu uyuşmazlık bakımından gerekçelerini belirtmek suretiyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun aksine kararlar verilebileceğini, alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamı gereği ispat yükümlülüğü davalı tarafa geçtiği halde davanın reddinin yasal dayanağının olmadığını, yemin deliline başvurularının yok sayıldığını, yeminin reddinin gerekçede yeterli yer bulmadığını, alınan bilirkişi raporu ve ticari kayıtların incelenmesi ile davanın tam kabulü gerektiğini, ispat edilemeyen bir durumun olması halinde ise en nihai delil olan yemin delilinin toplanması ve buna göre karar verilmesi gerektiği açık iken davanın reddinin davalının sebepsiz zenginleşmesine yol açtığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, munzam zarar alacağı istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2022 tarihli ve 2021/11-938 E., 2022/401 K. sayılı ilamı ile Dairemizin aynı yöndeki 2023/1897 E., 2024/1099 K., 2023/3426 E., 2024/566 K., 2023/5188 E., 2024/3444 K. sayılı ilamlarında da açıklandığı üzere munzam zararın genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerektiği, yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu ile paranın satın alma gücünde meydana gelen azalmanın, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamayacağı, davacının maruz kaldığını iddia ettiği zararı doğuran vakıaları dosya kapsamı itibariyle ispat edemediği, ispatı gereken bu hususların yemin delili ile kanıtlanmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 28.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e4aba19e6d776e31 b59818f43e97a52e