Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/2130 E., 2025/2778 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2130 E., 2025/2778 K. (13.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2130
Karar No
2025/2778
Karar Tarihi
13.05.2025
Konu
Tazminat, Tapu

3. Hukuk Dairesi 2024/2130 E. , 2025/2778 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/1522 E., 2024/707 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Çerkezköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2022/214 E., 2023/83 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 13.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat Melike Umut ile davalılar ..., ..., ... ve ... vekili Avukat ... ve davalılar ..., ... vekili Avukat ...'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; davacının, ... varisleri olan davalılardan Tekirdağ İli Çerkezköy İlçesi ... Mahallesi 425 ada 12 parsel sayısında kayıtlı taşınmazı bir yazılı sözleşme yapmaksızın, o tarihte 1 adet villa, 1 adet dubleks daire, çek ve nakit para olarak toplam 2.150.000,00 TL bedel ile satın aldığını ve satış bedelini ... varislerine ödediğini, yine ... varisleri adına inşaat ruhsatı alarak mahallinde inşaata başladığını, inşaatın değerinin 16.10.2020 tarihi itibarı ile 3.188.797,15 TL olduğunu, devam eden süreçte davacının parası yetmeyince inşaatı tamamlayamaması üzerine taşınmazın, bankadan kredi çekmek suretiyle inşaatı tamamlayabileceklerini ifade eden diğer davalılara sözlü olarak inançlı temlik sözleşmesi ile üzerindeki inşaat ile birlikte maliki evveller tarafından 16.10.2010 tarihinde tapuda devir ve temlik edildiğini, malik olan davalıların inşaatı bitirmelerine rağmen aralarındaki sözlü inançlı temlik sözleşmesine aykırı olarak davacıya karşı edimlerini ifa etmediklerini ve davacı tarafından Çerkezköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/624 E., 2015/527 K.sayılı dosyası ile açılan tapu iptal ve tescil davasının reddedildiğini, gerekçeli kararda "...davacı tarafın dava konusu olan 425 ada 12 parselde kayıtlı taşınmaza ilişkin inşaatın tamamlanma seviyesine ilişkin yaptığı harcamaları davalılara karşı sebepsiz zenginleşme davasıyla talep edebilme hakkı bulunduğu..." hususuna işaret edildiğini, davalıların kararı istinaf veya temyiz etmemeleri nedeniyle davacının sebepsiz zenginleşme hukuki nedenine dayalı olarak davalılardan zararının tazminini talepte bulunabileceğine ilişkin gerekçenin davacının müktesep hakkı olarak taraflar yönünden kesinleştiğini, Çerkezköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/493 E. sayılı dosyası ile ise açılan belirsiz alacak davası derdest iken Çerkezköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/547 E. sayılı dosyası ile yine tapu iptal ve tescil davası açıldığını, ancak belirsiz alacak davasının husumetin önceki maliklere yöneltilmesi gerektiği gerekçesi ile reddedildiğini, tapu iptal ve tescil davasının ise takip edilmediğinden açılmamış sayılmasına karar verildiğini, bahsedilen dava dosyalarında davalı vekillerinin mahkeme önünde davaya konu taşınmazı toplam 804.000,00 TL bedelle satın aldıklarını, satış bedelinin tamamını önceki maliklere ödediklerini beyan ve ikrar ettiklerini, davaya konu taşınmazın üzerindeki inşaat ile birlikte tapuda devir tarihi itibarı ile 3.188.797,15 TL olduğunu ileri sürerek; bu miktardaki alacağın ve yargılamada tesbit edilecek müspet, menfi, munzam zararlarının davalılardan faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalılar ..., ..., ... ve ... vekili; müvekkili davalılardan 12-13 yıl sonra bu şekilde haksız iddialarla tazminat yahut alacak talep edilmesinin kötü niyetli olduğunu, bugüne kadar davalılara karşı hiçbir başvuru yapmayan yahut dava açmayan davacının işbu taleplerinin zamanaşımına uğradığını, ayrıca davacı tarafça aynı konuya ilişkin başkaca dava açılıp sonuçlandırılması sebebiyle davanın usulden reddi gerektiğini, davacının açmış olduğu her davada farklı olay akışı ile farklı kişiler farklı isimler ve farklı olaylar anlatarak kendi ile çeliştiğini, davacının beyanlarının doğru olduğu düşünülse dahi davalıların herhangi bir borç altında olma durumunun söz konusu olmadığını, zaten davacının talebi üzerine davacının beyan ettiği kişilere devir yapılarak davacının iddia ettiği borcu ifa ettiklerinin açık olduğunu, davacının soyut, delillendirilmemiş, haksız ve kötü niyetli davasının kabulünün mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalılar ... ve ... vekili; sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkının hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağını, davacının ilk olarak Çerkezköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/624 E. sayılı davasını 01.10.2012 tarihinde ikame ettiğini, dolayısıyla iddia ettiği zenginleşmeyi öğrendiği tarihin en geç bu tarih olduğunu ve talep hakkının 01.10.2014 tarihinde zamanaşımına uğradığını, davalıların dava konusu bağımsız bölümleri eski maliklerinden tapu huzurunda resmi senet ile satın alan yeni taşınmaz malikleri olduklarını, bu nedenle davada husumet ehliyetlerinin olmadığını, davacının bir inanç sözleşmesi iddiasıyla daha önce açmış olduğu davalarda, ne bu inanç ilişkisini ispatlayabildiğini ne de inanç ilişkisini yazılı belge ile ispatlamış olması halinde ispatlaması gereken inanca konu kredi sözleşmesinden doğan borçları kendisi ödediğine dair dekont sunabildiğini, miktar olarak oldukça yüksek bir bedelde olan sözleşmenin şifahi olarak yapılmasının hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, yine davacı yanın resmi kayıtlarda inşaatı yaptığına dair hiçbir bilgi ve belge bulunmadığını, davacının huzurdaki davadaki iddiaları ile daha önce açmış olduğu davalardaki beyanlarının çelişkili olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 3. Diğer davalılar; davaya cevap vermemişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının, ilk olarak Çerkezköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/624 E. sayılı davasını 01.10.2012 tarihinde ikame ettiği, dolayısıyla iddia ettiği sebepsiz zenginleşmeyi öğrendiği tarihin en geç 01.10.2012 tarihi olduğu, davacının iddia ettiği sebepsiz zenginleşmeyi talep hakkının 01.10.2014 tarihinde zamanaşımına uğraması nedeniyle davalıların zamanaşımı def'ilerinin kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafça bildirilen ve uyuşmazlıkla ilgili dava dosyalarıyla ilgili olarak yapılan Yargıtay sorgulamasında; Çerkezköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/624 E., 2015/527 K. sayılı kararının temyiz edilmesi sonucunda Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 26.04.2016 tarihli ve 2015/18956 E., 2016/5118 K. sayılı kararı ile onanmasına, 14.06.2017 tarihinde ise karar düzeltme talebinin reddine karar verilmekle kararın bu tarihte kesinleştiği, davanın tapu iptali ve tescil talepli olarak açıldığı, davanın reddine karar verildiği ve dava dilekçesinde de beyan edildiği üzere, davacı tarafın dava konusu olan 425 ada 12 parselde kayıtlı taşınmaza ilişkin inşaatın tamamlanma seviyesine ilişkin yaptığı harcamaları davalılara karşı sebepsiz zenginleşme davasıyla talep edebilme hakkı bulunduğu hususunun gerekçede yer aldığının görüldüğü, istinafa konu bu davanın açılma tarihi 16.05.2022 olup, yukarıda yazılı kararın kesinleşme tarihinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 82. maddesi uyarınca öğrenme tarihi olduğu kabul edileceğinden, işbu davanın açıldığı tarihte 2 yıllık dava zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle; istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davacı tarafından yeni malikler aleyhinde Çerkezköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/624 E. 2015/527 K. sayılı dosyası ile açılan tapu iptal ve tescil davasının yazılı belge ibraz şartı yerine getirilemediğinden reddedildiğini, gerekçeli kararda; "...davacı tarafın dava konusu olan 425 ada 12 parselde kayıtlı taşınmaza ilişkin inşaatın tamamlanma seviyesine ilişkin yaptığı harcamaları davalılara karşı sebepsiz zenginleşme davasıyla talep edebilme hakkı bulunduğu..."na işaret edildiğinden Mahkemenin takdiri ve bu yöne ilişkin kararının davacının müktesep hakkı olarak taraflar yönünden kesinleştiğini, yine Çerkezköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/493 E. sayılı dosyası ile davacı tarafından yeni malikler aleyhinde sebepsiz zenginleşme hukuki nedenine dayalı olarak değil belirsiz alacak davası açıldığını, söz konusu dava derdest iken Çerkezköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/547 E.sayılı dosyası ile yine tapu iptal ve tescil davası açıldığını, söz konusu davaların nihai kesinleşme tarihinin 01.03.2022 olduğunu, aşamalarda izah olunduğu üzere davacının karşı taraf davalıların hile ve desiselerine maruz kaldığı maddi olaydan açıkça anlaşıldığını, zamanaşımı süresinin önceki hukuki sürecin tamamlanma tarihi olan 01.03.2022 tarihinden itibaren başlatılması gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesince delillerin takdirinde hata edilerek, taraflarınca gösterilen dava dosyaları getirtilmeden eksik incelemeyle karar tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki 6098 sayılı Kanun'un 154. ve müteakip maddeleri gereğince aşamalarda davalıların beyanları borcun ikrarı niteliğinde bulunduğundan zamanaşımının kesildiğini, 10 yıllık zamanaşımı süresinin davanın kesinleşme tarihinden itibaren yeniden başlayacağını, davalıların hakkın kötüye kullanılması niteliğindeki savunmalarına itibar edilerek zamanaşımının davacı aleyhinde yorumlanmak sureti ile daraltılmasının ve istinaf talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacak istemine ilişkindir. 1. Zamanaşımı savunması (defi), davalıya borçlu bulunduğu bir borcu yerine getirmekten kaçınma olanağı sağlayan kişisel bir haktır. Bu nedenle zamanaşımından sadece ileri süren taraf yararlanabilir. Davalılardan biri tarafından ileri sürülen zamanaşımı savunmasından, ileri sürmeyen diğer davalı veya davalılar yararlanamazlar. Somut olayda; zamanaşımı def’inin, bir kısım davalılar tarafından ileri sürüldüğü, bu nedenle zamanaşımından sadece ileri süren davalıların yararlanabileceği göz ardı edilerek, zamanaşımı def’inde bulunmayan davalılar yönünden de davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 2. Zamanaşımını kesen sebepler, 6098 sayılı Kanun'un 154. maddesinde düzenlenmiş, aynı Kanunun 156. maddesinde ise; zamanaşımı kesilince, kesilmeden itibaren yeni bir sürenin işlemeye başlayacağı hükme bağlanmıştır. Yine müteselsil borçlulardan birine karşı kesilen zamanaşımının, diğer müteselsil borçlular bakımından da kesileceği aynı Kanun'un 155/1. maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Somut olayda; bir kısım davalılar tarafından ileri sürülen zamanaşımı def’i üzerine, davacı tarafından davalılara karşı açılan önceki davalar nedeniyle olayda zamanaşımını kesen hususların bulunduğu, bu nedenle alacağın zamanaşımına uğramadığı ileri sürülmüş ise de; İlk Derece Mahkemesince bu hususta bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, davacı tarafından davalılara karşı açılan önceki dava dosyalarının dosyaya getirtilmeden karar verildiği anlaşılmaktadır. O halde İlk Derece Mahkemesince; davacı tarafından ileri sürülen zamanaşımını kesen sebepler üzerinde durulup, davacı tarafından davalılara karşı açılan önceki dava dosyalarının getirtilmesi ve diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, 28.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 5f47a205aa2c750b 791c4f7e39f2eb6b

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı