3. Hukuk Dairesi 2024/2305 E. , 2025/2771 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/550 E., 2020/296 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından adli yardım talepli olarak duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 13.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen olmadığı görüldükten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin ilk çocuğunu 2009 tarihinde sezeryanla doğurduğunu, bu hamilelik döneminde tüm tedavi ve kontrollerinin ve doğumun davalı doktor Ayşe tarafından yapıldığını, bu ameliyattan sonra rahatsızlıklar yaşamaya başladığını, ilk doğumdan 1,5 sene sonra yine hamile kaldığını, aynı hastaneye ve aynı doktora muayeneye gittiğini, 6-7 aylık hamile iken aniden başlayan şiddetli ve sancılı ağrılar üzerine 07.05.2010 tarihinde davalı Bakırköy Kadın Doğum Eğitim ve Araştırma Hastanesine yatırıldığını, tıbbi müdahalelerinin yapıldığını, rahmindeki bebeğin sezeryan ile ameliyat sonucu alınarak kuveze konulduğunu, Özel ... Hastanesine kaldırıldığını, taburcu olduktan sonra ... Kadın doğum Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalışan ... isimli doktorun kayınpederi ve eşine ilk doğumda annede ameliyat sonunda parça bırakıldığını, bu parçaların zamanla çürüme yaptığını, annenin hayatının tehlikede olması nedeni ile çürümüş parçaları temizlerken rahmini almak zorunda kaldıklarını söylediğini, hastane ve doktorların bilinçsiz ve dikkatsiz eylemleri sonucu rahmi alınarak doğurma özelliğini kaybettiğini ileri sürerek; ameliyat sonucu rahminin alınmasına yol açan davalılardan fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilemesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ...; davacının 25.08.2008 tarihinde davalı şirketin işlettiği ... Hastanesine yatırıldığını, hafta sonu nöbetçi doktor tarafından NST'sinin çekilerek muaeyene edildiğini, davacının 9 aylık takibinin kendisi tarafından yapılmadığını, davacıyı ilk defa doğum için yattığı 25.08.2008 tarihinde gördüğünü, kendilerine gelmeden iki gün önce Haseki Hastanesinde yatırılarak doğum yapması için suni sancı verildiğini, normal yoldan doğum yaptırılamayıp, sezeryan olacağı söylenince hastaneden çıkarak çalıştığı hastaneye müracaat ettiğini, normal doğum yapamayan davacının takip edilerek aynı gün sezeryanla doğumunun yapıldığını, ameliyat sonrası herhangi bir patoloji saptanmadığını, ilk doğumdan 1,5 sene sonra tekrar aynı hastanede kendisi tarafından muayene edildiğinin iddia edildiğini, halbuki kendisinin o tarihte hastaneden ayrılmış olduğunun kayıtlarla sabit olduğunu, davacının 07.05.2010 tarihinde ... Doğum Evinde sezaryanla çocuk doğurduğunu, kendisinin bu doğum ve ameliyatlarla bir ilgisinin bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Hastane vekili; davacının 23.08.2008 tarihinde ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde suni sancı verilerek normal doğum yaptırılmaya çalışıldığını, olmayınca 25.08.2008 tarihinde müvekkili hastaneye müracaat ettiğini, yapılan muayenede normal doğum yapamayacağı kanaatine varılarak sezeryana karar verilip ameliyata alındığını ve sağlıklı bir bebek doğurtulduğunu, davacının iddiasının aksine doğum öncesi takiplerinin müvekkili hastanede yapılmadığını, doğum için hastaneye geldiğini ve sağlıklı bir şekilde doğumun yaptırıldığını, doğum sonrası hastanın muayenesinin diğer davalı doktor tarafından yapıldığını, hastada anormal bir durum gözlenmediğini, davacının iddia ettiği gibi ameliyat sonrası hastanın karnında parça kalmasının mümkün olmadığını, böyle bir şey olsaydı davacı hastaneden taburcu olmadan şiddeti kanama ve enfeksiyon bulgularının ortaya çıkması gerektiğini, ancak davacı herhangi bir tehlike yaşamadığı gibi 2 yıl sonra 2. çocuğuna hamile kaldığını, davacının 2. gebeliğinde aynı doktora muayene olmadığını, 10.02.2010 tarihinde müvekkili hastanede başka doktor tarafından muayene edildiği, yapılan tetkikte bebeğin 23 haftalık ve normal canlı bir bebek olduğunun tespit edildiğini, bu tarihten sonra da davacının hastanede herhangi bir takip yaptırmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemesinin 20.04.2017 tarihli kararı ile; davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekillinin temyiz başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A.Bozma Kararı Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 18.06.2019 tarihli ilamıyla; davacının Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastanesi ile bu hastanede Devlet Memurları Kanuna tabi olarak çalışan doktorları da zarardan sorumlu tutarak eldeki davayı açtığı, bu davalıların sorumluluğuna dayanak yapılan olguların, kamu hizmetiyle ilgili ve hizmet kusuruna ilişkin olduğu, hal böyle olunca, idarenin hizmet kusuru niteliğindeki eylemi sonucu meydana gelen zararlardan dolayı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-b maddesi gereğince idareye karşı idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerektiği, Mahkemece bu davalılar yönünden tefrik kararı verilerek, dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddedilmesi gerekirken, tüm davalılar yönünden davanın esasına girilerek davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacının temyiz itirazları incelenmeksizin kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, Yargıtay bozma ilamına uyulmak suretiyle, 30.05.2016 tarihli ATK raporunda, davacının ilk ve ikinci gebeliklerinin doğumunda yer alan operasyonları yapan hekimlerin uygulamalarının tıbbi kurallara uygun olduğu, hekimlerin kusur veya ihmallerinin olmadığının belirtildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; dava konusu olayın İstanbul'da gerçekleşmesi nedeniyle raporların İstanbul dışında yer alan tam teşekküllü devlet hastanesinden alınması gerektiğini, hatta işin ciddiyeti nedeniyle dosyanın yabancı ülke Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi gerektiğini, ATK raporunun yanlış ihtisas kurulunca veya olmaması gereken bir üyeyi yapısında bulunduran kurulca düzenlendiğini, alınan raporun dosya üzerinden inceleme yapılarak herhangi bir numune alınmadan hasta incelenmeden gelişi güzel hazırlandığını, dava dilekçesinde davalı ...'ın davacının eşine ve kayın pederine söylediği birtakım beyanlarının olduğu belirtildiği halde bu kişinin duruşmada hazır edilerek tanıkları eşi ve kayın pederi ile yüzleştirilerek böyle bir beyanının olup olmadığının sorulmadığını, ikinci defa doğum yapan bir kadında iddia edildiği üzere PL. Plesanta olayının gerçekleşme ihtimalinin hangi oranda olduğunun araştırılmadığını, aşırı kanama nedeniyle doçent doktor ile klinik şefi doktorlardan olaya müdahale etmesi hususunun hiç değerlendirilmediğini, nasıl bir ameliyat yapıldı ki kanama gerçekleşti ve acilen uzman hekimin müdahalesi talep edildiği hususunun araştırılmadığını, davalı doktorların dediğine göre doğum esnasında yırtılma olduğunda aşırı kanama yaşandığını, kanamanın durdurulması için rahmin alınmak zorunda kalındığını, doktorların kendileriyle çeliştiğini, müvekkili normal doğum yapmadığından yırtılma olmasının da mümkün olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı hekimin, davalı özel hastanede gerçekleştirdiği sezeryan doğum sırasında davacıda parça unutulduğu iddiasına dayalı zararın giderilmesi amacıyla açılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda; dosya kapsamında alınan raporlarda ve karara esas alınan bilirkişi raporunda; önceki ameliyatta rahimde herhangi bir yabancı nesne unutulmasına dair tıbbi kanıt yada tanık bulunmadığı, kişinin klinik durumunun vücutta unutulan herhangi bir yabancı cisim reaksiyonu ile ilişkilendirilmediği, davacının ilk ve ikinci gebeliklerinin doğumunda yer alan ve operasyonları yapan hekimlerin uygulamalarının tıbbi kurallara uygun olduğu, yapılan sezaryen ve histerektomi operasyonlarının kararlarında sorun olmadığı ve uygulamalarda hekimlerin kusur veya ihmallerinin olmadığı belirtilmekle, maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için kusur, zarar ve illiyet bağının bir arada olması gerektiği, davacının ikinci doğumu sırasında rahminin alınması durumunda davalılara yüklenebilecek kusur bulunmadığının açık olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının HMK'nın Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 439. maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.