3. Hukuk Dairesi 2024/2057 E. , 2025/2770 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/3034 E., 2024/416 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2019/182 E., 2021/145 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 13.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davacı ... vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; davalının ön alım hakkına dayanarak Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/972 E. sayılı (yeni esası 2019/19 E.) dosyasında açtığı tapu iptal ve tescil davasına konu İzmit İli, ... İlçesi, 1205 Ada, 79 Parsel sayılı taşınmazdaki hissesini, 05.05.2014 tarihli protokol ile öngörülen masraf ve giderlerin ödenmesi karşılığında müvekkiline devretmeyi üstlendiğini, bu kapsamda mezkur davanın masrafları olarak 20.000,00 TL ile satış bedeli ve masrafları olarak da 612.900,00 TL olmak üzere toplam 632.900,00 TL ödendiğini, buna rağmen davalının, Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/972 E. sayılı dosyasının davalısı ile 10.05.2019 tarihli bir protokol yaparak davadan feragat ettiğini, 05.05.2014 tarihli protokol gereği üzerine düşen tüm edimler ifa edilmiş olmasına rağmen, davalı tarafça haksız ve açıkça kötüniyetli bir şekilde davadan feragat edildiğini, böylece sözleşmeye aykırı davranıldığını, bu şekilde artık önalım hakkı kullanılarak taşınmazın davalı tarafından devri imkanının kalmadığını, iş bu sebeple davalı yanca devri taahhüt edilen taşınmazın değeri kadar zararı doğduğunu, ayrıca protokolün 6. maddesi uyarınca 750.000,00 TL cezai şart bedelinin de davalı tarafından ödenmesi gerektiğini, aksi halde, davalı yana protokol kapsamında 632.900,00 TL ödendiğinden bu miktar zararının olduğu ileri sürerek; 750.000,00 TL cezai şart bedeli ile uğranılan maddi zararın, HMK'nın 107 nci maddesi uyarınca tahkikat sonucunda protokol konusu taşınmazın değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere asgari 50.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi birlikte davalıdan tahsiline, aksi halde ödemiş olduğu 632.900 TL bedelin ödeme tarihi olan 07.05.2014 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; davacı tarafın 05.05.2014 tarihli protokole hisseli arazisini satmamak suretiyle uymadığını, protokole diğer bir konu olan SPK Değerlenme Raporunu almaması, sahte evrak düzenlemesi sebepleriyle kendisine ödeme yapılamayacağının belirtildiğini, sahte evrak düzenlemesi ve tehdit sebepleriyle davacı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2017/174190 soruşturma numaralı dosyası ve Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı 2019/16592 Soruşturma numaralı dosyalarının bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında bir gayrimenkul alım satım sözleşmesinin yapıldığı, geçerlilik şartı olan resmi şekilde düzenlenmediği için geçersiz olduğu, sözleşme geçersiz olduğu için bu sözleşmede yer alan cezai şarta ilişkin hükümlerin de aynı şekilde geçersiz olduğu, taraflar arasındaki protokol gereğince davacının 632.900,00 TL'yi mahkeme veznesine depo etmesine ve karşılığında da davalı adına tescil edilecek taşınmazın kendi adına devredilmesi sağlanacakken davalının Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/972 Esas sayılı dosyasında davadan feragat etmesi nedeni ile lehine taşınmazın tescilinin sağlanamadığı, böylelikle davacının vermiş olduğu 632.900,00 TL'nin davalının uhdesine geçtiği, ödenen bu bedeli iade ile yükümlü olduğu, davalının dava tarihinden önce temerrüde düştüğünü gösteren bir belgenin sunulmadığından alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne; davacının 750.000,00 TL cezai şartın tahsili talebinin reddine, davacının taşınmazın dava tarihindeki değerinin tazmini talebinin reddine, ödenen bedelin iadesi talebinin kabulü ile; 632.900,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 02.06.2022 tarihli kararıyla; dava konusunun taraflar arasındaki protokolde "Taraflardan herhangi birinin sözleşmeye aykırı davranması halinde 750.000 TL'lik cezai şart hiçbir ihbar ve ihtara gerek kalmaksızın diğer tarafa ödenecektir." şeklinde düzenlenen hükme göre, davalının edimi olan Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/972 Esas sayılı dosyasında taraf olarak şufa davasının sonucunda taşınmazın adına tescilini sağlamak ve taşınmazın 3 ncü kişilere satışının yapılması olduğu, davalının şufa davasından feragat etmek suretiyle edimini ifa etmediği, davalının sözleşmeyi ifadan kaçınmış olması sebebiyle sözleşmede düzenlenen cayma cezasını ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle davalının istinaf talebinin esastan reddine, davacının istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, 632.900,00 TL asıl alacak ve 750.000,00 TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine oy çokluğu ile karar verilmiş, karara karşı süresi içerisinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Dairenin 12.07.2023 tarihli ilamıyla; davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin konusunun mülkiyetin devri borcunu içermediğinden, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi olarak değerlendirilmemesi gerektiği, taraflar arasında taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkının (takas, ipotek, satış vs.) diğer tarafa devrinin taahhüt edildiği karşılıklı edimlere havi bir sözleşmenin söz konusu olduğu, davanın masrafları olarak 20.000,00 TL ile taşınmazın satış bedeli ve masrafları olarak da 612.900,00 TL olmak üzere toplam 632.900,00 TL'nin davacı tarafından ödendiği hususunun sabit olduğu, davacı tarafın protokol şartlarını yerine getirdiği, buna rağmen davalı Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/972 E. sayılı dosyasının davalısı S.S. .... Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi ile 10.05.2019 tarihli bir protokol yaparak davadan feragat ederek sözleşmeye aykırı davrandı��ından artık önalım hakkını kullanılarak taşınmazın davalı tarafından devri imkanının kalmadığı, taraflar arasında düzenlenen 05.05.2014 tarihli protokolün cezai şarta ilişkin 6. maddesinin, TBK'nın 179/3 maddesindeki düzenleme dikkate alınarak yapılan değerlendirmeye göre, ifa yerine cezai şart (dönme cezası) hükmünde olduğu, davacının ödediği bedeli isteyemeyeceği, sadece cezai şarta ilişkin olarak 750.000,00 TL'yi talep edebileceği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı kapsamına göre; taraflar arasında düzenlenen 05.05.2014 tarihli protokolün cezai şarta ilişkin 6.maddesinin 6098 sayılı TBK'nın m.179/3'teki düzenleme kapsamına göre ifa yerine cezai şart (dönme cezası) hükmünde olduğu gerekçesiyle davanın 750.000,00 TL cezai şart yönünden kabulü ile 750.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karara karşı; taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasındaki protokolün 6.maddesinde kararlaştırılan cezai şartın taraflara cezai şart ödeyerek sözleşmedeki yükümlerinden cayma hakkı tanımaktan ziyade tarafların sözleşmeye bağlı olması, ifayı ve sözleşme kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmekten kaçınmasını önlemek amacıyla düzenlenmiş bir cezai şart olduğunu, müvekkilince haktan feragat edilmediğinden ve davalı tarafça sözleşme kapsamında ifa imkansızlığı yaratıldığından, davalının, hem müvekkilinin sözleşmenin ifa edileceğine inanarak ödediği 632.900 TL'yi hem de iyiniyet kurallarına aykırı davranıp kötüniyetli hareket ederek sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle sözleşmede öngörülen ceza şart bedelini ödemesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. Davalı vekili; davacının protokole göre müvekkiline ödemesi gereken 612.900,00 TL'yi hiçbir zaman ödemediğini, şufa bedelinin yatırılması süreye bağlı olduğundan müvekkilinin hak kaybına uğramamak için bedeli yatırdığını, protokolün şartları davacı tarafından yerine getiremediğinden, müvekkilince protokolün feshedildiğini, davacı tarafın "Ödeme Belgesi" olarak sunduğu ... imzası taşıyan tarihsiz yazının sonradan üretilmiş olduğunu, Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/972 E. dosyasının şufa harcının davacı tarafından değil, kendi tarafından ödendiğini, Vakıfbank .../... ... Şubesi kayıtları ile bu hususun sabit olduğunu, dekontun ispat gücünü el yazılı beyan ile çökertmenin mümkün oladığını, parayı yatıran ...'ın yanında telefon numarası bulunduğunu, her ne kadar para tarafımdan vekaleten yatırılmış denilse de Av. ...'ın adı ya da vekaleten yatırıldığı dekont üzerinde yazmadığını, dava dilekçesi ekine konulan ... tarafından verildiği iddia edilen el yazılı fotokopi nottaki imza ile yine aynı dava dilekçesi ekinde yer alan protokoldeki ...'a ait imzaların birbirinden tamamen farklı olduğunu, bu nedenle soruşturmanın sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini, düzenlenen protokolün şarta bağlı bir sözleşme niteliğinde olduğunu, bu şarta göre 612.900,00 TL şufa bedelinin davacı tarafından yatırılması halinde sözleşme hükümlerinin geçerli olacağını, paranın müvekkili tarafından yatırılmış olduğu resmi senetle belli olduğundan cezai şart yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, avans faizine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen protokolün gereği gibi ifa edilmemesine ilişkin cezai şart ile taşınmazın değerinin, bu mümkün olmaz ise cezai şart ile ödenen bedelin iadesine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmektedir. Davalı vekilinin avans faize hükmedilmesinin hatalı olduğuna yönelik temyiz itirazının incelenmesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin 02.06.2022 tarihli kararı ile; davanın kabulü ile 632.900,00 TL asıl alacak ve 750.000,00 TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuştur. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra 750.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ilişkin hüküm kurulmuş olup, hüküm usulü kazanılmış hak ilkesine aykırı olmuştur. Şöyle ki; Bölge Adliye Mahkemesince ilk kararda yasal faize hükmedilmiş, ancak bu husus davacı tarafından temyiz edilmemiştir. O halde Bölge Adliye Mahkemesince alacağa yasal faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken usulü kazanılmış haklara aykırı olacak şekilde alacağın avans faiziyle tahsiline karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü uyarınca, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Bölge Adliye Mahkemesi kararının 2. maddesinde yer alan "avans" ifadesi hükümden çıkartılarak yerine "yasal" ifadesinin yazılması suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 213694418376213c 966b90af7ebfca48