Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/1431 E., 2025/1853 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/1431 E., 2025/1853 K. (25.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1431
Karar No
2025/1853
Karar Tarihi
25.03.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2024/1431 E. , 2025/1853 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/1116 E., 2023/856 K. Mahkeme kararı, davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davacı asil ... ve vekili Avukat ... ile davalı ... Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili Avukat ... davalı ... vekili Avukat .... 'nin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili; müvekkili ..nın 07.01.2013-08.01.2013 tarihlerinde mülkiyeti davalı ..., işletmesi davalı ... Turizm San. ve Tic. Şti.'ye ait olan ... Otel'de konakladığını, asansör kabininde olan arızadan dolayı asansör boşluğuna düştüğünü ve iki ayağının da kırıldığını, müvekkilinin olayın şahitlerince hastahaneye götürüldüğünü, olay tarihinden hemen sonra tedavi için Almanya'ya gittiğini, operasyonal psikolojik tedavi gördüğünü, fakat sakat kaldığını, davalıların tamamının müteselsilen sorumlu olduğunu, evli ve 4 çocuk babası olduğunu, olay tarihinden bu yana çalışamadığını, hayatını eskisi gibi idame ettirmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkillerinden davacı ... için 150.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, eş ...için 80.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili; müvekkilinin davalılardan ....İ Otel'in işletildiği gayrimenkulün sahibi olduğunu, otelin işletilmesi esnasında meydana gelen zararlardan dolayı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, bahsi geçen gayrimenkul kiralandığında asansörün bulunmadığını, kazanın meydana geldiği iddia edilen asansörün, davalı ... Otel tarafından yaptırıldığını, olay günü deprem meydana gelmesinden dolayı otelde bulunan kişilerin panikle merdivenlerden kaçarak inmeleri esnasında davacı ...'nın düşüp yaralandığını, meydana gelen kazanın davacının kendi kusurundan dolayı kaynaklandığını savunarak davanın öncelikle esasa girilmeden pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili; davacının otelin lobisinde bulunduğu sırada İstanbul'u da kapsayan bir depremin olduğunu, otelde bulunanların korku içinde kaçışırken davacının paniğe kapıldığını ve merdivenlerden aşağı düştüğünü, müvekkili şirket çalışanlarının çağırdıkları cankurtaran vasıtasıyla davacıyı hastaneye ulaştırdıklarını, oluşan masrafları da karşıladıklarını, otel asansörünün periyodik olarak bakımının yapıldığını, kaza tarihinde de herhangi bir arızasının olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş.; dava konusu zarardan dolayı müvekkil şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, davacılar tarafından talep edilen tazminat miktarlarının fahiş ve hukuka aykırı olduğunu, davacı ...'nın manevi tazminat talep etme hakkının bulunmadığını, davacı tarafça yapılan hastane masraflarının fatura ve belgeleri ile ispat edilmesi gerektiğini, manevi tazminat taleplerinin poliçe teminat kapsamında olmadığını, müvekkil şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kazanın meydana geldiği saat ve dakikaların depremin meydana geldiği saat ve dakikalar ile çakıştığı, davalı tanıklarının, söz konusu yaralanmanın davacı ...'nın depremin yaratmış olduğu panik etkisi altında ve kaçma esnasında oluştuğu yönünde açık beyanlarda bulundukları, davacı ...'nın yaralanma şekli, yaralanmanın vücut üzerinde oluşturduğu sonuçlar, asansörün makine yapısı ve çalışma şekli, yapılan keşifteki gözlem içerikleri, özellikle acil tıp konusunda dahi ehil uzman doktor bilirkişi ile ... Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Fakültesinden akademisyen makine mühendisi bilirkişinin yer aldığı bilirkişi kurulunun hazırlamış olduğu rapordaki tıbbi ve teknik tespit ve analiz içerikleri, sağlık görevlileri tarafından tutulan tutanak, depremin olduğu saat ve dakika ile rasathane kayıtları bir bütün olarak dikkate alındığında davacının deprem esnasında binayı terk etmek için merdivenden panik halinde kaçmaya çalıştığı aşamada merdivenden atlamak suretiyle düşmesinin yüksek ihtimal dairesinde olduğu, söz konusu yaralanmanın, asansör boşluğuna düşmek suretiyle meydana geldiğinin iddiasının yapılan tüm inceleme ve araştırmalara rağmen ispatlanamadığı, davacı tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; karakolda merdivenden düşme şeklinde tutulan bir tutanağın olmadığını, müvekkilinin 08.01.2013 tarihli ifadesinde asansör boşluğuna düştüğüne dair beyanının olduğunu, olay günü adli muayene raporunda asansör boşluğuna düşme şeklinde rapor tutulduğunu, bu nedenle 03.11.2021 tarihli ek raporun eksik ve hatalı değerlendirme sonucu düzenlendiğini, yine 03.10.2022 tarihli rapordaki değerlendirmelerin de dosyadaki delil durumu itibariyle hatalı olduğunu, 02.01.2023 tarihinde yapılan keşif sonrasında alınan bilirkişi raporundaki yanlış değerlendirmeler dikkate alınarak hatalı karar verildiğini, 03.10.2018 tarihli bilirkişi raporu sonrası alınan 19.06.2019 tarihli ATK 2. İhtisas Kurulu raporunda meydana gelen kemik kırığının yüksekten ayakları üzerine düşmekle oluşmasının mümkün olduğu, ancak merdivenlerden yuvarlanma tarzında düşme ile oluşmasının pek varit görülmediğinin belirtildiğini, alınan rapor sonrasında düzenlenen ek raporlarda dahi bu kanaatin değişmediğini, davalı tanıklarının beyanlarındaki çelişkiler nedeniyle davalı tanıklarının beyanlarına itibar edilerek karar verilmesinin hatalı olduğunu, dinlenen tanıkların hiçbirisinin müvekkilini merdivenden düşerken görmediğini, 05.07.2022 tarihli bilirkişi raporunda her ne kadar asansör boşluğunda müvekkilinin 2 ayak üzerine düşmesi için alan olmadığına değinilmiş ise de keşif sırasında görüldüğü üzere asansörün kuyu dibindeki 5 adet teçhizatın olay tarihinde 4 adet olduğu ve 4 adet teçhizatın da köşelerde olduğu, orta alanın boş olduğu ve bu şekilde müvekkilinin asansör boşluğundan düşerek ayak topuklarının kırıldığını, müvekkilinin deprem nedeniyle merdivenden düştüğü kanaatine varılmasının olayın oluş şekline, acil çağrı saatine, tanık anlatımlarına, yapılan keşfe aykırı olduğunu, davacı tanıklarına itibar edilmeyerek müvekkilinin merdivenden düştüğüne kanaat getirilmesinin hatalı olduğunu, ...Polis Merkezinden dosyaya gelen belgeler, gelen adli muayene raporuna göre müvekkilinin asansör boşluğuna düştüğünün anlaşıldığını, gerek dosyaya gelen gerekse sunulan evraklar arasında müvekkilinin merdivenden düştüğüne ilişkin emniyet tutanağının bulunmadığını, her ne kadar müvekkilinin deprem nedeniyle merdivenden düştüğü iddia edilmiş ise de depremin olay günü 16.16 da olması, 112 çağrı merkezinin ise 16.32 de yapılması karşısında ambulansın aranması için düşmeden 15-17 dakika daha beklendiği gibi bir durumun ortaya çıktığını, Mahkemenin çelişkili ve görgüye dayalı olmayan davalı tanıklarına itibar ederek karar vermesinin hatalı olduğunu, dosyaya sunulan 08.01.2022 tarihi mütalaa, 05.07.2023 tarihli bilirkişi raporu ve Mahkeme kararında dikkate alınmadığını, mevcut bilirkişi raporlarının karar vermeye yeterli olmadığını, ilk rapordaki kanaatin sonraki tarihlerde alınan raporlarda da aynı şekilde kabul edildiğini, bilirkişi raporlarındaki ve keşifte yapılan yer tespiti ile fotoğraflardan söz konusu yaralanmanın merdivenden atlama ya da düşme sonucu olamayacağının açık olduğunu, merdivenden düşülecek mesafenin en fazla 1-1,5 metre civarında olduğunu, basamaktan atlansa dahi toplukta kırık olmayacağının açıkça belli olduğunu, bu nedenle müvekkilinin her iki topuğunda oluşan kırığın hangi mesafeden düşmek veya atlamak suretiyle oluşabileceğinin ATK raporu ile belirlenmesi gerektiğini, asansör şirketine yazı yazmaktan vazgeçilmesinin, davalı şirket yetkilisinin ve davalı tanığı ...'un dinlenmemesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarında asansörden kaynaklanabilecek durumlara hiç değinilmediğini, asansör ile ilgili inceleme yapılmasına yönelik talepleri konusunda karar verilmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının konaklama yaptığı otelde düşmesi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı ...'nın yaralanmasının asansör boşluğuna düşerek mi yoksa merdivenden atlama sırasında mı olduğu yönünde bilirkişi raporları alınmış, raporlarda davacının yaralanmasının merdivenden atlamak suretiyle oluştuğu yönünde sonuç ve kanaati bildirilmiş; Mahkeme, söz konusu bu raporları benimseyerek sonuca gitmiştir. Olayın meydana geldiği yer, davalı ... şirketi tarafından işletilen otel müşterilerinin özellikle güven içerisinde dinlenmek amacıyla tercih ettiği otel niteliğindedir. Otel konaklama ve tatil sözleşmelerinde işletmelerin müşterilerinin can ve mal güvenliğini korumaya yönelik olarak tüm tedbirleri almaları hukuken zorunludur. Mahkemece benimsenen bilirkişi raporlarında her ne kadar davacı ...'nın topuk kemiklerinde oluşan kırılmanın deprem korkusu ile bir an dışarı çıkmak için merdiven boşluğuna atlayarak meydana geldiği belirtilmiş ise de olay sırasında davacının yanında bulunan ve görgüye dayalı bilgisi bulunan davacı tanıkları beyanlarında davacının asansör boşluğuna düştüğünü ifade etmişlerdir. Davacı tanıklarından özellikle ... talimat ile alınan 15.03.2021 tarihli beyanında; ...... ile birlikte yemekten döndük. Asansörün kapısını açar açmaz boşluğa düştü. Ben onun düştüğünü de bağırma sesinden anladım. Koşup baktığımda ... asansör boşluğunda yatıyor vaziyette idi. ...Kaldığı odanın 2.veya 3. Katta olduğunu hatırlıyorum. Davacı ... otelin giriş katından asansöre binmek isterken kabin olmadığı için aşağı düşmüştür. Yani giriş kattan aşağı düşmüştür.... Bahsedilen olayların hepsini ben organize ettim. Yukarıdan asansör tekrar gelirse aşağı düşen ... ezilip ölüm tehlikesi yaşamaması için resepsiyonda bulunan görevliye ikaz da bulundum. Şalteri ben resepsiyon görevlisine kapattırdım. Hemen olay gerçekleşir gerçekleşmez 112 Acil'i kendi telefonumdan bizzat ben aradım. Ambulans 15-20 dakika içerisinde geldi. 3 kişilerdi. 3 kişide bizim grubumuz olmak üzere 6 kişi olarak olaya müdahale ettik. Hastanın çıkacağı yer derin olduğu için battaniyeye sedye ile 4 köşeden doktorun tavsiyesi üzerine sedyeye 4 yerden bağladık ve yukarı çıkardık. Doktor hanım asansör boşluğuna inmemiştir. Davacı ...'e ambulansa binene kadar tıbbi müdahale yapılmamıştır. Sadece görevliler ve bizim tarafımızdan doktorun tavsiyeleri ve talimatlarına uyularak davacı asansör boşluğundan çıkartılıp ambulansa konulmuştur... şeklinde beyanda bulunmuş olup, bununla birlikte davalı tanıkları davacı ...'yı merdivenden düşerken değil, davacıyı merdiven boşluğunda yatarken gördüklerini belirtmişlerdir. Öte yandan dosya içerisinde yer alan 29.04.2019 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda, davacı ... yönünden yapılan incelemede; olay sırasında meydana gelen kemik kırıklarının yüksekten ayakları üzerine düşmekle meydana geldiğinin mümkün olduğu, ancak merdivenlerden yuvarlanma tarzında düşmeyle oluşmasının pek varit görülmediği de belirtildiği dikkate alındığında söz konusu Adli Tıp Kurumu raporunun da davacı tanık anlatımları ile örtüştüğü anlaşılmaktadır. Buna göre, Mahkemece, davacının yaralanmasına ilişkin olayın davacının asansör boşluğuna düşmesi suretiyle meydana geldiğinin kabulü ile sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. Maddesi gereğince davacılar yararına BOZULMASINA, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 815e361d1e52355e 1a91367679c99660

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı