Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/1459 E., 2025/1861 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/1459 E., 2025/1861 K. (25.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1459
Karar No
2025/1861
Karar Tarihi
25.03.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2024/1459 E. , 2025/1861 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/193 E., 2022/262 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat....'nın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; davalı Kurum tarafından müvekkilinin o dönem sahibi ve mesul müdürü olduğu Trabzon ilinde faaliyet gösteren ... Eczanesinin işlemleri nedeniyle 2009 yılı SGK Protokolünün ilgili maddeleri gereği 01.09.2009 ve devamında farklı tarihlerde fesih cezaları ve 444.060,62 TL para cezası tahakkuk ettirildiğini, soruşturma raporuna istinaden müvekkili hakkında Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldığını, yargılama sonucu verilen beraat kararının kesinleştiğini, işlemlerinin iptali için iki ayrı dava açıldığını ve yapılan yargılama sonucunda sözleşmenin feshinin ve yapılan kesintinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davaların kabulüne dair verilen kararın kesinleştiğini, ancak davalı Kurum tarafından eczane hakkında soruşturmalar devam ederken, denetimin aylarca sürmesi, bu süreçte neredeyse tüm hastalarının sorgulanması, bir kısım hastanın hastanede tahlile gönderilmesi, küçük yerde yaşamanın yansıması olan müvekkil hakkında aslı olmayan durumların kulaktan kulağa yayılması sonucu mesleki, ticari ve de ailevi yönde sorunların baş göstermesi nedeniyle müvekkilinin iş yerini kapatmak zorunda kaldığını, hiçbir sosyal çevresi olmamasına karşın İstanbul'a taşındığını, yıllar süren ekonomik ve sosyal sıkıntılar yaşadığını ve stresinin katlanarak arttığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kaymak kaydıyla 5.000,00 TL maddi tazminatın ve 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; işlemin mevzuat hükümlerine uygun olarak tesis edildiğini, neticede işlemler aleyhine hukuki yollara başvurulduğunu, davacının il değiştirmesi, başka bir ev kiralaması gibi işlemlerin müvekkil Kurum işlemi ile ilgilisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; cezai işlem sonrası davacının iş yerini başka şehre taşıması ve bu nedenle gelir kaybına uğraması gibi hususların davacının insiyatifi ile gerçekleşmiş olduğu, bunun için davalı Kurumun bir kararının veya zorlamasının bulunmadığı, öte yandan davacı ile yapılan Protokolün (6.18.) maddesinin muhatabının davalı Kurum olmadığı, davalı Kurumun bazı delil ve emarelere dayalı olarak davacı hakkında uyguladığı cezai işlemin daha sonra mahkeme kararı ile iptal edilmiş olmasında bir sorumluluk yüklemeyeceği, davalı Kurumun yasal yetkisi gereği işlem gerçekleştirdiği, kaldı ki kesinti miktarının faiziyle birlikte davalı Kurumdan tahsiline hükmedildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; toplanan delillere, yerel mahkeme gerekçesine, hükme esas alınan ve taraf, Mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli olarak düzenlenen bilirkişi raporu içeriğine göre; Mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; müvekkili hakkındaki ceza yargılaması beraat ile sonuçlanmış olsa dahi, neredeyse bütün hastalarının müfettiş tarafından yönlendirilerek sorgulanmaları, müfettiş talebi üzerine hastanede tekrar kan, idrar vs. tahlillerinin yaptırılması ve Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda ifadelerine başvurulması, küçük şehirde ve belli bir sosyal çevrede yaşayan müvekkilin tanıdıkları nezdinde suçlanması, dışlanması ve dolayısıyla hem mesleki hem ticari itibarının sarsılmasına hatta yok olmasına yol açtığını, davalı Kurum işleminin hukuka aykırılığının 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/373 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde verilen kabul kararı ile belgelendiğini, eldeki dosyada müvekkilinin ciro kaybının, vergi kayıtlarının incelenmediğini, yargılama aşamasında ihtiyati tedbir kararının kaldırılması ile bedelin 9 ay boyunca (Mayıs 2012 – Ocak 2013) Kurum ödemesi yapılmaması yolu ile tahsil edildiğini, davacının bu suretle söz konusu kazançlardan mahrum kaldığını, tahsil edilen bedel yasal faizi ile birlikte ödenmiş ise de müvekkilin nihayetinde bir tacir olduğunu ve işleyen yasal faizin reel kayıplarını, Kurum ödemesinin yapılmadığı 9 aylık dönemde gelirinde meydana gelen azalma sonucu çektiği sıkıntılarını karşılayamadığını, ayrıca bu süreç içerisinde paranın değer kaybettiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte Protokolün ilgili maddesine atıf yapılarak uyuşmazlığın muhatabının davalı Kurum olmayacağı bilirkişi raporunda yer almış olmakla, bu durumda dahi davanın husumet yokluğundan reddine hükmedilmesinin gerektiğini ileri sürere,k kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı Kurumun davacı eczacı hakkında uyguladığı ve mahkeme kararıyla iptaline karar verilen işlemler nedeniyle uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir. 1.2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 141/3 hükmünde, ''Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır.'' hükmü bulunmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 359/1-e maddesi uyarınca karar; taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışmasını, ret ve üstün tutma sebeplerini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılacak sonuç ve hukuki sebepleri açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde içermelidir. Mahkeme kararlarının taraflar, bazen de ilgili olabilecekleri başka hukuki ihtilaflar yönünden etkili ve bağlayıcı kabul edilebilmeleri, başka bir dava yönünden kesin hüküm, kesin veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi hukuksal değerlendirmeler de bu kararların yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. Gerekçeye ilişkin hükümler, kamu düzeni ile ilgili olup gözetilmesi kanun ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulamagerek yargı erki ile hâkimin gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz. Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince, Anayasa'nın ve HMK'nın aradığı anlamda herhangi bir gerekçe oluşturulmadan istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, kararın hangi sebeplerle verildiğine ilişkin açıklama ve gerekçe içermediği görülmüştür. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak iş; yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler gözetilerek, anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte gerekçe içeren, önceki hüküm sonucuna uygun bir karar vermek olmalıdır. 2. Bozma sebebine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 371. maddesi uyarınca usulden BOZULMASINA, 2.Bozma sebebine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! fa166e21b328efaa fdb561ca4ee9275e

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı