3. Hukuk Dairesi 2024/1418 E. , 2025/1852 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/251 E., 2023/305 K. DAVA TARİHİ : 23.11.2007 İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davacı asil ... ile davalı ... vekili Avukat ...'nun sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkili avukatın davalı vakıfta uzun yıllar sigortalı olarak çalıştığını, sigortalı çalışmasının bitiminde ise 01.08.2006 tarihli sözleşme ile avukat olarak çalışmasını sürdürdüğünü, 17.09.2007 tarihli azilname ile haksız azledildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre hak ettiği ücretlerin ise kendisine ödenmediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ödenmemiş aylık ücretleri, sözleşmede kararlaştırılan vekalet ücreti alacaklarını ve 60.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 30.05.2012 havale tarihli ıslah dilekçesi ile 160.000,00 TL aylık danışmanlık ücreti, 192.315,00 TL akdi vekalet ücreti, 64.105,33 TL karşı yan vekalet ücretinin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; davacı ve diğer avukatların sözlü olarak istifalarını beyan etmeleri ve yönetim kurulu toplantısını terk etmeleri ve bu olaylar nedeniyle güvenin kaybolduğunu, davacı avukatın vakfın yararına olmayacak şekilde davalar açtığını, vakfın tüm gücünü davalara harcadığını, vakıf senedinde yazılı amaçlar doğrultusunda hareket etmediğini, bu nedenlerle azlin haklı olduğunu, davacının dayandığı ücret sözleşmesinin ise geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.11.2017 tarihli kararıyla; azlin haksız olduğu kabul edilerek ve alınan 03.06.2017 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak, taraflar arasındaki Avukatlık Ücret Sözleşmesine göre 135.145,75TL aylık avukatlık ücreti, 34.433,60TL müvekkil vekalet ücreti, 67.004,60TL karşı taraf vekalet ücreti alacağının oluştuğu, bununla birlikte davacının çalışmadığı dönem göz önünde tutularak aylık vekalet ücretinde takdiren %30 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak davacının alacak davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, davacının azledilmesi sürecinde kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan bir eylemin de saptanmadığı gerekçesi ile davacının manevi tazminat ve diğer taleplerinin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 19.09.2019 tarihli kararıyla istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, kararı taraf vekilleri temyiz etmişlerdir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Dairece verilen 20.04.2021 tarihli ilamla; tarafların sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, davalı tanıkları dinlenerek azlin haklı olup olmadığı hususunun netleştirilmesi gerektiği, Mahkemece, azlin haksız olduğu tespiti yapılır ise taraflar arasında imzalanmış ve geçerliliği konusunda tereddüt olmayan 01.08.2006 tarihli avukatlık ücret sözleşmesine göre hesaplama yapılmalı, bu hesaplama yapılırken de akdi vekalet ücretine ilişkin olarak, sözleşmede özel bir düzenleme bulunmaması dikkate alınarak bu kalem alacağın üçe bölünmeden takdir edilmesi gerektiği gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının azlini gerektirecek haklı bir nedenin tespit edilemediği, doğrudan görgüye ve bilgiye sahip olmayan davalı tanık beyanlarına itibar edilmediği, davacının istifa ettiğine ilişkin 14.09.2007 tarihli tutanakta davacının imzasının bulunmadığı, davacının görev yaptığı icra takip dosyaları ile dava dosyalarında azlini gerektirecek bir nedenin saptanamaması nedeni ile davacının sözleşme gereği ücretlerini talep edebileceği, Mahkemece 02.08.2023 tarihli bilirkişi raporunun kısmen dikkate alındığı, akdi vekalet ücretinin üçe bölünmeden verilmesi gerektiği, buna göre davacı tarafın 192.315,00TL alacağının bulunduğu; aylık vekalet ücreti yönünden bozma ilamı içeriğine göre 135.145,75 TL alacağın bulunduğu, karşı yan vekalet ücreti ücreti yönünden ise taraflar arasında akdedilen Avukatlık sözleşmesinin 2. maddesi uyarınca mahkeme ve icra vekalet ücretlerinin avukatlara ait olduğu belirtilmekle davalıyı temsil eden avukat sayısına göre üçe bölünmesi gerektiğinden ve taleple bağlı kalınarak 64.105,33 TL alacağın olduğu; sözleşme içeriği, alınan bilirkişi raporları, dinlenen taraf ve tanık beyanları, yargılamada geçen uzun süre dikkate alınarak yasal şartları da bulunmadığından hakkaniyet indirimi yapılmasına yer olmadığı, davacının azledilmesi sürecinde kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan bir eylemi görülmemekle davacının manevi tazminat ve diğer taleplerinin şartları oluşmadığından reddinin gerektiği belirtilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; Mahkemenin gerekçesinin eksik ve yetersiz olduğunu, 02.08.2023 tarihli bilirkişi ek raporunun, daha önce aynı heyet tarafından sunulan raporla aynı olmasına rağmen önceki yargılamada hükme esas alınmayan raporun bu defa neden hükme esas alındığının açıklanmadığını, bozma ilamına uyulmasına rağmen görgüye dayalı tanık beyanlarının dikkate alınmadan ve toplantıda bulunmayan 2 tanığın beyanı gerekçede yazılarak karar verildiğini, tanık ...'nın Beyoğlu 2. İş Mahkemesinin 2008/413 Esas (17.09.2010 tarihli celse) sayılı dosyasında verdiği beyanınında davacının istifa ettiğini açıkça belirttiğini, somut olaya konu olan toplantıda istifa eden diğer iki avukatın dosyalarının kararlarının Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, bu kararların dikkate alınmadığını, vakfın davacıya güven duygusu zedelendiğinden istifa akabinde gönderilen azlin haklı bir azil olduğunu, davacının sorumluluklarının gereği olarak hesap verme yükümlülüğünü de yerine getirmediğini, azil haksız olsa dahi TBK'nın 408. Maddesi gereğince takdir edilecek aylık ve akdi vekalet ücretinden hakkaniyet çerçevesinde indirim uygulanması gerektiğini, müvekkili tarafından tahsil edilmeyen karşı taraf vekalet ücretlerinden vakfın sorumlu tutulmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, haksız azle dayalı sözleşmede kararlaştırılan aylık ücret, akdi ve karşı yan vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkindir. 1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere ve uyulmasına karar verilen bozma ilamındaki gerekçelere uygun karar verilmiş olmasına ve azlin olduğu haklı hususunun dosya kapsamı itibariyle ispatlanamadığının anlaşılmasına göre davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Bir davada Mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usuli işlem ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakka usule ilişkin kazanılmış hak denir. (Prof Baki Kara Hukuk Mahkemeleri Usulü Cilt V sayfa 4737) Usuli kazanılmış hakka ilişkin yasal bir düzenleme mevcut değilse de gerek doktrinde gerekse Yargıtay kararlarında bu husus kabul edilmiştir. Usuli Kazanılmış haklardan birisi de Yargıtay bozma ilamına uyulması ile oluşur. Yargıtay bozma ilamına uyulmakla artık bozma ilamında belirtilen şekilde işlem yapılması zorunluluk haline gelir. Mahkeme bozmaya uyma kararı ile bağlıdır. Bozma kararının gereklerini yerine getirmekle yükümlüdür. Mahkemece ilk kararda, aylık vekalet ücretinden %30 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak sonuca gidilmiş, kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine Dairemizce az yukarıda tarih ve sayısı anılan bozma ilamı ile tarafların sair temyiz itirazları reddedildikten sonra, azlin haklı olup olmadığı hususunun netleştirilmesi gerektiği ve akdi vekalet ücretine ilişkin alacak kalemi yönünden hesaplama yapılırken üçe bölünmemesi gerektiği belirtilerek kararın bozulduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, azlin haksız olduğu tespiti yapıldıktan sonra aylık ücrete ilişkin yapılan hükmedilen miktardan bu defa sözleşme içeriği, alınan bilirkişi raporları, dinlenen taraf ve tanık beyanları, yargılamada geçen uzun süre dikkate alınarak yasal şartları da bulunmadığı gerekçesiyle hakkaniyet indirimi yapılmadan karar verilmesi usulü kazanılmış hakka aykırı olup bozmayı gerektirir. Yine Mahkemece; ilk kararda hükmedilen akdi vekalet ücreti hesaplamasında; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 1. kısım, 4. bölümünde, Takip edilen dava, takip ve işlerde tarifeye göre hesaplanacak vekalet ücreti yıllık avukatlık ücretinin üzerinde olduğu takdirde aradaki eksik miktar avukata ayrıca ödenir hükmü gereğince hesaplanan toplam avukatlık ücretinden yıllık net aylık avukatlık ücretinin mahsubu yapılmak suretiyle bilirkişilerce hesaplanan miktara hükmedilmiş, bozma ilamına uyulması ile bu husus da davalı lehine usulü kazılmış hak oluşturmuştur. Ancak bozma ilamına uyan Mahkemece bu kez bilirkişilerce hesaplanan bu miktar düşülmeden akdi vekalet ücretine karar verilmiş olup, bu husus da usul ve kanuna aykırı olduğundan bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2.Temyiz olunan Mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.