Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/670 E., 2025/5370 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/670 E., 2025/5370 K. (15.09.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/670
Karar No
2025/5370
Karar Tarihi
15.09.2025

11. Hukuk Dairesi 2025/670 E. , 2025/5370 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/974 Esas, 2024/2069 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/218 E., 2021/10 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına tescilli 99/013370 numaralı, “..." markasının karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzeri olan 2013/02290 “...” markasının 05. sınıfta davalı adına tescilli olduğunu, taraf markaları kapsamındaki emtianın aynı olduğunu, davalı markasının tescil tarihinden itibaren beş yılı aşkın süredir kullanılmamasına rağmen sicilde yer almasının müvekkiline zarar verdiğini ileri sürerek 2013/02290 / ... markasının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 9 ve 26. maddeleri uyarınca iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; markalar arasındaki ortak ibare olan “...”nun ilaç sektöründe bir ilaç etken maddesi için kullanılan, ayırt edici niteliği bulunmayan bir kısaltma olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde “..." ibaresini içeren 100’ü aşkın sayıda marka başvurusu bulunduğunu, ilaç isminin, etken madde isminden türetilmesi halinde karıştırılma ihtimalinin zayıf olduğunu, markanın da zayıf marka olduğunu, taraf markaları arasında karışıklığa sebebiyet verecek bir benzerlik bulunmadığını, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, SMK'nın 9 ve 26. maddelerinin eldeki dava bakımından uygulanamayacağını, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (mülga 556 sayılı KHK) 14. maddesinin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiş olmasına göre SMK'nın kullanmamaya bağlı hükmünün 10.01.2017 tarihi itibarı ile ele alınması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın açıldığı tarih itibarıyla uyuşmazlığa SMK hükümlerinin uygulanacağı, SMK'nın 9. maddesi uyarınca tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceği, markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılmasının, markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılmasının ve markanın marka sahibinin izni ile kullanılmasının da marka sahibi tarafından kullanımı olarak kabul edileceği, SMK'nın 26. maddesi uyarınca kullanmama nedeni ile markanın iptali yetkisinin TÜRKPATENT'e ait olduğu, ancak bu hükmün SMK'nın 192/1.maddesi uyarınca kanunun yayım tarihinden itibaren 7 yıl sonra yürürlüğe gireceği, SMK'nın Geçici 4. maddesi uyarınca, 26. madde hükmü yürürlüğe girene kadar iptal yetkisinin, anılan maddedeki usul ve esaslara göre mahkemeler tarafından kullanılacağı, 26. maddenin yürürlüğe girdiği tarihte mahkemeler tarafından görülmekte olan iptal davalarının mahkemeler tarafından sonuçlandırılacağı, dolayısıyla kullanmama nedeniyle markanın iptaline ilişkin işbu davaya bakma görev ve yetkisi davanını açılma tarihi itibarıyla mahkemeye ait olduğu, SMK'nın markanın kullanım külfetine ilişkin 9. maddesinin hem geçmişte tescil edilen markalar için, hem de gelecekte tescil edilecek markalar için kullanma yükümlülüğü getirdiği, kullanmama nedenine dayalı iptal davası için hak düşürücü bir süre bulunmadığı, dava tarihinden geriye doğru tescil anına kadar beş yıllık sürenin dolmuş olması gerektiği, davanın süresinde olduğu, dava konusu markanın tescilli olduğu sınıflar yönünden kullanıldığını ispat yükünün davalıda olduğu, tarafların "...” ve “...” ilaç markaları oluşturulurken, her iki ilacın da etken maddesi olan “LEVONORGESTROL” maddesinin “...” bölümünün markalara eklendiği, “...” ibaresinin tek başına bir anlam ifade etmediği, 2013/02290 "..." ibareli markanın 5. sınıfta 08.01.2014 tarihinde davalı adına tescil edildiği ve davanın 05.09.2019 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibariyle markanın tescil tarihî üzerinden 5 yıl 7 ay 28 gün geçtiği, dava konusu markanın ciddi biçimde kullanıldığını gösterir herhangi bir delil sunulmadığı, bu nedenle SMK'nın 9, 26 ve Geçici 4. maddeleri uyarınca 2013/02290 - “...” markasının tescil edildiği 05. sınıfta iptal şartlarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile markayı kullanma yükümlülüğü ile marka sicilinin kullanılmayan markalardan arındırma, marka stoku ve ticaretini engelleme amacını güttüğü, aynı yükümlülüğün mülga 556 sayılı KHK’nın 14. maddesinde düzenlendiği, Anayasa Mahkemesi'nin 14.12.2016 tarihli ve 2016/148 - 189 sayılı kararıyla bu madde iptal edilmiş ise de, iptal kararının Resmî Gazete’de yayımlandığı 06.01.2017 tarihinden önce TBMM tarafından kabul edilen 22.12.2016 tarihli SMK’nın 9, 19, 25, 26 ve 27.maddelerinde, iptal ve def’i sebebi olarak düzenlendiği ve Resmî Gazete'de yayım tarihinin 10.01.2017 olduğu bu hali ile kanun koyucunun Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının öncesinde markayı kullanma yükümlülüğü konusunda iradesinin devam ettiği, önceden bilinmeyen bir yükümlülüğün ilk kez SMK ile getirilmiş olmadığı, davalının eski tarihli markası yönünden kullanma yükümlülüğü altında olduğu, buna göre SMK’nın yürürlük tarihinden önceki dönemi de kapsayacak şekilde markayı kullanma yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediğinin değerlendirilmesi gerektiği, somut olayda, davanın taraflarının ilaç sektöründe faaliyet gösterdiği, davacının 05. ve 42. sınıfta tescilli ... -“..." markasının sahibi olduğu, iptali istenen “...” markasının 05. sınıfta davalı adına tescilli olduğu, her iki markanın ilaç markası olduğu gözetildiğinde SMK'nın 26/2 hükmü uyarınca davacının faaliyet yürüttüğü sektörde kullanılmayan markanın iptalini talep etmekte hukuki yararı bulunan ilgili kişi konumunda bulunduğu, davalının iptali talep olunan dava konusu markasını, markanın işlevine uygun şekilde tescilli olduğu emtia sınıfında dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık sürede ciddi biçimde kullanıldığını gösterir herhangi bir delil sunulmadığından davalı tarafından kullanımın ispatlanmadığı, iptal talebinin kabulü için talepte bulunana ait marka ile davalı markası arasında iltibas tehlikesinin bulunmasının bir ön koşul veya gereklilik olmadığı, mahkemece SMK'nın 9, 26. maddeleri uyarınca kullanım ispatı sunulmayan 2013/02290 “...” markasının tescil edildiği 05. sınıfta iptaline yönelik kurulan hükümde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, kullanmama sebebi ile marka iptali talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı davalıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 15.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı